Tags Posts tagged with "zihin"

zihin

0 6945

Kimse iyi insan olarak doğmaz; insan zamanın içinden geçerken –eğer isterse- iyi insan olur. Hepimizin içindeki iyi ve kötü çatışır ve biz bu çatışmada hangisini seçersek, o oluruz. (Jung). İyi olmak da kötü olmak da elimizdedir. İyi olmak ve iyi işler yapmak, kalıcı bir değer üretmek istiyorsak en başta kendimiz iyi olmak zorundayız.

Hepimizin kendi hayatı hakkında durup düşündüğü anlar vardır. Ne yaptığımız ama aslında ne yapmamız gerektiğini sorguladığımız; kendimiz hakkında karar alma ihtiyacı hissettiğimiz dönemler vardır.

Tatil, tam da bunun zamanıdır.

Dalay Lama, tıpkı fiziksel hijyenin insanı zararlı virüslerden, mikroplardan koruması gibi; duygusal hijyenin de insanı yıkıcı duygulardan koruduğunu söyler. Yıkıcı duyguların (nefret, öfke, tiksinme, kıskançlık…) olmadığı bir zihin, sakin bir zihindir. Dalay Lama “İç huzurunuzu kaybederseniz çözümleriniz yanlış yönde olur” der. Sakin bir zihin sadece  iyi insan olmamızı değil, aynı zamanda iyi işler yapmamızı da sağlar; çünkü en karmaşık sorunlar ancak sakin bir zihinle çözülebilir.

Tatil de, insanın zihnini arıtabileceği ve daha berrak bir zihinle doğru kararlar alabileceği çok değerli bir zaman dilimidir.

tatil1

Stefano D’Anna “Tatilinizi uzaklaşmak, kaçmak, unutmak üzere geçirirseniz dönüş yaklaştıkça kendinizi daha da yorgun hissetmeniz kaçınılmazdır.” der. Tatil bir kaçış değil insanın kendine yaklaşması, kendini sorgulaması ve kendi hayatına dair kararlar alması için mükemmel bir fırsattır.

Profesör D’Anna bir insanın en önemli çalışma konusunun kendisi olduğunu söyler ve tatilde kendimize “Hayatımdan ne kadar memnunum, ne istiyorum, istediklerimi gerçekleştirdim mi, yaptığım işten memnun muyum, nereye doğru gidiyorum?” sorularını sormamızı önerir.

Bu soruları samimiyetle cevaplamak, tatili ne kötü ne sıkıcı yapar; aksine insanı doğru kararlar almaya  yönlendirir. Böylelikle dönüş yolunda insan kendisini, mutsuz, isteksiz, endişeli ya da daha da yorgun hissetmek yerine; dinlemiş ve aklını arıtmış hisseder. Hafifler.

İnsan kendi düşüncelerinin ve kararlarının ürünüdür. Ne düşünür ne düşlersek hayatımız da  öyle olur. Tatil tam da bunlar üzerinde düşünme ve insanın kendisi üzerinde çalışma zamanıdır.


KONUYLA İLGİLİ KİTAP ÖNERİLERİ

KONUYLA İLGİLİ MAKALE ve LİNKLER

  1. Prof. Stefano D\'Anna Resmi Websitesi
    http://profstefanodanna.com/tr/

  2. Robert O. Keohane, Joseph S. Nye, \"Power & Interdependence\"
    http://www.ri.ie.ufrj.br/intranet/arquivos/power_and_interdependece.pdf

  3. Steven Johnson, \"Future Perfect: The Case for Progress in a Networked Age\", Video
    https://www.youtube.com/watch?v=EQX3M-9Cu_M

  4. Judith Bowman, “Character and Integrity at Work”
    http://www.huffingtonpost.com/judith-bowman/character-and-integrity-a_b_9839508.html

  5. Dr. Steven C. Riser “Integrity – The Key to Character and the Cure for Inconsistency”
    https://www.jashow.org/articles/christian-living/godly-living/character/integrity-the-key-to-character-and-the-cure-for-inconsistency/

  6. Prof. Stefano D\'Anna Channel
    https://www.youtube.com/user/ProfDAnnaOfficial

  7. A Force For Good
    http://www.joinaforce4good.org/

  8. A Force For Good, Video
    https://www.youtube.com/watch?v=NugINWYhHRA

  9. The Dalai Lama 2016 - \"Educating the Heart and Mind Creativity\"
    https://www.youtube.com/watch?v=Tzp9MI_Hm2s

  10. Richard Layard, Baron Layard
    https://en.wikipedia.org/wiki/Richard_Layard,_Baron_Layard

  11. Richard Layard, Baron Layard \"Happiness: Lessons from a New Science\"
    http://cep.lse.ac.uk/_new/staff/person.asp?id=970

  12. Richard Layard: ‘Money is not The Only Thing Affecting People’s Happiness’
    http://www.independent.co.uk/news/people/profiles/richard-layard-money-is-not-the-only-thing-affecting-people-s-happiness-9603424.html

  13. Richard Layard, “This is The Greatest Good”
    https://www.theguardian.com/commentisfree/2009/sep/13/happiness-enlightenment-economics-philosophy

  14. Richard Layard, “Happiness: Has Social Science A Clue?”
    http://cep.lse.ac.uk/events/lectures/layard/RL030303.pdf

3 13613

Hafızadan bahsedildiğinde çoğunluk, geçmişi hatırlamayı anlar; hafızanın gücünü, bir insanın geçmişteki olayları ne kadar iyi hatırladığına göre ölçer. Ancak hafıza, sadece geçmişi hatırlamaktan (retrospective) ibaret değildir. Daha önemli olan, geleceğe yönelik hafızadır. İnsanın hayat kalitesini belirleyen geleceğe yönelik (prospective) hafızasıdır.

Geleceğe yönelik hafıza, insanın gelecekte harekete geçmesini, nerede, ne zaman, ne yapması gerektiğini hatırlamasını sağlar. Kuru temizlemeciden kıyafetleri almak, arabanın bakımını yaptırmak, hasta olduğunu duyduğu bir dostuna telefon etmek, doktorun verdiği ilacı zamanında almak, bir randevusuna gitmek, verdiği sözü tutmak… insanın gelecek hafızasıyla yaptığı işlerdir. Bugün aldığı bir kararı, gelecekte uygulamasını sağlayan bu hafızanın iyi işlemesi, insanın hayat kalitesini doğrudan etkiler. Bazı insanların başarısızlıkları, doğru kararları alamamaktan değil, aldıkları kararları zamanında hayata geçirememelerindendir. Bilmekle yapmak arasındaki uçurumun birçok nedeni vardır ama bunların başında insanın gelecek hafızasını etkin bir şekilde kullanamaması gelir.

İnsanın geleceğe yönelik hafızanın nasıl çalıştığını anlamak markalar için de önemlidir; çünkü markalar insanlara bugün bir iletişim yaparak yarın onların kendi markalarını hatırlamalarını ve satın almalarını hedefler.

mem1

Tüketiciler her gün, pek çok kaynaktan akan olağanüstü sayıda bilgiye maruz kalırlar. Bu bilgi bombardımanı altında insanlar, bildiklerini hatırlamakta zorlanırlar. Bugün markaların en büyük sorunu, insanların bildiklerini alışveriş anında hatırlamalarını sağlamaktır. Bir markanın satışları, “bilinir” olduğu; ama esas alışveriş sırasında “hatırlanır” olduğu ölçüde artar.

Bu nedenle, aşırı yoğun iletişim ortamında markaların, insanların geleceğe yönelik hafızalarının nasıl işlediğini anlamaları, bu hafızanın kodlarını çözmeleri gerekir.

Bir mesajın (içeriğin) etkili olması, insanların ilgili yer ve zamanda, söz konusu mesajı hatırlamaları demektir. Bugün yapılan bir iletişimin başarısı o mesajın kullanılacağı, gereğinin yapılacağı zaman hatırlanır olmasıyla ölçülür.

İnsanlar bir ihtiyaçları oluştuğunda önce, o ürün ve hizmetin ait olduğu kategoriyi akıllarına getirirler. İnsanların bu duygu ve düşüncede olduğu anda, ilk hatırlanan marka olmak, paha biçilmez bir değerdedir. Gelecek bayramda tatil yapmak isteyen bir ailenin aklına, tatil (kategori) geldiği anda ilk hatırlanan marka olmak, o markaya büyük avantaj sağlar. Etkili reklam yapmak, insanların bir ürün veya hizmete ihtiyaç duydukları anda “markayı” hatırlamalarını sağlayacak iletişim yapmaktır.

Bir karar verirken ya da bir tercih yaparken insan beyni, hafızasına  nakşolmuş, inanılmaz miktarda bilgiyi ve bu bilgilerle eşleşmiş duyguları tarar; bunun sonucunda hızlı bir tepki üretir. Geleceğe yönelik hafıza da aynen geçmişe yönelik hafıza gibi “benzerlikler” ve “ilişkilendirme” üzerine kuruludur.

İnsanların bir ihtiyacının, nerede, ne zaman, hangi koşullarda, hangi motivasyonla ortaya çıktığına pazarlamacılar, “tüketici içgörüsü” adını verirler. İnsanların canlarının tatlı bir şeyler yeme ihtiyacı hissettiği anları iyi anlayan (bu içgörüyü çözen) ve kendi markasını bu ihtiyaç anıyla özdeşleştiren “atıştırma markaları”, tüketicilerin tercihlerini kendilerine yöneltebilirler. İnsanın karnının kazınması, atıştırmalık kategorisinin tetikleyicisidir. Her markanın kendi kategorisinin “tetikleyicilerini” anlaması ve kendi markasının ismini, simgelerini, öyküsünü, bu tetikleyicilerle özdeşleştirmesi, tüketici iletişiminin (reklam) temelini oluşturur. (Byron Sharp)

mem3

İnsanların bir ürün kategorisine ihtiyaç duydukları anda, zihinlerinde oluşan çağrışımları ve imgeleri anlamanın bir faydası da, markanın iletişimini gereksiz bilgiyle yüklemekten kurtarmaktır.  Tüketici içgörüsünü iyi anlayan markalar, insanların ihtiyaç anlarında, sorun-çözüm ilişkisinde olduğu gibi, ihtiyaç-marka ilişkisini kurup, fazla ürün bilgisi verme telaşına girmezler; ihtiyaç ile marka arasındaki  köprünün, tüketicinin kendisi tarafından kurulmasını sağlarlar.

Tüketicilerin markayı  hatırlamalarını sağlamak için, markanın hangi ihtiyaçlarını nasıl çözeceğini onlara “sunmak” gerekir. Google’un, belli algoritmalar kullanarak, insanların internet aramaları sırasında onlara sürekli önerilerde bulunması gibi, markaların da insanların ihtiyaç anlarında kendilerini hatırlatacak içerikler (reklamlar) üretmeleri ve insanların kararlarını kendilerine yönlendirmeleri gerekir.

