1 16631

Bundan yüzyıl önce insanların neredeyse tamamı doğdukları köyün hiç dışına çıkamadan hayatlarını tamamlıyordu. Şimdi ise doğduğu şehrin dışına çıkmamış olanlar neredeyse yok gibi. Eskiden uçağa sadece zenginler binerken bugün uçakla seyahat etmek hemen herkesin ulaşabildiği bir imkan haline geldi. 2011 yılında bütün dünyada yaklaşık bir milyar turist başka bir ülkeye seyahat etti. (World Tourism Organization)

İnsanlar dinlenmek, yeni yerler görmek, yeni lezzetler tatmak, yeni insanlar tanımak ve kendilerini yenilemek  için seyahat ederler. Turizm, insanların keşif motivasyonu üzerine kurulu bir sektördür. Keşfetme arzusu çocuk yaşta gelişir. Hemen her gencin bir “dünya turu” yapma hayali vardır. Türkiye’de çoğunluk için yurtdışına çıkmak, adeta rüştünü ispat etmektir. Hiç yurtdışına gitmemiş olmak ise bir eksikliktir. (Maalesef bizim ülkemizde sadece küçük bir azınlık yurtdışına seyahat eder.  TNS verilerine göre yetişkin nüfusun yaklaşık %7’si yurtdışına çıkmıştır.  TNS Türkiye Profili 2011)

12

Dünya Turizm Örgütü tarafından hazırlanan “Tourism 2020 Vision” araştırması uluslararası turizm talebindeki büyümenin devam edeceğini öngörüyor. Seyahat fiyatlarının düşmesi ve insanların farklı kültürlere olan ilgisinin artması bu büyümeyi tetikleyen sebeplerin başında geliyor. Çalışma sürelerinin kısalacağı, tatil sürelerinin artacağı; emeklilik süresinin uzayacağı (65 üstü yaş grubunun toplam turizm içindeki payının artacağı); bekâr ve çocuksuz çiftlerin seyahate ve eğlenceye daha fazla zaman ve kaynak ayıracakları dünya turizmini büyütecek nedenlerin başında yer alıyor.

Son yıllarda klasik tatil turizminin yanında ön çıkan kongre, inanç, kültür, sağlık gibi turizm alanları sadece turizm çeşitliliğini sağlamakla kalmadı, turistlerin profillerini de farklılaştırdı. Yeni kuşak turistler artık yılda bir tatille çıkmakla yetinmiyor. Hafta sonu kaçamakları da dahil olmak üzere yılda birkaç kez geziye çıkıyorlar.

1990’ların sonunda hayatımıza giren internetin belki de en çok etkilediği alan turizm oldu. İnsanlar tatile gitmeden önce internetten araştırma yapıp, gidecekleri yeri, kalacakları oteli, katılacakları etkinlikleri inceleyip satın almalarını internetten yapıyorlar.

Yeni nesil turistler klasik turistlerden farklı olarak çok daha seçiciler ve beklentileri çok daha yüksek. Daha önce bu kentleri ya da otelleri ziyaret etmiş kişilerin yorumlarını internetten okuyor ve kendi deneyimlerini de yine internet ortamında milyonlarca potansiyel ziyaretçi ile paylaşabiliyor.

Artık tur operatörleri ve seyahat acentaları yepyeni bir dönemde iş yapıyorlar. Sistemin sürekli şeffaflaşması aslında dürüst çalışan işletmeler için güveni de artırdı. Bu bazı markaların işlerini olumsuz etkiledi ama yaratıcı turizm pazarlamacılarına da yeni fırsatlar sağladı.

Turizm Türkiye’nin karşılaştırmalı rekabet üstünlüğünün bulunduğu sektörlerin başında yer alıyor. Sadece iklim ve deniz değil, Anadolu’nun zengin tarihi, doğal ve kültürel mirası, gelenek ve göreneklerimizle beslenen konukseverliğimiz, Doğu ile Batı’nın egzotik bileşimini temsil etmemiz bizim turizm alanında elimizi güçlendiriyor.

Son yirmi beş yılda Türkiye’de turizm yatırımlarına verilen önem ve dış tanıtım çabaları sonucunda turizm sektöründe önemli gelişmeler sağlandı. Yat turizminden sağlık turizmine kadar birçok alanda yaratıcı yatırımlar göze çarpıyor.  Siyasi gelişmelerden, terörizmden fazlasıla etkilenen bu sektörde, hala gelinen yerin yeterli olduğunu, turizm alanında tam anlamıyla olmamız gereken noktada olduğumuzu söylemek de güç. Kültürel alanlarımızın restore edilmesi,  hizmet kalitesini yükseltilmesi, tesislerin altyapılarının güçlendirilmesinin yanı sıra kentlerimizin daha iyi tanıtılması gibi iletişim alanlarında da daha yapılacak çok şey var.

En önemlisi de turizm konusunun yerel yönetimler düzeyinde yeni bir anlayışla ele alınmasıdır. Türkiye’de son yıllarda kurulan Kalkınma Ajansları bu konuda çalışmaya başladı fakat bu çabalar henüz olumlu sonuçlar vermedi. Kalkınma ajansları daha çok yörelerin tanıtımı konusunda duyarlılar ama bence tanıtımdan önce yörede yaşayan insanların ve esnafın yaşadıkları yere sahip çıkmalarını sağlamak gerekir.

Yöre halkının gençleri, ev kadınları, esnafı, çiftçisi, öğrencisi, emeklileri kendi yörelerinin kültürel ve turistik kıymetlerinin bilincine vardıkları takdirde bu değerleri yöreye gelen “misafirlere” de en iyi şekilde sunulabilirler. Kültürel değerler ve kıymetler ancak böyle bir bakış açısıyla “pazarlanabilir” ve bu şekilde yüceltilip korunarak  gelecek nesillere aktarılır. Yöre halkının işbirliği olmadan tepeden inme politikalarla turizmi geliştirmek mümkün değildir.

Philip KotlerRekabet sadece ürünler ve firmalar arasında gerçekleşmez. Ülkeler ve şehirler de birbirleriyle rekabet eder.” der. Küreselleşmeyle birlikte her şehir, her belde giderek birbirine benzedikçe “yerelleşme” çok daha önem kazanıyor. “Marka kent” ya da “maka belde” olmak için yörede yaşayanların kendi özgün değerlerine sahip çıkmaları gerekiyor.

11

Turizm alanında başarılı olabilmek için kentlerin sadece doğal güzellikleri, tarihi ören yerleri değil esas kendilerine özgü bir hikâyelerinin de olması gerekir. Turizm pazarlamasının ilk adımı yörelerin hikâyelerini keşfedip bunları gün yüzüne çıkarmaktır.

