Tags Posts tagged with "sağlık"

sağlık

Her ülkede kamuoyu, özellikle büyük şirketlerden, “diğerkamlık” yani herhangi bir çıkar beklentisi içinde olmadan, faaliyet gösterdikleri ülkenin insanlarına yararlı olmalarını bekler. Bu nedenle, bugün hemen her ülkede, orta ve büyük ölçekli şirketlerin çoğu, eğitim, sağlık, kültür ve çevre konularında kurumsal sosyal sorumluluk projeleri (KSS) üstlenirler ve özellikle engellilerin, kadınların ve gençlerin gelişimine katkı sağlamayı amaçlarlar. Bu projeleri, genellikle konusunda uzmanlaşmış dernek veya vakıflarla birlikle yaparlar.

Bugün gelişmiş batı ülkelerinde de bizim ülkemizde de şirketlerin meraklı oldukları kurumsal sosyal sorumluluk işlerinin çoğu, bir hayırseverlik ve filantropi anlayışından çok, şirketin itibarlı görünmek amacıyla yaptıkları işlerdir. Her ülkede, büyük şirketlerin kurdukları çok faydalı işler yapan az sayıda vakfın yaptığı işler hariç, çoğu şirketin bu tür faaliyetleri kamuoyunda bir algı oluşturma önceliği taşır.  Amerika’da Melinda ve Bill Gates, Türkiye’de Sabancı ve Koç Toplulukları gibi kişi ve kuruluşların kurdukları vakıflar, toplumsal gelişmeye çok değerli katkı sunarlar ama bu tür kuruluşlar her ülkede parmakla gösterilecek kadar azdır.

İş dünyasında şirketlerin büyük çoğunluğunun yaptığı KSS projeleri, esas amacının dışına çıkmış uygulamalardır. Şirketler hangi konuda hangi hedef kitleye yönelik KSS projesi yapacaklarına karar verirken, bu projelerin toplumsal gelişmeye sağlayacağı katkıyı değil ne kadar çok insandan ne kadar çok “aferin” alacaklarına bakarlar.  Esas hedefleri, gençlerin, kadınların ya da engellilerin toplumsal haklardan eşit yararlanmalarına katkıda bulunmaktan çok, kamuoyu beğenisi toplamaktır.

Toplumsal gelişmeye katkıda bulunan şirketlerin, bu çabalarından ötürü takdir beklemek elbette haklarıdır. Büyük KSS projeleri yapan şirketlerin bu projelerin iletişime kaynak ayırarak yaptıklarını kamuoyuna duyurmalarına da kimsenin itirazı olamaz ama bir kurumsal sosyal sorumluluk projesine, sadece iletişim değeri olarak bakmak, gerçekten sığlıktır. Zaten KSS işlerine, bu gözle bakan şirketlerin yaptıkları işlerden ve tavırlarından ne kadar samimiyetsiz oldukları herkes tarafından anlaşılır ve sonuçta bu şirketler bu işlerden beklediklerini elde edemezler.

Göstermelik KSS projesi üstlenmeye gelene kadar bu şirketlerin önce, faaliyet gösterdikleri alanlarda kendilerinden beklenen sorumlulukları hakkıyla yerine getirmeleri ve başta çalışanları ve müşterileri (tüketicileri) olmak üzere, bütün ilişkilerinde şeffaf ve adil olmaları daha doğrudur.  KSS projeleri yapmaya gelene kadar, bu şirketlerin önce vergilerini eksiksiz ödemeleri gerekir.

Aslında KSS projesi üstlenen her şirketten, ne kadar vergi ödediğini de sormak gerekir. Çünkü şirketlerin vereceği vergilerle, her ülkenin devleti,  bunların yapacağı sosyal sorumluluk işlerinden daha etkili projeler yapma imkanına sahiptir. Dünyanın en beğenilen markaları hakkında internette biraz zaman harcayan herkes, bu şirketlerin faaliyet gösterdikleri ülkelerde neredeyse hiç vergi ödemediklerini hemen anlayabilir.

Bence araştırma şirketlerinin “en beğenilen şirketler” sıralaması yaparken aynı zamanda her şirketin ne kadar vergi ödediğini de yayınlaması gerekir. Bir şirket, eğer vergisini ödemiyor ya da kazancının tamamına yakınını faaliyet yapığı ülke dışına taşıyorsa, bu şirketin “en beğenilen şirketler” listesinde yer almaması gerekir. (Mark Ritson)

Ben az sayıda şirketin iyi niyet ve ciddiyetle yaptığı KSS projelerini elbette destekliyorum ama çoğunun itibar devşirmek amacıyla yaptığı sözde KSS işlerini gerçekten itici buluyorum.


