Tags Posts tagged with "rekabetçilik"

rekabetçilik

3 14678

İktisat tarihçisi Niall Ferguson’a göre bir toplum, çalışmayı ve üretmeyi yüceltirse, bilimsel düşünceye değer verirse, hukukun üstünlüğünü sağlar ve vatandaşlarına adil bir rekabet ortamı yaratırsa, ileri medeniyet seviyesine ulaşabilir. Ferguson’a göre, gelişmiş toplumları diğerlerinden ayıran altı özellik vardır:

1. Herkesin adil bir şekilde yarışmasını sağlayacak kurallar koyup, en iyi olanın kazanacağı bir ortam yaratmak. (Rekabetçilik)

2. Bilimin üstünlüğünü sağlamak. (Bilim)

3. Hukukun üstünlüğü ve mülkiyet haklarını güvence altın almak. (Hukuk)

4. Tüketimin önüne sınır koymayarak, ekonominin büyümesini ve toplumsal refahın artmasını sağlamak. (Tüketim Kültürü)

5. Çalışma kültürü ve iş ahlakını yerleştirmek. (İş Ahlakı)

6. İnsanların fiziksel ve ruhsal sağlıklarını güvence altına almak.  (Modern Tıp)

Türkiye Medeniyet Düzeyine Nasıl Ulaşır?

Çetin Altan, Neil Ferguson’un yazdıklarının hepsini, uzun yıllar süren gazetecilik hayatında dile getirmiş bir yazardı. Çetin Altan’a göre, bir toplumun ilerlemesinin, gelişmesinin, refah toplumu olmasının altındaki nedenler şunlardı:

cetinaltan1

1. Bir toplumda üretim düşükse, gelişmiş ve örgütlenmiş meslek grupları yoksa; ekonomik kaynaklar siyasetçilerle bürokratların denetimindeyse, insanlar birey değil, devletten geçinen kapı kulu olurlar. (Rekabetçilik)

2. Bilim toplumların ilerlemesini sağladı, kol gücünün önemi azaldı, hamasete dayalı siyaset ortalıktan silindi. Cengâver yiğitliklerin yerini, bilgisiyle iş yapan insanlar, üstün teknolojiyle donanmış şirketler ve devlet kurumları aldı. (Bilim)

3. Bugün güçlü bir toplum, iki temel direk üzerine durur: Hukuk ve ekonomi. Saydamlık ve hukuk yoksa, adam kayırmalar, kapalı kapılar ardında iş çevirmeler ve kokuşmuşluk her yere siner. (Hukuk)

4. Her insan, konforlu bir hayat yaşamak ister. Yaşam kalitesi demek, lüks tüketim demek değildir; aksine insanın kullandığı diş macunundan yediği peynire kadar gündelik gereksinimlerini iyi bir kalite düzeyinde karşılamasıyla ilgilidir. (Tüketim kültürü)

5. İnsanın yaptığı işle bütünleşmesi, mutluluk kaynağıdır. İnsanın yaptığı işten aldığı zevk, o işten kazandığı parayı harcarken aldığı zevkten daha büyükse, o zaman o insan iyi bir hayat yaşıyor demektir. İnsan bir meslek sahibi olup, mesleğiyle bütünleştiği takdirde hem mutlu hem başarılı olur. Asıl olan, değerli bir insan olabilmektir; önemli birisi olmak, gelip geçici bir durumdur. Ama maalesef Türkiye’de insanlar değerli olmaktan çok önemli olmak istiyorlar. Bizim ülkemizde önemliler, değerlilerden daha üstün görülüyor. (Çalışma kültürü)

6. Ölmeden önceki hayatın kalitesini yükseltmek isteyen Batı toplumlarıyla, öldükten sonra ödüllendirmeyi yücelten üçüncü dünya ülkelerinin arasındaki dengesizliği gidermek gerekir. (Tıp)

Çetin Altan, ömrü boyunca insanın ve toplumların ilerlemesini savundu. İnsanın, elindeki imkanlarla en iyisini yapması gerektiğine inandı. Kendisine bir röportajda iyi yaşamak nedir diye sorulduğunda, “İyi yaşamak zamanı olanaklar çerçevesinde en unutulmaz bir tat içinde değerlendirmektir.” demişti.

cetinaltan2

Çetin Altan, evrensel değerlere sahip çıktı. Ona göre eğitimde, teknolojide, yaşam standartlarında, demokraside, hukukta ve estetikte evrensel ölçüleri yakalamadan refah toplumu olmak mümkün değildi.

