Ne Kadar Başarılı Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız?

Yılbaşlarında hayatımızın muhasebesini yaparız.

Tıpkı şirketlerin yaptığı gibi kendimize hedefler koyup bu hedeflere ulaşmak için kararlar alırız.

Aslında iş hayatında öğrendiğimiz teknikleri özel hayatımızda da uygulamak yabana atılacak bir fikir değildir. Bence iş hayatımızla özel hayatımızın birçok benzerlikleri var.

Harvard Üniversitesi’nin ünlü profesörü Clayton Christensen , işletme fakültelerinde öğrenilen bilgilerin şirketlerle sınırlı kalmaması gerektiğini söyler. Christensen, her sene bitiminde öğrencilerine okulda öğrendikleri bilgileri kendi hayatlarında nasıl uygulayacaklarını sorar.

Genelde birçoğumuz iyi bir hayatı, sahip olduklarımızla ve elde ettiklerimizle ölçme eğilimindeyiz. Bu anlamda hayatlarımızı ölçtüğümüz “tartı” aslında sadece maddi  kazançları ölçen bir tartıdır.

Maddi kazançlar elbette önemlidir ama hayattaki başarının tek ölçütü maddiyat değildir herhalde. Eğer öyle olsaydı hayat son derece sığ ve yaşamaya değmeyecek olurdu kuşkusuz. Her zaman söylediğim gibi belirli bir gelirin altında olmak sefalet getirir ama bu gelirin üzerine çıkıldığında mutluluk garanti değildir. Mutluluk gelirden başka “şeylere” bağlıdır.

ne-kadar-basarili-1

Christensen’e göre insana mutluluk veren şeyler, öğrenmek, sorumluluk almak, üretmek, başkalarının yaşamına katkıda bulunmak ve bu yaptıklarından ötürü takdir görmektir.

Christensen, bu değerleri daha sürekli ve bilinçli bir şekilde hayatımıza sokabilmemiz için öncelikle bir “hayat yönetim stratejisi” geliştirmemizi öneriyor.

1-Bunun için ilk adım olarak “hayatımızda gerçekten önemli olan şeylerin” bilincine varmamızı söylüyor. Bunun için de değerlerimizin ve ilkelerimizin farkına varmamızın şart olduğunun altını çiziyor.

Eğer değerlerimizin neler olduğunu bilir ve tercihlerimizi bu değerlere göre yapabilirsek sadece zamanımızı değil, bütün hayatımızı daha anlamlı yönetebiliriz. Pek çoğumuz başkalarının ya da koşulların bir zorunluluk olarak karşımıza çıkardığı acil işlerle uğraşmaktan kendi “önemsediğimiz” işlere zaman ayıramıyorsak neyin önemli olduğuna karar veremediğimiz içindir. Zaman Kıtlığının Sebebi Plansızlık mıdır?

Bizim için hayatta nelerin değerli olduğunu saptamak başlangıç noktasıdır. Değerlerimizi ve önceliklerimizi ne kadar iyi belirlersek attığımız her adım, aldığımız her karar bizi hedefimize yaklaştırır.

2-Christensen’in dikkat etmemizi önerdiği ikinci konu ise “kaynaklarımızı anlamlı bir şekilde yönetmeyi öğrenmemiz.” Hedeflerimize varmak için belirlediğimiz stratejiler kaynaklarımıza bağlıdır. Sahip olduğumuz kaynakları verimli kullanmazsak hedefimize ulaşamayız.

Sahip olduğumuz kaynaklar sadece parasal değildir. Belki paradan bile daha önemli olan sağlığımız, enerjimiz, zamanımız, yeteneklerimiz, deneyimlerimiz, cesaretimiz, bilgimiz, düş gücümüz, dostlarımız ve sosyal ilişkilerimiz gibi kaynaklarımız vardır.

Bu kaynakları hedefimize uygun olarak kullanıp kullanmadığımız konusunda ne derece bilinçliyiz? Çoğu insan ailesini birinci önemli varlığı olarak görür ama bunların pek azı gerçekten ailelerine ve çocuklarına yeterli vakti ayırırlar.

