Hatalardan Ders Almak Mümkün Mü?

Siz yaptığınız hataları kolayca kabul eder misiniz, yoksa kabullenmekte zorlanır mısınız?

Yaşadığnız başarısızlıklarda ne yaparsınız, nasıl davranırsınız?

Thomas Edison ampulü icat edene kadar binlerce başarısız deneme yapmıştı. “Yaşadığınız bu kadar başarısızlık size neler hissettirdi?” diye sorulduğunda Edison, “Ben başarısız olmadım ki sadece ampulün işlemeyen on bin çeşidini buldum.” demişti.

İlham verici bir cevap; ama söylemesi kolay, yapması zor.

Hatalardan ders almak en çok duyduğumuz nasihatlerden biri fakat çoğumuz hatalarımızla nasıl baş edeceğimizi bilmiyoruz.

Bazılarımız yaptıkları hataları hiç kabullenmiyor. Onlar  düz yolda düşseler bile suçlayacak insan arıyorlar etraflarında. Bir başarısızlık yaşadıklarında kendilerinden başka herkesi sorumlu tutuyorlar. Onların hayatın yenilgilerine karşı her zaman bir mazeretleri var.

Bazıları ise yaptıkları hatalardan sonra kendilerine inanılmaz eziyet ediyor. Sanki hayatta onlardan başka kimse hiç hata yapmamış da ilk hata yapan kendileriymiş gibi algılıyorlar olayları. Müthiş bir özgüven kaybı yaşıyorlar. Yeni bir deneme yapmaya korkar hale geliyorlar.

Bazıları da hayatı bir okul gibi algılayıp yaptıkları her hatadan ders çıkartmaya çalışıyor, öğrenip ilerlemek istiyor.

Bir de yaptıkları hataları hiç umursamayanlar var. Hata yaptıklarını görüyorlar; ama hiçbir şey olmamış gibi davranıyorlar. Aynı hataları defalarca yapıyorlar. Bu durum onları hiç rahatsız etmiyor.

Ayrıca hata yapmamak için hiç bir şey yapmamayı tercih edenler de var. Hata yapma korkusuyla karar alamıyorlar, harekete geçemiyorlar. Durup bekliyorlar. Önce başkalarının yaptıklarını görmek istiyorlar. Aşırı temkinli bir tutum içinde oldukları için kimse onların gerçekte ne düşündüklerini bilmiyor. Çok korktukları için kendilerini gizliyorlar.

Özel hayatımızda da iş hayatımızda da hata yapmak kaçınılmaz. Yaşamak hata yapmak demektir. Hata yapmamış insan zaten hiç yaşamamış demektir.

Hata yapmanın sevilecek bir tarafı yok. İster kendimiz yapalım ister bize yapılsın hata yapmak kızdırır, sinirlendirir, öfkelendirir, üzer, kırar… Küçük ya da büyük olsun her yanlış her hata acı verir. Hataya kayıtsız kalmak mümkün değildir.

hatalardan-ders-1

Önemli olan duygusal tepkilerden sonra hangi mantığı devreye soktuğumuzdur. Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da doğruyu bilmekle doğru olanı yapmak arasında uçurumlar var. (İnsan Bildiklerini Neden Yapamaz?) Hepimiz hataların son derece insani olduğunu, hata yapmanın engellenemez olduğunu biliriz; ama hatalara karşı her birimizin tutumu ve davranışı farklıdır. İster özel hayatımızda ister şirket hayatımızda  hatalarımızla  baş etme yöntemimiz bizim geleceğimizi belirler.

Hata yapmaktan korkarız; çünkü çocukluğumuzdan gelen bir koşullanmayla hata yaptığımızda ayıplanmaktan, dışlanmaktan, küçük düşmekten korkarız. Önce anne babalarımız sonra öğretmenlerimiz kendilerince bizi korumak ve bize doğruyu öğretmek için küçük hataları bile yapmamıza engel olurlar.

Aldığımız eğitim hata yapma korkusunu yerleştirmiştir içimize. Bu sistem bize daha küçük yaşlardan itibaren başarılı olmanın hata yapmamak olduğunu öğretmiştir. Formül basittir: “Hata yapma, gerekirse ezberle, ama sana sorulduğunda mutlaka doğruyu söyle. Bilmiyorsan sus. Unutma üç yanlış bir doğruyu götürür!

Sadece okul yıllarında değil iş hayatında da tartışmalara katılımın düşük olması bundandır. Birçok insan hata yapma korkusuyla ağzını açmaya, adım atmaya korkar. Bu anlayış sorumluluk almaktan çekinen, bildiğini söylemeye ürken, itaatkâr, heyecansız ve risk almayan bireyler yetiştirir.

Oysa son yıllarda öğrenme üzerine yapılan çalışmalar bu görüşün tam tersini söylüyor. Araştırmalar hata yapmaktan çekinmeyen, tartışmalara katılan öğrencilerin daha başarılı olduklarını kanıtlıyor. Modern öğrenme teorisine göre artık “üç yanlış bir doğruyu götürmüyor.”