İnsanlar küreselleşmeyle birlikte artan “aynılaşmadan” sıkıldılar; özgün olanı arıyorlar. Küreselleşme dünyayı aynılaştırmaya devam ettikçe yeni kültürler tanıma, yerel lezzetlerle tanışma geleceğin turizminin en önemli itici güçlerinden birisi olacak. Kültür turizmi özellikle de gastronomi turizmi ön plana çıkacak.

Bu alan gelişip popülerleştikçe de ülke mutfaklarını tanımaya yönelik seyahatler de artacak. Özellikle ABD ve Avrupa’da “iyi yemek yemeğe” gösterilen ilgi son yıllarda bir akıma dönüşmüş durumda. Gelir seviyesi yüksek entelektüel turistlerin katıldığı “gurme turları” bugün küçük bir kesime hitap etse de yarın geniş kitlelere yayılma potansiyeline sahip bir alan.

Türkiye’de turizmi geliştirmek için “deniz-kum-güneş” turizminin ötesine geçmemiz gerekiyor. Kongre, sağlık, kültür, din, lezzet (gastronomi) turizmi gibi alternatif turizm türlerini geliştirmemiz gerekiyor. Alternatif turizm alanlarını geliştirmek demek kentlerimizi, köylerimizi, yörelerimizi, küçük işletmelerimizi desteklemek anlamına geliyor.


KONUYLA İLGİLİ KİTAP ÖNERİLERİ

Genel Turizm

Azize Tunç Hussein, Firuzan Saç

Marketing for Hospitality & Tourism

Philip R Kotler, John T. Bowen and James Makens

Marketing in Travel and Tourism

Victor T.C. Middleton, Alan Fyall, Mike Morgan, Ashok Ranchhod

Marketing Leadership in Hospitality and Tourism : Strategies and Tacti...

Stowe Shoemaker, Robert C. Lewis and Peter C. Yesawich

Sustainable Tourism

Victor T. C. Middleton and Rebecca Hawkins

Sürdürülebilir Kırsal Turizm

Evrim Çeltek, Suavi Ahipaşaoğlu

Turist: Modern Çağın Seyyahı - Sayı 59

Yapı Kredi Yayınları Cogito Dergisi

Turizm Pazarlaması

Bahattin Rızaoğlu

Turizm Sosyolojisi

Cevdet Avcıkurt

Turizm ve Toplumsallaşma

Bahattin Rızaoğlu

KONUYLA İLGİLİ MAKALE ve LİNKLER

  1. Tüik Turizm İstatistikleri 2007-2011
    http://www.tuik.gov.tr/rip/rip_programi.pdf

  2. Turizm İstatistikleri 2023 Vizyonu
    http://www.tr52.org/d/doc/48-turizm-sektor-raporu--taslak-.pdf

  3. World Tourism Organization Network
    http://www2.unwto.org/

  4. World Tourism Organization, UNWTO World Tourism Barometer
    http://mkt.unwto.org/en/barometer

  5. World Tourism and Travel Council, website
    http://www.wttc.org/

  6. Kültür ve Turizm Bakanlığı, website
    http://www.kultur.gov.tr/

  7. Türkiye Turizm Stratejisi 2023
    http://www.sp.gov.tr/documents/Turizm_Strateji_2023.pdf

  8. Turizm Özel İhtisas Komisyonu Raporu, DPT Müsteşarlığı
    http://plan9.dpt.gov.tr/oik49_turizm/49turizm.pdf

  9. Dimitrios Buhalis, Soo Hyun Jun, “E-Tourism” (International Centre for Tourism and Hospitality Research, Bournemouth University)
    http://www.goodfellowpublishers.com/free_files/fileEtourism.pdf

  10. e-tourismsummit, 2012
    http://www.etourismsummit.com/

  11. Dimitrios Buhalis "E-Tourism: Information Technology for Strategic Tourism Management"
    http://www.buhalis.com/buhalis/page/books.htm

  12. United Nation Conference On Trade And Development (UNCTAD) “e-Marketing and Tourism” 14th.March 2007
    http://www.unctadxi.org/sections/SITE/etourism/docs/TaarifShahPresentation.pdf

  13. Hannes Werthner “e-Tourism: Impact of New Technologies”
    http://www.minervaeurope.org/events/michael/materialiintconf06120405/Presentations/werthner.PDF

  14. Kerry B. Godfrey “Attitudes Towards 'Sustainable Tourism' in the UK: a View From Local Government Senior Lecturer in Tourism Planning, Oxford Centre for Tourism and Leisure Studies, School of Planning, Oxford Brookes University
    http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S026151779800020X

  15. University of Guelph, School of Hospitality & Tourism Management
    http://www.htm.uoguelph.ca/kerry-godfrey.shtml

  16. Sustainable Tourism, website
    http://www.crctourism.com.au/wms/upload/resources/Pathways%20Program/Feb2009_About%20Pathways%20Program%20FINAL.pdf

  17. Sustainable Tourism, Wikipedia
    http://en.wikipedia.org/wiki/Sustainable_tourism

  18. Ebru KERİMOĞLU, Hale ÇIRACI “Sustainable Tourism Development and a Governance Model for Frig Valley”,Istanbul Technical University Faculty of Architecture, Istanbul, TURKEY
    http://www.az.itu.edu.tr/az5no2web/05kerimogluciraci0502.pdf

  19. Mehmet BAŞ, Burhan KILIÇ, Evren GÜÇER “Türkiye’de Yerel Yönetimler ve Turizm”, Mevzuat Dergisi
    http://www.mevzuatdergisi.com/2007/11a/01.htm

  20. Travel and Tourism - Assets - Cambridge University Press
    http://assets.cambridge.org/052189/235X/sample/052189235XWS.pdf

  21. Wade Davis: “Dreams from Endangered Cultures”
    http://www.ted.com/talks/wade_davis_on_endangered_cultures.html

0 21737

Bazı kentler, hiç gitmemiş olsak da bizi büyüler.  Bu şehirler tarifi zor bir sihre sahiptir. Sadece güzellikleri, tarihi özellikleri ya da mutfakları değildir onları çekici kılan, kendilerine has  enerjileri vardır.

Yeni dünya düzeninde şehirler ülkelerden daha önemli olacak. Micheal Porter, 1990’ların başında “Ulusların Rekabet Avantajı” kitabını yazmıştı. Yazdıklarını İrlanda da (ve diğer bazı ülkelerde) uygulamış, çok başarılı olmuştu. 2008 yılında Richard FloridaSenin Şehrin Kim?” kitabını yazarak, artık rekabetin ülkeler arasında değil, kentler arasında olacağını ileri sürdü.