Para da dahil olmak üzere sahip olduğumuz bütün kaynakları kullanırken daha bilinçli olmamız gerektiğine inanıyorum. Özellikle yılbaşı dönemlerinde kaynaklarımızı nasıl kullandığımızı yeni bir gözle değerlendirmemiz gerektiğine inanıyorum. Böyle bir değerlendirmenin farkında bile olmadan yaptığımız  para ve zaman israfını ortadan kaldıracağına inanıyorum.

3-Christensen’in değindiği üçüncü önemli nokta, bir “kültür yaratmanın önemidir.” Christensen hayatımıza hâkim olan kültürün nasıl olduğuna dikkatimizi çekiyor ve bu kültürün bizi hedeflerimize ne kadar yakınlaştırıp ne kadar uzaklaştırdığını düşünmemizi söylüyor.

Aslına bakarsanız hepimizin hayatı, aldığımız kararların ve yaptığımız tercihlerin toplamından ibarettir. Nasıl insan olduğumuz, nasıl hayat yaşadığımız bugüne kadar yaptığımız tercihlerden başka bir şey değildir.

Yönetim konularından çok iyi bildiğimiz üzere, bir şirkette insan davranışları o şirketin kültürünün yansımasıdır. (Korku Kültürü, İşyerinde Disiplin Nasıl Sağlanır?)

Bu durum aileler için de geçerlidir. Doğan Cüceloğlu, “Bir ailede çocukların yüzü gülüyorsa bilin ki o aile sağlıklı bir ailedir.” der. Bir anne-baba çocuklarının doğru davranmadığından şikâyetçiyse önce aile içi ilişkilerin nasıl olduğuna bakmalıdır.

4- Christensen yaşamımızı yönetirken dördüncü adım olarak  “değerlerimizle uyum içinde yaşamanın”, en az değerlerimizi belirlemek kadar önemli olduğunu söylüyor. Hepimiz hayatımızı yaşarken kendimiz için değerler belirliyoruz. Fakat pek azımız gerçekten değerlerimizden ve ilkelerimizden taviz vermeden davranmayı başarabiliyoruz.

Aldığı kararları sürekli ihlal edenler önce kendilerine olan saygılarını ve güvenlerini yitirirler.

5.Christensen’e göre hayatımızı yönetirken dikkatimizi çeken önemli bir konu da “alçak gönüllü olmaktır.” Birçoğumuz farkında olmadan şişik bir egoyla dolaşıyoruz. Bu sadece kendimizi beğenme ya da yaptıklarımızı abartma gibi dışarıya yansımıyor, belki de daha kötüsü başka insanları değersiz görmemize ve onları hafife almamıza da yol açıyor.

Christensen, eğer alçakgönüllü olursak herkesten bir şey öğrenebileceğimize dikkat çekiyor. Aslında sadece okuldan ya da bizden daha bilgili kişilerden değil hayatın kendisinden de öğreniriz. Hayat bize sürekli yeni öğrenme fırsatları sunar. Bizler hayatın öğrenme fırsatlarınını kullanabildiğimiz ölçüde gelişir ve olgunlaşırız. Eğer öğrenmeyi bırakırsak bir süre sonra hayata ayak uyduramaz oluruz.

Özgüveni yüksek insanlar hangi yaşta, hangi konumda olurlarsa olsunlar öğrenmeye açıktırlar. Özgüveni düşük insanlar da başkalarına üstünlük taslama kaygısıyla maalesef öğrenme ve gelişme fırsatını kaçırırlar.

6- Christensen’in hayatımızı yönetirken önerdiği ilkelerden sonuncusu “başarımızın ölçütünü doğru koymamızdır.”

Nasıl bir şirketi yönetirken elde edeceğimiz sonuçların, ne derece başarılı olabileceğini daha işin başında saptıyorsak hayatımızı yönetirken de aynısını yapmalıyız.

Ne kadar başarılı olduğunuzu nasıl anlarsınız?

Sizin hayatınızın başarı kriteri (ölçütü) nedir? Ne yapar ya da hangi hedefe ulaşırsanız kendinizi başarılı addedersiniz?

