İnsanlar Değişime Neden Direnir?

Değişim hayatın karşı konulamaz kuralıdır. Doğa – içinde barındırdığı milyonlarca tür canlıyla birlikte- her an, durmaksızın değişir. Doğadaki canlıların hepsi, hayatiyetlerini değişebilme yeteneklerine borçludurlar. Değişime direnen canlılar elenir, uyum gösterenlerin soyları devam eder. Doğanın kanunu böyledir.

Toplumsal değişim kuralları da doğa kurallarıyla aynıdır. Hayat bizi sürekli değişime zorlar. Biz istesek de istemesek de içinde bulunduğumuz koşullar, çevre, ortam, ilişkilerimiz, konumumuz… değişir. İnsanların ve toplumların varlıklarını  sürdürmeleri, değişimi anlamaları ve kendilerini değişen koşullara uyarlayabilmelerine bağlıdır.

İnsanın değişen koşullara uyum göstermesi bir zorunluluktur. Değişime uyum gösteremeyenler kaybederler. Fakat insan aklı değişimi kabullenmekte zorlanır. Çoğu insan yaşadığı çevreyi, içinde bulunduğu ortamı hiç değişmeyecekmiş gibi görür, değişen koşullara uyum göstermek yerine mevcudu (statükoyu) korumaya çalışır. Değişime direnir.

degisime-direnc-1

Genellikle değişime direnç gösteren insanların böyle davranmalarının ardında birden fazla neden vardır, bunlar:

  • Bilinmeyen korkusu,
  • Güvenlik ihtiyacı,
  • Alışkanlıklardan vazgeçmenin zorluğu,
  • Değişim hakkında yeterince bilgi sahibi olmama,
  • Başarısız olma endişesi,
  • Mevcut durumdaki üstünlüklerin veya çıkarların kaybolacağı korkusu,
  • Değişimin öngördüğü yeni şeyleri öğrenme zorluğu,
  • Dar görüşlülük, vizyon eksikliği,
  • Daha önceki değişimlerden elde edilen olumsuz kişisel tecrübeler,
  • Kendine yeterince güvenmeme,
  • Daha işin başındayken olayın dışında kalmış olma,
  • Değişimin kendisine dayatılmış olduğunu düşünme,
  • Değişimi yönetenlere ve uygulayanlara güven duymama.

Değişimin var olan durumu bozması, bilinen ve alışık olunandan vazgeçmeyi gerektirmesi, onu korkutucu hale getirir. Değişim korkusunun nedeni, insanın kendisini yetersiz hissetmesi, bilgi ve becerilerine güvenmemesidir. Direnci oluşturan da değişimin bir kayıp yaratacağı, sahip olunan kazanımlara “zarar vereceği” varsayımıdır. Çoğu insan mevcut durum kendilerini yeterince mutlu etmese de elindekileri kaybetmek korkusuyla değişime direnir.

Değişimi yönetmek için önce değişime karşı direncin arkasındaki nedenleri anlamak gerekir.

Gerek insanlar gerekse şirketler için değişimin önündeki en büyük engel alışkanlıklardır. Alışkanlıklar o kadar içsel ve o kadar güçlüdürler ki insan bunları aşmakta zorlanır. Çoğu insanın pek çok konuda “doğru olanı” bilmesine rağmen  bu doğruyu hayata geçirememesinin sebebi, alışkanlıklarından vazgeçememesidir. Çoğu durumda değişimi yönetip başarılı olmak demek, insanın kendisini tutsak eden alışkanlıklarının  üstesinden gelebilmesi demektir. (Bizi Alışkanlıklarımız Yönetir.)

Değişim insanların güvenlik duygularını tehdit eder; çünkü her değişiklik belirsizlikler içerir.  Mevcut düzen ve alışılmış koşullar insana güven verir; değişiklik ise korkutucu gelir. Sebepleri iyi anlatılmamış, içeriği hakkında yeterli bilgi verilmemiş değişiklikler insanlarda tedirginlik yaratır. Bilgisizlik, değişime karşı direnci artırır. Değişim iyi anlatılmazsa panik bile yaratabilir.

