box-ebook

Doğru zamanda, doğru bir tonla yapılan, içi dolu, tarafsız bir geri bildirim, değişim ve dönüşüm sağlar.

Kendimizi iyi anlatmanın ve karşımızdakini ikna etmenin en etkili yollarından biri metaforlarla konuşmaktır.

İster bir ülkeyi ister bir şirketi yönetsin, liderin esas görevi, yönettiği topluluğun önündeki engelleri kaldırmaktır.

Para, bizim başkaları için harcadığımız zamanın ve kattığımız değerin karşılığıdır.

İşler yolunda giderken değil belirsizliğin arttığı dönemlerde lider arayışına gireriz. O yüzden liderler değişim dönemlerinde ortaya çıkar.

Metafor yapmak sihir yapmak gibidir.

Çoğu insan şirketlerin amacının kâr etmek olduğunu düşünür. Oysa şirketlerin amacı, insanlara fayda sağlayacak ürün ve hizmetler üretmektir.

Teknoloji, sadece yeni ürünler ve yeni iş modelleri geliştirmekle kalmaz, aynı zamanda yeni bir kültür de yaratır.

Şirketlerin de insanlar gibi varoluş amaçlarını keşfedip, bütün ilişkilerini bu amacı gerçekleştirmek için yönetmeleri gerekir.

Bir şirketi gerçek manada şeffaflaştırmak için karar alma sürecine katılan insan çeşitliliğini ve sayısını artırmak gerekir.

Kâr iyi ve doğru yapılan bir işin ödülüdür.

Müşteri olmayanlara odaklanmak, sadece şirketi değil bütün sektörü büyütecek bir girişimdir.

Eski iş yapma anlayışlarını terk edip, kendimize sakladığımız bilgileri de “kalabalıklarla” paylaşma cesaretini göstermeliyiz.

Bugün birçok şirket, stratejilerini ve inovasyonu açık kaynaklardan beslenerek geniş katılımla yapıyor.

Bir markanın bir lider tarafından temsil edilmesi bizim o markayı daha insani görmemizi sağlar ve bizi markaya yakınlaştırır.

Birçok sosyal bilimcinin de değindiği gibi günümüz toplumunda insanların sosyal zekaları yani birbirleriyle ilişki kurma becerileri, sahip oldukları IQ’dan daha önemli.

İnsanın motivasyonlarını anlamak ve bu ihtiyaçları tatmin etmek pazarlamanın özüdür, temelidir.

Hayatı anlamlı kılan, onu nasıl yaşadığımızdır. Nasıl bir hayat yaşadığımız ise amaçlarımızla doğru orantılıdır.

İnsanları etkilemenin ve harekete geçirmenin en kısa yolu, öykü anlatmaktır.

Kendi fotoğraflarımızı severiz; çünkü “ölümsüz” olmak isteriz.

Markaların sundukları deneyimin taktiksel bir göz boyama olmaması; aksine tüketicilerin yaşayacakları deneyimin markaya özgü, gerçek bir deneyim olması gerekiyor.

İçine girdiğimiz mekânların ruhu vardır.

Daha iyi karar alabilmemiz için, bilgi yığınlarına değil, bilgilerin arasına gizlenmiş bilgeliğe ihtiyacımız var.

Dünyada hiçbir insan kendisini güzel-yakışıklı gösteren bir fotoğrafa duyarsız kalamaz.

Danışmanın görevi danışmanlık yaptığı kişi ya da kurumun “aklını çoğaltmaktır.”

Bugünün markalarının tüketicilerine gösterdikleri ilgiyi, kendi çalışanlarına, tedarikçilerine ve dağıtıcılarına da göstermeleri gerekiyor.

Geri bildirimde bulunmak insan ilişkilerinin tutkalıdır.

Toplumu ilgilendiren konularda karar vericilerin sayısını ne kadar azalırsa hatalı karar verme ihtimalini o kadar artar.

Bu zamanın markalarının önce sağlam bir marka felsefesi, bir “var oluş nedeni” olması gerekiyor.

Gerçek lider, başarısızlığın psikolojisini çok iyi bilen ve çalışanları yetkilendirirken onları başarısızlık korkusundan arındıran liderdir.

Belirsiz koşullar altında, “esnek” “yenilikçi” ve “sürekli öğrenen” şirket olmanın, başarıyı belirleyen temel özellikler olduğuna inanıyorum.

