Clicky
Marka

Marka

3 2350
Her marka için gerçek büyüme kaynağı, o güne kadar markanın hiç kullanıcısı olmamış olanlardır. Büyümek isteyen her markanın bu kesimi hedeflemesi ve sürekli olarak yeni kullanıcıları sistemin içine dahil etmesi gerekir.

0 2778
Marka yöneticilerinin ve marka danışmanlarının hizmet ettikleri şirketin hangi marka anlayışını benimsediğini ya da benimsemeleri gerektiğini bilmeleri ve markalarını bu anlayışa uygun şekilde yönetmeleri gerekir. Marka konusunda, her şirkete uyacak tek tip bir elbise, maalesef yoktur.

0 3044
Markalar, sadece soyut "markalaşma" çabalarıyla yaratılmaz. Markalar, ancak insanlar onları satın alırsa oluşmaya başlar ve daha çok insan satın aldıkça büyürler. İnsanların hatırlamadıkları ya da satın almaya niyetlendikleri zaman bulamadıkları ürün veya hizmetler, ne kadar "markalaşma" çabası gösterirse göstersin, marka olamazlar.

4 3117
Yaşadığımız dönemde markaların kaderini belirleyen, doğru zamanda, doğru yerde, doğru şekilde bulunabilir olmaktır. Bir marka yaratmak için, iyi ürün, doğru fiyat ve etkili reklam gerekir ama bütün bunları eksiksiz yapmak bile bir markanın yaşaması için yeterli değildir. Markaların hayatta kalması ve büyümesi, satış kanallarındaki mevcudiyetine bağlıdır. Markanın başarlı olması için, önce her noktada insanların karşısında hazır bulunması ve satın alınmasının önündeki bütün engellerin kalkması gerekir.

1 3068
Pazarlama yöneticileri kendilerine eleştirel bir gözle bakarlarsa aslında yaptıkları işlerin çoğunun, markalarını büyütmeyen işler olduğunu görebilirler. Bir markayı başarıyla yönetmek, popüler iletişim projelerine imza atmaktan çok, sonuçları ölçülen bir anlayışı benimsemeyi gerekli kılar. Marka konusunda iyi yönetimin ölçüsü, yapılan havalı işler değil, alınan sonuçlar olmalıdır. Bu nedenle pazarlama yöneticilerinin işe yaramayan ezberlerini bir kenara bırakıp, markalarını büyütecek işlere odaklanmaları gerekir.

3 12400
Eğer Byron Sharp haklıysa, pazarlama disiplini ile ilgilenen herkesin farklılaşma kavramını yeniden değerlendirmesi gerekir. Byron Sharp, markalar için "farklılaşmaktan" çok, rekabetten "ayrışmanın" önemini vurgular. Byron Sharp, farklılaşmanın, bir markayı büyütmeye yetmeyeceğini iddia eder.

3 11632
Markalar, pazar penetrasyonlarına paralel olarak pazar payı kazanırlar. Mevcut müşteri tabanına daha fazla ürün veya hizmet satarak (sadakat uygulamaları) büyümeyi hedeflemek, gerçekçi değildir. Bir markanın büyümesi için, pazara penetre etmesi; daha fazla insana, daha fazla haneye, daha fazla müşteriye ulaşması yani tabanını büyütmesi gerekir.

2 10472
İnsanlar, zihinlerinde yer etmiş, satın alma anında da karşılarında buldukları markalar arasından seçimlerini yaparlar. Zihinsel ve fiziksel (online ticaret dahil) bulunabilirlik, tıpkı yerçekimi kanunu gibi, marka yönetiminin en önemli kanunudur. Ürün özellikleri mükemmel ve fiyatı son derece uygun olan bir çok markanın başarısızlığının nedeni, fiziksel ve zihinsel bulunabilirlik eşiğini aşamamış olmalarıdır.

1 15764
Marka yönetmek görsel bir dünya kurmak ve o dünyayı yönetmektir. Markalar taşıdıkları misyonu, vizyonu, değerleri kurdukları görsel dünyayla iyi anlatabildikleri ölçüde insanların dünyasında bir anlam yaratırlar.

8 20982
Bizim gibi, marka fakiri ülkelerde ise dünya çapında marka sayısının yok denecek kadar az olması, bizim girişimcilerimizin "ölümcül marka hataların" çoğunu aynı anda yapmalarından kaynaklanıyor. Oysa doğruları yapan her girişimcinin, hangi toprakta yaşıyor olursa olsun, çok değerli markalar yaratması elbette mümkündür.

3 18084
Eskiden sadece pazarlama bölümünün reklam yaparak, tüketicilerin zihinlerinde oluşturmaya çalıştığı, “özel bir anlam” olan marka; son yıllarda daha geniş bir kapsama ulaştı, kendi çatısı altında, birçok kavrama ev sahipliği yapmaya başladı.

5 5735
Marka yenileme, hakkıyla yapıldığında, bir şirketin sahip olduğu ama harekete geçiremediği potansiyelini hayata geçirmesi anlamına gelebilir. Mevcut iş modeli, ve ismiyle yapamadıklarını, yeni bir iş modeli, yeni bir değer teklifi ve yeni bir isimle gerçekleştirmesi demektir.