Bugün bazı büyük şehirler ülkelerden daha önemli ve popüler. Gerçekten de Venedik, Floransa, Roma gibi şehirler İtalya’dan; Viyana, Avusturya’dan; Kazablanka Fas’tan daha ünlüdür. Dünya sadece küreselleşmiyor, aynı zamanda kentleşiyor da. Bugün dünya nüfusunun yarısından fazlası kentlerde yaşıyor. Büyük şehirler,  daha stresli ama insanlar da her geçen gün daha çok kentelerde yaşamayı tercih ediyor.

Yeni ekonomide bir ülkenin kaç tane marka şehri olduğu hayati bir konu haline geldi. Bugün artık ülkelerin marka şehirleri yoksa yaratıcı sınıfı kendilerine çekemiyor. Richard Florida’ya göre, yaratıcı insanlar, farklı olana hoşgörü gösteren kentleri tercih ederler; çünkü farklılıklar yaratıcılığı besler, enerji ve dinamizmi yükseltir. Yeni ekonominin itici gücü yaratıcılık olduğu için, yaratıcı yeteneklerin tercih etmediği kentler gerilemeye mahkum oluyor. Bugünün koşullarında ekonomik büyüme; teknoloji, yetenek ve hoşgörünün bir araya gelmesiyle gerçekleşiyor. Eğer biz ülkemizde marka şehirler yaratmak istiyorsak önce bakış açımızı buna göre şekillendirmeliyiz. Farklı ırktan, dinden, renkten, milletten gelen farklı hayat tercihleri olan insanlara kucak açmasını öğrenmeliyiz.  En Yaratıcı Şehir Hangisi

Marka şehir kavramı, Türkiye için oldukça yeni bir kavram. Biz ülkemizde henüz birçok şehrimizin temel altyapı sorunlarını çözebilmiş değiliz. Altyapı sorunlarını çözemediğimiz gibi henüz yaşlıların, çocukların, engellilerin, medeni bir şekilde yaşayabileceği engelsiz kentler bile yaratabilmiş değiliz. Bu durumun farkında olmakla birlikte,  bu olumsuzluklara rağmen bizim de marka şehirler yaratmamızın mümkün olduğuna hatta bu çaba sayesinde kentlerimizin sorunlarını daha hızlı çözeceğimize inanıyorum.

marka-sehirler-1

Peki bir şehri, marka yapmak için hangi adımları izlemek gerekir?

• Önce şehrin sahip olduğu doğal, tarihi, kültürel, ticari, sanat ve eğlence varlıklarının analizi yapılır.

• Kentin kendine has özellikleri ortaya çıkarılır. Bir kent içinde barındırdığı yurttaşlarının kültürel çeşitliliğiyle de özgün olabilir, iyi korunmuş tarihi dokusuyla da. Sidney Aborijn nüfusuyla, Prag ve Venedik tarihi dokusuyla özgün şehirlerdir.

• Bu özellikleri dikkate alarak şehrin hangi şehirlerle rekabet içinde olduğu tespit edilir.

• Hangi yatırımcı ve hangi turist kesimlerinin hedefleneceği belirlenir.

• Şehrin hangi özelliklerinin ön plana çıkartılacağına karar verilir. Mümkünse şehrin birden fazla özelliği sahiplenmemesi gerekir; çünkü bir şehir, bir özellikle daha iyi anlatılır. Fazlası, iletişim karmaşası yaratır.

• Bir tasarım şirketine şehrin logosu, amblemi yaptırılır. Böylelikle şehir kurumsal bir kimliğe bürünür.

• Şehir hakkında söz sahibi olan şehir sakinlerine, esnafa, tüccara, kamu görevlilerine, üniversitelere, şehrin sahiplendiği fikir anlatılır. Onlardan bu fikri hayata geçirecek projeler yapmaları istenir. Bu süreç sonu olmayan -sürekli- bir süreçtir.

• Artık bir fikre ve bir kimliğe sahip olan şehir kendini tanıtmaya hazırdır. Şehir yönetimi bir reklam ajansıyla anlaşarak seçtiği fikrin (özelliğin) tanıtımına başlar. Pazarlama, kaynağı güçlü olanın kazandığı bir oyun olduğu için şehir yönetimi, tanıtıma ne kadar kaynak ayırabilirse o kadar iyi olur. Tanıtımlarda bir yıldan diğerine yaratıcı uygulamalar değişir ama fikir hep aynı kalır.

Bir şehir sahip olduğu denizi, kumu, dağı, taşı, müzesi ve mutfağıyla kendiliğinden marka olmaz. Bir şehrin marka olması için o şehrin yöneticilerinin ve halkının aynı fikir etrafında birleşip bu fikre sahip çıkmaları, bu fikri her gün yaşatmaları gerekir. Bu çaba ancak çok uzun süre, istikrarlı bir şekilde sürdürülürse bir şehir marka şehir olur.

Şehir hakkında söz sahibi olan vali, belediye başkanı, vakıflar, dernekler ve özel sektörün aynı fikre hizmet etmeleri gerekir. Bir şehri marka yapmak, dünyanın her yerinde uzun yıllar alır. En büyük engel,  yöneticilerin ve kurumların egolarıdır; görüş ayrılıkları genellikle işleri çıkmaza sokar. Şehirler bu engeli aşmadan başarıya ulaşamazlar.

Eski yıllarda şehir pazarlanması dendiği zaman, bir yöreye turist çekmek için yapılması gereken etkinlikler anlaşılırdı. Bugün bu anlayış evrim geçiriyor. Konu tanıtım alanından marka yaratma ve yönetme alanına doğru kayıyor.

New York çeşitli ırkların, dinlerin ve yaşam biçimlerinin uyum içinde yaşadığı bir şehirdir. New York, kültürel çeşitliliğiyle farklı bir enerji sunar.  Ancak New York kendiliğinden marka olmamıştır. New York’un markalaşma süreci 1970’li yıllarda başlatılmıştır. (“I Love New York”)

marka-sehirler-2

1977’de başlayan ve on sene kesintisiz sürdürülen bu kampanya son derece kritik bir dönemde gündeme geldi. O yıllarda New York kent idaresi iflas etmek üzereydi. Birçok firma iş merkezlerini başka eyaletlere taşımaya başlamıştı. New York, o yıllarda insanların girmeye korktuğu, sokakları harabeye dönüşmüş, suç oranları astronomik rakamlara ulaşmış bir kentti.

