Hizmetkâr Liderler

Nelson Mandela öldükten sonra sosyal mecralarda, basın ve televizyonda ona gösterilen sevgiden çok etkilendim. Gördüklerim, bir devlet başkanının cenaze merasiminden öte, herkesin sevgilisi olmuş bir insanı uğurlama  töreniydi sanki.  İnsanlar onu “Madiba” lakabıyla anıyor, sanki çok yakın bir dostlarını kaybetmişler gibi konuşuyorlardı.

Nelson Mandela’nın hayatı bu çağın en sıradışı, en etkileyici öykülerinden biridir hiç şüphesiz. Güney Afrika başta olmak üzere birçok ülkede ırkçı rejime karşı direniş ve mücadelenin sembolü haline gelmiş bu bilge adamın kendi topraklarında başardıkları, bütün insanlığı etkiledi.  Ancak benim için asıl etkileyici olan, ırk ayrımcılığına karşı verilen büyük mücadeleye önderlik etmesi ve dünyanın en saygı duyulan devlet adamlarından birisi haline gelmesi  değil;   Mandela’nın bu kadar “sevgiye” mazhar olmasıydı.

Biz, devlet adamlarını ”sevmeye” pek alışık bir toplum değiliz. Bizde devlet adamları, siyasetçiler, siyasi parti liderleri genellikle aşırı ciddi, koyu renk elbiseli ve spor karşılaşmalarını bile kravatla izleyen insanlardır. Bütün davranışlarında, kendi önemlerini ve çok büyük sorumluluklar taşıdıklarını anlatma çabası vardır. Yanlış anlaşılacaklarından korktukları için duygularını gösterecek her türlü davranışı kontrol altında tutarlar. “Halka yakın olmak” stratejisiyle kimi zaman bayram ya da diğer kutlamalar vesilesiyle sergiledikleri yakınlıklar bile yapmacıktır. Gülmezler, oynamazlar, şakalaşmazlar…

Oysa Mandela’nın ardından yansıyan bütün görüntüler önemli bir devlet adamından çok sevgi dolu bir aile reisini kaybetmiş insanların görüntüleriydi. Yazılanlar ve söylenenler, saygıdan çok sevgi sözcükleriydi. Alçakgönüllü kişiliği, mizah anlayışı ve maruz kaldığı her türlü şiddete rağmen içinde hiç kin ve kırgınlık taşımadığı konuşuldu arkasından. Dünya liderleri onunla ilgili anılarını anlatırken hep çok özel anlara değindiler ve onun hümanist tavrını, sevecenliğini anlattılar.

0001-66786385

Bu topraklarda çoğumuz saygı ve sevgiyi iki  karşıt kutup olarak algılarız. Saydığımız insanlara farklı, sevdiğimiz insanlara farklı davranırız. Yöneticilik ve liderlik sevgiden çok saygı alanına girer. Biz liderin sesini yükseltmesini, etrafındakileri zaman zaman azarlamasını, korku salmasını normal karşılarız.

Bizde saygı duyulan kişi aynı zamanda korkulan kişidir. Bizde adalet liderin iki dudağının arasındadır; merhametine kalmıştır. En doğrusu onunla iyi geçinmektir.

Bizim ülkemizde lider dediğin korku salmalı ve saygı uyandırmalıdır. İnsanların “sevgilisi” olmuş liderler ise genelde “ölü” liderlerdir. Bizde liderlerin kendileri de zaten sevgi değil saygı beklerler. Hatta çoğu zaman hak etmedikleri, abartılmış bir saygı beklentisi içine girerler. Karşılanmaları, uğurlanmaları  katı protokol kurallarına bağlanmıştır: Kurban kesmeler, konvoylarla karşılamalar, selamlarken yapılan jestler, söylediklerine verilen cevaplar, liderin sadece kendisine değil ailesine de sunulan abartılı iltifatlar hep bu aşırı saygı beklentisini tatmin etmek içindir.

Birçok lider saygıyı hak etmek için herhangi bir çaba sarf etmesi gerektiğine bile inanmaz; onlara göre liderlik koltuğuna oturmuş herkese saygı göstermek bir zorunluluktur. Sadece bizde değil, birçok Doğulu toplumda saygı, itaat etmeyi, biat etmeyi de beraberinde getirir. Lidere karşı gelmemek, onu pohpohlamak, her dediğini kabul etmek, ona “saygılı olmanın” göstergeleridir.