İletişim, insanların beş duyusu aracılığıyla onlarda duygusal bir tepki  yarattığı ölçüde etkili olur.  İnsanın unutamadığı olumlu ya da olumsuz bütün deneyimler, çok yoğun duygu yaşadığı anlardır. İnsanın evlendiği günün ya da önemli bir toplumsal olayın (deprem gibi) hiç bir ayrıntısını unutmaması, o anlarda yaşadığı duygu yoğunluğundandır. Bu nedenle, bir iletişimin etkili ve kalıcı olması için, insanların duygularını harekete geçirmesi gerekir. Duyguları harekete geçirmeyen, sadece mantığa hitap eden bir iletişimin hatırlanması mümkün değildir. Elbette her markanın tercih edilmesi için, mantıklı gerekçeler lazımdır ama sadece mantık, hiç kimseyi ikna etmeye yetmez. İnsan hafızasının yakıtı bilgiyse, ateşi de duygudur. Duygu içermeyen hiç bir mesaj insanın hafızasına kazınmaz; kararlarını etkilemez, davranışlarına şekil vermez. (İnsan Hafızası Nasıl Çalışır?)

mem2

Her iletişim, insanların mevcut bilgisinin üzerine eklenen bir tuğla gibidir. İnsan önceden bildiği bir bilgi ile çelişmeyecek, onunla ters düşmeyecek bilgileri hafızasına kaydeder. Eğer yeni bilgi, eski bilgiyle çelişiyorsa, insan yeni bilgiyi hafızasına almaz. İnsanın sahip olduğu bilgiyle çelişen, ters bir bilginin kabul görmesi için çok üst düzey kanıtlara, tekrara ve çok uzun zamana ihtiyaç vardır. Bu nedenle iyi iletişimciler, iletişim yaptıkları kitlenin ortak bilinçaltını ve bilgi dağarcığını iyi bilen, inanç kalıplarını, ön yargılarını doğru okuyan insanlardır. Onlar, bu bilgi ve deneyimleri sayesinde, insanların unutamadığı içerikler, yeri geldiğinde kolay hatırlanabilecek metinler, görseller yaratarak kalıcı etki yaratırlar.

İletişimin kurgusunu yaparken, başlama noktası iletişimin hedeflediği insanlar olmalıdır. İyi bir iletişim, tüketici içgörüsünden yola çıkan, bu içgörüyü markayla ilişkilendiren iletişimdir. Kendi ürünlerinin üstünlüklerini anlatma, kendilerini “satma” telaşına düşen markaların kalıcı bir iz bırakamamalarının nedeni, iletişimin yönünü tüketicilerden değil, kendilerinden başlayarak kurmaları; içeriden dışarıya doğru (inside out) yola çıkmalarıdır. Etkili iletişimin yönü her zaman, dışarıdan içeriye (outside in) yani tüketiciden markaya doğru olmalıdır.

İnsan hafızası sadece geçmişteki olayları hatırlamaktan ibaret değildir. Bu hafıza kadar önemli olan ve hayatımızda daha etkili olan, bugün öğrendiklerimizi gelecekte ne zaman ve nerede kullanacağımızı belirleyen gelecek hafızamızdır. Marka ve yönetim konusuyla ilgili herkesin, insanların gelecek hafızalarının nasıl çalıştığını öğrenmeleri gerekir.

İletişimle ilgilenenlerin ve özellikle reklamcıların, inşaat alanı, insanların gelecek hafızasıdır.


KONUYLA İLGİLİ KİTAP ÖNERİLERİ

KONUYLA İLGİLİ MAKALE ve LİNKLER

  1. Joshua Foer, “Moonwalking with Einstein: The Art and Science of Remembering“
    http://joshuafoer.com/

  2. Joshua Foer: Feats of Memory Anyone Can Do
    https://www.youtube.com/watch?v=U6PoUg7jXsA

  3. Daniel L. Schacter, \"The Seven Sins of Memory: How the Mind Forgets and Remembers\"
    http://www.dau.mil/pubscats/pubscats/atl/2007_01_02/har_jf06.pdf

  4. Prospective Memory as It Applies to Work and Naturalistic Settings
    http://www.sagepub.com/sites/default/files/upm-binaries/14143_Chapter9.pdf

  5. Stefan Walter and Beat Meier, “How Important is Importance for Prospective Memory?”
    http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4071817/pdf/fpsyg-05-00657.pdf

  6. Derrick Daye, “The Brain Science Behind Memorable Content”
    http://www.brandingstrategyinsider.com/2016/06/the-brain-science-behind-memorable-content.html#.V1dQ7PmLS76

  7. Wikipedia, “Prospective Memory”
    https://en.wikipedia.org/wiki/Prospective_memory

  8. Demis Basso, “Planning, Prospective Memory, and Decision Making : Three Challenges for Hierarchical Predictive Processing Models”
    http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3548395/

  9. Anna-Lisa Cohen, Alexander Jaudas, Evan Hirschhorn, Yoni Sobin, Peter M. Gollwitzer, “The Specificity of Prospective Memory Costs”
    http://www.psych.nyu.edu/gollwitzer/A-L.%20Cohen%20Memory.pdf

  10. Dorothea Eisenhardt, Randolf Menzel, Martin Nawrot, “The Role of Memory in Decision Making”
    http://www.bcp.fu-berlin.de/en/biologie/arbeitsgruppen/neurobiologie_verhalten/ag_nawrot/teaching/materials/READER_SeminarDecisionMaking2010.pdf

  11. Fabio Del Missier, “Memory and Decision Making: From Basic Cognitive Research to Design Issues”
    http://ceur-ws.org/Vol-1278/paper2.pdf

6 15065

Herkes kendi okul yıllarından bilir. Çocukluk yıllarında çok yetenekli oldukları için, ileride çok başarılı olup, çok iyi yerlere geleceğini düşündüğümüz bazı arkadaşlarımız, kendilerinden beklenen başarıyı ortaya koyamamışlardır. Okul yıllarında bütün öğretmenlerin takdir ettiği, sahip oldukları üstünlükler sayesinde herkesin gözdesi olan bu yetenekler, istedikleri hayatı elde edemezken, onlardan daha az donanımlı olanlar daha başarılı olmuşlardır.

Neden çok yetenekli, çok zeki insanların bazıları başarılı olamaz?

Şansın insan hayatında çok önemli bir etkisi var. Bazı insanların başarısızlıklarının nedeni, gerçekten şanssızlıktır. Hayat onlara hoyrat davrandığı için başarısız olmuşlardır.  Bunun aksine, her başarılı insana şans, mutlaka yardım etmiştir. Başarılı olan her insan, aynı zamanda şanslı bir insandır. Siz Ne Kadar Şanslısınız?

Ama insanın başarısını belirleyen, yetenek, çalışkanlık ve şansın dışında çok önemli bir neden daha var. Sosyal bilimciler bazı insanların kendi yeteneklerinin de ötesinde bir başarı elde etmelerini, bu insanların hayata bakış açılarıyla açıklarlar.  

Stanford Üniversitesi’nden Carol Dweck,  başarılı insanların ortak özelliğinin sahip oldukları varlıkları, imkanları ve yeteneklerden ziyade, onların zihniyetleri, kafa yapıları olduğunu söyler. Carol Dweck’e göre, bazı insanlar kendilerine verilen imkan ve yetenekleri sürekli geliştirmeye odaklıdırlar. Bu insanlar hayatı bir “öğrenme”, “büyüme”, “gelişme”, “olgunlaşma” yolculuğu olarak görürler. Bu nedenle hep gelişmeye ve kendilerini yenilemeye odaklıdırlar (Growth Mindset)

bas11

Bazıları ise hayatta kendilerine verilen imkan ve yeteneklerin sabit olduğunu ve kimsenin kendine verilenden öte bir arayışa girmemesi gerektiğini varsayarlar (Fixed Mindset). Hayata böyle sabit bir zihniyetle bakan insanlar, eğer ortalamanın üzerinde bir yetenekleri varsa, bunun kendilerine ömür boyu yeteceğini düşünürler. Bu zihniyette olup da, ortalamanın altında bir donanıma sahip olanlar ise,  yeteneklerinin hiç gelişmeyeceğini, bunların herkeste belli bir oranda olduğunu kabul ederler. Dolayısıyla herhangi bir çaba göstermenin gerekli olmadığına inanırlar.

Hâlbuki hayat, bunun tam tersini kanıtlar. Çok varlıklı ailelerde yetişen, çok yetenekli, çok iyi eğitimli insanlar arasında, hayata sabit bir zihniyetle bakanlar, kendilerine verilen imkanlardan yararlanmasını bilmedikleri için başarısız olurlar. Hayat yolculuğuna çok avantajlı bir konumda başlamış olsalar bile,  bu avantajları onlara yetmez ve bu zihniyetleri yüzünden, kendi akranlarının gerisinde kalırlar. Sahip oldukları “sabit zihniyet”, onların öğrenmelerine, gelişmelerine, büyümelerine, olgunlaşmalarına ve başarılı olmalarına engel olur.

Oysa gelişme odaklı bir zihne sahip insanlar, kendilerine verilen imkan ve yetenekleri geliştirebileceklerine inandıkları için, engellerle karşılaştıklarında başarmak için ellerinden geleni yaparlar ve hedeflerine doğru ilerlemek için çaba gösterirler.

“Gelişme odaklı” insanlar, hedef belirlemek, engeller ve zorluklar karşısında olumlu bir tavır almak,   kararlarını eyleme dönüştürmek,  eleştirileri kişisel gelişim fırsatı olarak görmek, başkalarının başarılarını kıskanmak yerine onlardan ilham almak gibi özelliklere sahiptirler. 

Gelişme odaklı insanlar, karşılarına çıkan engelleri, kendilerine yapılmış bir haksızlık olarak değerlendirmek  yerine, bu engelleri aşmak için üzerlerine düşeni yapmaları gerektiğine inanırlar.  Her engeli aşarken kazandıkları  gücün, kendilerini ilerideki engelleri aşmak için daha donanımlı kılacağını düşünürler. 

Sabit zihniyetli insanlar  için ise zorluklar ve engeller vazgeçmek için birer bahanedir. Eleştiriler onlar için yaralayıcı ve yıkıcıdır. Sabit zihniyetli insanlar, dışarıdan nasıl göründüklerine ve sonuçlara odaklanırlar. Onlar için iyi görünmek, öğrenmek ve ilerlemekten daha önemlidir.

bas111

İnsanın kendisine verilen imkan ve yeteneklerle yetinip, bunları hiç geliştirmeye niyetli olmaması, zorluklar karşısında bahaneler bulup kendini hiç zorlamaması, kendine daha yüksek hedefler koymadan yaptıklarını yapmaya devam etmesi, sahip olduğu potansiyeli ziyan etmesi demektir.