Çetin Altan’ a göre, estetik değerlerde evrensel ölçütleri yakalamak da, en az hukukta, ekonomide, eğitimde, sağlıkta yüksek standart tutturmak kadar önemliydi.  Ona göre, kentlerin estetiği, bireylerin iç güzelliğinin yansımasıydı. Ahlakın güzellikle yakından ilintili olduğunu düşünürdü. İçleri güzel olmayan insanların, yaşadıkları mekanları da güzelleştiremeyeceklerini savunurdu. Altan’a göre çirkinliğin nedeni sadece fakirlik değildi; çünkü tek odalı bir evin masasında bile, bir su bardağına üç beş kır çiçeği koymak için insanın paraya ihtiyacı olmadığını düşünürdü.

Çetin Altan, bizim neslimize dünyalı olmayı öğretti. Ondan evrensel değerlere sahip olmayı, tarihin nereye doğru aktığını öğrendik. Belki de bunların hepsinden daha önemlisi, hayatın bir mucize olduğunu ve bu mucizeyi yaşamak için hangi koşulda olursa olsun hep iyimser olmayı yani “enseyi karartmamak” gerektiğini öğrendik.

Çetin Altan sadece bir yazar ya da gazeteci değil bir düşünürdü. Çetin Altan’ın evrensel düşünceleri hep yaşayacak.


KONUYLA İLGİLİ KİTAP ÖNERİLERİ

KONUYLA İLGİLİ MAKALE ve LİNKLER

  1. Sedef Kabaş-Çetin Altan, Evrensellik Ropörtajı, Video, Duayen
    https://www.youtube.com/watch?v=wo-Xs4_FCgU

  2. Sedef Kabaş-Çetin Altan, Evrensellik Ropörtajı, Video, Portreler
    https://www.youtube.com/watch?v=T8ijmePuH6Q

  3. Bir Yudum İnsan Belgesel Serisi Çetin Altan
    https://www.youtube.com/watch?v=jYr5t4NB0DM

  4. Özlem Gürses Çetin Altan Ropörtajı-20. Saat Haber Türk
    https://www.youtube.com/watch?v=jyL9nEevvow

  5. Eski Hamaset Öyküleri, Milliyet, 06.03.2013
    http://www.milliyet.com.tr/eski-hamaset-oykuleri/gundem/gundemyazardetay/06.03.2013/1676808/default.htm

  6. Bir Tılsımı Vardır Hayatın, Milliyet, 05.09.2012
    http://www.milliyet.com.tr/bir-tilsimi-vardir-hayatin/gundem/gundemyazardetay/05.09.2012/1591394/default.htm

  7. Değişim ve Türkiye, Milliyet, 07.01.2015
    http://www.milliyet.com.tr/degisim-ve-turkiye/gundem/ydetay/1995129/default.htm

  8. Yoksul Doğu\'nun, Zengin Batı\'ya Öfkesi, Milliyet, 10.02.2006
    http://www.milliyet.com.tr/yoksul-dogu-nun--zengin-bati-ya-ofkesi---/cetin-altan/yasam/yazardetayarsiv/25.08.2010/145652/default.htm

  9. Ahlak ve Estetik, Milliyet, 04.06.2014
    http://www.milliyet.com.tr/ahlak-ve-estetik/gundem/ydetay/1892293/default.htm

  10. Sanat ve Zevk, Milliyet, 15.01.2015
    http://www.milliyet.com.tr/sanat-ve-zevk/gundem/ydetay/1998771/default.htm

5 6817

Sizin şirketinizde de kendi başına buyruk bölümler, “biz-siz” ayrımı yapan çalışanlar hatta bu bölünmeyi körükleyen yöneticiler var mı? Üst yönetimin,  bazı bölümlere ayrıcalıklı davrandığını düşünüyor musunuz? Tepe yöneticinin bile söz geçiremediği ya da tepe yöneticiyi bile yönlendiren bölümler var mı?