KONUYLA İLGİLİ MAKALE ve LİNKLER

  1. Dünyanın En Değerli 20 Markası (2017)
    http://www.ntv.com.tr/galeri/ekonomi/dunyanin-en-degerli-20-markasi-2017,EFPyXrN7JECoqLdMbeLcxg/3HsYqmhKUUqNuHxq96D9aA

  2. Dünyanın En Beğenilen, Saygı Duyulan Şirketleri
    http://www.fortuneturkey.com/dunyanin-en-begenilen-sirketleri-44155

  3. Mark Ritson, Marketing Deconstructed - Cutting the Bullsh*t and Getting Back to the Essential Strategic Tools
    https://www.youtube.com/watch?v=2TEgcIddxkI&t=2603s

  4. 240 Milyar Dolarlık Vergi Kaçakçılığı G20 Gündeminde
    http://www.cnnturk.com/ekonomi/turkiye/240-milyar-dolarlik-vergi-kacakciligi-g20-gundeminde

3 14609

İktisat tarihçisi Niall Ferguson’a göre bir toplum, çalışmayı ve üretmeyi yüceltirse, bilimsel düşünceye değer verirse, hukukun üstünlüğünü sağlar ve vatandaşlarına adil bir rekabet ortamı yaratırsa, ileri medeniyet seviyesine ulaşabilir. Ferguson’a göre, gelişmiş toplumları diğerlerinden ayıran altı özellik vardır:

1. Herkesin adil bir şekilde yarışmasını sağlayacak kurallar koyup, en iyi olanın kazanacağı bir ortam yaratmak. (Rekabetçilik)

2. Bilimin üstünlüğünü sağlamak. (Bilim)

3. Hukukun üstünlüğü ve mülkiyet haklarını güvence altın almak. (Hukuk)

4. Tüketimin önüne sınır koymayarak, ekonominin büyümesini ve toplumsal refahın artmasını sağlamak. (Tüketim Kültürü)

5. Çalışma kültürü ve iş ahlakını yerleştirmek. (İş Ahlakı)

6. İnsanların fiziksel ve ruhsal sağlıklarını güvence altına almak.  (Modern Tıp)

Türkiye Medeniyet Düzeyine Nasıl Ulaşır?

Çetin Altan, Neil Ferguson’un yazdıklarının hepsini, uzun yıllar süren gazetecilik hayatında dile getirmiş bir yazardı. Çetin Altan’a göre, bir toplumun ilerlemesinin, gelişmesinin, refah toplumu olmasının altındaki nedenler şunlardı:

cetinaltan1

1. Bir toplumda üretim düşükse, gelişmiş ve örgütlenmiş meslek grupları yoksa; ekonomik kaynaklar siyasetçilerle bürokratların denetimindeyse, insanlar birey değil, devletten geçinen kapı kulu olurlar. (Rekabetçilik)

2. Bilim toplumların ilerlemesini sağladı, kol gücünün önemi azaldı, hamasete dayalı siyaset ortalıktan silindi. Cengâver yiğitliklerin yerini, bilgisiyle iş yapan insanlar, üstün teknolojiyle donanmış şirketler ve devlet kurumları aldı. (Bilim)

3. Bugün güçlü bir toplum, iki temel direk üzerine durur: Hukuk ve ekonomi. Saydamlık ve hukuk yoksa, adam kayırmalar, kapalı kapılar ardında iş çevirmeler ve kokuşmuşluk her yere siner. (Hukuk)

4. Her insan, konforlu bir hayat yaşamak ister. Yaşam kalitesi demek, lüks tüketim demek değildir; aksine insanın kullandığı diş macunundan yediği peynire kadar gündelik gereksinimlerini iyi bir kalite düzeyinde karşılamasıyla ilgilidir. (Tüketim kültürü)

5. İnsanın yaptığı işle bütünleşmesi, mutluluk kaynağıdır. İnsanın yaptığı işten aldığı zevk, o işten kazandığı parayı harcarken aldığı zevkten daha büyükse, o zaman o insan iyi bir hayat yaşıyor demektir. İnsan bir meslek sahibi olup, mesleğiyle bütünleştiği takdirde hem mutlu hem başarılı olur. Asıl olan, değerli bir insan olabilmektir; önemli birisi olmak, gelip geçici bir durumdur. Ama maalesef Türkiye’de insanlar değerli olmaktan çok önemli olmak istiyorlar. Bizim ülkemizde önemliler, değerlilerden daha üstün görülüyor. (Çalışma kültürü)

6. Ölmeden önceki hayatın kalitesini yükseltmek isteyen Batı toplumlarıyla, öldükten sonra ödüllendirmeyi yücelten üçüncü dünya ülkelerinin arasındaki dengesizliği gidermek gerekir. (Tıp)

Çetin Altan, ömrü boyunca insanın ve toplumların ilerlemesini savundu. İnsanın, elindeki imkanlarla en iyisini yapması gerektiğine inandı. Kendisine bir röportajda iyi yaşamak nedir diye sorulduğunda, “İyi yaşamak zamanı olanaklar çerçevesinde en unutulmaz bir tat içinde değerlendirmektir.” demişti.

cetinaltan2

Çetin Altan, evrensel değerlere sahip çıktı. Ona göre eğitimde, teknolojide, yaşam standartlarında, demokraside, hukukta ve estetikte evrensel ölçüleri yakalamadan refah toplumu olmak mümkün değildi.

Çetin Altan’ a göre, estetik değerlerde evrensel ölçütleri yakalamak da, en az hukukta, ekonomide, eğitimde, sağlıkta yüksek standart tutturmak kadar önemliydi.  Ona göre, kentlerin estetiği, bireylerin iç güzelliğinin yansımasıydı. Ahlakın güzellikle yakından ilintili olduğunu düşünürdü. İçleri güzel olmayan insanların, yaşadıkları mekanları da güzelleştiremeyeceklerini savunurdu. Altan’a göre çirkinliğin nedeni sadece fakirlik değildi; çünkü tek odalı bir evin masasında bile, bir su bardağına üç beş kır çiçeği koymak için insanın paraya ihtiyacı olmadığını düşünürdü.