İçinde yetiştiği aile ortamı, insanın hayata bakışını yani zihniyetini belirler. Bazı aileler çocuklarına “çok güzel”, “çok zeki”, “çok yetenekli” oldukları tekrar edip, onları bu özelliklerinden ötürü sürekli takdir ederler. Bu tutumlarının  çocuklarını motive edeceğini  zannederler. Oysa bu övgüleri alan çocuklar, daha iyi olmayı hedeflemek ve bu hedef için gayret göstermek yerine hayatta sahip olmaları gereken bütün donanımlara zaten doğuştan sahip olduklarına inanırlar ve kendilerini geliştirmek için herhangi bir çaba göstermelerine gerek olmadığı yanılgısına kapılırlar. Her türlü imkana sahip olan, yetenekli ve iyi eğitim görmüş insanların başarısızlıklarının en önemli nedeni, çoğu kez hayata böyle “sabit bir zihniyetle” bakmalarıdır.

Yapılması gereken, ister aile ister iş ortamında olsun, insanın sahip olduğu yeteneklere değil, gösterdiği çabaya değer vermektir. Eğer takdir edilecek bir konu varsa, bu insanın sahip olduğu fiziki özellikleri ya da yetenekleri değil, bunları nasıl kullandığı ve gösterdiği iyi niyetli çabadır. Sonucu değil, gösterdiği çabayı takdir etmek, bir insana ve özellikle bir çocuğa yapılacak en büyük iyiliktir. 

Carol Dweck, gelişim odaklı bir zihniyete sahip olmanın şirketler ve liderler için de geçerli olduğunu söyler. Şirketler de bireyler gibi, “sabit”  ya da “gelişme” odaklı olabilirler.  Şirketlere  hakim olan zihin yapısı,  çalışanların işbirliğini, şirketin inovasyon kapasitesini ve çalışanların bağlılığını doğrudan etkiler.

bas112

İnsanın sahip olduğu imkanlar, yetenekleri ve elbette şansı, hayattaki başarısını belirler. Ama bütün bunlara sahip insanların bile başarılı olamamalarının nedeni, hayata “gelişme odaklı” bakamamalarıdır. Bu nedenle insanın hayatını en çok şekillendiren aslında, sahip olduğu düşünce kalıbıdır. İnsanın kendisi ve potansiyeli hakkındaki inancı, nasıl bir hayata sahip olacağını belirler.

Ben -yaşı kaç olursa olsun- her insanın gelişme odaklı bir düşünce sistemine sahip olabileceğini, buna sahip değilse bile bu bakış açısını kazanabileceğini düşünüyorum. İnsanın kendini geliştirme potansiyelinin kendi elinde olduğuna inanıyorum.

Hiç birimiz, fiziki özelliklerimizden, yeteneklerimizden ve sahip olduğumuz imkanlardan yüzde yüz memnun değiliz. İnsanın boyu, güzelliği, yetenekleri ve imkânları adaletli dağıtılmıyor maalesef ama istisnai koşullar hariç isteyen herkesin kendisini geliştirme iradesi göstermesi mümkün. İsteyen her insan, kendisini geliştirmek için çaba gösterebilir. 

İnsan, hayata “gelişme odaklı bir zihinle” bakarsa,  kendisine verilen imkanlardan daha fazlasını elde edebilir.  Asıl olan, insanın hayata başlarken neye sahip olduğu değil, kendisine verilmiş olanları nasıl kullanmayı tercih ettiğidir. 

Hayatımızı şekillendiren sahip olduğumuz düşünce kalıplarımızdır. Kendimiz hakkındaki inançlarımız, nasıl bir hayat yaşayacağımızı belirler.


KONUYLA İLGİLİ KİTAP ÖNERİLERİ

KONUYLA İLGİLİ MAKALE ve LİNKLER

  1. “Growth Mindset And Why It Matters: Activities and Assignments Linked to Videos”
    http://whatkidscando.org/resources/pdf/Growth%20Mindset%20Activites%20&%20Assignments.PDF

  2. Shawn Achor: “Daha İyi Çalışmanın Mutlu Sırrı”, TED Video
    https://www.ted.com/talks/shawn_achor_the_happy_secret_to_better_work?language=tr

  3. John C. Maxwell, “İçinizdeki Lideri Geliştirmek”, Video
    https://www.youtube.com/watch?v=dO4__ple51Y

  4. Dr. Norman Vincent Peale, “The Power of Positive Thinking: 10 Traits for Maximum Results”
    http://www.makemoneywithpyxism.info/joinstevehawk.com/PowerOfPositiveThinking.pdf

  5. Napoleon Hill, “Success Through A Positive Mental Attitude”
    http://media.brunnegard.com/2012/01/Success-Through-Positive-Attitude.pdf

  6. John Pourdehnad, Bruce Warren, Maureen Wright and John Mairano, “Unlearning/Learning Organizations – The Role of Mindset”
    http://isssbrasil.usp.br/isssbrasil/pdfs/2006-326.pdf

  7. The Power of Positive Thinking – 60 Tips & Quotes
    http://www.sunshineuni.com/the-power-of-positive-thinking-60-tips-quotes.pdf

  8. Jane Savoie, “A Winning Attitude”
    http://www.janesavoie.com/ebook_winning_attitude.pdf

  9. Carol Dweck, Mary Murphy, Jennifer Chatman, Laura Kray, \"How Companies Can Profit from a Growth Mindset”
    https://hbr.org/2014/11/how-companies-can-profit-from-a-growth-mindset

  10. Wayne Goldsmith, “The Psychology Of Winning – How to Develop a Winning Attitude In High Performance Sport.”
    https://www.teamunify.com/njnjwst/__doc__/The%20Psychology%20Of%20Winning.pdf

  11. Carol Dweck, “How Can You Change From a Fixed Mindset to a Growth Mindset”
    http://mindsetonline.com/changeyourmindset/firststeps/

  12. James Clear, “Transform Your Habits: The Science of How to Stick to Good Habits and Break Bad Ones”
    http://jamesclear.com/habits

  13. Coert V’sser,”Growth Mindset Associated With Various Positive Outcomes (Competence, Relatedness, Learning, Vitality, Adjustment)”
    http://www.progressfocusedapproach.com/growth-mindset-associated-with-various-positive-outcomes-such-competence-learning-vitality-adjustment/

  14. James Clear,” How Your Beliefs Can Sabotage Your Behavior (And What You Can Do About It)”
    http://jamesclear.com/fixed-mindset-vs-growth-mindset

5 8327

Başarılı insanları diğerlerinden ayıran önemli özelliklerden biri  zekâlarından çok, ne kadar meraklı bir insan olduklarıdır. Merak dürtüsü, hem insanın hem de bilimin ilerlemesinin itici gücüdür. Merak  etmeyen insan kendini geliştiremez. Merak duygusu körelen insanın hayatla bağı kopar.

Carnegie Mellon Üniversitesi’nden Prof. George Loewenstein, bir grup üniversite öğrencisine sorular sorar ve bu soruların yanıtlarını kendisi verir. İkinci gruba da aynı soruları sorar ama yanıtları vermeden önce öğrencilerden yanıtları tahmin etmelerini ister.  Bu sırada öğrencilerin beyin faaliyetlerini (fMRI teknolojisiyle) inceler. Birinci gruptakiler soruların yanıtlarını hemen öğrendikleri için, beyinlerinde herhangi bir hareketlilik oluşmaz ve  konuya ilgilerini kaybederler.  İkinci gruptakilerin beyninde ise büyük bir hareketlilik oluşur. Zihinleri, soruyla yanıt arasındaki boşluğu doldurmak için çaba gösterir. Bu öğrenciler, aynı zamanda, yaptıklarından çok keyif alırlar. Merak insana enerji ve keyif verir.

Merak ve öğrenmek birbirinin sebep sonucudur. İnsan, zihnindeki sorulara, belirsizliklere ve çelişkilere son vermek için çaba gösterir; araştırır, keşfeder, öğrenir. Merak, insanı ilerletir.

merak4

İnsanlık tarihindeki bütün keşifler ve buluşlar merak sayesinde olmuştur. İnsanlar, gördüklerinin ötesini merak ettikleri için, dünyanın yuvarlak olduğunu; güneşin neden akşamları kaybolduğunu merak ettikleri için dünyanın döndüğünü keşfetmişlerdir.

Merak olmadan bilim olmaz. Yeni kavramların ve yeni teorilerin gelişmesini sağlayan insanın merak duygusudur. Albert Einstein kendinden bahsederken “Hiçbir özel yeteneğim yok; yalnızca merak tutkusu olan bir insanım.” demiştir.

Bizim kültürümüz maalesef, merak dürtüsünü yücelten bir kültür değil. Bildiğim kadarıyla merakı öven hiç bir atasözümüz, hiç bir deyimimiz yok. Aksine çoğunluk, merakın gereksiz olduğunu düşünür ve çocuklarına fazla meraklı olmamasını öğütler. Genel kanı, merakın insanın başına kötü işler açacağı yönündedir.

Çocukların evde çekmeceleri açmasını engelleyen, değişik eşyaları keşfetme isteğini yaramazlık olarak gören,  sorularını cevaplamaktan bıkan anne babalar, onların içindeki merak duygusunu köreltir ve öğrenmelerini, ilerlemelerini durdururlar. Oysa merak çocuğun zihinsel gelişiminin itici gücüdür. Yapılması gereken, çocukları engellemek yerine onların merak duygularını daha da artırmak için uğraşmak; içlerinde zaten var olan bu dürtüyü kışkırtmak, onların fikirlerini yargılamadan dinlemek ve düşüncelerini eyleme dökmeleri, meraklarını tatmin etmeleri için onlara destek olmaktır.

merak1

Araştırmalar başarılı insanların, merak dürtülerini sürekli canlı tutmayı bilen insanlar olduğunu kanıtlar.  New York Times köşe yazarı Adam Bryant,  yetmiş CEO’yla yaptığı araştırmada, bu liderlerin tamamının tutku derecesinde meraklı olduklarını gözlemler. Bryant’a göre, başarılı CEO’lar, sanıldığının aksine, her şeyi bilen insanlar değillerdir. Onlar hiçbir şeyi olduğu gibi kabul etmeyen, tıpkı bir çocuğun öğrenme merakıyla sorular soran; her şeyin neden ve nasıl olduğunu sorgulayan insanlardır.

