1 1021
Bugün büyük şirketler, ilişkiye girdikleri kesimler ve faaliyet gösterdikleri doğal çevre üzerinde o kadar büyük bir etkiye sahipler ki, böyle bir durumda Adam Smith’in sözünü ettiği “görünmez bir elin” her şeyi güllük gülistanlık yapması mümkün değil. 

3 1255
Teknolojik ve demografik kısa-orta dönemli tahminler dışında gelecek ile ilgili tahmin yapmak her dönemde her ülkede son derece zordur. Yapmamız gereken belirsizliği kucaklayan bir düşünce yapısına sahip olmak ama özellikle teknolojik ve demografik gelişmelerin yarattığı yeni gerçeklerin geleceği nasıl şekilleyeceğini anlamaya çalışmaktır.

4 3036
SWOT yönteminin en büyük sakıncası “ortalama aklı” hâkim kılmasıdır. Çalışmaya katılan herkesin her dediğini dikkate alan bu yöntem, gelecek hakkında iddiası olan bir öngörüyü değil, her görüşün ortalaması olan hedef ve stratejileri ön plana çıkarır. Sonuç doğal olarak “vasat” olur.

3 1790
Organizasyonu doğru kurgulamak, en az hedef ve strateji belirlemek kadar önemlidir. Bir şirket ne kadar etkili stratejiler geliştirirse geliştirsin ne kadar üstün bir teknolojiye ve nitelikli insanlara sahip olursa olsun eğer örgütsel yapısını doğru tasarlamazsa başarılı sonuçlar alamaz. Şirketlerin dış çevre koşullarına dayanıklılığı da nasıl örgütlendikleriyle yakından ilgilidir. Değişen koşullara en iyi uyum sağlayan şirketler en iyi örgütlenen şirketlerdir.

7 4255
Pek çok durumda, bir sorunu çözmek için, neden-sonuç ilişkisini gibi tek boyutlu bir bakış açısından farklı olarak sistemin bütününü değerlendiren çok boyutlu, çok katmanlı bir bakış açısına ihtiyaç vardır.
Danışmana Kim Neden İhtiyaç Duyar?

2 6126
İşletme fakültelerinde strateji dersleri vardır ama bu fakültelerin çoğunda, uygulamanın nasıl yapılacağı konusunda yol gösterici dersler yoktur. Yönetim literatürü strateji kitaplarıyla doludur ama uygulama konusunda pek az kitap yayınlanır. Çoğu yönetici, strateji saptamayı daha üstün ve prestijli ama uygulamayı sıradan bir konu gibi algılar. Sanki esas mesele hedef ve stratejiyi saptamakmış da, uygulamayı herkes yapabilirmiş gibi bir anlayış yaygındır.

2 15545
Büyüme çoğu zaman, kurucu zihniyetin kültürünü erozyona uğratır. Şirketler, büyürken, kuruluşlarındaki heyecanı, azmi, hırsı; tek bir hedef için çalışma disiplinini, başarma ve kendi davasını kanıtlama amacını; kaynakları bilinçli kullanma duyarlılığını kaybederler. Profesyonelleştikçe amatör ruhlarını kaybedip, "büyüklük hastalığına" yakalanırlar. Şirket büyüdükçe yöneticiler, işi kişisel algılamamaya, başarmayı kişisel bir misyon gibi görmemeye, başarısızlıktan sorumluluk duymamaya, işin gerçeklik duygusunu hissetmemeye başlarlar.

0 15539
Şirketler, bugünün karmaşık dünyasını yönetmek için, ya organizasyon, süreç, performans kirterleri, ödüllendirme gibi işin sistemsel (hard) tarafında iyileştirmeler yaparlar ya da insanları birbirlerine yaklaştırmak amacıyla, duygu yönetimi, farklılıkları anlama, motivasyon gibi işin insani (soft) tarafında iyileştirme yaparlar. Ama bu iki yaklaşım da çoğu zaman, istenen sonuçları vermez.

5 20279
Kültür, bir ortamda “işlerin nasıl yürüdüğüyle” alakalıdır. Yeni bir strateji, kağıt üzerinde birçok değişimi öngörüp, şirketi gelecekte daha başarılı bir duruma getirecek yolları tarif etse de, bu yeni yolları kullanıp kullanmamayı, şirketin yazılı olmayan kuralları belirler. Yeni kurallar, ne kadar açık ve net ifade edilirse edilsin, sonucu talimatlar değil, şirketin alışkanlıkları belirler.

5 19632
Değerleri olan ve değerlerine uygun olarak davranan insanların da, şirketlerin de karar almaları çok kolay olur. Başkaları için çok zor olan kararları, değerlerine sadık olanlar hiç zorlanmadan alırlar. Çünkü onların aklı çok berraktır. Hangi yolun doğru, hangisinin yanlış olduğunu bilirler. Pusulaları içlerindedir.

7 8778
Uzlaşma ile alınan kararların çok iyi sonuçlar doğurduğu alanlar vardır. Ama hayatta bazı alanlarda karar alırken, uzlaşma aramak hiç doğru değildir. Hayatta her alanda uzlaşmak şart değildir.

3 5454
Bir ülke ya da bir şirket tek elden yönetilirse, merkezin felsefesi ve tercihi genele hakim olur. Merkezden uzaktaki çevre birimler, yaratıcı katkıda bulunamazlar. Ülke ya da şirket, sahip olduğu potansiyelden daha azıyla yetinmek zorunda kalır.

SEÇTİKLERİMİZ