Bugün Türkiye’deki şirketlerin çoğunda maalesef bu bölünme var. Bu şirketlerde, ortak hedefe ulaşmak için tek vücut olarak çalışması gereken bölümler,  kendi hedeflerine öncelik verirler. Bir hata, bir yanlışlık olduğunda, suçu başkalarına atarak, kendilerini olaydan soyutlarlar.  Şirketi bir bütün olarak değil, birbirinden bağımsız kaleler olarak görürler.

Şirketler büyüdükçe, bölümler arasındaki görünmez duvarlar da yükselir. Her bölümde farklı değerler, öncelikler ve farklı bir kültür oluşur.  Her bölümün çalışanı, şirketten çok kendi bölümündeki arkadaşlarına ve yöneticilerine güvenip, onlara bağlılık duymaya başlar. Diğer bölümlerdeki çalışanları, rakip hatta düşman gibi gördükçe, her bölüm, kendi içine daha çok kapanır. Bunun sonunda da çalışanlar, kendi bölümlerinde kendilerini “evlerinde” hissederken başka bölümlerle iletişim kurarken kendilerini “yabancı” hissederler.

2

Bölünmüş yapılar halinde çalışan şirketlerin öncelikleri, şirketin içindeki rekabet ve çekişmeler olduğu için, bu şirketler dışarıya odaklanamazlar. Kendi içlerine kapandıkları için, dış dünyadaki fırsatları ve tehditleri göremez olurlar.

Bölünmüş şirketlerde, bir yeniliği hayata geçirmek çok zordur. Her yenilik ve her değişim, bir bölümün gücünü azaltıp, bir başkasının gücünü artırma ihtimali taşıdığından, karar almak ve alınan kararları uygulamak çok zorlaşır.  Sistem değişime ve yeniliğe direnç gösterir; çünkü bölümler şirketin başarısı yerine kendi güçlerini korumayı hedefler.

Herkesin bildiği gibi, hasatta elde edilen ürünü saklamak için inşa edilen yüksek ve silindirik yapılara, silo denir. Silolar, ürünleri çevre koşullarından korumak için yapılır. Nasıl bu silolardaki ürünlere, dışarıdan herhangi bir ürünün ya da başka bir maddenin karışması mümkün değilse, silolara ayrılmış şirketlerde de, bölümlerin içine “yabancılar giremez”.  Her bölümün çalışanları, diğer bölümlerdeki insanlara kapalı bir hayat yaşarlar. Bölümlerin, adeta bağımsız birer beylik gibi çalıştığı şirketlere, “silolara bölünmüş” şirket benzetmesinin yapılması bu nedenledir.

Alvin Toffler, herkesin ortak bir amaca yöneldiği şirketlerde siloların oluşmayacağını savunur. Bu şirketlerde öncelik, şirketin tamamının katkı yaptığı projelerdedir. Bu şirketlerde herhangi bir projeye başlamadan önce, ilgili herkes kendi görüşünü özgürce ifade eder; ama bir kere karar alındıktan sonra artık bu karar, bütün şirketin sahiplendiği bir karar olur. Tartışmalar sırasında hangi görüşü ileri sürmüş olursa olsun, herkes bu karar doğrultusunda hareket eder. Kimse, “Ben zaten bu kararı desteklememiştim, bu nedenle bu kararın gereklerini yapmıyorum.” demez.

Bu anlayış, şeffaflığı, sorumluluk almayı, takım ruhuyla çalışmayı, dayanışmayı, hatalardan ders almayı yücelten bir kültür oluşturur. Tek bir vücut halinde çalışan, yenilikçi ve rekabetçi şirketler böyle çalışan şirketlerdir.