Kimi insanların meraklı, kimilerinin meraksız olduğu doğrudur ama aslında herkes dünyaya geldiğinde aynı merak dürtüsüne sahiptir. Hepimiz sonsuz bir merak dürtüsüyle doğarız ama çoğumuz hem ailede hem de okullarda aldığımız eğitimle, zaman içinde bu merak dürtümüzü yitiririz.

Çocuklar tıpkı bilim insanlarının sordukları gibi, kolay kolay cevaplanamayacak sorular sorarlar. Ama onların bu merak dürtülerini, içinde bulundukları çevre,  köreltir. Çocuklar zamanla özgünlüklerini kaybedip büyükler gibi sıradanlaşırlar. Merak etme içgüdüleri yerini,  çevrelerine uymaya, sorgulamamaya, fazla kurcalamamaya, “icat çıkarmamaya” ve kendilerinden beklenileni yapmaya bırakır. Uyum dürtüsü, merak dürtüsünü bastırır.

İnsanların da kurumların da ilerlemesinin kökeninde merak duygusu vardır. Merak duygusu körelmiş şirketlerin sorunları çözmesi, yeni yöntemler geliştirmesi ve kendilerini yenileyerek güncel kalmaları  mümkün değildir.

merak2

Bir şirketin, inovatif çözümler üretmesini sağlayan ve ileriye götüren, o şirkette hakim olan merak ve öğrenme duygusudur. Yaptıkları işin her aşamasının nasıl daha iyi yapılacağını, sorunların nasıl çözüleceğini, kaynakların nasıl daha iyi kullanılacağını, nasıl daha verimli olacağını, sorgulayan şirketlerin ortak paydası, o şirketlerdeki merak iklimidir.

Bireysel hayatımızda da merak duygusu bizi hayata bağlar. Ama merak dürtüsünün de seviyeleri vardır. Sadece insanların ne yaptıklarıyla ilgilenmek insanı,  dedikodu ve magazin dünyasıyla sınırlar. Çevremizdeki insanlara ve olaylara meraklı olmamız elbette sağlıklı bir davranıştır ama merak dürtüsünün sadece bununla sınırlı olması, bizi yüzeysel bir insan yapar. Olması gereken,  merakımızı insanlardan ve olaylardan daha üst bir seviye çıkarmak ve yeni şeyleri, yeni yerleri, farklı kültürleri, farklı fikirleri, farklı düşünceleri ve uygulamaları  öğrenmek için çaba göstermektir.

İnsanın dünyada olan bitene merakı ve ilgi alanlarının çeşitliliği, onun hem zihinsel faaliyetinin kalitesini artırır  hem de sosyal hayatını zenginleştirir. İnsanın içindeki keşfetme ve öğrenme isteği, onun hayat enerjisini artırır.  Merak dürtüsü insanı hayata bağlar.

İnsan merakı sayesinde öğrenir, kendini geliştirir; keşfeder, buluşlar yapar ve ilerler. İnsanın ilerlemesinin temelinde merak dürtüsü vardır.


KONUYLA İLGİLİ KİTAP ÖNERİLERİ

KONUYLA İLGİLİ MAKALE ve LİNKLER

  1. Kevin P. Chavous ,“A Passionate Curiosity for Learning”
    http://www.huffingtonpost.com/kevin-p-chavous/a-passionate-curiosity-fo_b_1394750.html

  2. Todd Kashdan, “Curious? Discover the Missing Ingredient to a Fulfilling Life”
    http://toddkashdan.com/curious.php

  3. Dr. Todd B. Kashdan & Robert Biswas-Diener, “What Happy People Do Differently”
    https://www.psychologytoday.com/articles/201306/what-happy-people-do-differently

  4. Todd Kashdan, “5 Ways to Cultivate Curiosity and Courage in the Workplace”
    https://www.psychologytoday.com/blog/curious/201510/5-ways-cultivate-curiosity-and-courage-in-the-workplace

  5. Todd B. Kashdan, “Companies Value Curiosity but Stifle It Anyway”, HBR
    https://hbr.org/2015/10/companies-value-curiosity-but-stifle-it-anyway

  6. Todd Kasdan, “The Power of Curiosity”
    https://experiencelife.com/article/the-power-of-curiosity/

  7. “Curiosity: The Secret to Your Success”
    https://www.psychologies.co.uk/self/curiosity-the-secret-to-your-success.html

  8. İlhan İnan, “Merak, İnsanı İnsan Yapar.”
    http://haberler.boun.edu.tr/tr/haber/merak-insani-insan-yapar

  9. David Parnell, “Adam Bryant Of The New York Times On What Makes Great Leaders Great”
    http://www.forbes.com/sites/davidparnell/2014/07/01/adam-bryant-of-the-new-york-times-on-great-leaders/#26fc9afe7d89

  10. Adam Bryant, “Distilling the Wisdom of C.E.O.’s”
    http://www.nytimes.com/2011/04/17/business/17excerpt.html

  11. “10 Great Life Lessons from Albert Einstein”
    http://www.virtuesforlife.com/10-great-life-lessons-from-albert-einstein/

  12. Tom Mcdermott, “What’s the Difference Between a Passion and a Passionate Curiosity?”
    http://ignitingcuriosity.com/2014/11/whats-the-difference-between-a-passion-and-a-passionate-curiosity/

  13. Tom Mcdermott, “Realizing The Significance of Your Own Curiosity”
    http://ignitingcuriosity.com/

  14. Tom Mcdermott, “Harnessing Natural Curiosity in Life and Work”
    http://ignitingcuriosity.com/2014/07/harnessing-natural-curiosity-in-life-and-work/

  15. Prof. George Loewenstein, “The Psychology of Curiosity”
    https://www.cmu.edu/dietrich/sds/docs/loewenstein/PsychofCuriosity.pdf

  16. Wikipedia, Curiosity
    https://en.wikipedia.org/wiki/Curiosity

  17. Susan Edelman, “Curiosity and Exploration”
    http://www.csun.edu/~vcpsy00h/students/explore.htm

  18. Emad T , “The Curiosity Instinct”, MIT Admissions
    http://mitadmissions.org/blogs/profile/etaliep

  19. Dr. Todd B. Kashdan & Robert Biswas-Diener, “Praise for The Upside of Your Dark Side”
    http://toddkashdan.com/upside.php

2 6471

Çoğumuzun -çocukluktan kalma bir alışkanlıkla- uykuya itirazı vardır. Çocukken oyundan uzak kalma anlamına gelen uyumak, büyüyünce hayatı kaçırmak anlamına gelir. Çoğu insan, daha çok eğlenmek, daha çok televizyon seyretmek, daha çok internette dolaşmak ya da daha çok çalışmak için daha az uyumayı tercih eder.

Bazı insanlar da, az uyumakla övünür. Hayattaki başarılarını, az uyumaya borçlu olduğunu düşünürler.  Amerikalı milyarder Donald Trump, başarısının arkasındaki en büyük etkenin, günde 3-4 saat uyumak olduğunu söyler. Trump’a göre, günde 12 saat uyuyan birisi, 3-4 saat uyuyan birisiyle rekabet edemez.

Fakat, Donald Trump gibi insanlar istisnadır. İnsan vücudunun, gün doğumu ve batımına göre kendi ayarlayan biyolojik bir ritmi olduğundan, yeteri kadar uyumamak, insanın bağışıklık sistemini son derece olumsuz etkiler ve birçok kronik hastalığa yol açar. Sürekli yorgunluk, depresyon, diyabet gibi hastalıkların  kökeninde uyku eksikliği vardır.

2

Düzenli ve yeterli uyku uyuyan insanlar, hastalıklara karşı dirençli olurlar. Uyku, sadece vücudun dinlenmesi için değil asıl beynin daha iyi çalışması için de olmazsa olmazdır. Yeteri kadar uyumayan insanın, algılama, düşünme, karar verme, hatırlama gibi zihin fonksiyonları zayıflar. Bedenen yorulmasa bile insanın uykuya ihtiyacı vardır; çünkü insan beyni ancak uyku sırasında kendini tazeler ve yeniden çalışmaya hazır hale gelir.

İnsanın uykusuz geçirdiği süre arttıkça, uykusuzluğun psikolojik ve biyolojik etkileri de artar. İnsan vücudu, bir gece uykusuz kalmayı kaldırsa da, uzun süren uykusuzluk, insanı daha hoşgörüsüz, daha sinirli, daha güçsüz kılar.

Uykusuz kalan beynin algılama ve bilgiyi hatırlama yeteneği azalır. Bilim insanları, insanın yeni  öğrendiği bilgileri, hafızasına kalıcı bir şekilde kaydetmesi için, uyumaya ihtiyacı olduğunu söylerler.

Uykunun hem süresi hem de kalitesi, insanın fiziksel ve zihinsel performansını olumlu etkiler. Düzenli uyuyan insanlar, daha başarılı olurlar. İyi bir uyku, sadece sporcuların değil,  konser sanatçılarının da performanslarını olumlu etkiler.

Uyku, iş dünyası için de stratejik bir kaynaktır. Uykusuzluk,  karamsarlık, ifade bozukluğu, algıda kapalılık, konsantrasyon bozukluğu, öfke patlaması gibi sorunlara yol açtığından, iş hayatında başarılı olmak için, düzenli ve iyi uyumak gerekir. Çalışan herkesin,  uykuyu çok değerli bir kaynak olarak görmesi ve bu kaynaktan hakkıyla yararlanması gerekir.

Uyku zamanı,  daha çok eğlenmek, daha çok çalışmak için feda edilecek bir zaman dilimi değildir. Harvard Tıp Fakültesinden Russell Sanna, daha iyi uyuyan insanların zihinlerinin daha iyi çalıştığını ve dikkatlerinin daha keskin olduğunu, uykuda geçirdikleri zamandan fazlasını, daha verimli olarak geri kazandıklarını söyler.

1

Maalesef, pekçok insan, çocukluktan başlayan uykuya itiraz etme alışkanlığını, yetişkin hayatında da sürdürerek sahip olduğu potansiyelin çok altında bir hayat yaşamaya mahkum oluyor. Çoğu insan, geceleri çay, kahve, sigara, kolalı içecekler içerek; internette gezinerek,  bilgisayar oyunları oynayarak, farkında olmadan uyku süresini kısaltır ve ertesi güne yorgun başlar.Yeterince uyumadan işe gelen insanlar, güne 1-0 yenik başlarlar.

Az uyuma,  kötü bir alışkanlıktır. Ama maalesef, pek çok insan, uykunun şifa veren gücünün farkında değil.

