Siz de Sosyal Medya Baskısı Hissediyor musunuz?

Sosyal paylaşım siteleri her geçen gün daha fazla yer kaplıyor hayatımızda. Twitter, Facebook, Instagram gibi siteler,  doğru habere ulaşmamız, sansürsüz bilgi edinmemiz için çok değerli kaynaklar hepimiz için.

Ancak öte yandan sosyal mecralar bizim üzerimizde bir baskı oluşturmaya da başlamış durumda. Hepimiz bu sitelerde daha iyi bir performans gösterme kaygısına düşmüş durumdayız. Arkadaşlarımızı etkilemek, onlardan geri kalmamak için çaba sarf ediyoruz. Sosyal medya hesaplarımız artık kimliğimizin değişmez bir parçası. Bizim kim olduğumuzu en çok sosyal medyada nasıl var olduğumuz belirliyor. Üstelik bu alemin bir de ölçümü (raiting) var.  Eskiden telefon defterimizdeki insan sayısıyla ölçtüğümüz “arkadaş” sayısı, şimdi Facebook’taki, Twitter’daki takipçi sayısıyla ölçülür oldu. Üstelik kimin ne kadar takipçisi olduğu da ayan beyan ortada.

“Bir şey kaçırdım mı acaba?” endişesiye yaşıyoruz sürekli olarak. Eşimizin dostumuzun neler yaptığını merak ediyoruz.

Facebook’u her açtığımızda arkadaşlarımızın hayatlarını kendimizinkiyle karşılaştırıyoruz. Eskiden televizyonda ünlülerin tatile gittiklerini, eğlendiklerini, yeni giysiler aldıklarını, çok güldüklerini, mutlu olduklarını, kedi-köpek beslediklerini, evlerini çok iyi döşediklerini görürdük. Onlar gibi olmak istesek de, kendimizi onlarla bir tutmazdık; çünkü onlar ünlüydüler, bizden farklıydılar. Paraları da imkanları da bizden kat be kat daha fazlaydı. Şimdi ise Facebook’u açtığımızda ünlüleri değil en yakın arkadaşımızın mutlu bir anda çekilmiş fotoğrafını görüyoruz. Gittiği tatili, yediği yemeği, katıldığı etkinliği, gördüğü filmi, okuduğu kitabı…

Fakat başkasının “mutluluğu” her zaman mutluluk vermeyebiliyor. Bir arkadaşının mutluluğunu görmek -onun adına sevinse bile- insana kendi eksiklerini hatırlatıyor.  Alain De Botton’un dediği gibi, “İnsanın arkadaşlarının kendisinden daha iyi bir durumda olması, insanda buruk bir etki yaratıyor.”

0001-66756965

Facebook, Instagram, Pinterest gibi sitelerde arkadaşlarımızın yaptıklarını ve sahip olduklarını görmek bize “eksik olduğumuz” konuları hatırlatıyor. Bu sitelere girip arkadaşlarımız kadar iyi yerlerde tatile gitmediğimiz, onlar gibi bir sosyal hayatımız, evimiz, arabamız olmadığı, onlar kadar neşeli anlar yaşamadığımız hissine kapılıyoruz.

Uzmanlar arkadaşlarının Facebook zaman tünellerine bakıp kendi hayatını onlarla kıyaslayan ve kendilerini “başarısız” olarak niteleyen insanların hızla arttığını ve bunun bu çağın hastalığı olduğunu söylüyorlar.

Aslında çok basit bir gerçeği hepimiz göz ardı ediyoruz. Duyduğumuz güvensizlik, bir nitelik ya da yetenek eksikliğiyle ilgili değil çoğu zaman. Kendimizi yeterli ve değerli hissetmiyor olmamız, nesnel koşullardan çok kendimizi nasıl algıladığımızla ilgili.  Alain de Botton’un dediği gibi, “Egomuz hava kaçıran bir balona benziyor. Hor görülmeler ve görmezden gelinmeler egomuzu ‘pıss’ diye söndürüyor. Önem verdiğimiz birisinin bize ilgisi, bizi neşelendirirken ilgisizliği üzebiliyor. Bir iş arkadaşımızın bize gönülsüzce selam vermesi dünyamızı karartabiliyor ya da tam tersine aynı insanın bize değer verdiğini göstermesi bize hayatı birden bire yaşamaya değer kılabiliyor.”