Christensen kendisi için gerçek başarı ölçütünün sahip olduğu para değil, etkileyebildiği diğer yaşamlar olduğunu söylüyor. Christensen’e göre bir insanın gelişmesine katkıda bulunmak en önemli başarı ölçütlerinden biridir.

Charles Handy, “İnsanlar paralarını nasıl kazandıklarıyla değil nasıl harcadıklarıyla hatırlanırlar. Toprak altındaki bir insanın kaç milyon dolar kazandığını gösteren bir mezar taşı yoldan geçenlerin hiçbirini etkilemez. Önemli olan o milyonlarla ne yaptığıdır.“ der.

Hakikaten de insan hayatta ailesine, çocuklarına, değerli bulduğu bir amaca ya da ihtiyacı olan insanlara bir katkıda bulunmuyorsa ne kadar para kazanırsa kazansın tatmin olması mümkün değildir.

Clayton Christensen’in dediği gibi hayatımızda gerçekten neyin önemli olduğunu işin başında belirlersek vardığımız her noktada, girdiğimiz her yeni yılda başarımızı ölçerken nasıl bir tartı kullanacağımızı da çok iyi bilebiliriz.

Peter Marshal’ın da söylediği gibi “Yapılmış küçük işler, planlanıp da yapılmamış büyük işlerden çok daha önemlidir.”

Yeni bir seneye başlarken sadece yeni kararlar almamız yeterli değildir, asıl önemlisi hayatımızın anlamını, hedeflerini, bu hedeflere gidecek yolları (strateji) saptamamız gerekir.

Eğer kendi değerlerimizi belirleyebilirsek karar almak çok kolaylaşır hatta kararlar kendiliğinden alınır.

Hiçbirimizin unutmaması gereken en önemli nokta, gerçek zenginliğin başkalarının hayatlarında yarattığımız olumlu farklar olduğudur.


Yorumlar

  1. Merhaba; söylediğiniz gibi diğer insanların hayatlarına katkıda bulunabilmek büyük bir erdem.
    İnsan olmanında erdemleri var, ama herşey gibi onu da kaybetmek üzereyiz.
    En büyük yatırım insana yapılan yatırımdır.
    Yazılarınızı büyük bir keyifle okuyorum ve çok şey öğreniyorum.takibimdesiniz::))

  2. Merhaba,
    Elinize saglik, çok güzel bir yazı.
    Ancak, maalesef şu an birtakım maddi zincirlerle bağlanmış olmak insanı değerlerinden saptırabiliyor. O yüzden elimden geldiği kadar her türlü maddi bağımlılıktan uzak kalmaya çalışıyorum (mesela, banka kredisi çekmemek için elimden geleni yapıyorum).
    Selamlar.

  3. temel aksoy’un bu yazısını da büyük bir dikkatle okudum. kendisini kutluyorum. çok önemli bir konuyu ele almış. insanın mana arayışı tekrardan gün yüzüne çıkıyor. batıda ve amerika’da bu konu çok sıcak ve gündem’de. jim collins’in kitaplarında da aynı yaklaşımı görüyoruz. tekrar tebrikler. yalçın ipbüken

  4. Merhaba Temel Bey, blogunuzda bazı yazılarınızı okudum. Bu blogu daha önce keşfetmediğime üzüldüm doğrusu.
    Günümüzde insanları bir anda balon gibi şişirip hüsrana uğratan kişisel gelişim konusu altında yazılmış birçok kitap ve yazı varken; sizin böyle bir iddia olmaksızın sade ve güvenilir yazılarınızı bir okuyucu olarak takdir ettim. Huzurlu bir farkına varma ve düşündürme tarzınız olduğunu düşünüyorum.
    Bütün emekleriniz ve paylaşımlarınız için teşekkürler.

  5. yazınızı ve yorumları okudum tek tek. blogunuzdaki diğer konularada göz attım ve adresi sık kullanılanlara ekledim. söylemek istediğim ise bende pazarlama işi yapmakta oldugumdan başarıyı arttıracak yeni fikirlerin paylaşılması gerektiğidir. saygılar.