Yeni stratejiyi uzun yıllar istikrarlı bir şekilde uygulaması sayesinde New York, bugün dünya ticaretinin ve turizminin merkezi oldu. Sadece New York örneği bile, marka şehir yaratmanın, ne kadar yüksek getiriye sahip  bir iş olduğunu kanıtlamaya yeter.

Paris lüksün başkentidir. Paris; parfümü, modayı, iyi yemekleri, olağanüstü güzel binaları ve müzeleri çağrıştırır; simgesi Eiffel Kulesi’dir. Paris’in şıklığı ve lüksü temsil etmesi bilinçli bir devlet politikasının sonucu olmuştur.  Güneş Kral olarak bilinen XIV Louis öncesinde Paris’in şıklıkla ya da iyi yaşamla alakası yoktu. Bugün Paris’te lüksü temsil eden her şey, aslında XIV. Louis’nin emriyle başlatılan ulusal hareketin sonucu olarak gelişmiştir. Fransız mutfağı bile bu dönemde ”icat edilmiştir.”

İstanbul, Asya’yı ve Avrupa’yı, doğuyu ve batıyı, eskiyi ve yeniyi, geleneksel ile moderni, evrensel ile yereli de sihirli bir şekilde birleştirir. Bence İstanbul’un marka olma yolunda bu fikre sıkı sıkıya sahip çıkması gerekir; çünkü dünyanın başka hiçbir ülkesinde bu özellikleri taşıyan bir şehir yoktur. İstanbul Bir Marka Olabilir mi? Ancak bu hedefe varmak için yerel yönetiminden çalışanına, sanatçısından sporcusuna, ev kadınından esnafına kadar herkesin İstanbul bu fikrin hayat bulması için çaba göstermesi gerekir.

Bir şehrin bilim adamları, sanatçıları, müzisyenleri, eğitimcileri ve yeni fikirler üreten yaratıcı kişileri şehir üzerinde söz söyleme hakkına sahiptirler. Bu kesimlerin katkısı alınmadan bir şehrin marka olması mümkün değildir.

Bir şehri, “marka şehir” yapmanın amacı, havalı bir kimliğe sahip olmak degil; daha fazla turist çekmek,  yatırımları canlandırmak, değerli katkılar sağlayabilecek yaratıcı insanları kentte yaşamaya ikna etmektir. Nihai amaç, şehrin kalkınmasını sağlamak, şehirde yaşayanlara daha iyi hayatlar sunmak, onların mutluluklarını artırmaktır.

Bir şehri marka yapmak, getirisi en yüksek yatırımlardan biridir.


KONUYLA İLGİLİ KİTAP ÖNERİLERİ

KONUYLA İLGİLİ MAKALE ve LİNKLER

  1. Amsterdam Partners, “I Amsterdam” Annual Reports
    http://www.iamsterdam.com/en/amsterdam-partners/i-amsterdam/documents

  2. Choosing Amsterdam
    http://www.amsterdam.nl/publish/pages/4629/d69_citymarket_samen.pdf

  3. The Making of the City Marketing Definitief Amsterdam
    http://www.scribd.com/doc/55320917/The-Making-of-the-City-Marketing-Definitief-Amsterdam

  4. Gildo Seisdedos & Pablo Vaggione “ The City Branding Processes: The Case of Madrid, Isocarp Congress 2005
    http://www.isocarp.net/Data/case_studies/658.pdf

  5. Michail Kavaratzis, “City Branding Model”, EURIB
    http://www.eurib.org/fileadmin/user_upload/Documenten/PDF/City_branding_ENGELS/Kavaratzis_-_City_branding-EN.pdf

  6. Dr. Rik Riezebos, City Branding Sense Or Nonsense, EURIB
    http://www.eurib.org/fileadmin/user_upload/Documenten/PDF/City_branding_ENGELS/City_Branding__sense_or_nonsense.pdf

  7. Antonio Marazza, “A Country Brand Is More Than Just A Logo”, Landor
    http://www.landor.com/pdfs/k9/AMarazza_Country_US_23July08.pdf

  8. Armin, “I Love Wolff Ollins”, Brand New
    http://www.underconsideration.com/brandnew/archives/i_wolff_olins.php

  9. CEOs for Cities, “Branding Your City”, Prophet
    http://www.globalchicago.org/reports/pdf/CEOsforCitiesBrandingYourCity2006.pdf

  10. Saba Salman, “Brand of Gold”, The Guardian
    http://www.guardian.co.uk/society/2008/oct/01/city.urban.branding

  11. Can-Seng Ooi, “Branding Cities, Changing Societies”, Copenham Business School
    http://openarchive.cbs.dk/bitstream/handle/10398/8014/45_CSO_Branding_Cities,_Changing_Societies_Final.pdf?sequence=1

  12. Julia Winfield, “The Branding of Cities”, Syracause University
    http://www.brandchannel.com/images/papers/245_Branding_of_Cities.pdf

  13. Meric S. Gertler, Lori Tesolin, Sarah Weinstock “Toronto Case Study”, Munk Centre for International Studies, University Of Toronto
    http://www.utoronto.ca/progris/pdf_files/CC%20Toronto%20Case%20Study.pdf

  14. Restart The Heartbeat of I Love New York – Ogilvy Document
    http://thearf-org-aux-assets.s3.amazonaws.com/ogilvy/cs/Ogilvy-09-CS-NewYork.pdf

  15. Sürdürülebilir Şehirler
    http://www.surdurulebilirsehirler.com/index.html

16 15725

Paris denince aklınıza ne geliyor?

Eğer sizin de aklınıza, romantizm geliyorsa Paris bir markadır; çünkü her sene milyonlarca insan, sizin gibi düşünerek, dünyanın en romantik kenti Paris’i görmeye gider. 

istanbul-bir-marka-1

Kentler, deneyimsel pazarlamanın en iyi uygulamalarıdır. Yaşattıkları deneyimleri ve öyküleri üstün olan şehirlerin her biri birer markadır.

Eski yıllarda kent pazarlanması denildiği zaman, bir kente turist çekmek için yapılması gereken etkinlikler anlaşılırdı. Bugün bu anlayış evrim geçiriyor. 

 Las Vegas planlı bir şekilde yaratılmış kavramsal bir kenttir (Concept city). Bugün nasıl Toskana sanatın ve iyi yaşamın beşiği olarak kabul edilirse, Las Vegas da eğlencenin markası olarak kabul edilir. Las Vegas denince hiç oraya gitmemiş insanların bile gözlerinde Casino’ların görüntüleri canlanır.

