Tags Posts tagged with "uzlaşma kültürü"

uzlaşma kültürü

7 8857

Uzlaşma, çoğu durumda zor ama gerçekleştirilmesi arzu edilen bir durum olarak gösterilir. Kendi isteklerini dayatanlara, uzlaşmanın iyi olduğu tavsiye edilir. Tarafların bazı haklarından, bazı ayrıcalıklarından feragat etmeleri halinde, herkesin daha kazançlı olacağı söylenir.

Peki, gerçekten uzlaşma, her durumda iyi bir şey midir? Farklı düşünceleri, farklı öncelikleri, farklı istekleri olan tarafların, her zaman “orta yolu bulmaları” doğru mudur? İnsanın hayatta karşısına çıkan hangi durumlarda uzlaşması, hangilerinde kendi bildiğini yapması ve daha da önemlisi, hangi durumlarda karşı tarafın dediğini yapması gerekir?

Uzlaşmanın şart olduğu alan, insanın özel hayatındaki birlikteliklerdir. Hayatı paylaşan iki insanın, her ikisini de ilgilendiren bütün konularda, mutlaka ama mutlaka uzlaşmaları gerekir. Hangi şehirde, hangi semtte, hangi evde oturmaktan tutun da, boş zamanlarda ne yapılacağı, kimlerle birlikte olunacağı, nerede tatil yapılacağına kadar bütün konularda, iki insanın birbirini dinleyerek, birbirini anlayarak, her ikisini de hoşnut kılacak çözümleri bulmaları gerekir. Bu çözümü bulmak için uzlaşmaları gerekir.  Aksini yapmak, ilişkileri temelden sarsar. Sürekli olarak taraflardan birinin isteklerini yapmak, ilişkinin ömrünü kısaltır.

Eşler ve sevgililer için şart olan uzlaşma, arkadaşlıklar için de olmazsa olmazdır. Eğer arkadaşlar uzlaşamazlarsa, ilişkileri uzun sürmez. Kimse sürekli olarak bir başkasının yapmak istediklerini yaparak mutlu olmaz.

Siyasette de uzlaşma şarttır. Uygar toplumlar, bir beldeye park mı yoksa kapalı spor salonu mu yapılacağına bile oylamayla karar verirler.  Siyaset, çoğunluğu mutlu edecek çözümler üretmek için vardır. Uzlaşma siyasetin temel felsefelerinden biridir. (Küresel Dünyanın İdeolojisi, Uzlaşmadır.)

Şirket yönetimlerinde de uzlaşmanın gerekli olduğu durumlar vardır. Herhangi bir alanda risk almak gerektiğinde, ortakların uzlaşmaları gerekir. Uzlaşma karşılıklı kazanç ve barış içinde yaşamak demektir.
0001-67510393

Ancak bütün iyi taraflarına rağmen, uzlaşma kimi koşullarda yarardan çok zarar getirir. Hayatta bazı durumlarda uzlaşma aranmaz.

Bazı konularda, sadece konunun uzmanı olan insanların karar almaları gerekir.  Böyle bir alanda, o konunun uzmanıyla uzman olmayanların uzlaşmasını aramak, genelde çok yanlış kararlara neden olur. Bir binanın statik hesaplarını yapan bir mühendisle, o binanın müteahhidinin uzlaşması beklenmez; doğru olan ne kadar masraflı olursa olsun mühendisinin kararlarını uygulamaktır. Uzman olmayanların,  uzmanlık gerektiren konularda, karar sürecinin dışında kalmaları gerekir.  Bir hastanın bir doktorla uzlaşması değil, doktorun dediklerini yapması beklenir.

Şirket yönetimlerinde de bazı konularda uzlaşma aramak, yarardan çok zarar getirir. Bir şirkette her kararı uzlaşarak almaya kalkışmak, karara katılanları mutlu etse de, genellikle vasat kararlara yol açar. İletişim gibi uzmanlık isteyen bir konuda, iletişimle hiç ilgisi olmayan yöneticilerinin karar toplantısına katılıp, oy vermeleri yanlış bir uygulamadır. Sadece iletişim değil,  uzmanlık gerektiren herhangi bir  alanda, yönetimin herkesi karara ortak etmesi, gerçek bir yönetim zafiyetidir.

Uzlaşarak karar almakla, katılımcı  yönetim aynı şeyler değildir. Katılımcı yönetim, karardan etkilenecek herkesin sürece dahil olmasını ve görüşünü dile getirmesini öngören, son derece yararlı bir yönetim anlayışıdır. Bir şirkette önemli kararlara herkesin görüşünü ifade ederek katkı yapması, alınacak kararın isabet oranını artırır. Ancak, katılımcı yönetim, her kararın uzlaşmayla alınması değildir. Doğru olan, herkesin fikrini söylemesi ama kararı, o konunun sorumluluğunu üstlenecek ve hesabını verecek insanların almasıdır.