  6. Kazanılan veya kendinden gelebilecek bir eşya, cisim , para, kariyer vs. gibi sonuçlar ta başlangıçta onlarla "varlığını tanımlama&ispat etme" amacı ile elde etmek istediğinde; henüz hedeflediği yaşam şeklinin başında kapitalizmin ördüğü tatminsizliğin ve anlamsızlığın ağlarına takılıyor kişioğlu.

    Egosunun/Nefsinin/varlık iddiasının günden güne sinsice bir “firavun”a dönüştüğünün farkına varamayan bu kişi(hedefine ulaşamadığında dahi), “istenilen her şeye sahip olmak” olarak tanımlanan günümüz “yüksek yaşam standartı” gibi yapay bir ilke ile kazandıkları ve kazanacakları “şey”leri hayali geleceğine uyarlayarak “kapitalizm örümceği”ne kocaman ve lezzetli bir akşam yemeği hazırlamış oluyor. Böylelikle fikirlerden ve duygulardan oluşan bu insanoğlu gibi azim bir varlık, zamanın yüklediği bilgi çipleriyle büyük markaların-pazarlamacıların ve Nemrut ailelerinin belirlediği şekilde zamanını tüketip ayrılıyor buradan. Sadece barınma ve yemek karşılığında çalışan milyarlarca modern kölenin oluşturduğu bu çokluğun önde gelenlerinden sadece biri olan bu nemrut adayı, diğer binlercesi gibi başarısız olarak kapitalizmin ağlarının genişlemesinden başka bir şeye yaramıyor. Böylece ne değer kalıyor geride ne erdem…

  7. Okulda öğrendiğim "Tüketici Davranışları" prensiplerini kendi hayatıma olabildiğince uygularım, bunu yapmanın güzel olacağını bu yazıda okuyunca pek bir hoşuma gitti. Çünkü benim algıma göre karşı tarafta bir duygu uyandırmak, ya da eyleme geçirmek istersek onun ilgisini nasıl çekebileceğimizi bulmak tam bir tüketici davranışı analizidir. Çıkış noktam: peki karşı tarafta hangi duyguyu uyandırmak istiyorum?, amacım nedir?, elime ne geçmeli? Sadece bunu düşünerek bile karşı tarafı tüketici, sizin söylediğiniz sözleri de ürün gibi düşünüp, istediğiniz sonucu alabilirsiniz.
    Yine çok güzel bir yazı çıkmış kaleminizden, teşekkürler.

Bu yazıda yeni yorumlara izin verilmiyor.

Konuyla İlgili Makale ve Linkler

  1. How Will You Measure Your Life?, Harvard Business Review, Temmuz 2010

    http://hbr.org/2010/07/how-will-you-measure-your-life/ar/1
  2. How Will You Measure Your Life?, Unicity

    http://www.unicity.net/usa/enews/pdf/how_will_you_measure.pdf
  3. Clayton M. Christensen on Charlie Rose about “How Will You Measure Your Life?”, Youtube, 3 Ocak 2011

    http://www.youtube.com/watch?v=XyT6S5vkJpw
  4. Clayton M. Christensen

    http://en.wikipedia.org/wiki/Clayton_M._Christensen
  5. Clayton M. Christensen Interview With Howard Dresner on Innovation and Other Things, Gartner

    http://www.gartner.com/research/fellows/asset_93329_1176.jsp
  6. C. Otto Scharmer “Conversation With People:Charles Handy”

    http://www.ottoscharmer.com/docs/PDFs/Handy_interview.pdf
  7. Charles Handy, Wikipedia

    http://en.wikipedia.org/wiki/Charles_Handy
  8. Lawrence M. Fisher, “The Paradox of Charles Handy”

    http://www.strategy-business.com/media/file/03309.pdf
  9. Joycelin Dawes “The Quest...Redıscoverıng A Sense Of Soul: A Practice-Based Approach To Spirituality In Leadership And Management”

    http://www.slam.net.au/files/BEUTRCE4YH/2004_05%20SLaM%20journal1.pdf