New York’un Woody Allen filmlerinde veya Sex&the City gibi dizilerde dünyaya sunulması da  bir markalaşma örneğidir. Bugün Sex&The City dizilerini takip eden kitleler, sadece dört kadının hayatını değil aynı zamanda bir New York gösterisi de izlerler.

Bazı kentler, ait oldukları ülkelerden daha ünlüdür. Kazablanka Fas’tan daha çekicidir. Kazablanka, 1940’ların başında Humphrey Bogart ve  Ingrid Bergman’ın oynadığı  meşhur Casablanca filmiyle özel bir yere sahiptir. Prag ve Kafka birbiriyle öyle bütünleşmiştir ki onları ayırmak olanaksızdır. Kafka’nın bütün eserlerinde, Prag’da geçen bir olay mutlaka vardır.

istanbul-bir-marka-2

Buenos Aires tangonun başkentidir. Buenos Aires yaşadığı bütün krizlere ve yolsuzluk hikâyelerine rağmen, tangodan dolayı aklımıza her daim tutku ve yaşam sevincinin kenti olarak gelir.

Bir kent marka olmuşsa, artık bir coğrafya konusu olmaktan çok öteye gitmiş demektir. Ruhu olan, yaşayan, canlı bir organizmadır. İstanbul’da yaşayanlar bilirler, İstiklal Caddesi’nde dolaşmak, Asmalımescid’e gitmek başlı başına bir deneyimdir.

Richard Florida‘ya göre “Nerede yasıyorsak o oluruz.” Yaşadığımız kent, yalnızca coğrafi bir yer değil, aynı zamanda kültürel bir oluşum olarak da hayata bakışımızı ve mutluluğumuzu doğrudan etkiler.

Monocle dergisi, her sene “Top 25 cities” başlığı altında, dünyanın en yaşanmaya değen yirmi beş kentini seçiyor. 2009’da yaşam kalitesi en yüksek kentlerin başında Münih, Kopenhag ve Tokyo yer aldı. (Top 25 Most Liveable Cities 2009 – MonocleDördüncüsü yapılan bu araştırmada, bu sene diğer senelerden farklı olarak en iyi şehirleri sıralarken suç istatistikleri, hayat pahalılığı gibi normal kriterlerin dışında, güneş ışığı saatleri, iş kurma kolaylığı, global bağlantılar, direk uçuşlar, kentin farklı kültürlere kucak açan bir merkez olması gibi yeni bazı  kriterleri de dikkate aldılar. 2010 yılında yapılan araştırmaya, kentteki küresel markaların mağaza sayısını da eklediler. Bir kentte ne kadar global  mağaza zincirleri varsa şehir o kadar puan kaybediyor, çünkü global markalar kentin özgün dokusuna zarar veriyor.

Kentlerin güvenli yerler olması önemli bir ölçüt. Örneğin Şikagooldukça cazip bir kent ama kentin güvenli  olmaması onun üst sıralara çıkmasını engelliyor. Şikago’da bir yılda işlenen cinayetlerin sayısının yüksekliği, şehrin yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor.

istanbul-bir-marka-3

Diğer taraftan da kentler altyapı ya da güvenlik  olarak çok iyi olmasalar bile, özgün kültürleri sayesinde üst sıralarda yer alabiliyor. Rio ya da Sao Paulo bu tarz kentlere bir örnek. Sao Paulo her ne kadar  Brezilya’nın ekonomik merkezi olsa da, kentte işsizlik ve suç oranlarının yüksekliği göz ardı edilemeyecek boyutlarda ama yine Sao Paulo gibi şehirler kendilerine has özellikleriyle öne çıkabiliyor.

Aynı şey İstanbul için de geçerli. İstanbul’un önemli altyapı sorunları var: Yağmur yağdığında sel basıyor ve bazı belediye hizmetlerinde hala ciddi eksikler var. Fakat İstanbul dünyanın yaratıcı insanlarını bir mıknatıs gibi kendisine çekebiliyor. Çünkü yaratıcı insanlar İstanbul gibi enerjisi yüksek bir şehirde yaşamayı, canlılık verici ve tazeleyici buluyorlar. (En Yaratıcı Şehir Hangisi?İşte bu sebeple bir kentin marka olarak nasıl bir anlam taşıdığı, fiziksel özelliklerinden çok daha önemli olabiliyor.

İstanbul birçok araştırmacıya göre, Avrupa Kültür Başkenti olan kentler arasında en ilginçlerin arasında yer alıyor. Çünkü İstanbul, günümüz dünyasının en çok eksikliğini duyduğu, uygarlıkların buluşmasının örneğini oluşturuyor. 

İstanbul gibi birçok zenginliğe sahip bir kenti markalaştırmak, çölün ortasında Las Vegas gibi bir marka yaratmaktan elbette çok daha kolay. Ancak İstanbul’un dünya çapında Paris, Venedik gibi bir marka kent olabilmesi için önce aklımızı netleştirmemiz gerekir. Bence İstanbul, rakı, balık, Boğaz gibi anlamlardan daha fazlasını hak ediyor.

istanbul-bir-marka-4

İstanbul, Asya’yı ve Avrupa’yı, doğuyu ve batıyı, eskiyi ve yeniyi, geleneksel ile moderni, evrensel ile yereli de sihirli bir şekilde birleştiriyor. Bence İstanbul’un bu anlamı daha belirgin bir şekilde üstlenmesi ve daha yüksek sesle anlatması gerekiyor. İstanbul eşsiz bir kent. İstanbul için ne kadar kafa yorsak yeridir.