Bir şirkette katılımcı yönetimi yüceltmek, o şirketin demokrasiyle yönetileceği anlamına gelmez. Şirketler, demokratik yerler değildir; olmaları da gerekmez. Bir şirketi, herkesin eşit oy hakkına sahip olacağı bir yöntemle yönetmek, kısa zamanda şirketi ölüme terk etmek demektir. Şirketler, çalışanlarına adil davranmak, onların görüşlerine değer vermek zorundadırlar ama alıncak her kararda çalışanlarla uzlaşma içinde olmak zorunda değillerdir. En katılımcı şirketlerde bile, çoğu zaman, uzlaşma arzu edilen bir durum değildir. Bir şirketin alacağı kararlarda uzlaşma arayacağı durumlar, istisnai durumlardır.

Uzlaşmadan bahsedildiğinde, çoğu zaman ortak aklın üstünlüğü yüceltilir. Ama ortak akıl konusu da çok yanlış anlaşılan bir konudur. Ortak akıl, birden fazla insanın bir konu hakkında,  düşünsel güçlerini birleştirmeleri, akıl kapasitelerini artırmaları demektir. Ancak ortak akıl demek, kararların ortak olarak alınması değildir.  Zaten herkesin üzerinde hem fikir olduğu bir karar, genellikle en yenilikçi, en yaratıcı ya da en ilerici karar olmaz.  Aksine ortaklaşa alınan kararlar, herkesi memnun eden ama sonuçları vasat olan kararlardır.

1

Katılımcı bir ortam yaratmak, farklı fikirlerin seslerini duymak, birbirini etkilemek ve bu sürecin sonunda az sayıda insanın karar almasını sağlamak ne kadar doğru bir yöntemse,  kimsenin gönlü kırılmasın diye  uzlaşarak karar almak, sonra da alınan bu kararı ortak aklın ürünü olarak nitelemek o kadar kötü bir yöntemdir.

Ortak akıl bir şirketteki, bir kurumdaki, bir toplumdaki bütün beyinlerden faydalanmak demektir. Karar almak ise, ortak aklın birikiminden yararlanarak, bir ya da birkaç kişinin, hesap verme sorumluluğunu üstlenerek, birçok seçenekten birisini seçmesidir. Birçok doğru arasından, birinde karar kılmasıdır.

Felipe Csaszar, uzlaşmanın bazı durumlarda şart ama bazı durumlarda bir seçenek olduğunu söyler. Csaszar’a göre, bir konuda ne kadar çok insan sorunu irdeler, kendi açısından değerlendirirse, alınacak karar da o kadar olgunlaşır. Böyle bir karar süreci, bütün tarafların hassasiyetini ve çıkarını dikkate aldığı için, sağlıklı sonuçlar doğurur.

Ancak, bütün kararların mutlaka uzlaşmayla alınması gerekmez. Bir konuda taraflar, o konunun uzmanı değillerse ya da vizyonları yetersizse o konuda uzlaşarak karar almak yanlışlara yol açar. Böyle durumlarda ne kadar uzlaşılırsa, hata yapma oranı da o kadar artar.

Hayatta uzlaşmanın, çok iyi sonuçlar doğurduğu durumlar vardır; bu durumlarda dünyanın en uzlaşmacı insanı olmak gerekir. İnsan bunu başardığı zaman, mutlu ve huzurlu olur.

Ama bazı alanlarda da uzlaşma, tam tersine yarardan çok zarar verir. İnsanın bu alanları iyi bilmesi ve hiç uzlaşma aramadan, konunun uzmanının kararını uygulaması gerekir.

Hayatta her alanda uzlaşma şart değildir.


KONUYLA İLGİLİ KİTAP ÖNERİLERİ

KONUYLA İLGİLİ MAKALE ve LİNKLER

  1. Wikipedia, “Consensus Decision-Making”
    https://en.wikipedia.org/wiki/Consensus_decision-making

  2. “How to Reach a Consensus”
    http://www.wikihow.com/Reach-a-Consensus

  3. Tim Hartnett, PhD, “The Basics of Consensus Decision-Making”
    http://consensusdecisionmaking.org/Articles/Basics%20of%20Consensus%20Decision%20Making.html

  4. “A Short Guide To Consensus Building”
    http://web.mit.edu/publicdisputes/practice/cbh_ch1.html

  5. “Consensus Decision Making”
    http://www.seedsforchange.org.uk/consensus.pdf