Eskiden kendimizi sadece yakın çevremize kanıtlama telaşı içindeyken şimdi çevremiz sürekli en geniş halinde durmakta. Ve biz kendimizi bu geniş çevremize anlatmak, tanımlamak, beğendirmek zorunda hissediyoruz. Eskiden mahalle baskısı vardı şimdi sosyal medya baskı var.

İnsan kendini başkasıyla kıyaslayıp sürekli olarak eksiklerine yoğunlaştığında mutsuzluğu da garantilemiş oluyor. Sosyal paylaşım sitelerine insanların koydukları “en mutlu an” fotoğraflarının neredeyse tamamı özenle “üretilmiş” görüntülerdir. Bunların tesadüfi bir şekilde çekilmiş masum görüntüler değil aksine çoğu kez “düşman çatlatmak” için kasten çekilmiş görüntüler olduğunu bilsek de etkilenmeye devam ediyoruz..

Ünlü psikolog Alfred Adler, insandaki yetersizlik ve eksiklik duygusunun, aslında bireyin gelişimi ve insanlığın evrimi için gerekli bir dürtü olduğunu söyler. Daha da ötesi bu dürtünün insanın yaşamını sürdürebilmesi ve gelişebilmesi için zorunlu olduğunu söyler. Alfred Adler’e göre, insanda bebeklikle başlayıp ölünceye kadar var olan “aşağılık duygusunun” ve bundan kurtulma çabasının aslında insanın ilerlemesinin itici gücü olduğunu iddia eder.

Arkadaşlarımızın ve takip ettiğimiz ünlülerin Facebook, Instagram, Pinterest sayfalarını kendi çıtamızı yükseltmek için bir itici güç olarak kullanmamıza hiç itirazım yok. Aksine bunları son derece öğretici ve yararlı buluyorum. Bize sağladıkları yeni bakış açıları ve verdikleri ilhamla bizim ilerlememize, olgunlaşmamıza katkı sağladıkları açık.

Siz de sosyal medya baskısı hissediyor musunuz?

Üstelik sosyal paylaşım siteleri, insanları bilgilendirmek, ana akım medyanın yetersiz kaldığı zamanlarda iletişimi üstlenmek, sivil toplumun sesini duyurmak çok önemli bir işlev üstleniyorlar.

Ama diğer taraftan da sosyal paylaşım sitelerinde yayınlanan içeriğin bize kendimizi  kötü hissettirmesine engel olmamız gerekiyor. Burada bizim arkadaşlarımız da dahil pek çok kişinin paylaştığı içeriğin başkalarını etkilemek üzere kasten tasarlanmış olduğunu bilerek davranmamız gerektiğini düşünüyorum.

Bir davete, bir arkadaş toplantısına, bir eğitim programına, bir iş toplantısına ya da kendi başımıza bir kafeye, alışverişe gittiğimiz zaman “o anı yaşamak” yerine, yaptığımız etkinliğin fotoğrafını çekme derdine düşüp onu bir an evvel Facebook’a, Instagram’a koyma çabasına girmek bence hayatı yaşamak değil ıskalamaktır.

Sosyal paylaşım siteleri “yaşanmış anlar”dan çok “özel üretim fotoğraflarla” dolu. 2012 TED Mid-Atlantic konferanslarında konuşma yapan top model Cameron Russell yaşanan “gerçek an” ile “yapım” arasındaki farkı çok iyi anlatıyor.

Önemli olan, Russell’ın dediği gibi insanın “nasıl göründüğü” değil, “ne olduğudur”. Kendimizi iyi göstermek için çaba göstermek yerine iyi olmaya çalışmalıyız. Kendi imajımızı oluşturmak elbette hepimizin hakkıdır ama insanın çok değerli yıllarını da sadece imaj oluşturma peşinde koşarak harcaması da kabul edilecek şey değildir.

Facebook ve Twitter de takipçi sayımızı arttırmak ve imajımıza yakışacağını düşündüğümüz “yapımları” bu sitelere yerleştirmeye çabalamak yerine gerçek ilişkiler kurmak ve onları gerçekten yaşamak için gayret etmeliyiz

6 YORUMLAR

  1. Evet hissediyorum::)
    Sabah sabah okudum ve kendime güldüm…
    Benim sürekli gittiğim Mısır çarşısındaki baharatların resmini gelip çekip onlarca bin beğeni alan kadını nasıl kıskandığımı hatırladım….