Bugün internet sayesinde, dünyanın farklı noktalarındaki insanlar, bir fikir veya bir ürün üzerinde ortak çalışmalar yapıp, inovasyon yapıyorlar. Bu insanların hiçbiri kendi içlerine kapalı yaşamıyorlar; aksine ayrı kıtalarda bile yaşasalar, birbirlerine destek olup, birbirlerini tamamlayarak, büyük bir paylaşma şevkiyle işbirliği yapıyorlar.

Birbirlerinden binlerce kilometre uzaklıktaki bu insanların başardığı işbirliğini, aynı çatı altında, yan yana odalarda çalışan insanların başaramamasının altındaki tek neden, maalesef çarpık bir çalışma anlayışı ve bu anlayışa göz yuman yönetimlerdir.

1

Bir şirkette siloların oluşmasını önlemek ya da var olan siloları yıkmak için yapılması gerekenler şunlardır:

  1. Bütün çalışanların sahipleneceği ve ilham alacağı ortak bir vizyon ve misyona sahip olmak.
  2. Herkesin katkıda bulunacağı ve bireysel katkıların tarif edildiği ortak hedefler koymak.
  3. Şirketteki önemli işleri, farklı bölümlerden insanların oluşturdukları proje takımlarına yaptırmak.
  4. Herhangi bir sorun çıktığında, ilgili herkesi bilgilendirip sorunu, onların katkısıyla çözmek.
  5. Şirket içi formaliteleri ve hiyerarşiyi kaldırmak, herkesin herkesle konuşmasının, paylaşmasının yollarını açmak.
  6. Şeffaf bir anlayışla insanların bilgiye ulaşmalarını sağlamak.
  7. Şirket içi farklı departmanlarda çalışan insanların günlük iş akışında doğallıkla karşılaşacakları, birlikte zaman geçirecekleri, sohbet edebilecekleri mekânlar yaratmak.
  8. Çalışanları belirli aralıklarla farklı departmanlarda görevlendirmek.
  9. Herkesin büyük resmi göreceği, inisiyatif alacağı ve hatalardan ders alacağı bir yönetim anlayışı benimsemek.
  10. Misyon ve değerlere dayalı bir şirket kültürüne sahip olmanın önemini sürekli gündemde tutmak, bu anlayışa yatırım yapmak.

Bir şirketin içinde siloların oluşması, şirketin sahip olduğu potansiyelden mahrum kalması demektir. Ayrıca, parçalara bölünmüş bir şirkette çalışmak, son derece tatsız bir durumdur; soğuk, mesafeli, içten olmayan, hasmane ilişkiler, çalışanların motivasyonunu düşürür. İnsanların verimi azalır, şirketin kaynakları boş yere harcanır. Şirketin performansı düşer, şirket rekabetin gerisinde kalır.

Silolara bölünmüş bir şirketi, bir günde tek vücut haline getirmek mümkün değildir elbette ama kararlılık gösteren her yönetim, önünde sonunda siloları yıkıp, bütün bölümlerinin işbirliği yapacağı bir anlayışı hakim kılabilir.

Bunu başaran her şirket, bütün paydaşlarına daha fazla değer yaratır, herkesin daha çok kazanacağı bir şirket yaratır.


KONUYLA İLGİLİ KİTAP ÖNERİLERİ

KONUYLA İLGİLİ MAKALE ve LİNKLER

  1. Jacque Vilet, “Five Steps to Break Out of Your Organization’s Business Silo Mentality”
    http://www.tlnt.com/2012/07/16/five-steps-to-break-out-of-your-organizations-business-silo-mentality/

  2. Megan Rozo, “The Silo Mentality: How To Break Down The Barriers”
    http://www.forbes.com/sites/brentgleeson/2013/10/02/the-silo-mentality-how-to-break-down-the-barriers/

  3. Neil Smith, “To Build Your Business, Smash Your Silos”
    http://www.fastcompany.com/1839317/build-your-business-smash-your-silos