  6. Felipe A. Csaszar and Alfredo Enrione, “When Consensus Hurts the Company”
    http://sloanreview.mit.edu/article/when-consensus-hurts-the-company/

  7. “When to Use Consensus for Decision Making”
    http://www.wilsonstrategies.com/notebook_120805.php

  8. LT Butler and Amy Rothstein, “On Conflict and Consensus”
    http://www.learningmethods.com/pdf/on%20conflict%20and%20consensus.pdf

  9. A Checklist for the Consensus Process
    http://consensusdecisionmaking.org/Articles/Checklist-22W.pdf

  10. Consensus and Innovation Seminar
    http://www.npwtexperts.com/wp-content/themes/able/NPWT_expert_panel-highlights_report_FINAL.pdf

  11. Lawrence A. Palinkas, “Influence of Organizational Role, Consensus and Innovation Status on Perceived Facilitators and Barriers to Adoption of Evidence-Based Practices”
    http://www.academyhealth.org/files/ARM/speakers/34.%20Palinkas.pdf

2 4800

Denge kavramı hayatımızda ilk öğrendiğimiz kavramlardan biridir. İki ayağı üzerinde durmak isteyen her çocuk dengenin ne demek olduğunu anlar. Sadece ayakta durmak değil, aşırıya kaçtığımız her şeyde ödediğimiz bedel, bize dengenin ne demek olduğunu öğretir. Yemekten çalışmaya, gezmekten harcamaya kadar denge kavramın varlığını hayatımızın her anında hissederiz.  Gerald Zaltman’a göre denge, hayatımızı yönlendiren temel kavramlardan biridir.

Ama denge sadece fiziksel bir kavram değildir. Zaltman, dengenin fiziksel olduğu kadar sosyal, psikolojik ve ahlaki boyutları olduğunu söyler.  Duygularımızın da dengesi vardır. İnsan sürekli üzgün olamaz. Eğer sürekli can sıkıntısı içinde olursa vücut sağlığı tehlikeye girer. Bu nedenle insanın üzüntülerini dengeleyecek bir yol bulması, dengeye gelmesi gerekir. Aynı şekilde sürekli coşkulu ve mutlu olmak da mümkün değildir. Mutluluğun bir anlamı olması için diğer duygularla dengelenmesi gerekir.

Bütün canlıların vücudunda her türlü değişikliğe karşı dengenin korunması için içsel bir mekanizma vardır. (Homeostasis). Her bir hücrenin dengeyi sağlayarak kendi metabolizmasını koruma eğilimi içgüdüseldir.

İnsanın doğayla ilişkisin de dengesi vardır. Çevreyi kirletmek bugün değilse bile yarın insanı cezalandırır. Cezasını biz çekmesek de çocuklarımız çeker.

1

Denge kavramının bir de ahlaki ve sosyal boyutu vardır.  “Kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma!” anlayışı ya da tam tersi “Dişe diş, kana kan” anlayışı da denge ile ilgili kavramlarıdır. Adaletin kökenindeki temel kavram dengedir.

Sağlıklı insani ve toplumsal ilişkilerin koşulu, bu ilişkilerin dengeli olmasıdır. Hayatta öğrendiğimiz ilk derslerden biri her şeyin sadece bizim istediğimiz gibi olmayacağı gerçeğiyle yüzleşmektir. Uzlaşmaya varma gereğini insan daha çocuk yaşta öğrenmek zorunda kalır.

1990’lı yıllarla beraber, dünyayı ideolojik kamplara bölen duvarlar yıkıldı. Küresel dünya uzlaşma ideolojisini yaymaya başladı. “Bir arada yaşama”, “çokseslilik”, “birlikte kazanma” gibi anlayışlar yükselmeye başladı. İnternetin gelişmesi bu anlayışların yerleşmesini kolaylaştırdı. Dünya çatışmadan uzaklaşmayı, orta yol bulmayı yüceltmeye başladı.

Orta Doğu’da ve diğer bazı coğrafyalarda çatışmalar hala devam etse de son yıllarda dünya, hiç olmadığı kadar az çatışma ve savaşın yaşandığı bir döneme girdi. Sorunların diyalog ve tartışmayla çözülmesini vaaz eden uzlaşma anlayışı egemen oldu. Küreselleşen dünyanın ideolojisi uzlaşma oldu.

Çatışma kültüründe “ya biz ya onlar” zihniyeti esastır. Ama çatışmayla elde edilen çözümler hiçbir zaman kalıcı olmaz.  Kaybeden tarafın kini  ve düşmanlığı hiç eksilmez; yeni bir savaşa kadar devam eder.