Bu konuyla ilgili aşağıdaki kitapları öneririm:

Berci Florian, Hans Mommaas, Koen van Synghel, Michael Speaks & Véronique Patteeuw, City Branding: Image Building & Building Images, NAi Publishers, 2002
Eric Weiner, The Geography of Bliss: One Grump’s Search for the Happiest Places in the World, Twelve Reprient editions 2009
Eric Weiner, Mutluluğun Coğrafyası, Koridor Yayıncılık, Çev. İlke Önelge, 2010
Italo Calvino, Görünmez Kentler, Yapı Kredi Yayınları, Çev. Işıl Saatçıoğlu, 2008
Lawrence Durrell, Mekan Ruhu – Akdeniz Yazıları, Çev. Ülker İnce, Can Yayınları, 2008
Miriam Greenberg, Branding New York: How a City in Crisis Was Sold to the World Routhlend
Philip Kotler, Donald Haider & Irvin Rein, Marketing Places, New York, Free Press, 1993
Richard Florida, Who’s Your City?: How the Creative Economy Is Making Where to Live the Most Important Decision of Your Life, Basic Books 2009
Stephanie Hemelryk Donald, Eleonore Kofman & Catherine Kevin, Branding Cities: Cosmopolitanism, Parochialism, and Social Change, Routledge Advances in Geography, 2008

Bu yazıyla ilgili olarak aşağıdaki makaleleri ve linkleri öneririm :

1.Brand of gold: Future of cities
http://www.guardian.co.uk/society/2008/oct/01/city.urban.branding

2.City Branding – How Cities Compete in the 21st Century
http://www.placebrands.net/reading/citybranding.html

3.İstanbul – Avrupa Kültür Başkenti
http://www.istanbul2010.org/index.htm

4. J Winfield-Pfefferkorn, The Branding of Cities, Brandchannel Article, 2005
www.brandchannel.com/images/papers/245_Branding_of_Cities.pdf

5.Joshua Kurlantzick, The End of Brand Thailand: How mismanagement and mistakes turned a high-growth democratic paradise into a violent mess, Newsweek, 4 Temmuz 2010
http://www.newsweek.com/2010/06/04/the-end-of-brand-thailand.html

6.Ken Livingstone, “London’s a great international brand that has to be managed carefully”, The Independent 15 August 2000
http://www.independent.co.uk/opinion/commentators/londons-a-great-international-brand-that-has-to-be-managed-carefully-697087.html

7.Lawrence Durrell,papers
http://archives.lib.siu.edu/index.php?p=collections/controlcard&id=2209

8.Mercer’s 2010 Quality of Living survey highlights – Global
http://www.mercer.com/qualityofliving

9.Michalis Kavaratzis, “From city marketing to city branding: Towards a theoretical framework for developing city brands” 30 Haziran 2004
http://www.egs.mmu.ac.uk/users/cgibson/…/Kavaratzis%202004.pdf

10.Monocle index
http://www.monocle.com/sections/edits/Web-Articles/Top-25-Cities/

11.Paolo Rizzi, Ilaria Dioli, “From Strategic Planning to City Branding: Some Empirical Evidence in Italy”, Università Cattolica del Sacro Cuore (Italy), Vol. 8 Special Issue p.39-49. 2010
www.pasosonline.org/Publicados/8310special/PS0310_05.pdf

12.QIAN Minghui, A Study of Success Factors in City Branding: The ISE Conceptual Model, School of Information Resource Management, Renmin University, P.R.China
http://www.seiofbluemountain.com/upload/product/200911/2009scyxhy07a7.pdf

13.Richard Florida Best Cities
http://creativeclass.com/whos_your_city/best_cities/

14.Richard Florida, Who is your city
http://www.creativeclass.com/whos_your_city/

15.Richard Florida, Who is your city, röportaj, Mayıs 2008
http://randomthougts101.blogspot.com/2008/05/richard-florida-at-google-talk.html

16.Sarah Tayebi, How to design the brand of the contemporary city, 2006
http://www.urbanitude.com/citybranding.pdf

17.Seppo K Rainisto, “Success Factors Of Place Marketıng:A Study Of Place Marketıng Practıces In Northern Europe And The Unıted States”, Helsinki University of Technology, Institute of Strategy and International Business Doctoral Dissertations 2003/4
http://lib.tkk.fi/Diss/2003/isbn9512266849/

18.Søren Smidt-Jensen, “City Branding – a tool for change? “ Urban & Landscape Studies Forest & Landscape Denmark
http://www.mecibs.dk/Artikler/Conf3_presentations/…/Branding.ppt

19.Survey on Perception of Quality of Life in 75 Europen Cities
http://www.eukn.org/E_library/Urban_Policy/…in_75_European_cities

20.The economist Intelligence unit index
http://www.eiu.com/site_info.asp?info_name=The_Global_Liveability_Report&page=noads&rf=0

21.The Liveable Cities Index
http://en.wikipedia.org/wiki/World’s_most_livable_cities

22.TOP 25 Most Liveable Cities 2009 – Monocle
http://www.psfk.com/2009/06/top-25-most-liveable-cities-2009-monocle-magazine-zurich-copenhagen-tokyo-munich-helsinki.html

23.Türkiye’de kent markalaşması alanında yapılan çalışmalar
http://markakent.com/index.php

24.World’s Top 100 Most Livable Cities
http://www.businessweek.com/interactive_reports/livable_cities_worldwide.html

25.Yenal Bilgici, Kentinizden ne istemelisiniz?, Newsweek Türkiye, 3 Ağustos 2009
http://www.newsweekturkiye.com/haberler/detay/27179/Kentinizden-ne-istemelisiniz?reload=true


0 7166

Bundan iki yıl önce, bir kongre için Prag’a gittim. Kısa bir seyahatti, iki gün kalıp dönecektim. Son gün öğleden sonra boş vaktim vardı. Ben de Prag‘a özgü bir şeyler satın almak hevesiyle sokakları dolaşmaya başladım. Daha önceki seyahatimde Prag’ın meşhur cam eşyalarından birkaç parça satın aldığımdan bu sefer kristal mağazalarına bakmadım. Ama Prag’ın ana caddelerindeki bütün markalar İstanbul’daki alışveriş merkezilerindeki markalarla aynıydı.

Arka caddelerde, ara sokaklarda saatlerce dolaştım, yine bir şey bulamadım. Sadece açıkta kurulan bizim semt pazarlarına benzer pazar yerlerinde köylülerin yaptıkları eşyalar özgün çizgiler taşıyordu. Bunların dışında koskoca şehirde Çek kültürüne ait neredeyse hiçbir şey yoktu. Bana yabancı bir şehirde olduğumu hatırlatan sadece konuştukları Çekçe ve şehrin farklı mimarisiydi.

Bugün Batı’nın bütün büyük markaları, bütün büyük metropolleri istila etmiş durumda. Yerel tatlar yok olmaya yüz tuttukça, büyük şehirler birbirlerine benzemeye başladı. Sadece alış veriş markaları değil, restoranlar bile aynılaşmaya başladı. Hâlbuki biz yabancı bir şehre giderken, yerel tatları tatmak, otantik kültürünü öğrenmek ve bir deneyim yaşamak için gideriz.

kuresellesme-ozgunlugu-1

Ömründe hiç yer sofrasında yemek yememiş birisi için Urfa’da bir sıra gecesine katılmak gerçek anlamda bir deneyimdir. Turist olarak gittiğimiz yerlerin kendilerine has kültürlerini keşfetmek isteriz, seyahat etmenin en önemli motivasyonlarından biri, farklı kültürleri tanımaktır.