  4. Evan Rosen, \"Smashing Silos\"
    http://www.businessweek.com/managing/content/feb2010/ca2010025_358633.htm

  5. Vijay Govindarajan, “The First Two Steps Toward Breaking Down Silos in Your Organization”, HBR
    https://hbr.org/2011/08/the-first-two-steps-toward-breaking-down-silos/

  6. Rsaria Hawkins, Valeria Ryder “Breaking Down Silos”
    http://takechargeinc.com/wp-content/uploads/2013/05/Breaking-Down-Silos.pdf

  7. Kevin Wilhelm, “Breaking Down Silos and Coordinating across Departments”
    http://www.ftpress.com/articles/article.aspx?p=2137184&seqNum=5

  8. Silos Impede Innovation – So Break Them
    http://www.destination-innovation.com/articles/silos-impede-innovation-so-break-them/

  9. Leadership Tips for Cross-Silo Success
    http://www.forbes.com/sites/johnkotter/2013/04/15/leadership-tips-for-cross-silo-success/

  10. Torben Rick, Organizational Change Require Breaking Down Silos
    http://www.torbenrick.eu/blog/change-management/change-require-breaking-down-silos/

  11. Vipin; Thomas Six Reasons to Break Out of Your Organization’s Silos
    http://blog.mangoapps.com/break-organization-silos/

  12. “Don’t We Work for the Same Company?”
    http://teambuildersplus.com/blog/team-building/functional-silos

15 10627

Dünyadaki bütün servetin yaklaşık % 70’i, dünya nüfusunun %20’sini oluşturan Batı toplumlarının elinde. Oysa çok değil bundan dört yüz elli sene önce, 1550’lerde Kanuni Sultan Süleyman’ın Osmanlı İmparatorluğu, dünya servetinin önemli bir bölümünü elinde tutuyordu.

Batı toplumları neden ilerledi? Neden dünyanın geri kalan ülkeleri aynı ilerlemeyi gösteremedi. Batı toplumları, az gelişmiş toplumları sömürdükleri için mi refah toplumu oldular? Eğer bu doğruysa, neden emperyalist bir devlet olan Osmanlı İmparatorluğu benzer bir ilerleme gösteremedi?

Peki sizce bir toplumun ilerlemesinin, gelişmesinin, refah toplumu olmasının altındaki nedenler nedir?

Bazı bilim adamları toplumların gelişmesini coğrafi nedenlerle bağlarlar. İklim, ırk gibi özellikler nedeniyle bazı toplumların ilerlediklerini, bazılarının geri kaldığını söylerler. Eğer bu teori doğru olsaydı, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ayrılan Batı Almanya ve Doğu Almanya’nın aynı ilerlemeyi göstermesi gerekirdi. Oysa birbirleriyle tıpa tıp aynı özelliklere sahip bu iki toplum, ayrıldıktan kırk beş yıl sonra birbirleriyle kıyaslanmayacak kadar farklı refah seviyelerine ulaşmışlardır. Batı Almanya dünyanın en ileri medeniyetlerinden birini yaratırken, Doğu Almanya eğitim ve sağlık alanları dışında vatandaşlarına kayda değer bir ekonomik refah sağlayamamıştır.

Sadece Doğu ve Batı Almanya değil, Güney ve Kuzey Kore örneği de, toplumların zenginliğini, iklim, dil, din, ırk gibi özelliklerle açıklamanın mümkün olmadığını kanıtlar. Bazı dinlerin ya da bazı ırkların medeniyet oluşturduğu, bazılarının gelişemediği teorilerinin bilimsel bir dayanağı yoktur.

Sanılanın aksine, toplumların ilerlemesinin ve medeniyetler inşa etmelerinin altındaki neden demokrasi de değildir. Batı medeniyetlerine demokrasi daha dün diyeceğimiz kadar kısa bir süre önce gelmiştir. Batı toplumları demokrasi gelmeden çok daha önce medeni toplumlar olmuşlardır.