Uyku,  hava kadar, su kadar hayati bir kaynaktır. Yaşlanmanın etkileri azaltmaktan daha iyimser olmaya, berrak bir zihne sahip olmaktan bedenen daha güçlü olmaya kadar pek çok konuda uyku, sahip olduğumuz stratejik bir kaynaktır.  Bu kaynağın kıymetini bilmek ve bu kaynaktan daha iyi yararlanmak bizim elimizde.

Yeterince uyumamak, terk edilmesi gereken kötü bir alışkanlıktır. Uykudan çalmak, insanın kendi mutluluğundan ve başarısından çalması demektir.


KONUYLA İLGİLİ KİTAP ÖNERİLERİ

KONUYLA İLGİLİ MAKALE ve LİNKLER

  1. Why Sleep Is a Strategic Resource
    http://sloanreview.mit.edu/article/why-sleep-is-a-strategic-resource/

  2. Christopher Barnes, Gretchen Spreitzer, “Why it Pays to Ensure Adequate Sleep for Your Employees”
    http://positiveorgs.bus.umich.edu/wp-content/uploads/SpreitzerBarnesSleep.pdf

  3. Dan Miller, “Sleep as a Strategic Resource”
    http://blog.supplysideliberal.com/post/111539013488/dan-miller-sleep-as-a-strategic-resource

  4. Mathew Walker, “Sleep to Remember”
    http://www.americanscientist.org/issues/feature/sleep-to-remember

  5. “Sleeping Habits of the Rich & Famous”
    http://www.bigbrandbeds.co.uk/blog/sleeping-habits-of-the-rich-famous-infographic/

  6. Sleep Monitors Could Help U.S. Players Rest Easy During World Cup
    http://worldcup.usatoday.com/2014/06/05/sleep-monitors-us-players-brazil/

  7. Nicole Lyn Pesce, “Do History\'s Greatest Figures Owe Their Success to Sleeping LESS?”
    http://www.nydailynews.com/history-greatest-figures-owe-success-sleeping-article-1.412799

  8. Why Athletes should Make Sleep a Priority in Their Daily Training
    http://www.fatiguescience.com/blog/infographic-why-athletes-should-make-sleep-a-priority-in-their-daily-training

  9. William D.S. Killgore, “Effects of Sleep Deprivation on Cognition”
    http://www.researchgate.net/publication/47790667_Effects_of_sleep_deprivation_on_cognition

  10. Harrison Y, Horne JA., “One Night of Sleep Loss Impairs Innovative Thinking and Flexible Decision Making.”
    http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/10329298

  11. “Attacking the Sleep Conspiracy”, An interview with Russell Sanna
    https://hbr.org/2013/07/attacking-the-sleep-conspiracy/

  12. Tony Schwartz, “Sleep is More Important than Food”
    https://hbr.org/2011/03/sleep-is-more-important-than-f/

  13. Patrick J. Skerrett, “Sleep Deprivation’s True Workplace Costs”
    https://hbr.org/2011/01/sleep-deprivations-true-workpl.html

  14. Jan Bruce,”The Truth About Sleep”
    http://www.forbes.com/sites/janbruce/2014/03/25/the-truth-about-sleep/

  15. Charles A. Czeisler and Bronwyn Fryer, “Sleep Deficit: The Performance Killer”
    https://sleep.med.harvard.edu/news/55/Harvard+Business+Review+Sleep+Deficit+The+Performance+Killer

  16. Carmen Fishwitck, “Sleep\'s Role in Memory Formation Discovered: do You Get Enough?”
    http://www.theguardian.com/lifeandstyle/poll/2014/jun/06/sleep-memory-discovered-scientists-how-much-enough

  17. Mo Costrandi, “Sleep may Help Memories form by Promoting New Synapses”
    http://www.theguardian.com/science/neurophilosophy/2014/jun/09/sleep-dendritic-spines-memory

  18. “Six Reasons not to Scrimp on Sleep”, Harvard Medical School
    http://www.tamaqua.k12.pa.us/cms/lib07/PA01000119/Centricity/Domain/108/sleep.pdf

  19. Martin Rawls-Meehan, “Sleeping for Performance”
    http://library.crossfit.com/free/pdf/CFJ_Sleep_RawlsMeehan2.pdf

  20. “Arianna Huffington Discusses Meditation, Balance and The Importance of Sleep”
    http://www.theguardian.com/women-in-leadership/video/2014/jun/10/arianna-huffington-on-meditation-sleep-balance

14 11473

Çoğu insan mutlu olmak için hayatta başarılması gereken  önemli bazı konular olduğuna inanır. Meslek sahibi olmak, para kazanmak, aşkı bulmak, iyi ve uzun bir evlilik sürdürmek gibi önemli konularda başarılı olmanın mutluluk getireceğine inanır.

Oysa bunların hiç biri doğru değildir. İnsan para sahibi olunca mutlu olsa da bu mutluluk çok kısa sürer. Piyangodan büyük ikramiye kazanların mutluluklarının altı aydan fazla sürmediği birçok araştırmayla kanıtlandı. İnsan, o kadar hızlı uyum sağlar ki yeni durumu kanıksayıp eski mutluluk seviyesine geri dönmesi çok kısa bir zaman alır.

Para gibi mesleki başarı da mutluluk getirmez. Mesleklerinde çok başarılı olan insanlar çok mutlu olsalardı, televizyonlarda onların mutluluk hikâyelerini dinlerdik. Oysa başarılı iş insanlarının bizde yarattığı algı, tam tersidir. Yüzlerinde mutluluktan ziyade sıkıntı ifadesi vardır; dışarıdan bakıldığında hayatları stres ve kaybetme korkusu içinde geçiyor izlenimi verir.

Maalesef hepimiz, mutluluğun kazanılması gereken bir ödül olduğu düşüncesiyle büyütüldük. Parayı, başarıyı, aşkı bulan insan mutlu olur zannettik. Mutluluğun insanın kendi elinde olan bir tercih değil, başarı sonrası kazanılan bir ödül  olduğunu belledik.

Harvard Üniversitesi’nden Shawn Achor,’a göre, hayatta başarılı olmak için önce iyimser ve mutlu bir zihin yapısına sahip olmak gerekiyor. Genel kural olarak mutlu olanlar başarılı oluyor. Bize öğretilen “çalış, başar, mutlu ol” formülünün ise geçerli olmadığını, tersine mutluluk konusunda bir yanılgı yarattığını söylüyor.

Achor’un bulgularına göre hayatta elde ettiğimiz başarıların yüzde 75’i,  “zihinsel durumumuza” göre, yani iyimserlik seviyemiz ve stresi nasıl yönettiğimize göre belirlenir. Olumlu bir zihinsel yapısı olan insanlar, mutlu ve başarılı olurlar.

Beyin olumu duygu ve düşüncelerle dolu olduğunda, dopamin üretir. Dopamin ise insanın zekasını ve yaratıcılığı yükseltir. Dopamin salgılayan beyin daha hızlı kavrayıp daha iyi öğrenir. Olumlu zihin yapısı ve mutlu bir ruh hali, beynin performansını artırır ve insanı başarılı kılar.

Achor buna “mutluluk avantajı” adını veriyor.

1

Achor’un yaptığı araştırmalara göre insanların mutluluklarını artırmaları kendi ellerinde. Çok basit olumlu bazı alışkanlıklar edinerek herkes daha mutlu olabilir. Bir insan eğer her gün, şükran duyduğu üç şeyi bir yere yazarsa,  çevresindeki birine olumlu bir mesaj verirse, kısa da olsa meditasyon ve biraz egzersiz yaparsa mutluluk seviyesini önemli ölçüde artırabilir.

Öfke, nefret, endişe, korku gibi olumsuz duyguları beslemek yerine onları zihnimizden atmak için çaba göstermeliyiz. Bardağın boş tarafını görüp, bir işin neden olmayacağına yoğunlaşmak; zorlukları, engelleri, tehlikeleri, olumsuzlukları öne çıkarmak kimseye  bir yarar sağlamaz. Bunun tam tersi bardağın yarısı boş bile olsa, boşlukları nasıl dolduracağına, engelleri nasıl aşacağına  odaklananlar, önünde sonunda bir yol bulur ve başarırlar.

Olumlu bir zihin yapısına sahip insanlar hayatın her alanında daha yüksek performans gösterirler. Herhangi bir konuya olumlu bakmak, daha işin başından insanı başarıya yaklaştırır. Mutlu insanlar hayatlarının her alanında daha başarılı olurlar. Başarısızlığa uğradıklarında bile yaşadıklarından ders çıkarıp, yeniden yola koyulurlar.

Olumsuz duygular ise beyinde tehditleri algılayan amigdalayı harekete geçirir ve sorunlara çözüm getirmekten sorumlu olan prefrontal bölgeden enerji çalar. Stres, insan beyninin performansını düşürür, beynin çalışmasına engel olur.

“Ne kadar başarılı olursam o kadar mutlu olurum.” anlayışını tersine çevirip “Ne kadar mutlu olursam o kadar başarılı olurum.” düşüncesini savunan Achor’a göre hayatımızın kontrolünü elimize almak mümkün:

1. Mutluluğun %10’u insanın başına gelenle, %90’ı ise insanın başına gelenleri nasıl yorumladığıyla ilgilidir. İnsan eğer bakış açısını değiştirse, mutlu ve başarılı olabilir. Mutluluk dünyada ne olduğu değil bizim hayata nasıl baktığımızla ilgili bir konudur.

2. Olumlu zihin yapısına sahip insanlar, olumsuz olanlara kıyasla daha avantajlıdırlar. Olumlu düşünce, zihnin dayanıklılığını yükseltir, güç verir, insanı üretken ve başarılı kılar.

3. Stresi yönetebilmek insanın dayanıklılığını artırır. Dayanıklılığı artan insan daha mutlu ve dolayısıyla daha başarılı olur.

4. Televizyonda, sosyal mecralarda sürekli kötü ve olumsuz haber izlemek insanın bakış açısını karartır, insanı kötümser yapar. Bir taraftan gerçekleri öğrenmek ama  diğer taraftan da kötü düşüncelerin bizi ele geçirmesine engel olmak gerekir.

5. Mutluluğu, geleceğe havale etmek mutsuzluk kaynağıdır. İçinde bulunduğu zamanda değil ama bazı koşullar gerçekleşince mutlu olacağını zannedenler, hiç bir zaman mutlu olamazlar. Mutluluk şimdiki zamanda, içinde yaşanan andadır. İnsan isterse hemen mutlu olabilir. Mutluluk bir tercihtir.

6. Büyük hedeflere ulaşabilmek için, önce ilk küçük adımı atmasını bilmek gerekir. Büyük yolculuklar küçük adımlarla başlar. (Lao Tzu)

7. Hedefine ilerlerken etrafındaki insanları kıranlar, hedeflerine varsalar da mutlu olamazlar. Sonuç odaklı olmak ve hedefleri tutturmak elbette önemlidir ama sadece hedefe kilitlenerek başarı sağlanmaz. Her ne pahasına olursa olsun başarıyı hedeflemek, yalnızlığı ve mutsuzluğu beraberinde getirir.