Değişimi yönetmek için etkili bir iletişim yapmak gerekir. Değişim nerede yapılıyorsa yapılsın -ister bir ailede ister bir şirkette ister bir toplumda- insanları değişimin her aşamasından haberdar etmek, bilgilendirmek, onların bilgi edinme hakkına saygı göstermek, iletişim kanallarını her zaman açık tutmak, olası tepkileri içtenlikle dinlemek, sorunları anlamaya çalışmak ve samimi, gerçek, dürüst bir iletişim ortamı yaratmak gerekir. Direncin azalması, değişimin kabul edilmesi için etkili ve sürekli bir iletişim şarttır.

Değişime olan direnci azaltmak için değişimden etkilenecek olan insanları mümkün olduğu ölçüde değişimin bütün süreçlerine dâhil etmek gerekir. Katılımı yükseltmek direnci düşüren en etkili yöntemdir. Özellikle değişimden en çok etkilenecek olanların değişimin planlama ve uygulama aşamalarına katılmaları muhtemel direnci azaltır. Katılım sayesinde değişimin sahiplenilmesi kolaylaşır. Katılım arttıkça insanların kendilerini değişimin amaçlarına adapte etmeleri kolaylaşır. Değişimin parçası olan herkes daha az endişe duyar ve değişimi daha kolay kabullenir.

Değişime direnç göstermenin bir sebebi de, her değişimin insani ilişkileri yeniden düzenlemesidir. Değişimin bir gereği olarak çalışanların mevcut iş arkadaşlarından ayrılması ve başka bir yöneticiye rapor edecek olması, yeni ortamda eski “havanın” oluşmayacağı varsayımı, değişime karşı tepkileri kaçınılmaz kılar.  Mevcut ilişkilerimize olan “aşırı” bağlılığımız bizi çoğu zaman “tutsak” durumuna düşürür. Kişisel hayatlarımızda zehirli bir aşamaya gelmiş ilişkileri bitirmekte zorlanmamız,  bize zarar verdiği halde işimizden ayrılmaya cesaret edemiyor olmamız, daha iyi bir semte taşınmak mümkünken bir türlü karar veremememiz hep “yeni” olandan tedirginlik duyup yeniyi inşa etme cesaretine ve zahmetine katlanmamaktan kaynaklanır.

Her değişim güç dengelerini de değiştirir. Kural olarak her değişim sonucunda bazıları ellerindeki gücü kaybederken bazıları daha güçlü olurlar. Değişimden kişisel olarak zarar görecek olanlar, doğal olarak değişime karşı çıkıp direnirler. İnsanın gücünü, gelirini ve pozisyonunun kaybetme korkusu değişime direnci artırır.

Bütün bunların dışında dünyayı algılama ve yorumlama şekline bağlı olarak da insanların değişime tepkileri farklılık gösterebilir. Bazı insanlar daha tutucu bir kişiliğe sahiptirler ve doğaları gereği değişime herkesten daha temkinli yaklaşırlar, değişimi sevmezler. Bazılarının kişilikleri ve karakterleri ise değişime açıktır. Bu insanlar prensip olarak değişimi sever ve benimserler.

Sadece bireysel psikolojik faktörler değil, bir topluluğa veya bir topluma hâkim olan kültür de insanların değişime karşı tutumlarını belirler. Kimi kültürler daha değişim odaklı, kimi kültürler ise daha tutucudurlar. Bazı toplumlar değişimi kucaklarken bazıları değişime kapalı olurlar. Benzer şekilde, iş hayatı boyunca birçok kere köklü değişim yaşamış ve bu değişimlere uyum sağlamayı becermiş insanlar yeni bir değişim karşısında daha rahat bir tavır alırken hiç değişim yaşamamış insanlar çok daha fazla tedirginlik duyarlar.