Bu sadece okullar ve öğrenciler için değil, yetişkinler ve şirketler için de geçerli. Eğer bir ortamda hiç hata yapılmıyorsa bu ortamlarda katılım yoktur. Kimse yeni bir denemede bulunmuyordur. İnsanlar statükoları sorgulamıyor, seçenekleri zorlamıyorlar, bilineni aşmaya çalışmıyorlardır. Bu ortamların enerjisi düşüktür.

Oysa hata yapmaktan korkmadığımızda çocuklar gibi özgür, cesur ve yaratıcı oluruz. Zihnimiz sürekli farklı, yaratıcı yolları dener.  Defalarca Yenildim Bu Yüzden Başardım

Eğer birlikte çalıştığımız insanların daha fazla inisiyatif almalarını, daha fazla yönetime katılmalarını, ellerini taşın altına koymalarını, daha çok deneme yapmalarını, yenilikçi yollar bulmalarını ve girişimci olmalarını istiyorsak çalışanlara “hata yapma hakkını” tanımamız gerekir.

Bir konuda başarısız olmak en iyi öğreticidir. Başarısız her deneme, başarıya giden yolun en iyi rehberdir. Bu anlamda hatalar bir merdiven işlevi görür. Yaptığımız hataların üzerine basarak bir üst seviyeye çıkarız. Biz en çok hatalardan öğreniriz.

Kötü bir yönetim altında çalışanlar bir işin nasıl “yönetilmeyeceğini” çok iyi öğrenirler. Yanlış bir ürün, doğru bir ürüne giriş dersi niteliğindedir. Neyin olması gerektiğini anlamak için neyin olmaması gerektiğini anlamak gerekir.

Harvard Business School öğretim üyesi Amy C. Edmondson pek çok organizasyonda liderlerin iki temel yanlış yaptıklarını söylüyor: “Birincisi hataların toptan kötü olduğuna inanmak ikincisi ise hatalardan öğrenmenin kendiliğinden gerçekleşeceğini zannetmektir.

Edmondson’a göre  bir projenin başında ne kadar çok hata yapılırsa o kadar çok alternatif de denenmiş olur.  Her yanılgı aslında yapılan işi gözden geçirme fırsatı sağlayacağı için paha biçilmezdir.

Ancak bir işyerinde yapılan hatalar kendiliğinden öğretici dersler çıkarmaz. Hatalar kendi başlarına öğretmen değildir. Bir hata olduğunda, “Prosedürler yanlıştı.” ya da “Zamanlama yanlıştı.”, “Biz yaptık ama başkaları anlamadı.” şeklinde yaklaşmak hatalardan öğrenmek anlamına gelemez. Hatalarla ilgili genellemeler öğrenmeyi sağlamaz.

Hatalardan öğrenip ilerlemek için bu hataların nasıl ele alınacağının, nasıl değerlendirileceğinin bir sistemi olması gerekir.

hatalardan-ders-2

Hatalardan öğrenmek için akıllı bir sorgulama ve iyileştirme sistemi kurmak gerekir.

1- Öncelikle hatanın ne olduğunu doğru tarif etmek gerekir. Hata nedir? Nerede olmuştur? Kim yapmıştır?

2- Hata nasıl oluşmuştur? Hangi eksiklik-fazlalık hataya neden olmuştur? (Bilgi eksiği, dikkatsizlik, sistematik bir eksiklik, kontrol eksikliği, kötü niyet, aşırı telaş-hız, fazla karmaşık sistemler…)

3- Hatanın etkisi ne olmuştur? Hata kime-neye, nasıl bir zarar vermiştir? Hata hangi sonuçlara yol açmıştır?

4- Hata nasıl telafi edilecektir? Hatanın neden olduğu sonuçlar nasıl giderilecektir?

5- Hatanın bir daha tekrarlanmaması için hangi önlemleri almak gerekir? Ne yaparsak hata tekrarlanmaz?

6- Hatadan ne öğrenilmiştir? Bu durumdan çıkarımımız nedir?

7- Yapılan hata, hatanın etkileri, hangi iyileştirmenin yapıldığı, çıkarılan dersler şirketteki bütün çalışanlarla paylaşılmalıdır.

Ancak böyle bir yaklaşımla hatalardan ders almak ve bu dersi herkesin kullanımına açmak mümkün olur.

Daha başarılı ve daha anlamlı bir hayat için yeni yollardan gitmeye,  hata yaptığımızda hem bunlardan ders almaya hem de bunları açık yüreklilikle paylaşmaya ihtiyacımız var.

B. Shaw’ın dediği gibi, “Hiç bir şey yapmadan yaşanacak bir ömür yerine hata yaparak yaşanacak bir ömür daha faydalı ve daha şereflidir.”