Baudrillard, sanayi sonrası toplumun bir “simülasyon toplumu” olduğunu ifade eder. Bu simülasyon ortamında  gerçek yerine, yaratılmış gerçeklikler tüketilir. Bugün “yaratılmış gerçekliklerin” en görkemlileri Las Vegas’tadır. Las Vegas bir çölün ortasına kurulmuş ve 1970’lerden sonra gelişmiş, yoktan var edilmiş koskoca bir “yaratılmış gerçekliktir.” Geceleri şehrin ışıltısından gözleriniz kamaşır. Her birine milyar dolardan fazla yatırım yapılmış onlarca otel, her birinin içinde insanın hayal gücünü zorlayan ihtişamda özellikler vardır. Mesela Bellagio otelinin içindeki botanik park, her türlü “büyük düşünmenin” sınırlarını aşmıştır. İçinde dolaştığında insan, bu yapay büyüklüğe şaşırır.  Fakat bu yapaylığın çok önemli bir kusuru vardır: Maalesef ruhu yoktur!

kuresellesme-ozgunlugu-2

Özgün olan, sahici olduğu için insanlarda içten bağlar kurar. Çoğu zaman içtenlik birçok kusuru da affettirebilecek duygusal bir güce sahiptir. Bir şeyin samimi olması, kendine has özellikler içermesi, ona bir bütünlük ve derinlik kazandırır. İnsanlar, Las Vegas ya da Dubai gibi yapma olanları değil, birçok çirkinliğine rağmen sahici olan şehirleri daha çok severler.

Her şeyin bollaşıp aynılaştığı bir dünyada, ancak özgün ve otantik olan, anlamlı bir fark yaratabilir.

Dünyada bir taraftan küreselleşme ivme kazanırken diğer taraftan da yerelleşme ve özgün (otantik) olana talep artıyor. Özgün kültürel öğeleri doğru bir şekilde sunmak, otantik değerlerin üzerine kurulu bir çekim merkezi yaratmak ve aynı zamanda küresel dünyanın değerlerini benimsemek pekâlâ mümkündür.  kuresellesme-ozgunlugu-3

Küreselleşmeyle birlikte her şey aynılaşıyor. Bu süreci durdurmak mümkün değil. Las Vegas veya Dubai’de karşımıza çıkan yaratılmış gerçeklikten kurtulmanın imkânı yok. Hatta yaratılmış gerçeklik giderek artacak. Gelecekte daha çok Las Vegas daha çok Dubai olacak hayatımızda. Her geçen gün daha fazla Disney diyarları oluşacak. Bu süreç içinde her şey Mc Donaldslar gibi birbirine benzeyecek. Bundan kaçış yok.

Önemli olan bütün bu yaratılmış gerçeklik ve hızla artan benzeşme içinde, sahip olduğumuz ve bize ait kültürel unsurların kıymetini bilmektir. Bu unsurların bazı kusurlarının olması onları değersiz kılmaz, aksine daha sahici yapar. Hem şehirlerimizde hem markalarımızda hem de kendi kişiliğimizde bize ait olan her şey bizi daha değerli yapar. Kıymetini bilelim.

Konuyla ilgili olarak aşağıdaki kitapları ve bağlantıları öneriyorum.

J.Pine, J Gilmore, Authenticity, HBS, 2007

J.Pine, J Gilmore , Experience Economy: Work Is Theatre & Every Business a Stage, HBS 1999

D. Lewis, D.Brigger “The soul of the new consumer- Authenticity: What we buy and Why in the new economy”, Nicholas Bearley Pub 2000

David Boyle, Authenticity: Brands, Fakes, Spin and the Lust for Real Life Flamingo 2003

James H. Gilmore and B. Joseph Pine II,  “The Four Faces of Mass Customization”

NICOLE LEAPER, Designing Authentic Experiences: Creating Personal, Participatory, and Engaging Interactions

http://exde.files.wordpress.com/2009/06/leaper_20090619.pdf

http://www.david-boyle.co.uk/history/belloc.html

Ecotorism: principles,practices and policies for sustainability

http://www.unep.fr/shared/publications/other/WEBx0137xPA/part-one.pdf

Gillian Arnold, Without a Great Product, Does Authenticity Matter?

http://blogs.hbr.org/cs/2008/03/without_a_great_product_does_a.html

The Best Authentic Experiences, NY Times

http://authenticitybook.com/


8 14109

Turkcell’i aradığınızda size cevap veren operatör, telefonu Diyarbakır’dan açar. Türkiye’deki birçok yabancı şirketin muhasebesi başka bir ülkede tutulur. Yine pek çok şirketin bilgi işlem merkezi de Türkiye dışındadır. Artık bir ürün veya hizmet üretmek için bütün çalışanların bırakın aynı binada, aynı şehirde bile olması gerekmez.

Eğer şirket güçlü bir markaya ve satış gücüne sahipse, Arjantinli bir tasarımcının elinden çıkmış bir tişörtü, Bursa’da ürettirip, dünyanın her yerinde satabilir. Her şirket, en verimli üretimi nasıl ve nerede yapabiliyorsa, üretim sürecini de buna göre parçalayıp birleştirir.

Üretim sürecinin parçalandığı bir dünyada, bir şirketin en değerli insanları, şirketin gelirine ve karlılığına en çok katkı yapan yaratıcı insanlardır.  Yaratıcı yetenekleri kendine çeken, yaratıcı fikirleri bulup uygulayan şirketler, sıra dışı başarı elde ederler.

Bugün gelişmiş ekonomiler, “yaratıcı sermaye” diye isimlendirdikleri, bilim adamlarını, mühendisleri, mimarları, tasarımcıları, yazarları, sanatçıları, müzisyenleri, reklâmcıları, film yönetmenlerini, bilgisayar programcılarını, modacıları kendilerine çekmek için rekabet eder, birbirleriyle yarışırlar.

yaratici-sehir-1

Silikon Vadisini’nin bugün dünyadaki en yaratıcı insanlara ev sahipliği yapması bir tesadüf değildir. Bu insanlar, kendi yeteneklerini hayata geçirecekleri hoşgörü ortamını, Silikon vadisinde buldukları için orayı tercih ederler. 

Amerika’nın ve bazı Batılı ülkelerin en yetenekli ve en yaratıcı insanları bir mıknatıs gibi kendilerine çekmeleri de farklılıkları kabullenmelerinden kaynaklanır. Kanada ve İrlanda gibi ülkeler de Amerika‘nın stratejisini uygulayıp, yaratıcı sınıfı kendilerine çekmek için uzun dönemli politikaları hayata geçirirler.