Çetin Altan, bizim neslimize dünyalı olmayı öğretti. Ondan evrensel değerlere sahip olmayı, tarihin nereye doğru aktığını öğrendik. Belki de bunların hepsinden daha önemlisi, hayatın bir mucize olduğunu ve bu mucizeyi yaşamak için hangi koşulda olursa olsun hep iyimser olmayı yani “enseyi karartmamak” gerektiğini öğrendik.

Çetin Altan sadece bir yazar ya da gazeteci değil bir düşünürdü. Çetin Altan’ın evrensel düşünceleri hep yaşayacak.


KONUYLA İLGİLİ KİTAP ÖNERİLERİ

KONUYLA İLGİLİ MAKALE ve LİNKLER

  1. Sedef Kabaş-Çetin Altan, Evrensellik Ropörtajı, Video, Duayen
    https://www.youtube.com/watch?v=wo-Xs4_FCgU

  2. Sedef Kabaş-Çetin Altan, Evrensellik Ropörtajı, Video, Portreler
    https://www.youtube.com/watch?v=T8ijmePuH6Q

  3. Bir Yudum İnsan Belgesel Serisi Çetin Altan
    https://www.youtube.com/watch?v=jYr5t4NB0DM

  4. Özlem Gürses Çetin Altan Ropörtajı-20. Saat Haber Türk
    https://www.youtube.com/watch?v=jyL9nEevvow

  5. Eski Hamaset Öyküleri, Milliyet, 06.03.2013
    http://www.milliyet.com.tr/eski-hamaset-oykuleri/gundem/gundemyazardetay/06.03.2013/1676808/default.htm

  6. Bir Tılsımı Vardır Hayatın, Milliyet, 05.09.2012
    http://www.milliyet.com.tr/bir-tilsimi-vardir-hayatin/gundem/gundemyazardetay/05.09.2012/1591394/default.htm

  7. Değişim ve Türkiye, Milliyet, 07.01.2015
    http://www.milliyet.com.tr/degisim-ve-turkiye/gundem/ydetay/1995129/default.htm

  8. Yoksul Doğu\'nun, Zengin Batı\'ya Öfkesi, Milliyet, 10.02.2006
    http://www.milliyet.com.tr/yoksul-dogu-nun--zengin-bati-ya-ofkesi---/cetin-altan/yasam/yazardetayarsiv/25.08.2010/145652/default.htm

  9. Ahlak ve Estetik, Milliyet, 04.06.2014
    http://www.milliyet.com.tr/ahlak-ve-estetik/gundem/ydetay/1892293/default.htm

  10. Sanat ve Zevk, Milliyet, 15.01.2015
    http://www.milliyet.com.tr/sanat-ve-zevk/gundem/ydetay/1998771/default.htm

2 6568

Çoğumuzun -çocukluktan kalma bir alışkanlıkla- uykuya itirazı vardır. Çocukken oyundan uzak kalma anlamına gelen uyumak, büyüyünce hayatı kaçırmak anlamına gelir. Çoğu insan, daha çok eğlenmek, daha çok televizyon seyretmek, daha çok internette dolaşmak ya da daha çok çalışmak için daha az uyumayı tercih eder.

Bazı insanlar da, az uyumakla övünür. Hayattaki başarılarını, az uyumaya borçlu olduğunu düşünürler.  Amerikalı milyarder Donald Trump, başarısının arkasındaki en büyük etkenin, günde 3-4 saat uyumak olduğunu söyler. Trump’a göre, günde 12 saat uyuyan birisi, 3-4 saat uyuyan birisiyle rekabet edemez.

Fakat, Donald Trump gibi insanlar istisnadır. İnsan vücudunun, gün doğumu ve batımına göre kendi ayarlayan biyolojik bir ritmi olduğundan, yeteri kadar uyumamak, insanın bağışıklık sistemini son derece olumsuz etkiler ve birçok kronik hastalığa yol açar. Sürekli yorgunluk, depresyon, diyabet gibi hastalıkların  kökeninde uyku eksikliği vardır.

2

Düzenli ve yeterli uyku uyuyan insanlar, hastalıklara karşı dirençli olurlar. Uyku, sadece vücudun dinlenmesi için değil asıl beynin daha iyi çalışması için de olmazsa olmazdır. Yeteri kadar uyumayan insanın, algılama, düşünme, karar verme, hatırlama gibi zihin fonksiyonları zayıflar. Bedenen yorulmasa bile insanın uykuya ihtiyacı vardır; çünkü insan beyni ancak uyku sırasında kendini tazeler ve yeniden çalışmaya hazır hale gelir.

İnsanın uykusuz geçirdiği süre arttıkça, uykusuzluğun psikolojik ve biyolojik etkileri de artar. İnsan vücudu, bir gece uykusuz kalmayı kaldırsa da, uzun süren uykusuzluk, insanı daha hoşgörüsüz, daha sinirli, daha güçsüz kılar.

Uykusuz kalan beynin algılama ve bilgiyi hatırlama yeteneği azalır. Bilim insanları, insanın yeni  öğrendiği bilgileri, hafızasına kalıcı bir şekilde kaydetmesi için, uyumaya ihtiyacı olduğunu söylerler.