Yorumlar

  1. Teşekkürler Temel bey, her zamanki gibi çok güzel toparlamışsınız. Bir katkıda bulunmak isterim: Hatanın doğal olduğunun benimsenmediği şirketlerde ve ortamlarda hatanın etkisi katlanarak büyüyebiliyor. Her kademedeki yöneticiler uğraşmak zorunda kaldıkları hataları "başkaları yüzünden yaşanan aksilikler" olarak değil de, "işlerinin bir parçası" olarak görürlerse, hataları azaltmak yolunda en büyük adımı atmış olacaklardır diye düşünüyorum.

  2. Çok güzel bir yazı.
    İşle ilgili değil ama insani büyük hatalarla ilgili olabilecek latince bir deyiş geldi aklıma.
    Errare humanum est;sed perseverare diabolicum est.Yani insan hata yapar,hatasını tekrarlayan (bile bile yapan demek isteniyor bence) şeytandır:)

  3. Boyle bir yaziyi bizimle paylastigniz icin tesekkurler ve kaleminize yureginize saglik.. gercekten cok faydali herkes kendinde bir parca bulacak turden =)

  4. Temel Bey merhaba,

    Yazılarınızla , aslında sizinle tanışma fırsatı şirketimin yapmış olduğu gelişim merkezi uygulaması ile oldu. Ne yapacağımı bilmeden yine böyle gecenin bir vakti internette makaleler ararken yazılarınız dikkatimi çekti. ilham perim sayenizde geldi. Herkes için zor gözüken gelişim merkezi uygulaması benim için kendi iç dünyamda keyifli bir yolculuğa dönüştü. Paylaşımlarınız için teşekkür ederim. Hata yapmaktan aslında korkulmuyor sadece sonradan öğretilenler ile bu korku bizi sarıyor. Çocukken yeni şeyleri keşfetmek için denemekten korkmazdık. Sınırsızdı dünyamız.Zararlı olsun olmasın her şey merak konusuydu. Büyüdükçe özgürlüklerimiz, duygularımız her şey kısıtlandı. Birileri neler yapmamız gerektiğini komutlar halinde beynimize işlemeye çalıştı. Şu an 4 yaşında oğlum,14 aylık kızım var. Elimden geldiği kadar özgür olmalarına hata yapmalarına şimdiden izin veriyorum. Hayatı komutlarla değil yaşayarak öğrenmelerini istiyorum. Şu an farkındayım anladım ki neyi yaşamak istersek aslında onu yaşıyoruz. Dedikleri gibi anı yaşamak güzel. Yaşamak, tutkulu olmak, sevmek ,nefes almak, çalışmak, üretmek güzel.
    Mutluyum ve bunu iş hayatımda birlikte çalıştığım ekip arkadaşlarımı da bulaştırmak için çalışıyorum. Bence herkes böyle yapmalı en yetkiliden en yetkisize. Asık suratlı olmak ya da donuk olmak ne kazandırıyor ki!Sabahları uyandığımda ilk yaptığım aynaya bakarak kendime gülümsemek (deli diyenler olabilir umurumda değiller. Kızım ve oğlumla da yapıyorum bunu). Etrafta pozitif neşeli insanlara ihtiyaç var.
    Kusura bakmayın biraz uzattım galiba:)
    Sevgi ve Saygılarımla,

Bu yazıda yeni yorumlara izin verilmiyor.

Konuyla İlgili Makale ve Linkler

  1. Samuel Beckett “Try again. Fail again. Fail better”

    http://www.economist.com/node/5624852?story_id=5624852
  2. Gill Corkindale “In Praise of Brilliant Failure”

    http://blogs.hbr.org/corkindale/2007/06/in_praise_of_brilliant_failure.html
  3. Nate Kornell, Matthew Jensen Hays, and Robert A. Bjork, “Unsuccessful Retrieval Attempts Enhance Subsequent Learning”, Journal of Experimental Psychology: 2009 2009, Vol. 35, No. 4, 989–998

    http://web.williams.edu/Psychology/Faculty/Kornell/Publications/Kornell.Hays.Bjork.2009.pdf
  4. Lindsey E. Richland , Liche Sean Kao , Nate Kornell “The Pretesting Effect: Do Unsuccessful Retrieval Attempts Enhance Learning?”, Journal of experimental psychology 2009, Vol. 15, No. 3, 243–257

    http://web.williams.edu/Psychology/Faculty/Kornell/Publications/Richland.Kornell.Kao.2009.pdf
  5. Paul J Meyer

    https://www.pauljmeyer.com/
  6. Kathryn Schulz: Being Wrong

    http://www.youtube.com/watch?v=7p6365AVsIA
  7. Amy C. Edmondson, “Strategies for Learning from Failure”, HBR April 2011

    http://hbr.org/product/strategies-for-learning-from-failure/an/R1104B-PDF-ENG
  8. Interview with A.G. Lafley (P&G CEO) by Karen Dillon, “I Think of My Failures as a Gift”

    http://hbr.org/2011/04/i-think-of-my-failures-as-a-gift/ar/1
  9. Francesca Gino, Gary P. Pisano; “Why Leaders Don’t Learn from Success”, HBR April 2011

    http://hbr.org/2011/04/why-leaders-dont-learn-from-success/ar/1