    Diğer bir konu ve esas benim baş edemediğim 10 yaşındaki oğlum… Toplu halde oynadıkları oyun sitelerinde arkadaşlarından geri olunca "anne ben ezik kaldım, bilmem ne canavarını alamadım?" Bu yaşta ezik olmak, kelimesi gerçekten beni üzdü.

  2. Emeğiniz için teşekkürler. Kesinlikle mesajınıza katılıyorum.

    Kısa süreli bir tatmin için ekstra çaba harcanıyor.
    Daha fazla beğeni için en iyi kare yakalanma çabası ve boşa harcanan çokça zaman. Hatta içerdiği mana anlaşılmadan paylaşılan özlü söz yarışları.

    Her şeyin hızla değiştiği ve hızla yol aldığı bu günlerde kendi kendini güncelleyeceğine inanıyorum.
    Bunlardan da öğreneceğimiz daha çok şeyler var sanırım. Önce bir sonunu görelim. 🙂

  3. Şehirden 10 km. uzakta yaşıyorum.Ve iş nedeniyle, İstanbul-İzmit-Adapazarı arasında fır-döndülerim var. Özellikle yoğun iş zamanlarında ki,bu 8-9 ay gibidir, 10-14 saate kadar çalıştığımı söyleyebilirim.Şimdi, hayatımda sosyalleşme nerededir diye soracak olursanız, benim olduğum her yerde diye bir cevap verebilirim.Ama bu yoğun iş temposunda, hem kendimdeki, hem onlardaki duyguları, düşünceleri, fikirleri ve hayat akışında karşılaşılan yaşanmışlıkları paylaşmak istediğim arkadaşlarım-dostlarım var.İşte, facebook bu konuda derde deva gibidir.Bir buluşma yeridir, hatta randevulaşma yeri gibidir.Hani esnafın iş aralarında, bir araya geldiği, sohbet ettiği,bir çay içtiği dükkanlar olur ya, öyledir işte.
    Elimizdeki imkanlar önemlidir.Fakat asıl önemli olan, bu imkanları kullanış şeklimizdir.Ben facebooku gerçek hayattan kopmadan, (gerçek) arkadaşlarımla buluştuğum yer olarak kullanıyorum.Dışarıdan gelen istekleri nazikçe geri çeviriyorum.
    İş yerinde, nitelik-nicelik kavramlarıyla çalışanların bile, bu kavramları, özel hayatlarına neden uygulayamadığı konusunu da anlamaya çalışıyorum.Sanırım problem, çağımızın hastalığı olan YABANCILAŞMA da gizli olabilir. Biz aslında sürekli tüketip dururken, acaba, kendimizdeki bir şeyleri de mi tüketip duruyoruzDA, olmadığımız bir biçime ihtiyaç duyuyoruz ? Ne dersiniz Temel Bey. Bu yazı bu anlayışla yazılmış gibi geliyor bana.

  4. harika bir tespit…ne yazık ki sadece oradan haber alabiliyoruz,insanların özel yaşam alanları bile ortada, eşinin hediyesi,oğlunun okul kıyafetleri,belki bir başkasının asla tadamayacağı yiyecekler…bunun riya olduğunu idrak edemeyen kitleler…umarım bu bataklıktan kurtuluruz…


KONUYLA İLGİLİ KİTAP ÖNERİLERİ

KONUYLA İLGİLİ MAKALE ve LİNKLER

  1. Self Esteem - The Theories of Alfred Adler and How it Could Help You?
    http://www.yourdocmedical.co.uk/articles/269

  2. Adler: Individual Psychology
    http://highered.mcgraw-hill.com/sites/dl/free/0073382701/600511/feist7_sample_ch03.pdf

  3. Adlerian Aberrations: A Brief Review of Alfred Adler's Teachings
    http://www.christiandiscernment.com/Christian%20Discernment/CD%20PDF/Roots%20pdf/02A%20AdlerSumm.pdf