Uykunun hem süresi hem de kalitesi, insanın fiziksel ve zihinsel performansını olumlu etkiler. Düzenli uyuyan insanlar, daha başarılı olurlar. İyi bir uyku, sadece sporcuların değil,  konser sanatçılarının da performanslarını olumlu etkiler.

Uyku, iş dünyası için de stratejik bir kaynaktır. Uykusuzluk,  karamsarlık, ifade bozukluğu, algıda kapalılık, konsantrasyon bozukluğu, öfke patlaması gibi sorunlara yol açtığından, iş hayatında başarılı olmak için, düzenli ve iyi uyumak gerekir. Çalışan herkesin,  uykuyu çok değerli bir kaynak olarak görmesi ve bu kaynaktan hakkıyla yararlanması gerekir.

Uyku zamanı,  daha çok eğlenmek, daha çok çalışmak için feda edilecek bir zaman dilimi değildir. Harvard Tıp Fakültesinden Russell Sanna, daha iyi uyuyan insanların zihinlerinin daha iyi çalıştığını ve dikkatlerinin daha keskin olduğunu, uykuda geçirdikleri zamandan fazlasını, daha verimli olarak geri kazandıklarını söyler.

1

Maalesef, pekçok insan, çocukluktan başlayan uykuya itiraz etme alışkanlığını, yetişkin hayatında da sürdürerek sahip olduğu potansiyelin çok altında bir hayat yaşamaya mahkum oluyor. Çoğu insan, geceleri çay, kahve, sigara, kolalı içecekler içerek; internette gezinerek,  bilgisayar oyunları oynayarak, farkında olmadan uyku süresini kısaltır ve ertesi güne yorgun başlar.Yeterince uyumadan işe gelen insanlar, güne 1-0 yenik başlarlar.

Az uyuma,  kötü bir alışkanlıktır. Ama maalesef, pek çok insan, uykunun şifa veren gücünün farkında değil.

Uyku,  hava kadar, su kadar hayati bir kaynaktır. Yaşlanmanın etkileri azaltmaktan daha iyimser olmaya, berrak bir zihne sahip olmaktan bedenen daha güçlü olmaya kadar pek çok konuda uyku, sahip olduğumuz stratejik bir kaynaktır.  Bu kaynağın kıymetini bilmek ve bu kaynaktan daha iyi yararlanmak bizim elimizde.

Yeterince uyumamak, terk edilmesi gereken kötü bir alışkanlıktır. Uykudan çalmak, insanın kendi mutluluğundan ve başarısından çalması demektir.


KONUYLA İLGİLİ KİTAP ÖNERİLERİ

KONUYLA İLGİLİ MAKALE ve LİNKLER

  1. Why Sleep Is a Strategic Resource
    http://sloanreview.mit.edu/article/why-sleep-is-a-strategic-resource/

  2. Christopher Barnes, Gretchen Spreitzer, “Why it Pays to Ensure Adequate Sleep for Your Employees”
    http://positiveorgs.bus.umich.edu/wp-content/uploads/SpreitzerBarnesSleep.pdf

  3. Dan Miller, “Sleep as a Strategic Resource”
    http://blog.supplysideliberal.com/post/111539013488/dan-miller-sleep-as-a-strategic-resource

  4. Mathew Walker, “Sleep to Remember”
    http://www.americanscientist.org/issues/feature/sleep-to-remember

  5. “Sleeping Habits of the Rich & Famous”
    http://www.bigbrandbeds.co.uk/blog/sleeping-habits-of-the-rich-famous-infographic/

  6. Sleep Monitors Could Help U.S. Players Rest Easy During World Cup
    http://worldcup.usatoday.com/2014/06/05/sleep-monitors-us-players-brazil/

  7. Nicole Lyn Pesce, “Do History\'s Greatest Figures Owe Their Success to Sleeping LESS?”
    http://www.nydailynews.com/history-greatest-figures-owe-success-sleeping-article-1.412799

  8. Why Athletes should Make Sleep a Priority in Their Daily Training
    http://www.fatiguescience.com/blog/infographic-why-athletes-should-make-sleep-a-priority-in-their-daily-training

  9. William D.S. Killgore, “Effects of Sleep Deprivation on Cognition”
    http://www.researchgate.net/publication/47790667_Effects_of_sleep_deprivation_on_cognition

  10. Harrison Y, Horne JA., “One Night of Sleep Loss Impairs Innovative Thinking and Flexible Decision Making.”
    http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/10329298

  11. “Attacking the Sleep Conspiracy”, An interview with Russell Sanna
    https://hbr.org/2013/07/attacking-the-sleep-conspiracy/

  12. Tony Schwartz, “Sleep is More Important than Food”
    https://hbr.org/2011/03/sleep-is-more-important-than-f/

  13. Patrick J. Skerrett, “Sleep Deprivation’s True Workplace Costs”
    https://hbr.org/2011/01/sleep-deprivations-true-workpl.html

  14. Jan Bruce,”The Truth About Sleep”
    http://www.forbes.com/sites/janbruce/2014/03/25/the-truth-about-sleep/

  15. Charles A. Czeisler and Bronwyn Fryer, “Sleep Deficit: The Performance Killer”
    https://sleep.med.harvard.edu/news/55/Harvard+Business+Review+Sleep+Deficit+The+Performance+Killer

  16. Carmen Fishwitck, “Sleep\'s Role in Memory Formation Discovered: do You Get Enough?”
    http://www.theguardian.com/lifeandstyle/poll/2014/jun/06/sleep-memory-discovered-scientists-how-much-enough