Oysa gerçek saygı, insanın değer verdiği, sevdiği kişiye -yaşı, konumu, sosyal durumu ne olursa olsun- duyduğu saygıdır. Bu saygının içinde korku yoktur, samimiyet vardır.

Southwest Havayolları’nın onursal başkanlığını yapmış olan Colleen Barrett, Ken Blanchard’la birlikte yazdıkları kitapta, Southwest Havayollarında sevgi üzerine inşa ettikleri liderliği anlatırken, her liderin yapması gereken iki şeyden bahseder. İlk olarak, her liderin organizasyonuna “vizyon ve yön” vermesi gerekir. İkinci olarak, organizasyonda herkes nereye gidildiği konusunda hemfikir olduktan sonra, artık yapılacak işlere liderlik etmek gerekir ki bu noktada Colleen Baret, kurumsal piramidi ters çevirmemiz gerektiğini söyler. Hiyerarşiyi tepetaklak etmek de “hizmetkâr liderliği” (servant leadership) ortaya çıkarır

1970 yılında Robert K. Greenleaf tarafından ortaya atılan “hizmetkâr liderlik”, alışageldiğimiz liderliğin tam tersi, takipçilerin değil de liderin ”hizmet ettiği” bir liderlik modelidir. Bu anlayışa göre lider, “Süpermen” gibi her sorunu çözen değil, herkesin kendi içindeki en iyiyi ortaya koymasını ve başarmasını amaçlayan bir hizmetkâr, bir destekleyicidir. Kökleri Hermann Hesse’nin “Doğuya Yolculuk” isimli hikâyesine dayanan bu liderlik yaklaşımı, Doğuya özgü “hizmetkârlık” anlayışını, Batıya özgü “liderlik” anlayışıyla birleştirip içinde sevgi, maneviyat ve hoşgörü barındıran bir liderlik anlayışıdır.

Hizmetkâr liderlik, güçle değil sevgiyle yapılan bir liderliktir. Bu anlayışı Southwest Havayolları’nda uzun yıllar başarıyla uygulayan Colleen Barrett, bir iş yerinin, pekâlâ arkadaş veya aile ortamının büyük ölçekli bir türü gibi olabileceğini söylüyor. Nasıl arkadaşlıklarda ve ailede sevgi esassa, iş ortamında da sevgiyi esas alabiliriz. Sevgiyi odağa koyup –insanları performans beklediğimiz bir makine gibi görmeyi bırakıp onları sevgiyle desteklediğimizde- herkesin katkıda bulunduğu ve elini gönüllü olarak taşın altına koyduğu bir işbirliği ortamı yaratmak ve olağanüstü sonuçlara ulaşmak mümkün olabilir. Tıpkı Southwest Havayolları’nda elde edilen sonuçlar gibi.

hizmetkar-liderler-2

Colleen Barrett “nasıl bir ailede anne çocuklarını kendilerine has özellikleriyle sever ve desteklerse lider de çalışanları böyle duygularla desteklediğinde, iyiliğe ve başarıya ulaşılacağını” söylüyor.  Bu anlayışta herkesin, yaptığı hatalarda bile, hiç çekinmeden lidere sığınacak kadar ona güvenmesi; liderin de herkesin ruhsal durumuyla yakından ilgileniponlara her durumda destek vermesi başarıyı getiren ana faktördür. Hizmetkâr lider, yönetim anlayışının odağına sevgi, bağlılık, güven, sadakat gibi insani duyguları koyarak çalışanlarına hizmet eden; alçakgönüllülüğü ile onların başarılı olmalarını destekleyen, katılımcı bir şekilde karar alan ve insanları harekete geçiren kişidir.

Gerçekten de vasat insanlar bile eğer yaptıkları işe gönülden inanırlarsa ellerinden gelenin fazlasını yaparak “mucizeler” yaratabilirler. İnsanların sevgiden şımaracaklarını düşünmek yersizdir. Aksine sevgi, şımarıklık değil saygı uyandırır. Her insanın içgüdüsel olarak anlayacağı en güçlü dil, sevgi dilidir ve samimi, gerçek sevgiden herkes anlar. Ayrıca sevgiyle liderlik yapmak, sevgiyi kötüye kullananları hoş görmek anlamına da gelmez.