Bir insan karşısındakini ikna etmek istiyorsa kullanabileceği en etkili yöntem öykü anlatmaktır; çünkü öyküler mantığın duvarlarını kolayca aşar.

Karşımıza çıkan bütün sorunlara ve fırsatlara bir tasarımcı gibi yaklaşmak yeni bir dünya görüşünü hayata geçirmek demektir.

Yaratıcı fikirlerin biz onları ararken değil, aksine aramayı bırakıp aylaklık yaparken çıkıp gelmesi tesadüf değildir.

Bugünün tüketicisi yalın ama zekice tasarlanmış ürünler istiyor.

Hayatın kuralı; başarı, içten gelen bir disiplinle çalışanlara gider.

İş dünyası hala tüketicilerin rasyonel davrandıklarını düşünüyor ve bu nedenle her yıl milyarlarca lira reklam ve yeni ürün çabaları olarak sokağa atılıyor.

Bir şehri marka yapmak, geri dönüşü en yüksek yatırımlardan biridir.

Sorgulayan bir zihne, eleştirel bir bakışa sahip olmak bir hazinedir.

Yalın düşünce anlayışında, bir ürün ya da hizmetin kullanıcısına fayda sağlamayan her özelliği israftır.

Cool olmanın kökeninde, egemen gücün baskısına kayıtsız kalarak direnme vardır.

Bir şehrin marka olması için o şehrin yöneticilerinin ve halkının aynı fikir etrafında birleşip bu fikre sahip çıkmaları, bu fikri her gün yaşatmaları gerekir.

Resmin tamamını göremeyenlerin inisiyatif kullanması mümkün değildir.

Liderlik bazen, daha önce kimsenin gitmediği yoldan gitmeyi gerektirir. Bugün ismini tarihe yazdırmış bütün liderler kendilerinden önce hiç kimsenin yapmadığını yapmış olan insanlardır.

Bir şirket hem müşterilerinin hem de çalışanların gönüllerini kazandığında marka elçileri yaratabilir.

Bir liderin birinci görevi, çalışanların tümünün kendilerini işe vererek, işbirliği içinde üretken ve verimli olmalarını sağlamaktır.

Sorumluluk üstlenme, kişiye kendi hayatının kontrolünü verir.

Semboller “şeylerin” kendisinden daha derin anlamlar taşır.

Bugünün organizasyonlarında her kademede daha çok kişinin liderlik yapması gerekiyor.

Eğer bir şeyi seviyorsak bizim için değerlidir. İşimiz de buna dâhil.

Bize bir keşif duygusu yaşatan deneyimler hoşumuza gider, alışveriş bize bu deneyimi yaşatır.

Tasarım, hayatı daha zeki ve yaratıcı bir biçimde yaşamaktır.

Başarılı olmuş insanların hayat öyküleri, yüksek bir iç disiplinle, zorlukların üstesinden nasıl geldiklerinin öyküsüdür.

Şirketlerin her çalışanını iş gücünden öte insan olarak görmesi ve bu insanın hayatta aradığı anlamı bulacağı iş ortamı yaratması gerekir.

Marka yönetmek, ürün ve hizmet sunmanın yanı sıra bir fikir etrafında “anlam dünyası” yönetmektir.

İnsanın Özgür İradesi Yeteneklerinden Değerlidir

Marka yönetmek, insanların kimlik inşasına destek olmak demektir.

Daha çok dayatma yerine herkesin parçası olmaktan mutlu olacağı ve anlam bulacağı ortamlar yaratmalıyız.

Hata yapma oranı yüksek şirketler daha çok inovasyon yapıyorlar çünkü çok hata demek çok denemiş olmak demektir.

Hiçbir marka dünkü başarısı üzerine yarını garanti altına alma lüksüne sahip değil.

Kimliklerimiz, içinde yaşadığımız toplumun kültüründen etkilenerek şekillenir.

Konusunun uzmanı olan bir danışmanın vereceği “iyi bir fikir” gerçekten fark yaratır ve paha biçilmezdir.

Markaların tüketicilerle kurdukları bağ, yarattıkları deneyimin derinliğiyle ilgilidir.

Karakter bütünlüğü yoksa hayatın zor sınavlarını aşmak mümkün değildir.

Eğer marka müşterinin beklediği performansı gösteremiyorsa yapacağı hiçbir “numara” işe yaramaz.