0001-66799469

Değişimi yönetenlerin başarısını belirleyen en önemli unsur, insanlara empatiyle yaklaşmaktır. Değişimin insanları şu ya da bu nedenle tedirgin ettiğini anlamak, değişimi yönetmenin en önemli şartıdır. Değişime direnç gösteren insanlara içtenlikle destek olmak, onlara yardım etmek iyi yönetilen değişim ile kötü yönetilen değişim arasındaki en önemli farktır.  Direnç gösterenleri görmezlikten gelmek ya da cezalandırmak direnci ortadan kaldırmayacağı gibi paniği de artırabilir. Böyle bir yaklaşım dirençleri nispeten az olan insanları da değişime karşı tepkisel bir duruma sokar.

Değişim hayatın değişmez kuralıdır. Değişim sürekli ve kaçınılmazdır. İnsanların da şirketlerin de değişimi kucaklaması, hayatın değişim üzerine kurulu olduğu bilinciyle davranması gerekir.  Hepimiz için önemli olan, değişim zamanının geldiğini fark edip zaman kaybetmeden değişimi yönetmektir.  Değişim ihtiyacını geç fark etmek, kaybetmek demektir. Değişim,  eğer doğru zamanda olursa işe yarar ve başarılı olur. Eğer zamanlama kaçırılırsa değişimin bir kıymeti kalmaz. İş işten geçtikten sonra yapılan değişimin hiç bir etkisi olmaz.

Doğa bize esnek olmanın değişime uyum sağlamada en önemli güç olduğunu öğretiyor.

Her değişimin önündeki en büyük engel, zihinlerdeki dirençtir. Değişimi yöneten her liderin en önemli görevi insanların zihniyetindeki bu direnci sağlıklı bir şekilde yönetmek ve değişimin yolunu açmaktır.  Direnç ortadan kalkmadan değişimi gerçekleştirmek mümkün olmaz.

Yorumlar

  1. Temel Bey, yazılarınızı uzunca bir süredir zevkle takip ediyorum. Bir düşüncemi paylaşmak isterim sizinle. Bir yandan markalar, yönetim ve iş dünyası üzerine yazarken bir yandan da psikoloji, sosyoloji, biyoloji gibi pek çok bilim dalından faydalanıyorsunuz. Ortaya da son derece temelli ve doyurucu yazılar çıkıyor. Öte yandan şimdiye dek astronomi biliminden faydalandığınızı hatırlamıyorum. Bugün evreni anlamamıza yarayan ve çok büyük ve çok küçük şeylerden söz eden görelilik ve kuantum teorilerinden faydalanarak ortaya yine konularınızla ilgili güzel sentezler çıkarabileceğinizi düşünüyorum.

  2. Kıymetli Temel Bey, yazılarınızın hepisini okuyorum. Aydınlatıcı ve güzel, ama bu hepsinden daha güzel. Tebrikler.

  3. Selam Temel
    Yazılarını takip ediyor ve çok beğeniyorum. Çok ta faydalanıyorum. Kolay anlaşılır ve akılda kalacak yazılar.
    lütfen devam et. Yeni yazılarını bekliyorum.

    Sevgiler

  4. Temel Bey merhaba. Uzunca bir süredir yazılarınızı zevkle takip ediyorum. Markalar, yönetim veya iş dünyası üzerine yazarken aslında psikoloji, sosyoloji veya evrim gibi bilimlerden de faydalanıp ortaya temelleri sağlam ve son derece doyurucu yazılar çıkarıyorsunuz. Bununla beraber ben astronomi biliminden de faydalanılabilineceğini düşünüyorum. Evreni anlamamıza yarayan ve dolayısıyla dünyayı algılayışımızı değiştiren görelilik ve kuantum fiziğinin çıkarımlarından faydalanıp yine konularınızla ilgili sentezler yapılabilir diye düşünüyorum. Teşekkürler.