2

8. İnsanlarla iyi ilişkiler içinde olanlar, daha mutlu ve daha başarılı olurlar. Kıt kaynaklar bile mutlu insanların elinde çoğalır, bereketlenir.  Benzer şekilde, çalışanların birbirlerine iyi davrandıkları, destek verdikleri ortamlar, mutluluk ve başarı getirir.

9. Bir hedefe ulaşana kadar işi hiç bırakmadan, hiç dinlenmeden, hiç eğlenmeden ölümüne çalışanlar, işten başka hiçbir şeye zaman ayırmayanlar mutlu olamazlar. Stresli ve yoğun zamanlarda dostlarla, aileyle daha fazla zaman geçirmek, en zorlu iş koşullarında bile hem mutluluğun hem de başarının temel şartlarından birisidir. İşleri ne kadar çok olursa olsun dostlarına, kendine, hobilerine ve de eğlenceye zaman ayıran insanlar hem daha mutlu hem de daha başarılı olurlar.

10. Önemli bir değişimi gerçekleştirmek için, insanın  pozitif bir zihne sahip olması, olumlu bir davranışta bulunması ve bu olumlu davranışı tekrarlaması gerekir. İyi alışkanlıklar edinmek, böyle bir tutumla mümkün olur. Edinilen iyi alışkanlıklar zamanla insanın hem mutluluğunu hem de başarısını  artırır.

Bilimsel araştırmalar, insanın mutlu olmayı seçebileceğini, mutlu olduğu zaman da başarılı bir hayatı olacağını kanıtlıyor.

Bence şirketlerin performans değerlendirme yöntemlerine harcadıkları çaba kadar, çalışanların mutlu olacakları ortamları yaratmaya da çaba harcamaları gerekir. Çünkü mutlu ortamlar yaratmak, insanları başarılı kılmanın, başarılı sonuçlar almanın ön koşuludur.

Nöroloji alanında yapılan araştırmalar, beynin yetişkinlik döneminde de gelişebildiğini kanıtlıyor. İnsan olumlu bir alışkanlık edinip beynini yeniden programlama yeteneğine sahip. Achor gibi pek çok bilim insanı, üç hafta boyunca her gün yapılan olumlu bir egzersizin kalıcı etkiler yarattığını söylüyor. İyi alışkanlıklar edinen insanların kısa bir süre sonra mutluluğu da bir alışkanlığa dönüştürebildiklerini söylüyorlar.

Mutluluk başarıyı getirir.

Peki siz bu avantajdan ne kadar yararlanıyorsunuz?


KONUYLA İLGİLİ KİTAP ÖNERİLERİ

KONUYLA İLGİLİ MAKALE ve LİNKLER

  1. Daniel Kahneman: The Riddle of Experience vs. Memory, TED Talks, Feb 2010
    http://www.ted.com/talks/daniel_kahneman_the_riddle_of_experience_vs_memory.html

  2. Shawn Achor , “The Happiness Advantage”, e-book
    http://www.jtbookyard.com/uploads/6/2/9/3/6293106/the_happiness_advantage.pdf

  3. Shawn Achor, “Positive Intelligence”, HBR, 2012
    https://hbr.org/2012/01/positive-intelligence/ar/1

  4. GoodThink, Website, Founder: Shawn Achor
    http://goodthinkinc.com/

  5. Shawn Achor: “The Happy Secret to Better Work”, Video
    http://www.ted.com/talks/shawn_achor_the_happy_secret_to_better_work

  6. Dan Schawbel, “Shawn Achor: What You Need To Do Before Experiencing Happiness”, Forbes, 2013
    http://www.forbes.com/sites/danschawbel/2013/09/10/shawn-achor-what-you-need-to-do-before-experiencing-happiness/

  7. Happines Advantage, “5 Ways to Turn Happiness Into An Advantage”
    http://www.psychologytoday.com/blog/the-happiness-advantage/201108/5-ways-turn-happiness-advantage

  8. Jenna Gaudreau, “Are You Investing In The Happiness Advantage?”
    http://www.forbes.com/sites/jennagoudreau/2010/10/26/are-you-investing-in-the-happiness-advantage/

  9. Dan Gilbert, “The Surprising Science of Happiness”, Video
    http://www.ted.com/talks/dan_gilbert_asks_why_are_we_happy

  10. Daniele Quercia, “Happy Maps”, Video
    http://www.ted.com/talks/daniele_quercia_happy_maps

  11. “Why Are Some People Stuck In Their Ways?”
    http://ideas.ted.com/2013/09/18/you-too-can-be-happy-really-a-qa-with-shawn-achor/

  12. John Havens, “The Value of a Happiness Economy”
    http://mashable.com/2012/06/13/happiness-economy/

  13. John Havens “H(app)y The Value of Well Being in a Digital Economy “
    http://happathon.com/

  14. Bruno S. Frey and Alois Stutzer, “Happiness, Economy and Institutions”
    http://www.iew.uzh.ch/wp/iewwp015.pdf

  15. Bruno S. Frey and Alois Stutzer, “The Economics of Happiness”
    http://www.bsfrey.ch/articles/365_02.pdf

10 9205

Jack Nicholson ve Morgan Freeman’ın başrollerini paylaştığı The Bucket List (Şimdi ya da Asla) filminde, hastane odasında tanışan iki ölümcül hasta, ölmeden önce yapacaklarını kararlaştırırlar: Uçaktan paraşütle atlamaktan Afrika’da safariye, Everest’in tepesinden dünyanın en güzel manzarasını seyretmeye kadar çoğu insanın gerçekten yapmaya can atacağı bir  liste yaparlar.

Hepimizin en sevdiği arkadaşlar, en sevdiği şehirler, en sevdiği yemekler… listesi vardır. Farkında olmasak da sürekli liste yaparız: Bugün yapacaklarımız, yarın göreceklerimiz, marketten alacaklarımız…

the_bucket_list-fanart

Umberto Eco liste yapmanın insanların çok fazla seçeneği, derli toplu bir hale getirme çabası olduğunu ve insanlık tarihi kadar eski olduğunu söyler.

İnsan liste yapınca hayatı kontrol ettiği hissine kapılır. İnsan bir liste yaptığı zaman, işleri atlamadan, unutmadan yapabileceği hissine kapılır.

İnsanlar, en başarılı liderleri, en zengin insanları, en çok para kazanan sanatçıları, en güzel sesli şarkıcıları… ilk 10, ilk 50, ilk 100 listelerinden öğrenmekten hoşlanırlar.

Biz sunulan bir bilgi, liste halinde verildiğinde, o bilgiyi daha kolay anlayacağımızı düşünürüz. Listeli olduğu zaman, başı-sonu belli bir konudan bahsedildiğini anlar, rahatlarız. Listelenen bilginin “hazmı” kolaylaşır: Ne kadar karmaşık, ne kadar çok boyutlu olursa olsun, bir konuyu “ilk 5” , “ilk 10” gibi listelere indirgemek o konuyu daha anlaşılır kılar.

Listeler iletişimin olmazsa olmazlarıdır. Çok derin bilgiler bile bir listeyle sunulduğunda daha anlaşılır olur. Felsefe akımlarını, çoğunluk okumaya cesaret edemezken, “En önemli 10 felsefe akımı” isimli bir kitap daha çok insanın ilgisini çeker. Kitapçıların en çok satanlar bölümünde “listeli” kitapların olması bir tesadüf değildir.

Listeler konuları ilginç hale getirir. “Dünyanın en görkemli 10 binası” ya da “En güzel 50 yürüyüş yolu” diye adlandırarak çoğunluğun ilgisini çekmek mümkün olur. En ciddi gazetelerin bile birçok konuyu liste yaparak anlatması bu nedenledir. Listeler dikkat çeker, içerikleri okutur; bilginin hazmını ve hatırlanmasını kolaylaştırır. İnsan listeli bir konuyu incelediğinde artık o konuda öğrenilmesi gereken her şeyi öğrenmiş hissine kapılır. Listeler insana çok boyutlu, çok karmaşık, çok derin konulara bile hakim olacakları hissini yaşatır.

Yapılacak işleri sıralayıp (listeleyip), yapılanların üzerini çizmek, insanların etkinliğini artırır. Basit bir yapılacaklar listesi, insanın aklını toplamasını, hedefe kilitlenerek işleri yapmasını  kolaylaştırır. Listeler, “sınıflandırma”, “düzenleme”, “önceliklendirme”, “çözme” adımlarını atmasını sağlayarak insanların davranışlarını yönlendirir.

Sadece çok yoğun insanların değil, emekli bir insanın bile bir sonraki gün yapacaklarının listesi vardır. İster aklında tutsun, ister bir kağıda ya da akıllı telefonuna yazıyor olsun, herkesin listeleri vardır. İlkokul çocuğundan devlet başkanına kadar, sorumlukları ne olursa olsun, listeler herkesin hayatını, zamanını ve kaynaklarını planlar.

Nörologlar beynimizin gördüğü her şeyi açıklamaya uğraştığını; biz bunun bilincinde olmasak bile, insan beyninin her şeyi anlamlandırmak için çaba gösterdiğini söylerler. Beynimizin her şeye sürekli açıklamalar üretmesi hepimizin yaradılışında vardır.

The New Yorker yazarlarından Maria Konnikova, beynimizin bir listeyle karşılaştığında heyecanlandığını söyler. Konnikova’ya göre insan beyni, bir listeyle karşılaştığında –listelenen konuyla çok ilgili olmasa bile- “bir şey buldum” hissi yaşar.  Futbolla hiç ilgili olmayan kişilerin bile “Dünyanın 10 efsane futbolcusu” listesine bakması, opera dinlemeyen birisinin bile “En başarılı 10 soprano” listesine göz gezdirmesi bundandır.

Sürekli bilgi bombardıman altında yaşadığımız bir dünyada listeler,  bizim dikkatimizi çeker, bizi öğrenmeye yönlendirir; zihnimizi düzenler, işimizi kolaylaştırır. Brian Clark’ın dediği gibi listeler, insanda merak uyandırır; (Acaba listede neler/kimler var?)  katılacakları ya da karşı çıkacakları (Acaba liste benim hemfikir olacağım bir liste mi?)  fırsatlar sunar.

Listeler faydalıdır: Herhangi bir işi ele alırken bir liste yapan insanlar, listeyi kaybetseler bile, zihinleri yaptıkları listeyle çalışmaya devam eder. Bir alışveriş listesi yaptıktan sonra, listeyi evde unutarak markete giden insanlar, listeye yazdıklarının büyük çoğunluğunu hatırlarlar. Listelenen her şey zihne daha kolay kaydolur.