Başarılı markalar, kendi özgün hikayelerini iyi anlatan markalardır.

Daha çok kontrol yerine daha çok katılım ve gönüllülük üzerine kurulu düzenler kurmalıyız.

İnsanların hayatlarını kolaylaştıracak teklifler sunmak pazarlamanın ta kendisidir.

Danışmanlığın özü, bir kişiye ya da bir kuruma “doğru karar” aldırtacak “iyi bir fikir” vermektir.

“Teşekkür ederim” ve “Özür dilerim.” sözleri doğru zamanda, içtenlikle kullanıldığında ilişkilerde sihir etkisi yapar.

Liderin birlikte çalıştığı kişilerle kurduğu duygusal bağ, çalışanların zor durumlarda dayanışma içine girmelerini sağlayan en önemli etkendir.

Gurur duyulacak işler yapmak para kazanmaktan daha önemlidir.

Tevazu sahibi olmak için ruhen olgunlaşmak gerekir…

Ben sadece çalıştığımız kurumlarda değil bireysel hayatlarımızda da şeffaflaşmanın omuzlarımızdaki yükü azaltacağına ve bizi daha sahici kılacağına inanıyorum.

Lider, insanlara vizyon, ilham veren; insanları harekete geçiren kişidir.

İtibar, mantıksal gerekçeleri olan ama özünde duygusal bağ yaratan bir değerdir.

Strateji geliştirme işinin daha esnek, daha özgür, daha yaratıcı ve daha dinamik bir süreç haline gelmesini önemli buluyorum.

Bir lüks markasını yönetmek, “ayrıcalık dünyasını” yönetmektir.

İş hayatı; karşımızdakini anlamak üzerine kurulu bir dünyadır. Anlamadan ne satmak mümkündür ne yönetmek.

Lider, önderlik ettiği kişilerdeki en iyi ve en güçlü tarafı ortaya çıkarabilme yeteneğine sahiptir.

Şirketler kriz dönemlerinde acil tasarruf önlemleri alır. Oysa şirketler zor zamanlarında değil, refah dönemlerinde tasarruf etmelidir.

Kendisinin ne hissettiğini bilmeyen insanlar, çevresindekilerin ne hissettiğini hiç bilmezler.

Bir iş yerini, insanların her gün hevesle çalışacakları bir yer yapmak ve bu ortama yetenekli insanları çekmek, her liderin en önemli görevidir.

Narsist liderlerin kısa süreli başarılarının sebebi, şişik egoları ve taşkın özgüvenleridir.

İnsanın işinde mutlu olması, paradan da prestijden de daha önemlidir.

Marka geleceği öngörmeli ve geleceği sahiplenmelidir.

Pazarlama iletişimini, şirketin otoriter tavrından çıkartıp, monologdan diyaloga geçirmek gerekir.

Özür Dilemek De Teşekkür Etmek De İnsanı Yüceltir.

Her iyi marka büyük bir fikirdir ve marka yönetmek, aslında anlam yönetmektir.

Eğer başarılı olursak, “Nasıl başarılı oldun?” diye soranlara verilecek en ahlaklı , aynı zamanda en zarif, cevap, ” Ben çok şanslıydım.” olmalıdır.

İyi bir öykü, iyi anlatıldığında sizi şaşırtacak kadar güçlü bir etkiye sahiptir.

Danışmanlığın faydalı olabilmesi için “başkasının aklından yararlanma aklına” sahip insanlara ihtiyaç var.

Marka tüketiciyle birlikte yaratılan bir anlamdır.

Tüketici eğlenmek, uyarılmak, kalbine dokunulmak ister…

Sanıldığının aksine başarılı insanlar en zekiler arasından değil hayata en sıkı tutunanlar arasından çıkıyor.

Etik değerlerden yoksun ve ilkeleri olmayan liderler, sahip oldukları gücü kendi çıkarları için kullanırlar.

Şeffaflık kendine güvenin yansımasıdır. Bir insan ya da bir kurum kendine ne kadar güvenirse o kadar şeffaf olur.

Başarılı insanların ortak noktalarına baktığımda yeteneklerinden çok kararlılıklarını görüyorum.

Danışmanın görevi danışmanlık yaptığı kişi ya da kurumun “aklını çoğaltmaktır.”

This is a unique website which will require a more modern browser to work!

Please upgrade today!