  17. Mo Costrandi, “Sleep may Help Memories form by Promoting New Synapses”
    http://www.theguardian.com/science/neurophilosophy/2014/jun/09/sleep-dendritic-spines-memory

  18. “Six Reasons not to Scrimp on Sleep”, Harvard Medical School
    http://www.tamaqua.k12.pa.us/cms/lib07/PA01000119/Centricity/Domain/108/sleep.pdf

  19. Martin Rawls-Meehan, “Sleeping for Performance”
    http://library.crossfit.com/free/pdf/CFJ_Sleep_RawlsMeehan2.pdf

  20. “Arianna Huffington Discusses Meditation, Balance and The Importance of Sleep”
    http://www.theguardian.com/women-in-leadership/video/2014/jun/10/arianna-huffington-on-meditation-sleep-balance

1 8399

Hepimizin kendi bedeni hakkında bir algısı, nasıl göründüğüne dair bir fikri vardır. Kendimizi nasıl gördüğümüz (Self image), kendimize olan güvenimizi etkiler. Beden algımız, sosyal ilişkilerimizi belirler. (Deleuze ve Guattari ve Foucault)

Kendimizi nasıl hissettiğimiz, bedenimiz hakkında ne düşündüğümüzle de yakından ilgilidir.

Bedenimiz hakkındaki düşüncelerimiz hem psikolojimizi etkiler hem de psikolojimizden etkilenir.  Moralimiz bozukken kendi bedenimizi beğenmeyiz; saçlarımız, burnumuz, kilomuz batar bize. Kendimizle barışık olduğumuz zaman ise neredeyse her şey –bir iki kusur dışında- tam olması gerektiği gibidir. Dünyanın en çekici insanı oluveririz birden.

Zayıflığın güzel olmak anlamına geldiği toplumlarda özellikle kadınlar, kendilerini olduklarından daha şişman görürler.

Güzelliğin zayıflıkla eş değer olması 19.yy’dan itibaren yükselen bir değer haline geldi. Oysa Rönesans döneminde bir kadının güzel olması için “dolgun” olması gerekiyordu. Kadının yağlı olması onu daha erotik kılıyordu. Bütün Rönesans ressamları güzellik ve erotizm simgesi olarak, bugün bizim “şişman” diye nitelediğimiz kadınları resmettiler. O zamanlarda bir kadının veya erkeğin şişman olması, onun maddi imkânın iyi olduğunun ve düzgün beslenebildiğinin göstergesiydi. Zayıf olanlar yemek bulamayan fakir insanlardı. Zayıf olmak eziklikti.

Toplumların gelişmesiyle birlikte tarım ve hayvancılıkta üretim arttı ve fiyatlar düştü. Bu sayede geniş halk kitleleri istediği besine ulaşabilir hale geldi. Şişmanlık zenginlere ait bir ayrıcalık olmaktan çıktı.

2

Zaman ilerledikçe, GDO’lar, katkı maddeleri ve fast-food’un yaygınlaşması ile besinlerin kalitesi azaldı ama kalorisi arttı. Toplumlar şişmanladı. Obezite gibi, daha önce kimsenin bilmediği bir problem çağın en önemli derdi oldu. Ülkemiz de bu gelişmeden kendi payına düşeni aldı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2012 araştırmasına göre, Türkiye yetişkin nüfusunun %17’si obez, %35’i fazla kilolu. Maalesef bizim insanımızın yarısından fazlası normalin üzerinde bir kiloya sahip. Oysa yirmi yıl öncesinde bizim hiç böyle bir sorunumuz yoktu.

Bugünün dünyasında normal ya da zayıf bir bedene sahip olmak, sadece bir güzellik değil, aynı zamanda da bir statü ve bilinçli davranışın işaretidir. Zayıf olmak, daha genç, daha dinamik olmak demektir. Toplum, zayıf olana o kadar çok değer verir ki bugün, çirkinler bile sırf zayıf oldukları için “güzel” muamelesi görürler.

Tüketim kültürü üzerine çalışmalarıyla ünlenen sosyolog Mike Featherstone, günümüzde fazla kiloların bir denetim eksikliği, şişmanlığın ise bir başarısızlık olarak algılandığını ve  medyanın bu algıyı körüklediğini söyler.

Sadece moda sektöründe değil hayatın hemen her alanında, çıkık köprücük kemikli, ince belli kadınlara bir övgü vardır. İnce bir vücuda sahip olmak demek, kendini kontrol eden, sağlıklı beslenen, spor yapan, maddi imkanları olan, iyi bir hayat tarzına sahip, bilinçli ve başarılı bir insan olmak anlamına gelir. İnce bir vücuda sahip olan kadınlar, çevrelerine –göz açıp kapayıncaya kadar- bütün bu mesajların hepsini iletme başarısını gösterirler.

“Bir dirhem et bin ayıp örter.” devrinin kapanmasının ardından diyet endüstrisi her geçen gün hayatımızda daha fazla yer kaplar oldu. Amerikalı yazar Lionel Shriver‘in dediği gibi,  “Dünyada, %98 başarısızlık oranıyla kazançlı olmaya devam eden tek iş diyet sektörüdür.”

Birçok insan yaptığı diyetlerden bir netice alamasa da yine bir umutla yeni diyetler denemeye ve bu endüstrinin ürünü olan gıdaları, zayıflama çaylarını, kozmetik yöntemlerini kullanmaya devam eder.