Listeler insan beyninin veri işleme yöntemine çok uygun bir yapıda oldukları için herkes tarafından kabul görür. Ancak liste yapmanın olumsuzlukları da vardır:

1.Listeler sınırsız seçenekleri sınırlayarak hayatı ve seçim yapmayı kolaylaştırsa da seçenek zenginliğini ortadan kaldırır. Gerçeği fazla basite indirger, sığlaştırır.

2.Listeler alışkanlık yaratır;  insanları kolaycılığa sürükler. Listelerin zihinsel tembellik yaratma riski vardır. İnsanlar gittikleri turistik seyahatlerde bile internetten öğrendikleri, “Mutlaka görülmesi gereken 5 yer”, “Yemek yenecek 10 lokanta” listelerinin esiri olup söz konusu yerin gerçek güzelliklerini ıskalayabilirler. Sadece turizmde değil, okunacak kitaplar, izlenecek filmler, yapılacak işler gibi konularda bile listelerin dışına çıkmayan, zihnini hiç zorlamayan pek çok insan var.

0001-66960490

3. Listelerin yanlış yönlendirme riski vardır. İnsanlar, her listenin en üst sırasında yer alanın diğerlerinden daha üstün olduğunu düşünür. Pek çok durumda bu doğru değildir; ama çoğunluk, üç tane birinci ya da beş tane ikinci gibi bir anlayışı kabul etmek yerine yapılmış olan sıralamayı sorgusuz sualsiz kabullenmeyi tercih eder. Fakat yapılan sıralamalar çoğu zaman gerçeği eğip büken sıralamalardır. Genellikle bir listenin en üst sıralarında yer alanlar birbirlerine çok yakın niteliğe sahiptir ama insanların aklında birinciler kalır.

4. Liste yapmak, listenin alt sırasında kalanlara ya da listenin dışında kalanlara kesin bir yargıda bulunmak anlamına gelir. Listeye girememek “yetersizlik” olarak anlaşılır. Listelerin adaletli olması zordur. Dünyanın yedi harikası çok iyidir ama sekizincisi veya onuncusu da muhtemelen ilk sıralardaki kadar mükemmeldir. Ama çoğunluk bu gerçeği hiç sorgulama gereği duymaz. Bu nedenle listeler acımasızdır; liste bir kere yapılıp çoğunluk tarafından benimsenince, o listede olmayanların kendilerini anlatmaları geçekten zorlaşır.

Listeler, bütün iletişimcilerin, gazete yazarlarının en etkili silahlarından birisidir ve her silah gibi kötü niyetli insanların ya da acemilerin elinde çok zararlı olabilir.

Ama diğer taraftan da listeler,  gerçekten hayatımızı kolaylaştırırlar. Bilgi bombardımanı altındaki dünyada yeni bir bilgiyle karşılaştığımızda o bilgiyi öğrenmemiz için bizi cesaretlendirirler.

Fakat bilgi söz konusu olduğunda insan kendisine sunulanla yetinmemelidir. Dünyada pek az şey listelenebilecek kadar sınırlı ve basittir. Öte yandan hemen her konuda yapılan her listenin her an değişebilir olduğunu bilincinde olmak gerekir. Ekonomik, politik, sosyal ya da teknolojik bir değişim, bütün listeyi bir anda değiştirebilir. Dolayısıyla hiç bir liste sonsuza kadar kalıcı değildir.

Listelerin sağladığı kolaylıktan yararlanırken, listelenen her maddeye eleştirel gözlerle bakmak, sunulanla yetinmeyip sunulanın ötesine geçmek, listedeki maddeleri anlamlandırırken listeye girmeyenlere de kafa yormak gerekir.

En iyisi, karşımıza çıkan her listeye eleştirel bir gözle bakıp, listeleri bu anlayışla değerlendirmektir.


KONUYLA İLGİLİ KİTAP ÖNERİLERİ

KONUYLA İLGİLİ MAKALE ve LİNKLER

  1. Richard Branson, “Top 10 Tips for Making Lists”
    http://www.virgin.com/richard-branson/top-10-tips-for-making-lists

  2. SPIEGEL Interview with Umberto Eco: \'We Like Lists Because We Don\'t Want to Die\' By Susanne Beyer and Lothar Gorris
    http://www.spiegel.de/international/zeitgeist/spiegel-interview-with-umberto-eco-we-like-lists-because-we-don-t-want-to-die-a-659577.html

  3. Maria Popova, “Ray Bradbury on How List-Making Can Boost Your Creativity”
    http://www.brainpickings.org/2013/10/18/ray-bradbury-on-lists/

  4. Maria Konnikova, “A List of Reasons Why Our Brains Love Lists”
    http://www.newyorker.com/tech/elements/a-list-of-reasons-why-our-brains-love-lists

  5. Brian Clark, Blog
    http://www.copyblogger.com/blog/

  6. Carrie Barron, “How Making Lists Can Quell Anxiety and Breed Creativity”
    http://www.psychologytoday.com/blog/the-creativity-cure/201403/how-making-lists-can-quell-anxiety-and-breed-creativity

  7. Jane O\'Brien, “The Art of List-Making”
    http://news.bbc.co.uk/2/hi/8537856.stm

  8. “27 Signs You’re An Obsessive List Maker”
    http://www.buzzfeed.com/emofly/signs-youre-a-list-maker

  9. The Art of Making Lists
    http://nadhahassen.com/the-art-of-making-lists/

  10. Allen Elkin, “Reduce Stress by Making Lists”
    http://www.dummies.com/how-to/content/reduce-stress-by-making-lists.html

  11. Janet Choi, “How to Master the Art of To-Do Lists by Understanding Why They Fail”
    http://blog.idonethis.com/how-to-master-the-art-of-to-do-lists/

  12. Breeanna Hare, “Obsessions: Making the List”
    http://edition.cnn.com/2011/12/23/showbiz/celebrity-news-gossip/obsessions-year-end-lists/index.html?iref=allsearch

  13. Marin Gazzaniga, “This Is Why I Will Not Make a Bucket List”
    http://www.cafe.com/r/d7a8a10d-ab3d-4e98-82b6-30506edaa22d/1/why-i-hate-bucket-lists

  14. E. J. Masicampo and Roy F. Baumeister, “Consider It Done! Plan Making Can Eliminate the Cognitive Effects of Unfulfilled Goals”
    http://users.wfu.edu/masicaej/MasicampoBaumeister2011JPSP.pdf

  15. Hemen her konuda liste blogu, listelist
    http://listelist.com/

  16. Wikipedia, The Bucket List
    http://en.wikipedia.org/wiki/The_Bucket_List

Çoğumuz hafızayı, beynimizin içinde bilgilerin saklandığı bir depo gibi algılarız. Oysa bilim insanları hafızanın bundan çok daha karmaşık olduğu görüşündeler. Onlara göre hafıza bir depodan çok bir işlemler zinciri. Zihnimizde gerçekleşen fark etme-kaydetme-hatırlama ve unutmayla ilgili bölümlerden oluşan bir zincir.

Örneğin kahve içtiğimiz porselen fincanı düşündüğümüzde, beynimiz bu nesnenin adını,  dudağımıza bıraktığı hissi, biçimini, işlevini, tasarımını, hayatımıza nasıl girdiğini ve bize ne anlam ifade ettiğini hatırlar. Eğer o fincanın bizim için özel bir anlamı varsa, kahveyle birlikte birçok anıyı da hatırlayıp yeniden yaşarız.

Bu anılar beynimizde bir bütün halinde-örneğin bir video klip gibi- bir arada durmaz. Kahve fincanına dair anıların her bir parçası, beynin farklı bölgelerinden gelir.  Biz fincanı elimize aldığımızda beynimizin farklı bölgelerinde yer etmiş anılar yeniden yapılanır.

Anılar geçmişimizi bugüne bağlar, gelecekte yaşayacaklarımızın çerçevesini oluşturur. Çoğu zaman bizim hikayemizi, gerçekte ne yaşadığımızdan çok onu nasıl hatırladığımız belirler.  Steven Pinker’in de dediği gibi “Bizler büyük ölçüde hafızalarımızdan ibaretiz.” Dün akşam yemeğinde ne yediğimizi tam olarak hatırlamayabiliriz ama çocuğumuzu ilk elimize aldığımızda onun nasıl koktuğunu yıllar sonra bile asla unutmayan bir hafızaya sahibiz. Çocukluğumuzda yaşadığımız önemsiz deneyimleri, yaşımız kaç olursa olsun hayat boyu saklayan ama bizim için son derece hayati bir telefon numarasını kolay kaydetmeyen bir hafızaya sahibiz.

Hafızanın oluşmasında ilk adım kodlamadır. Kodlama seçici dikkatle başlar. Beyin ve düşünce sistemimiz dışarıdan gelen sınırsız sayıda uyarıya açık olmasına rağmen bu verileri kodlarken her veriye aynı işlemi yapmaz. Bilim insanları hafızayı hiç silinmeyecek biçimde kodlamak için her şeyden önce çok dikkat etmemiz gerektiğini söylüyorlar. Bir şeye ne kadar yoğunlaşırsak onun beynimize kodlanması da o kadar sağlam olur.

0001-66799937

Bir olay, bir insan, bir nesne, bir kavram önce kısa süreli hafızamızda, sonra uzun süreli hafızamızda depolanır. Bazı insanlarda kısa süreli bellek güçlüdür.  Bu insanlar gördükleri bir şeyi kolay kolay unutmazlar. Kokuları, sesleri ve tatları belleklerine kalıcı olarak kaydedebilirler. Ama genelde insanların kısa süreli belleği hiç de güvenilir değildir. Hafızamız bizi kolayca yanıltabilir.

Bilgi ne kadar sık tekrarlanır ya da kullanılırsa hafızada kalıcı bir yer etmesi o kadar kolaylaşır. Uzun süreli hafızamız, sınırsız ölçüde bilgiyi çok uzun süre saklayabilir. Fakat tam tersine eğer karşımıza çıkan bilgilere, insanlara, nesnelere ait bir merakımız, özel bir ilgimiz yoksa bilgiler kısa süreli bellekte otuz saniye kadar durup yok olur.

Beynimizde bulunan nöronların tamamı birbirlerine bağlı değildir. Bu bağlantıların çoğunu  biz kendimiz geliştiririz. Bunun yolu, bilgilerin birbirleriyle ilişkilendirilmesidir. Bir beyin hücresi bir diğerine sinyal gönderirken ikisi arasında bir yol oluşur, eğer insan bunu tekrar ederse bu yol kalıcı olur. İki hücre arasındaki sinyal alışverişi ne kadar artarsa aralarındaki bağ da o kadar kuvvetlenir.