Yorumlar

  1. Temel Hocam kaleminize saglik. Yine muthis bir yazi olmus.

  2. Temel Bey, yazılarınızın sıkı takipçisiyim, ama nasıl olduysa bu yazınızı kaçırmışım ve yeni okuyabildim. Ne kadar güzel aktarmışsınız yine. Fikrinize sağlık

  3. Merhaba,

    Samimiyet saklamamaksa, liderlerin duygularını ortaya koymasına ve ulaşılmazı oynamaktan vazgeçip onları sevmemize, hatta dokunabilmemize izin vermelerini beklememiz gerekiyor sanırım.
    Etkileyici yazınız için çok teşekkürler.

Bu yazıda yeni yorumlara izin verilmiyor.

Konuyla İlgili Makale ve Linkler

  1. CoolBrandsStories

    http://coolbrandsstories.wordpress.com/
  2. Allain de Botton – TED lecture; “Our ideas of success and failure”,

    http://blog.ted.com/2009/07/28/a_kinder_gentle/
  3. Study finds left-wing brain, right-wing brain

    http://www.latimes.com/news/obituaries/la-sci-politics10sep10,0,2687256.story
  4. Victor Leung, Harmen Oppewal “Effects Of Brand And Store Names On Consumer Store Choıce”

    http://smib.vuw.ac.nz:8081/www/ANZMAC1999/Site/L/Leung.pdf
  5. 4imprint, Inc., “That’s Guerilla not Gorilla:Guerilla Marketing 101”, 2007

    http://info.4imprint.com/wp-content/uploads/Blue%20Papers_Guerilla.pdf
  6. Etik, Wikipedia

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Etik
  7. Robert Mckee, website

    “http://mckeestory.com/”
  8. Lana Ivanitskaya, Deborah Clark, George Montgomery,Ronald Primeau,“Interdisciplinary Learning: Process and Outcomes”, 2002

    http://www.umaine.edu/sustainabilitysolutions/faculty_resources/pdfs/Ivanitskaya.pdf
  9. Welch: 'No Such Thing as Work-Life Balance'

    http://online.wsj.com/article/SB124726415198325373.html
  10. Cooconing, Wikipedia

    http://en.wikipedia.org/wiki/Cocooning
  11. Julie Dexter Berg, John M. Matthews and Constance M. O’Hare, “Measuring Brand Health toImprove Top-LineGrowth”, MIT Slone

    http://www.ignyte.ms/whitepapers/MeasuringBrandHealth.pdf
  12. B Cova and V Cova, “Tribal Marketing: The Tribalisation of Society and its Impact on the Conduct of Marketing.”

    http://ygourven2.online.fr/webcom/cova-tribe-2001.pdf
  13. Albert M. Munız, Jr. Thomas C. O’guınn, “Brand Community”

    http://research3.bus.wisc.edu/file.php/157/papers/tom_brand_community.pdf
  14. Ashoka Turkey Investing In New Solutions For Our World's Toughest Problems

    http://turkey.ashoka.org/hakk%C4%B1m%C4%B1zda
  15. J. Gregory Dees, “The Meaning of Social Entrepreneurship”

    http://www.caseatduke.org/documents/dees_sedef.pdf
  16. Gary Vaynerchuk, “The Thank You Economy”

    http://thankyoueconomybook.com/
  17. The Thank You Economy: How Business Must Adapt to Social Media, Video, 2010

    http://www.youtube.com/watch?v=2UkiM3OaHxw
  18. Çarşı'dan 'Herkese' Gezi teşekkürü...

    http://www.radikal.com.tr/spor/carsidan_herkese_gezi_tesekkuru-1136582
  19. Frederic and Mary Ann Brussat “The Challenge of Humility”

    http://www.spiritualityandpractice.com/practices/features.php?id=16159
  20. Mayalar'ın 'Kıyamet' Kutlaması, Video

    http://www.izlesene.com/video/iste-mayalarin-kiyamet-kutlamasi/6789923
  21. Prof. Dr. Erman Artun, ”Türk Halk Kültüründe Hidrellez“

    http://turkoloji.cu.edu.tr/HALKBILIM/erman_artun_turk_halk_kulturunde_hidrellez.pdf
  22. Lori Senecal, “The 'Verbing' of Brands | Adweek”

    http://www.adweek.com/news/advertising-branding/verbing-brands-97771
  23. Paul Rutherford, "The New Icons: The Art of Television Advertising"

    http://pi.library.yorku.ca/ojs/index.php/lh/article/viewFile/6997/6181
  24. People Skills Training

    http://www.2020insight.net/docs4/peopleskills.pdf
  25. Abdullah Nasser, “Can Money Buy Happiness? A Macroeconomic Multinational Perspective on the Easterlin Paradox”

    http://thurj.org/ss/2013/01/4094/