Bu sektör de -kozmetik sektörü gibi- umut üzerine kurulu bir sektör. İnsanların zayıflama umudu var oldukça diyet sektörü de var olacak. Toplumların refahı arttıkça sektör büyümeye devam edecek.

Her yıl onlarca yeni, hızlı ve kalıcı kilo verdirmeyi “garanti eden”(?) diyet çıkıyor. Atkins, Montignac, Kan Grubu, Zone, South Beach, Miami, Taş Devri, Dukan, Karatay  gibi farklı diyet programlarının her biri bir marka olmuş durumda.

Ünlülerin formda kalma sırları, bir anda moda oluyor. Diyet kitapları, zayıflama hapları, yağ yakıcı içecekler, fonksiyonel gıdalar, danışmanlıklar, TV programları… devasa bir sektör oluşturuyor.

Türkiye Obezite Araştırma Derneği Türkiye’de zayıflamak için yılda yaklaşık 5 milyar dolar harcandığını söylüyor. ABD’de ise bu pazarın  büyüklüğü 100 milyar dolar civarında.

Fakat diğer taraftan bugün modern tıp, diyet ve beslenme konusunda ortak bir görüşe sahip değil. Tıbbın diğer alanlarında bir doktordan diğerine görüşler pek fark etmezken beslenme ve diyet konusunda ortak anlayışa rastlamak pek mümtün değil. Her gün kendi alanında uzman bir doktorun açıklamaları gösteriyor ki diyet konusunda ne kadar doktor varsa o kadar inanış var.

Sağlıklı beslenme ve düzgün bir fiziğe sahip olmak elbette önemli ama neredeyse hepimiz vücudumuz konusunda kendimize haksızlık yapıyoruz. Özellikle kadınlar kendilerine karşı çok acımasızlar.

1

Aslında Dove’un çok güzel bir deneyle de kanıtladığı gibi, “Kadınlar düşündüklerinden daha güzeller.” http://www.youtube.com/watch?feature=player_detailpage&v=n31ep-boJPI Fakat, dünyadaki kadınların sadece yüzde 4’ü kendilerini güzel buluyor. Oysa hepimiz biliyoruz ki güzellik bu kadar da az rastlanan bir olgu değil.

Geldiğimiz bu durum üzerinde ciddiyetle düşünmemiz gerekiyor. Gelişmiş dünya toplumlarının bu durumu fazla abarttığı aşikar. Bu konuda mutlaka bir denge bulmamız gerekiyor.

Ben de insanların kendilerine özen göstermelerine, bakımlı olmaları gerektiğine yürekten inanıyorum, ister kadın ister erkek olsun herkesin, hem sağlık hem de güzellik açısından fazla kilolarından kurtulması gerektiğini düşünüyorum. Üstelik isteyen herkesin biraz disiplinle bunu başarabileceğine de inanıyorum.

Ama fiziksel güzelliğin –manken, fotomodel olmak isteyenler hariç- tek başına pek bir anlamı olmadığından da eminim. Dış görünüşlerini güzelleştirmeyi hayatlarının en önemli amacı yapmış olanları görünce çok üzülüyorum. Bu insanlara iyi bir fiziğe sahip olmanın mutlu olmakla, iyi bir ilişki yaşamakla hiç ilgili olmadığını anlatmak istiyorum.

Hayatımızı anlamlı kılacak, kendimizi var edeceğimiz o kadar çok konu var ki bunlardan herhangi birine yoğunlaştığımız taktirde toplumda kendimize pekala arzu ettiğimiz yeri açabiliriz. Durum böyleyken hayatı sadece dış görünüşe indirgemek hayatı ıskalamak demektir.

Dış görünüşümüz elbette çok önemli, ama hayat bundan ibaret değil.


KONUYLA İLGİLİ KİTAP ÖNERİLERİ

KONUYLA İLGİLİ MAKALE ve LİNKLER

  1. Global Weight Loss & Diet Management Products & Services Market (2010 - 2015)
    http://www.marketsandmarkets.com/Market-Reports/weight-loss-industry-224.html

  2. Sağlık Bakanlığı, “Türkiye Beden Ağırlığı Algısı Araştırması”, Ankara 2012
    http://sbu.saglik.gov.tr/Ekutuphane/kitaplar/bedenagir_tr.pdf

  3. Nina Burrowes, “Body Image – a Rapid Evidence Assessment of The Literatüre”
    https://www.gov.uk/government/uploads/system/uploads/attachment_data/file/202946/120715_RAE_on_body_image_final.pdf

  4. Shiara Farinah, “Perceptıons of The Size, Shape and Attractıveness of Female Body Scans Relatıve to Body Mass Index”, Msc Thesis
    http://etd.auburn.edu/etd/bitstream/handle/10415/505/FARINAH_SHIARA_52.pdf

  5. Thomas F Cash, “Body Images”
    http://www.body-images.com/

  6. Proud2bme, Website
    http://proud2bme.org/home

  7. Alfanso Moretti, “Why The World Needs Personal Trainers”
    http://angrytrainerfitness.com/2013/07/why-the-world-needs-personal-trainers/

  8. Frank Bruni, "Our Pulchritudinous Priesthood’, 2013
    http://www.nytimes.com/2013/07/28/opinion/sunday/bruni-our-pulchritudinous-priesthood.html?pagewanted=all&_r=0