Çok kullanılan bağlantılar hatırlamayı kolaylaştırır. Ama konudan uzaklaştığımızda -dolayısıyla bağlantılar arası sinyal alışverişi durduğunda-  beynimiz bir süre önce çok iyi bildiği bir şeyi unutmaya başlar.  Kullanılmayan bağlantılar zayıflayarak kopar. Hatırlamakta güçlük çektiğimiz bilgiler, büyük oranda biz onları gündelik hayatımızda canlı tutmadığımız, yeterince kullanmadığımız için silinmeye başlamışlardır.

Biz yeni bir bilgiyi öğrenip tekrar ettikçe sadece bilgileri hatırlamamız kolaylaşmaz, beynimizdeki karmaşık hafıza devreleri de yapılanır ve zihnimizin performansı artır. Düşündüğümüz, hatırladığımız her şey zihnimizdeki bağlantıları derinleştirir. Biz düşündükçe, hatırladıkça her yeni tecrübeyle beynimizin fiziksel yapısı da değişir.  Ne kadar çok düşünür, analiz eder, yeni bağlantılar kurarsak beynimiz de o ölçüde güçlenir.

Hafızası kuvvetli olan insanların doğuştan yetenekli olduklarını varsayarız; ancak bilim insanları gerçekte bunun böyle olmadığını, güçlü hafızanın sonradan kazanılabileceğini söylüyorlar.

Hafıza ve hatırlama üzerine yapılan bilimsel çalışmalardan marka yöneticileri ve pazarlama uzmanlarının da öğreneceği çok şey var.

Nöro Pazarlama uzmanları, FMRI teknolojisiyle, insan beyninin farklı mesajlarına verdiği tepkileri inceleyerek tüketici davranışları açısından hayati öneme sahip üç parametreyi ölçebiliyorlar: Birincisi dikkat: Markayla herhangi bir ortamda karşılaşan insanın neye, ne kadar dikkat ettiği (Örneğin tasarıma mı, renge mi, hikayeye mi?). İkincisi duygusal bağlılık: Tüketicilerin nelere, ne şekilde duygusal tepki verdiği (Neleri sempatik ya da antipatik bulduğu, nelerden etkilenirken neleri görmezden geldiği). Üçüncü ise akılda tutma: İnsanların markalarla ilgili neyi, ne kadar, özellikle hangi kısmıyla akıllarında tutabildikleri (Hangi görsel unsurları, hangi sözleri?)

Gerald Zaltman ve Clotaire Rapaille başta olmak üzere tüketici davranışı üzerine çalışan uzmanlar, pazarlamacıların insan hafızasının doğasını anlamalarının şart olduğunu söyler.

1- Duygularımız hafızamızın çimentosudur. Yoğun duygularla eşleşen insanlar, olaylar, bilgiler, mesajlar hafızamızda kalıcı yer eder. Kişisel bir ilgi duymadığımız, duygularımızı harekete geçirmeyen olayları ise hatırlamayız. Daha dün ne yaptığımızı hatırlamakta zorlanırken 11 Eylül saldırısını televizyonda gördüğünde nerede olduğunu hatırlamayan çok az insan vardır. (Duygu Yoksa Hatırlanacak Bir Şey de Yok)

2-Hafıza üzerine yapılan çalışmalar, hatırlamanın bilgilerin içinde bulunduğumuz ortamla (context) doğrudan ilişkili olduğunu söylüyorlar. Özellikle fazla çaba sarf etmeden, kendiliğinden aklımıza gelen bilgiler içinde bulunduğumuz ortamla ilgilidir. Bahçedeyken aklımıza bahçeyle ilgili bilgiler gelir. Bağlamsal hafıza seçici davranır; tam da ihtiyaç duyacağımız şeyleri en hızlı şekilde hatırlamamız üzerine kuruludur. Bu yüzden en zor anlarda hayat kurtarır. Doğru ipuçları verildiğinde bağlamsal hafıza inanılmaz bir hız ve isabetle çalışır.

3- Zihninizin somut olanı tercih eder. Somut olanı akılda tutmak soyut kavramlara kıyasla daha az zihinsel çaba gerektirir; bu yüzden görsellikle ilişkilendiren her şey daha kolay öğrenilir ve hatırlanır. Hafızamızda kalıcı olmasını istediğimiz verileri ne kadar görsel benzetmeler ile kodlarsak hatırlamak da o kadar kolay olur.

C

4- Hafızamız bütün mükemmelliğine rağmen çok güvenilir değildir. Çok çabuk etki altında kalır  ve verileri kolaylıkla çarpıtabilir. Karar alırken kullandığımız -pek çok zaman bize destek olan- kısa yollar (heuristics) bizi yanıltabilir. Önyargılarımız bizim hafızamızı çarpıtır. Yaşadıklarımızı yanlış hatırlamamız, şaşırmamız çoğu kez bu nedenledir.

5- Belleğimiz bir taraftan kırılgan, diğer taraftan da oldukça dirençlidir. Memnuniyet yaratan duygular, negatif duygulardan daha kalıcıdır. Freud’dan sonra birçok nörolog da negatif duyguların etkisinin zamanla azaldığını, pozitif duyguların daha uzun süre canlı kaldığını kanıtlayan çalışmalar yapmışlardır.

Bir karar verirken ya da bir tercih yaparken beynimiz hafızamıza nakşolmuş, inanılmaz miktarda bilgiyi  ve bu bilgilerle eşleşmiş duyguları tarıyor; bunun sonucunda hızlı bir tepki üretiyor.

İnsan hafızasının nasıl çalıştığını bilmek, pazarlama ve marka yöneticileri için seçmeli değil zorunlu bir derstir. İnsan zihninin doğasını, insan hafızasının çalışma prensiplerini anlamak tüketicilerin karar alma mekanizmalarını anlamak demektir.

Daha iyi pazarlama yapmak isteyen herkesin insan hafızasının nasıl çalıştığını öğrenmesi gerekir.

 


KONUYLA İLGİLİ KİTAP ÖNERİLERİ

KONUYLA İLGİLİ MAKALE ve LİNKLER

  1. Eric R. Kandel, “In Search of Memory: The Emergence of a New Science of Mind”
    http://download.bioon.com.cn/upload/201304/26115658_4029.pdf

  2. Joshua Foer, “Moonwalking With Einstein: The Art and Science of Remembering Everything”, TED Talks
    http://www.ted.com/talks/joshua_foer_feats_of_memory_anyone_can_do/transcript#t-683946

  3. “Mental Models: Knowledge in The Consumer’s Mind”
    http://www.nunwood.com/mental-models/

  4. Frances A. Yates, “The Art Of Memory”
    http://studyplace.ccnmtl.columbia.edu/w/images/9/9c/Yates-1966-Art-of-Memory-excerpt.pdf

  5. Bahri Karaçay, “Beyin, Hafıza ve Hafızanın Genleri”
    http://biyolojiegitim.yyu.edu.tr/bmk/beyinhafizagenleri2010.pdf

  6. “Technology is Turning us Absent Minded, Researchers Claim as it\'s Revealed One in 7 Young Adults Suffer Memory Lapses”
    http://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-2648971/Technology-turns-youths-absent-minded-researchers-warn-revealed-one-7-young-adults-suffer-memory-lapses.html

  7. Poor Health, Lifestyle Factors Linked to Memory Complaints, Even Among Younger Adults
    http://newsroom.ucla.edu/releases/poor-health-lifestyle-factors-linked-to-memory-complaints-even-among-younger-adults

  8. Richard H. Hall, “Contextual Memory”
    http://web.mst.edu/~rhall/neuroscience/06_complex_learning/contextual.pdf

  9. Wikipedia, Memory
    http://en.wikipedia.org/wiki/Memory

  10. Richard C. Mohs, PhD, “How Human Memory Works”
    http://science.howstuffworks.com/life/inside-the-mind/human-brain/human-memory.htm

  11. Nick Greaves, “Mind & Memory”
    http://www.mindandmemory.net/

  12. “The Cognitive Neuroscience Of Memory”
    http://www.inference.phy.cam.ac.uk/jmb86/memory.pdf

  13. Memory
    http://highered.mcgraw-hill.com/sites/dl/free/007353188x/532256/King_Ch8.pdf

  14. Sebastian Anthony, “MIT Discovers The Location of Memories: Individual Neurons”
    http://www.extremetech.com/extreme/123485-mit-discovers-the-location-of-memories-individual-neurons?utm_medium=referral&utm_source=pulsenews

  15. “Researchers Show That Memories Reside in Specific Brain Cells”, MIT
    http://newsoffice.mit.edu/2012/conjuring-memories-artificially-0322

  16. Xu Liu, Steve Ramirez, Petti T. Pang, Corey B. Puryear, Arvind Govindarajan, Karl Deisseroth & Susumu Tonegawa, “Optogenetic Stimulation of a Hippocampal Engram Activates Fear Memory Recall”
    http://www.nature.com/nature/journal/v484/n7394/full/nature11028.html

  17. Beynin Evrimi
    https://kozmopolitaydinlar.wordpress.com/category/4-insanin-evrimi/beynin-evrimi/

  18. “İnsan Zekasının Evrimi: Neden Sadece İnsanın Beyni Bu Kadar Evrimleşmiştir?”
    http://evrimagaci.org/makale/42

  19. “The Human Memory”
    http://www.human-memory.net/index.html

  20. L. Nadela, A. Hupbachb, R. Gomeza, K. Newman-Smith, “Memory Formation, Consolidation and Transformation”
    http://psychology.cas2.lehigh.edu/sites/psychology.cas2.lehigh.edu/files/Nadel,Hupbach,Gomez,NewmanSmith2012.pdf

  21. Peter Noel Murray, “Inside the Consumer Mind: Understanding The Rational and Emotional Foundations of Consumer Behavior”
    http://www.psychologytoday.com/blog/inside-the-consumer-mind

  22. How Emotions Influence What We Buy
    http://www.psychologytoday.com/blog/inside-the-consumer-mind/201302/how-emotions-influence-what-we-buy

  23. “The Consumer Mind And Behavior Design”, Stanford Programme
    http://dschool.stanford.edu/classes/the-consumer-mind-and-behavior-design/

  24. Deloitte, “Driving Through The Consumer’s Mind : Considerations for Car Purchase”
    http://www.deloitte.com/assets/Dcom-India/Local%20Assets/Documents/Thoughtware/2014/Driving%20through%20consumers%20mind.pdf

  25. The Consumer Mind
    http://www.koganpageusa.com/web_resources/excerpts/Consumer%20Mind_Intro.pdf

SEÇTİKLERİMİZ