Buna karşılık uzlaşma, bir olgunlaşmayı ifade eder. Herkesin kazandığı ve aynı zamanda adil bir şekilde kimi haklardan, kimi ayrıcalıklardan, kimi üstünlüklerden feragat ettiği, her iki tarafın çözüm elde etmek için gayret gösterdiği bir ilişkiyi içerir. Uzlaşma kültürü her iki tarafın da konulara birbirinin penceresinden baktığı ve bu süreçte kendi sert çizgilerini esnettiği bir anlayıştır.

Uzlaşmanın hakim olması, insanlar ya da gruplar arasındaki çelişkilerin tamamen sona ermesi, ortadan kalkması demek değildir. Çelişkiler hem doğanın hem de toplumsal yapının özünde vardır. İçinde çelişki taşımayan hiçbir şey  yoktur. Mühim olan çelişkilerin olmaması değil; bu çelişkilere rağmen bir dengeye ulaşılmasıdır. Uzlaşma kültürü yaratmak çelişkileri ortadan kaldırmayı hedeflemez; çelişkilere rağmen birlikte yaşamayı hedefler.

Uzlaşma anlayışını hakim kılmak ve uzlaşma kültürünü yerleştirmek kısa zamanda ulaşılacak bir hedef değildir. Bu kültürü hakim kılmak için, ailede, okulda, iş  ve toplum hayatında  herkesin çaba göstermesi gerekir.

2

Uzlaşma kültürünü yerleştirebilmek için açıklık, çok seslilik ve hoşgörü kültürünü de yerleştirmeliyiz. Gizli gündemler, içten içe üstünlükler taşıyarak uzlaşma oluşmaz.

Uzlaşma karşılıklı kazanç ve barış içinde yaşamak demektir. Uzlaşma olmayan ailede, arkadaşlıkta, şirkette, toplumda, boşa harcanan kaynaklar, kaçan fırsatlar vardır.

Bugünün toplumları farklı etnik, dinsel ve kültürel kökenden insanların bir arada yaşadıkları yapılardan oluşuyor. Sadece Anadolu gibi zaten kültürlerin erime potası olmuş coğrafyalarda değil, dünyanın her yerinde farklı renkler ve sesler bir arada yaşamak için uzlaşma arıyorlar.

Her ne kadar zihnimiz, eskinin yenme-yenilme güdüleriyle kodlanmış da olsa küreselleşmenin bizi getirdiği bu noktada her ilişkimizde uzlaşmanın bir yolunu bulmak zorundayız.

Bu zamanın ruhu, uzlaşma koşulları ve yolları üzerine kafa yormayı gerektiriyor.


KONUYLA İLGİLİ KİTAP ÖNERİLERİ

KONUYLA İLGİLİ MAKALE ve LİNKLER

  1. Martha Lagace; “Connecting with Consumers Using Deep Metaphors”, Interview with Gerald & Lindsay Zaltman, Harvard Business School, 05/05/2008
    http://hbswk.hbs.edu/item/5871.html

  2. Bertram I. Spector, \"Negotiating Peace and Confronting Corruption. Challenges for Post-Conflict Societies.\"
    http://negotiations.org/negotiatingpeace.pdf

  3. Keith Douglass, “The Ethical Dimension of Sustainability”
    http://www.scu.edu/ethics/practicing/focusareas/environmental_ethics/lesson4.html

  4. Richard Bellamy, \"Liberalism and Pluralism: Towards a Politics of Compromise\"
    http://cdn.preterhuman.net/texts/thought_and_writing/philosophy/liberalism%20and%20pluralism.pdf

  5. Vickie Covington, “Marketing Metaphoria: Undressing the Mind of the Consumer”
    http://www.nova.edu/ssss/QR/QR17/covington.pdf

  6. “How Customers Think, Interview with Gerald Zaltman”
    http://www.customcontentcouncil.com/news/how-customers-think-interview-gerald-zaltman

  7. Betsy Robinson, “Our Common Language”
    https://www.authorsguild.net/members/betsyjulia/files/Deep_Metaphors.pdf

  8. David Bedrick,“To Compromise or Not to Compromise: How to Build Sustainable Relationships”
    http://www.psychologytoday.com/blog/is-psychology-making-us-sick/201304/compromise-or-not-compromise

  9. Edward Alsworth Ross, “Social Psychology: Compromise”
    https://www.brocku.ca/MeadProject/Ross/Ross_1919/Ross_1919_21.html

  10. Charles P. Chen, “Positive Compromise:A New Perspective For Career Psychology”
    https://www.acer.edu.au/files/AJCD_Chen.pdf

  11. “A Sociology of Compromise.”
    http://human-nonhuman.blogspot.com.tr/2008/06/sociology-of-compromise_15.html

  12. The Pluralism Project
    http://pluralism.org/

SEÇTİKLERİMİZ