1

Peki,  bir toplumu medeni yapan nedir? Neden Avrupa ve Amerika bu kadar hızlı ilerlerken Osmanlı İmparatorluğu, Çin İmparatorluğu ya da 20.yüzyılın başında kurulan ve devasa bir güç haline gelen Sovyetler Birliği, refah seviyelerini yükseltememişlerdir? Neden Batı ilerlemiş de, diğer toplumlar gelişmişlik ve yaşam kalitesi olarak yerinde saymıştır?

İktisat tarihçisi Niall Ferguson, refah toplumlarıyla geri kalmış toplumlar arasında farkların din, dil, ırk, demokrasi, coğrafya gibi etmenlerden değil, zihniyetten ve bu zihniyetin hayata geçirdiği çok önemli bazı uygulamalardan kaynaklandığını söyler.

Niall Ferguson, Batı toplumlarının gelişip ekonomik refah ve hayat standartlarını yükseltmelerini, altı özellikle açıklar. Bu altı özelliğin hepsinin bir arada var olması,  toplumun uygar olmasını sağlar ama bir tanesinin bile eksik olması, o toplumun medeniyetten uzaklaşmasına yeter.

1. Rekabetçilik: Bir toplum, bireylerin, şirketlerin ve kurumların adil bir şekilde yarışmasını sağlayacak kurallar koyup en iyi olanın kazanacağı bir ortam yaratırsa, o toplum ilerler ve bireylerine refah sağlar. Tersine, eğer bir toplum, yarışma ortamını kaldırıp ülkeyi yönetenlere yakın olanları teşvik ederse, toplum geriler ve fakirlik hakim olur. Bir toplumda rekabet kültürünün yerleşmesi, en iyi olanın kazanacağına herkesin inanması, o toplumun ilerlemesini sağlar. Serbest yarışma ve serbest rekabet ortamı, o ülkenin hem gelişmesini hem de ülkenin kaynaklarını bireylere en adaletli dağılmasını sağlar.

Bizim topraklarda ve genel olarak Orta Doğu’da, iyi olandan çok, yönetenlere yakın olan kazanır.  Ama sonuçta kazanan bir avuç insan olur ve refah topluma yayılamaz.

2. Bilimin üstünlüğü: Matbaanın icadından 18.yüzyılın sonuna kadar süren Aydınlanma çağında Batı toplumları, matematik, fizik, kimya, biyoloji ve astronomide büyük ilerlemeler kaydettiler. Daha önce Doğu’nun tekelinde olan Bilim,  Avrupa’da gelişmeye başladı. Mühendislik bilimleri ve genel olarak pozitif bilimler Batı’nın ilerlemesine çok önemli katkı yaptı.

Aynı dönemde Osmanlı İmparatorluğu Avrupa’nın yanı başındayken kendisini, bütün bu bilimsel gelişmelere kapalı tuttu. Matbaa, Osmanlı topraklarına 50 sene sonra geldi. Bilimsel devrimleri ıskalamak önce Osmanlı’ya sonra da Osmanlı’nın devamı olan Türkiye’ye çok büyük kayıplar yaşattı. Batı, Aydınlanma çağıyla başlayan dönemde akılcılığı yüceltirken bizim gibi toplumlar akılcılıktan uzaklaştı ve medeniyetin gerisinde kaldı.

3. Hukukun üstünlüğü ve mülkiyet hakları: Batı toplumları kanun ve kurallar koyup bunlara istisnasız herkesin uymasını sağladıkları için ilerlediler. Geri kalmış toplumlarda ise imtiyazlı olanlar, rütbesi olanlar, zengin olanlar kanunlar önünde eşit değil, üstün oldular.  Geri kalmış toplumlarda, polis ve mahkemeler, insanların sosyal statülerine göre farklı davrandı; bu toplumlar adaleti bir türlü tesis edemediler.

Geri kalmış ülkelerde kurallar, yönetmelikler hatta kanunlar adamına göre uygulanır. “Muz Cumhuriyeti” sadece güney Amerika’daki bazı toplumlar için değil, bütün geri kalmış toplumlar için kullanılan bir deyimdir. Haklı olanın değil güçlü olanın kazanması, medeniyet projesinin tam tersidir; antitezidir. Adaleti ortadan kaldırmak, adaleti adamına göre tesis etmek, bir toplumun dengesini bozan en önemli unsurdur. Hukukun üstünlüğünün hakim olmadığı, adaletin sağlanmadığı toplumlar ilerleyemezler.