  9. Lionel Shriver, “Warning: I Will Employ the Word 'Fat'.”
    http://nymag.com/thecut/2013/08/lionel-shriver-on-body-image.html

  10. Wikipedia, Venus of Urbino
    http://en.wikipedia.org/wiki/Venus_of_Urbino

  11. Titian's Venus of Urbino
    http://employees.oneonta.edu/farberas/arth/arth213/Titian_Venus_urbino.html

  12. Doç Dr. Uğur Batı, “Reklamcılıkta Retorik Bir Unsur Olarak Kadın Bedeni Temsilleri”
    http://ilef.ankara.edu.tr/ki/gorsel/dosya/1306411911ki_06.pdf

  13. Türkiye Obezite Araştırma Derneği
    http://www.obezitearastirma.org/

  14. Sağlık Bakanlığı, Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareket Programı
    http://www.diyabet.gov.tr/content/files/yayinlar/kitaplar/giris/turkiye_obezite_sismanlik_ile_mucadele_ve_kontrolprogrami_2010_2014.pdf

  15. Dove Gerçek Güzellik Çizimleri, Video
    http://www.youtube.com/watch?v=1oAeyeh_qKk

  16. Diyet Endüstrisi, Video
    http://video.cnnturk.com/2013/haber/4/9/dev-bir-endustri-diyet

  17. Dean Ornish: Healing Through Diet, TED
    http://www.ted.com/talks/dean_ornish_on_healing.html

  18. Dean Ornish: The Killer American Diet That's Sweeping The Planet, TED
    http://www.ted.com/talks/dean_ornish_on_the_world_s_killer_diet.html

  19. Amy Bentley, “The Other Atkins Revolution : Atkins and the Shifting Culture of Dieting”
    http://steinhardt.nyu.edu/scmsAdmin/uploads/000/528/Bentley's_Atkins_Revolution.pdf

  20. Cressida J. Heyes,“Foucault Goes to Weight Watchers”
    http://quantifiedself.com/wp-content/uploads/2011/12/FoucaultWeightWatchers.pdf

  21. Sander L. Gilman, “Diets and Dieting A Cultural Encyclopedia”
    http://www.gmu.ac.ir/download/booklibrary/e-library/Encyclopedia%20of%20Diets%20and%20Dieting.pdf

  22. Dagmar Skokanova, “Influence of Cultural Perception on Body Image in Consumer Marketing“
    http://www.g-casa.com/conferences/vietnam/paper/Skokanova.pdf

  23. Rebecca Reisner, “The Diet Industry: A Big Fat Lie”, Business Week, Bloomsberg
    http://www.businessweek.com/debateroom/archives/2008/01/the_diet_indust.html

  24. “Investors in Obesity Industry Are Sure to Make a Big Fat Profit”, Guardian
    http://www.theguardian.com/commentisfree/2012/jul/18/business-obesity-big-fat-profit

  25. Alexandra Jardine, “Analysis: Diet Brands Take the Fight to Atkins”
    http://www.marketingmagazine.co.uk/article/182027/analysis-diet-brands-fight-atkins

  26. “Why Nutrisystem Is a Branded Social Networking Giant”
    http://mashable.com/2010/12/29/nutrisystem-social-networking-giant/

  27. Brands and The Weight Loss Circus
    http://www.thehindubusinessline.com/opinion/columns/harish-bhat/brands-and-the-weight-loss-circus/article4949289.ece

1 29837

Sağlık sektörü bütün ülkelerde devlet tarafından düzenlenir ve denetlenir.

Bütün sektörler daha çok satmak için pazarlama yapar ama sağlık sektöründe bunu yapmak ne doğrudur ne de ahlaki. Bir hastanın daha çok tahlil yaptırması ya da daha çok ilaç kullanması bunları sağlayan şirketler için kazançtır ama bundan hastalar kazançlı çıkmayabilirler.

Daha çok satmak hastaneler, ilaç şirketleri, tahlil laboratuvarları ve doktorlar için iyi olsa da hastaların daha fazla sağlık hizmeti satın almaları onların çıkarına değildir. Bu nedenle devletler, insan sağlığının istismar edilmemesi için sağlık sektörünü düzenler ve denetler.

Peki, sağlık sektöründe pazarlama nasıl yapılır?

Denetlenen sektörler pazarlama ve marka yönetimi bakımından özel alanlardır. Devlet sadece reklam düzenlemesi getirmekle kalmaz aynı zamanda hastanelerin ve kliniklerin hangi bölgelerde ve hangi koşullarda açılacağına da karar verir.

Ayrıca bütün ülkelerde sağlık sektörünün en büyük müşterisi devlettir. Bütün büyük satın alıcıların yaptığı gibi devletler, fiyatların üst sınırını belirler. Sadece fiyatlar değil hangi ilaç ve tıbbi cihaza ödeme yapılacağı da devletlerin denetimi altındadır.