  5. Degısımı yaratanlardan olmamız gereken bu zamanda, bırakın degısımı yaratmayı hergun gozumuzun onunde gerçeklesen degısımlere bıle ne kadar cok gırenc gosterdıgımız ve nedenlerı ancak bu kadar güzel anlatılır.

    Degısımde lıder olmak konusundada fıkırlerınızı merak edıyorum.

  6. Değişebilmek iş hayatında aranan bir yetenek olarak aranan bir özellik olarak ifade edilmeli. IK birimleri ilanlarını verirken ve iç eğitimleri hazırlarken bu yetenek eğitimini ve yönetimini yapmalı. Bunun öncesinde de eğitim kurumları veya kişileri, ‘değiştirmeye’ çalıştırdıkları insana bunu bir yaşam değeri olarak kazandırmalı.
    Yoksa?
    Yarına kalınmaz.
    Düne yapılanlar bugün yine yapılmaya devam eder ama dün işe yarayan bugün işe yaramaz olacaktır. Örneğin dün fosil yakıtı kullanan otomobil yapılıyordu bugün yine yapılıyor ama 2040 yılında bu otomobillere ihtiyaç kalmayacak. Çünkü petrol bitecek. Bu değişim örneği tabiatın gerçeğine örnektir. Öte yandan ekonomik olarak rekabet gücü olan bir firma değişim yeteneği olandır. Rakiplerinin yeni üretim tarzlarıyla düşürdüğü maliyetle yarışmayacak bir marka mazide bile kalmayayabilir, unutulur. Değişimin aşkta da var. Kadının güçlenen ve erkekle eşitlenen ekonomik gücü ‘evimin kadını çocuklarımın anası olacaksın’ diyen erkeği büyük oranda itici hale getirir.
    Değişim bir değer olarak gerçekte var ama hayatımıza girmesine izin vermediğimiz sürece faydasını göremeyeceğiz. Çalışkanlık, dürüstlük, cesaret… aklınıza gelen tüm yaşam değerlerininin, değişimler güçlü bağları vardır. Ve ayrıca zekanın tanımına bakacak olursanız değişimi yine göreceksiniz.

    Temel hocam kaleminize ve kafa açıcı cümlelerimize sağlık. Iyi ki yazıyor ve paylaşıyorsunuz.. Bizlere bilgi vermekten başka üretmemiz için ilham veriyorsunuz.
    Şahane ömürler dilerim.

  7. Merhabalar,
    Okuduğumuzda nedense bunları bildiğimizi varsaydığımız konuyu çok güzel bir sunumla anlatmışsınız. Teşekkür ederim. Bu yorumu yapmak da benim için bir değişimdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Konuyla İlgili Makale ve Linkler

  1. Kieran Healy, “Social Change: Mechanisms and Metaphors”

    http://www.princeton.edu/~sociolog/pdf/change4.pdf
  2. Understanding & Managing Reactions to Change

    http://www.gateshead.gov.uk/DocumentLibrary/council/pois/managingreactionstochange.pdf
  3. Emily Lawson and Colin Price , The Psychology of Change Management”, Mc Kinsey

    http://www.mckinsey.com/insights/organization/the_psychology_of_change_management
  4. Lynn Leahy, Neal Chamberlain, \"Surviving Change\"

    http://www.emeraldinsight.com/journals.htm?articleid=1747668
  5. Lynn Leahy, Neal Chamberlain, \"Surviving Change\"

    http://www.deepdyve.com/lp/emerald-publishing/surviving-change-Fe8hbPaONZ
  6. Beth Feild Pisculli, “From Change Chump to Change Champion: Why We Resist Change and Real-World Strategies to Help You Cope”

    http://bfeild.typepad.com/transcending_leadership/from-change-chump-to-change-champion-by-beth-feild-pisculli.html
  7. C. Shawn Burke, Linda G. Pierce, Eduardo Salas, \"Understanding Adaptability a Prerequisite for Effective Performance within Complex Environments\"

    http://www.emeraldinsight.com/books.htm?issn=1479-3601&volume=6&chapterid=1762025