Batı toplumları sadece hukukun üstünlüğünü korumakla kalmayıp, mülkiyet haklarını da korudular. Daha çok çalışan, daha çok mal ve mülk sahibi oldu. Bu sahiplik yasalarla güvence altına alındı. Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri, sadece taşınmazları değil, fikri ve sınai hakları da yasalarla korudu. İnsanlar servet sahibi olmak için daha çok çalıştılar ve bu motivasyon Batı toplumlarının ilerlemesini sağladı.

Osmanlı toplumunda ise mülkiyet İmparatorluğa aitti. İnsanların daha çok çalışması ve biriktirmesi için bir neden yoktu. Osmanlı İmparatorluğu’nun tarih sahnesinden çekildiği yıllarda, 20. Yüzyılın başlarında, bu sefer tamamen başka bir mantıkla, Sovyetler Birliği de, sosyalist felsefenin gereği olarak vatandaşlarına mülkiyet hakkı vermedi. Sovyetler Birliği, halklarını çok iyi eğitmiş olsa da, onlara çok iyi sağlık imkanı sağlamış olsa da, kurulmasından dağılmasına kadar geçen yetmiş yıllık sürede, Batı’nın çok gerisine düştü ve sosyalist kalkınma modelini terk etmek zorunda  kaldı.

2

4. Modern tıp: Batı toplumları tıbbı geliştirip, tıbbın bütün nimetlerinden yararlandılar. Hem ortalama insan ömrünü hem de hayat kalitesini artırdılar. Sağlıklı ve uzun ömürlü bir toplum sayesinde bilgi birikimlerini kendilerinden sonraki kuşaklara aktarabildiler. Modern tıp sayesinde, salgın hastalıklara karşı mücadele edebildiler. İnsanların maddi refahı kadar, bedensel ve ruhsal sağlıklarını da güvence altına aldılar.

5.Tüketim kültürü: Endüstri Devrimi tüketim toplumunu yarattı ve tüketim toplumu da ekonomik büyümenin itici gücünü oluşturdu. Her bireye sonsuz seçenek sunan serbest piyasa sistemi, ekonominin ve finansal araçların gelişmesini sağladı. Tüketime dayalı hayat tarzı, Batı uygarlığının hem itici gücü hem de simgesi oldu. İnsanlar daha çok tüketmek için daha çok kazanmak zorunda kaldılar; daha çok kazanmak için daha çok çalıştılar. Bu düzen, ekonominin büyümesini ve toplusal refahın artmasını sağladı.

6. İş ahlakı: Gelişmiş toplumları diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden birisi, çalışma kültürü ve iş ahlakıdır. Batı toplumları,  daha çok çalışanı, daha çok üreteni, daha iyi performans göstereni yüceltti.  Yönetici ile en iyi ilişki içinde olanı değil, işini en doğru, en iyi yapan terfi etti. Esnafından memuruna, patronundan işçisine kadar Batı toplumlarında her çalışan, işini daha iyi yaptığı ölçüde kazandı. Bu anlayış sayesinde Batı toplumlarının ekonomileri gelişti ve dünyanın en büyük ekonomileri oldu.

Bir toplumun gelişmesi, ancak çalışma arzusu duyan, işini iyi yapan, işinin hakkını veren, üretken insanlarla mümkün olur. Çalışmadan refah içinde bir hayat yaşamak mümkün değildir.

Niall Ferguson’a göre, bu altı uygulamanın hepsini birden hayata geçiren her toplum medeniyet seviyesine ulaşabilir. Ferguson, bir ülkenin doğal kaynakları, dini, ırkı, coğrafyası, iklimi değil, o toplumun hangi düşünce ve ilkeleri benimsediği o toplumun ulaşacağı medeniyet seviyesini belirlediğini söyler. Ferguson’a göre bir toplum, çalışmayı ve üretmeyi yüceltirse, bilimsel düşünceye değer verirse, hukukun üstünlüğünü sağlar ve vatandaşlarına adil bir rekabet ortamı yaratırsa,  yüksek medeniyet seviyesine ulaşabilir.