  4. Megan E. Shaw, “Invisible Disabilities: Stigma and Belonging”
    http://www.alfredadler.edu/sites/default/files/Shaw%20MP%202012.pdf

  5. Rebecca Dube, “'Pinterest Stress' Afflicts Nearly Half of Moms, Survey Says”
    http://www.today.com/moms/pinterest-stress-afflicts-nearly-half-moms-survey-says-1C9850275

  6. Pinterest Stress: Close To Half Of Mothers Stressed By Social Media Site, Survey Finds
    http://www.huffingtonpost.com/2013/05/11/pinterest-stress-moms-social-media_n_3253475.html

  7. Sadie Whitelocks, “The Rise of 'Pinterest Stress': How Image-Sharing Site's 'Perfect' Photos of Cakes and Crafts Make Mothers Feel Inadequate”, 2013
    http://www.dailymail.co.uk/femail/article-2322005/The-rise-Pinterest-stress-How-image-sharing-sites-perfect-photos-cakes-crafts-make-mothers-feel-inadequate.html

  8. “Superiority Complex”, Wikipedia
    http://en.wikipedia.org/wiki/Superiority_complex

  9. Social Networking
    http://www.psychologytoday.com/basics/social-networking

  10. 8 Ways To Avoid Social Media Stress
    http://www.huffingtonpost.com/2013/02/23/cyberbullying-8-ways-to-a_n_2741577.html

  11. Michele Nealon-Woods “The Psychology of Social Media: Finding Balance in an Evolving Digital World”
    http://www.huffingtonpost.com/michele-nealonwoods/the-psychology-of-social-_b_3065229.html

  12. “10 Reasons Social Media Stresses us Out”
    http://www.realbuzz.com/articles/10-reasons-social-media-stresses-us-out-gb-en/

  13. How Social Media Causes Stress
    http://www.abs-cbnnews.com/lifestyle/08/12/12/how-social-media-causes-stress

  14. Jared DeFife, “Depression in the Digital World”
    http://www.psychologytoday.com/blog/the-shrink-tank/201002/depression-in-the-digital-world

  15. Jim Taylor, “How to Raise Mindful Children in a Digital World”
    http://www.realbuzz.com/articles/10-reasons-social-media-stresses-us-out-gb-en/

  16. Tim Speciale, “The Psychology of Twitter, Facebook, and Other Social Networking Devices”
    http://www.laymanpsych.com/the-psychology-of-twitter-facebook-and-other-social-networking-devices/

  17. Christine Erickson, “The Social Psychology of the Selfie”
    http://mashable.com/2013/02/15/social-media-and-the-selfie/

  18. “Facebook Psychology: 7 Reasons Why We Act Differently Online”
    http://www.huffingtonpost.com/2012/10/11/facebook-psychology-7-reasons_n_1951856.html

  19. Matthew T. Kincheloe, David Weed, & Caleb W. Lack, “Facebook and Psychology: Use and Misuse of Social Networks “
    http://www.caleblack.com/pdfs/Kincheloe%20Weed%20Lack%20-%20FB%20and%20Psych.pdf

  20. Kaveri Subrahmanyama, Stephanie M. Reichc, Natalia Waechter, Guadalupe Espinoza, “Online and Offline Social Networks: Use of Social Networking Sites by Emerging Adults”
    http://www.cdmc.ucla.edu/KS_Media_biblio_files/kaveri_reich_waechter_espinoza_2008_1.pdf

  21. Laura E. Buffardi and W. Keith Campbell, “Narcissism and Social Networking Web Sites”
    http://iscience.deusto.es/wp-content/uploads/2010/10/narcissism-facebook-pspb.pdf

  22. Michael A. Stefanone, Derek Lackaff and Devan Rose, “Contingencies of Self-Worth and Social-Networking-Site Behavior”
    http://www.buffalo.edu/content/dam/cas/communication/files/Stefanone/Stefanone_cyberpsych.2011.pdf

  23. “Social Networks May Inflate Self-Esteem, Reduce Self-Control”
    http://www.news.pitt.edu/socialmedia_selfcontrol

  24. Cameron Russell: Looks aren't Eerything. Believe me, I'm a Model, TED Talks
    http://www.ted.com/talks/cameron_russell_looks_aren_t_everything_believe_me_i_m_a_model.htm

BENZER YAZILAR