Konuya pazarlama yönetimi açısından bakıldığında, diğer sektörlerde görmeye alışık olmadığımız bir durum çıkar ortaya. Diğer bütün sektörlerde pazarlama karmasını (dört P) hayata geçirirken, serbestçe karar alan pazarlama yöneticileri, sağlık sektörüne gelince neredeyse her alanda devlet düzenlemesi ile karşı karşıya kalırlar. Hizmetin (product), nerede (place), hangi fiyata (price) verileceği ve bunun iletişimi (promotion) sağlık bakanlıkları tarafından düzenlenir. Hastaneler istedikleri yerde hastane açıp istedikleri hizmeti veremez, istedikleri fiyatı uygulayıp istedikleri gibi iletişim yapamazlar.

saglik-sektorunde-pazarlama-1

Peki böyle bir durumda sağlık sektöründe pazarlama uygulamalarına ve marka yönetimine hiç mi ihtiyaç yoktur? Martin Lindstrom, “Bir markaya iyilik yapmak istiyorsanız, reklamlarını yasaklayın. Marka kendini anlatmak için imkânsızı gerçekleştirecek bir yaratıcılığa koşacaktır.” der. Sağlık sektöründe sadece reklam değil, neredeyse pazarlamanın bütün boyutları devlet düzenlemesi altında olduğu için, daha fazla yaratıcılığa ihtiyaç vardır.

Peter Drucker’ın “Pazarlama, işletmenin bütününe tüketicinin bakış açısıyla bakmaktır.” der. Sağlık endüstrisi konuya bu gözle baktığı takdirde, yaratıcılığın sonu olmadığını görecektir. Türkiye’de sağlık sektörü, hala büyüme sürecinde olduğu için, yöneticiler pazarlamanın sadece iletişim boyutuyla ilgililer  ama önümüzdeki yıllarda, gerçek anlamda pazarlama faaliyetlerine daha çok ihtiyaç duyacaklar. İnsanların ihtiyaçlarını daha iyi anlamaya ve onlara daha hızlı, daha uygun fiyatla, daha kalıcı çözümler üretmeye daha fazla emek ve zaman harcayacaklar.

Pazarlama odaklı bakış açısı –konu ve alan ne olursa olsun- bütün tarafların menfaatlerinin karşılandığı ve sürdürülebilir değer üretildiği bir sistemin kurulmasını amaçlar.

Sağlık sektöründe gerçek anlamda bir pazarlama anlayışının uygulanması, bu sektörün;

-İnsan odaklı, hasta ve çalışan memnuniyetini merkeze almasını,

-Sadece teşhis/tedavi değil aynı zamanda hizmet odaklı yaklaşmasını,

-Sağlık kuruluşu, hekim ve hasta arasında güvene dayalı ilişkiler kurmasını,

-Hastayı tedavi sürecine aktif olarak dâhil eden, insanları sağlıklı yaşam hakkında eğitmesini,

-Hastalıklara değil insana ve iyi yaşam anlayışına odaklanmasını,

-Tüm tarafların (hastalar, hasta yakınları, hekimler, diğer çalışanlar , kamuoyu, bilim çevreleri, sağlık endüstrisi…) çıkarlarına odaklanmasını,

– Mekanların, süreçlerin ve ilişkilerin tasarımını “deneyim yönetimi” olarak ele almasını,

-Sunulan hizmetlerinin kolay erişilebilir, kolay anlaşılır olmasını sağlar.

Bunların hepsi, bir anda olmaz elbette ama zamanla her boyutta ilerleme sağlanabilir ve hem karlı hem de sürdürülebilir düzenler kurulabilir.

Sektöre “pazarlama gözlükleriyle” bakmak, geleceğin iyilik odaklı inovatif sağlık kurumlarını yaratmanın da ön koşuludur.


KONUYLA İLGİLİ KİTAP ÖNERİLERİ

KONUYLA İLGİLİ MAKALE ve LİNKLER

  1. Scott Stratten, “Unmarketing: Stop Marketing, Start Engaging”
    http://www.unmarketing.com/

  2. Social Media, “Likes” Healthcare : From Marketing to Social Business
    http://download.pwc.com/ie/pubs/2012_social_media_likes_healthcare.pdf

  3. Michael L. Rothschild, “Carrots, Sticks, and Promises:A Conceptual Framework for the Management of Public Health and Social Issue Behaviors”
    http://www.social-marketing.org/papers/carrotarticle.pdf

  4. William C. Hsiao, “Abnormal Economics in The Health Sector“
    https://www.hsph.harvard.edu/health-care-financing/files/2012/09/hsiao_1995_-_abnormal_economics_in_the_health_sector.pdf

  5. Stephen Moegling, “3 Reasons Why Your Next Healthcare Branding Campaign Should Start With Employees”
    http://gojunto.com/3-reasons-why-your-next-healthcare-branding-campaign-should-start-with-employees/

  6. Vince Parry, “Avoiding The Five Traps of Healthcare Branding Research”
    http://parrybrandinggroup.com/avoiding-the-five-traps-of-healthcare-branding-research/

  7. Elizabeth Boehm, “The Myth Of Consumer-Directed Healthcare”, HBR
    http://blogs.hbr.org/cs/2010/04/the_myth_of_consumer-directed.html

  8. Greg Stine, “The Nine Principles of Branding”
    http://www.polaris-inc.com/assets/pdfs/9_principles_of_branding.pdf

  9. Joseph L. Bower, Michael Norris, “The Market for Healthcare”
    http://hbr.org/product/the-market-for-healthcare/an/312040-PDF-ENG

  10. Walter Kiechel, “Healthcare Reform Through the Lens of Strategy”, HBR
    http://blogs.hbr.org/cs/2010/03/healthcare_reform_through_the.html

SEÇTİKLERİMİZ