Yaratıcı insanlar bugün, dünyada istedikleri kentte yaşamayı ve diledikleri şirkette çalışmayı seçebilecek özgürlüğe sahipler. Bu nedenle dünyada birçok kent,  yaratıcı bir iklim oluşturmak için programlar ve projeler geliştiriyor.  Stockholm‘den Amsterdam‘a; Berlin‘den Londra‘ya kent yönetimleri, küresel yarışta bir adım öne çıkmak için, yaratıcılığı teşvik eden düzenlemeler yapıyor.

Fikirler virüs gibi bulaşıcı olduğu için, yetenekli insanların bir arada bulunduğu şehirlerde yaratıcılık ekonomik değere dönüşüyor. 2009 yılının en yaratıcı şehri seçilen Seattle, Microsoft gibi bir dünya devinin, Nirvana, Pearljam ve Soundgarden gibi pek çok müzik grubunun, dünya çapında kahve zinciri Starbucks gibi bir şirketin doğduğu yerdir. Seattle aynı zamanda 1999 yılında Dünya Ticaret Örgütünü (WTO) protesto eden on binlerce insanın buluştuğu yerdir. 3. Dünya‘nın borçlarının silinmesini isteyen sosyalistlerden çevreci aktivistlere, feministlerden eşcinsellere uzanan ve içinde 450 örgütün yer aldığı bir güçler koalisyonu, günlerce Seattle sokaklarında protesto gösterileri yapmışlardır.

Berlin ise yaratıcı kent yarışında, bir başarı öyküsüdür. 2009 Ocak ayında yayınlanan Berlin Senatosu’nun yayınladığı rapora göre, Berlin’de yaratıcılık sektöründe yer alan şirketlerin sayısı 2000-2006 yılları arasında yüzde 30 artmış. Bu şirketlerin ciroları ise ortalama ekonomik büyümenin çok üzerinde gerçekleşmiş. 

yaratici-sehir-2

Berlin’deki kitap, oyun, bilgi teknolojileri, sinema, televizyon, müzik, sanat, tasarım, reklâm, mimarlık ve sahne sanatları alanlarında hizmet veren 23 bine yakın şirket, yıllık toplam 18 milyar Euro’luk bir ciro yaratıp, Berlin’in toplam geliri içinde  %21’lik bir pay elde etmişler. Berlin’de çalışan nüfusun %10‘undan fazlası kültür sektöründe çalışmakta. Kısa bir süre önce Berlin Senatosu, yaratıcı girişimlere daha fazla kredi verme kararı aldı. Ayrıca Berlin belediyesi, yaratıcı sektörü “Create Berlin” gibi plâtformlar aracılığıyla desteklemektedir. Berlin bugün UNESCO kriterlerine göre dünyanın en yaratıcı ilk 3 kentinden biridir. (http://www.creative-city-berlin.de/)

Barselona, Kopenhag, Helsinki, Şanghay, Tokyo, Montreal, Toronto, Stockholm da dünyanın yaratıcı sermayeyi cezbeden önemli kentleri arasında yer alırlar. (http://www.monocle.com/, Temmuz-Ağustos 2008) Önümüzdeki dönemde yaratıcı yetenekleri kendine çekecek kentlerin ekonomik büyüme açısından daha da avantajlı konuma geçecekleri çok açık.

Kültürel çeşitlilik yaratıcılığa çok uygun bir ortam hazırlar.  Richard Florida’ya göre gökdelenlerin yanı başında gecekonduların olması gibi çelişkilerin birlikteliği; farklı etnik grupların kendilerine ait mahallelerde oturması; bir kentte yürürken iki sokak sonra karşınıza sizi şaşırtan bir mimarinin çıkması; sinagogla caminin yan yana olması gibi unsurlar kentlere özgün bir kimlik katar.

Ben Richard Florida’yı okuduktan sonra İstanbul’a artık başka gözlerle bakmaya başladım. Eskiden bir doğa harikası bu şehri çok hoyrat kullandığımızı düşünüp üzülürdüm. Buna bu duruma hala çok üzülmekle beraber, Richard Florida’nın sapmasıyla avunurum. 

Philip Starck İstanbul için dünyanın en heyecan verici, en seksi, en erotik kenti tanımlamasını yapar. Son yıllarda dünyaca ünlü mimarların, tasarımcıların, orkestra şeflerinin ya da dansçıların İstanbul’u tercih etmelerinin sebebi İstanbul’un çok kültürlülüğü, özgün kimliği ve enerjisidir.

yaratici-sehir-3

60 kentin değerlendirildiği “2008 Ülkeler Yaratıcı Sınıf Endeksinde” New York 1.sırada, İstanbul ise 28. sırada yer alıyor. Şehirlerin küresel ekonomide oynadıkları stratejik role göre sınıflandırılmasında ise İstanbul; Pekin, Berlin, Kuala Lumpur, Prag ve Barselona ile aynı listede bulunuyor. Yaratıcı sınıfın gelişme hızı açısından sıralandığında ise performansı en yüksek 10 ülke içinde Türkiye, 5. sırada bulunuyor. 

Yaratıcı insanlar, farklılıklara karşı hoşgörülü kentleri ve özgür ortamları tercih ederler. Çünkü farklılıklar, yaratıcılığı besler, enerjiyi ve dinamizmi yükseltir. Richard Florida’ya göre, teknoloji, yetenek ve hoşgörü bir araya geldiği zaman ekonomik büyümeye en uygun koşullar oluşur.

21’inci yüzyılda ekonomik büyüme için,  yetenekli insanları kendine çekecek yaratıcı şehirler yaratmak gerekir.


KONUYLA İLGİLİ KİTAP ÖNERİLERİ

KONUYLA İLGİLİ MAKALE ve LİNKLER

  1. Global Cities Index
    http://www.atkearney.com/index.php/Publications/global-cities-index.html

  2. The 2008 Global Cities Index
    http://www.foreignpolicy.com/story/cms.php?story_id=4509&page=1

  3. UNESCO “Creative Cities Network”
    http://portal.unesco.org/culture/en/ev.php-URL_ID=36746&URL_DO=DO_TOPIC&URL_SECTION=201.html

  4. John Howkins, The Creative Economy Blog
    http://www.creativeeconomy.com/think.htm

  5. Thomas Friedman: The World Is Flat
    http://www.thomaslfriedman.com/bookshelf/the-world-is-flat

SEÇTİKLERİMİZ