Bugün gelişmekte olan ülkelerde insanların çoğu, Batı Medeniyetleri seviyesine yükselmenin sadece Batılı gibi yaşamaktan ibaret olduğunu zanneder. Bir toplum Batılı gibi giyinir, batılı gibi yaşar, batılı gibi tüketirse o toplumun medeni bir toplum olacağını düşünen pek çok insan vardır. Keşke sadece tüketmek ve Batılı bir hayat tarzını benimsemekle medeni bir toplum  seviyesine ulaşmak mümkün olsaydı.

Türkiye’nin medeni bir toplum olmasının ve insanlarını refah içinde yaşatmasının reçetesi çok açık. Çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmak için, -hoşumuza gitse de gitmese de- standartını Batı’nın koyduğu, adalet, rekabet ve mülkiyet uygulamalarını ve Batı’nın yücelttiği bilimsel düşünceyi hayata geçirmek ve en az onlar kadar çalışıp üretmemiz gerekir.

Medeni bir toplum olmak için, sadece Batılı gibi yaşamak değil,  bu uygulamaların hepsini hayata geçirmek gerekir.


KONUYLA İLGİLİ KİTAP ÖNERİLERİ

KONUYLA İLGİLİ MAKALE ve LİNKLER

  1. Niall Ferguson, “The 6 Killer Apps of Prosperity”, Video
    http://www.ted.com/talks/niall_ferguson_the_6_killer_apps_of_prosperity

  2. Wikipedia, Niall Ferguson
    http://en.wikipedia.org/wiki/Niall_Ferguson

  3. Niall Ferguson in the Guardian Paper
    http://www.theguardian.com/books/niall-ferguson

  4. Prasannan Parthasarathi, “Why Europe Grew Rich and Asia Did Not: Global Economic Divergence, 1600-1850”
    https://www.academia.edu/7214782/Why_Europe_Grew_Rich_And_Asia_Did_Not_Prasannan_Parthasarathi_2011

  5. David S. Landes, “Wealth and Poverty of Nations : Why Some Are So Rich and Some So Poor”, Review
    http://www.history.ac.uk/reviews/review/68

  6. Tom Laichas, “A Conversation with Kenneth Pomeranz”
    http://worldhistoryconnected.press.illinois.edu/5.1/laichas.html

  7. Jared Diamond, Website
    http://www.jareddiamond.org/Jared_Diamond/Welcome.html

  8. Wikipedia, Jared Diamond
    http://en.wikipedia.org/wiki/Jared_Diamond

  9. Robert Lamb, “Are We at the Beginning of the End of Western Civilization?”
    http://science.howstuffworks.com/life/evolution/end-of-western-civilization.htm

  10. Lazar Pravdic, “The Anglosphere Century”
    http://www.mannkal.org/downloads/guests/anglospherecenturylazarpravdicoped.pdf

  11. Diminishing Returns and Economic Sustainability; Erik S. Reinert, “The Dilemma of Resource-based Economies under a Free Trade Regime.”
    https://www.google.com.tr/url?sa=t&rct=j&q=&esrc=s&source=web&cd=10&cad=rja&uact=8&ved=0CFkQFjAJ&url=http%3A%2F%2Fwww.othercanon.org%2Fuploads%2FSUM%2520paper%2520diminishing%2520returns.doc&ei=OJb7VOqILaT5ywOr44HQDQ&usg=AFQjCNGcftwZcL4dHZ9mHKhBAl82UCffJg

  12. Servaas Storm, “Why the West Grew Rich and the Rest Did Not, or How the Present Shapes Our Views of the Past”
    http://www.networkideas.org/alt/sep2013/Servaas_Storm.pdf

SEÇTİKLERİMİZ