15 Kasım 2010

Yeni Nesil CEO'ların Hangi Farkları var? 

CEO (Chief Executive Officer- ‘‘İcra Kurulu Başkanı’’) kelimesi bir türlü Türkçe karşılığını bulamadığımız, İngilizceden olduğu gibi alıp kullandığımız bir sözcük.

CEO, uygulamanın başındaki kişidir. Statüsü gereği genel müdürün üzerinde, yönetim kurulu başkanının altındadır. Bugünün iş dünyasında CEO olmak oldukça havalı bir konum şüphesiz. Sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde hemen herkes, iş dünyasının “pop-starları” gibi olan efsanevi CEO’ları tanır: General Motors’un CEO’su Alfred Sloan, IBM CEO’su Lou Gerstner, Amazon’un CEO’su Jeff Bezos, Intel’in CEO’su Andy Grove, Chrysler’in efsanevi CEO’su Lee Iacocca, Fed’in CEO’su Alan Greenspan, ünleri ve etkileri kendi şirketlerini aşmış CEO’lardır.

Fakat CEO’luk koltuğu hiç de güvenli bir yer değildir. Şirketin en üst düzey sorumlusu olarak eğer gemisini başarılı bir şekilde yönetemezse yönetim kurulu hemen CEO’yu “günah keçisi” ilan eder ve görevden alır. Ekonomik krizler, CEO’ların birbiri ardına “feda edildiği” dönemlerdir. Sadece ekonomik başarısızlık değil, kimi zaman da bir skandal, kolaylıkla bir CEO’nun sonu olabilir. 

Peter Drucker CEO’nun, içerisi (yani organizasyon) ve dışarısı, (yani toplum, ekonomi, teknoloji, piyasalar ve müşteriler) arasındaki bağı kuran insan" olduğunu söyler. Drucker’a göre, "İçeride yalnızca maliyetler vardır; sonuçlar ise dışarıda alınır.” Bu anlamda bir CEO’nun rolü, sonuç alabilmek amacıyla, birçok değişkeni ve belirsizliği bir arada yönetmektir.  Her CEO aslında, büyük ve çoksesli bir orkestranın şefi gibidir.

Senfonik orkestralar, farklı yetenekteki insanların birlikte iş yapmalarının en iyi örneklerinden biridir. Orkestranın her üyesi kendi alanında mükemmel bir müzisyendir; ancak her biri sadece kendi enstrümanının ustasıdır. Onlardan anlamlı bir müzik çıkartacak olan kişi ise orkestra şefidir. Birlikte müzik yapılmasını, bu müziğin güzel olmasını şef sağlar.

CEO da, aynen orkestra şefi gibi, kendi alanında birer virtüöz olan kişileri bir amaç etrafında toplayan, onların uyum içinde başarıya ulaşmalarını sağlayan kişidir. Tıpkı bir orkestra şefinin farklı sesleri bir armoni içinde bir araya getirmesi gibi, CEO da kendi kurumundaki farklı renk ve sesteki kişilerin birlikte çalışarak, verimli sonuçlar almalarını sağlar. 

Kimi orkestraların şefleri sıra dışıdır ve yaptıkları müzik hakikaten tarihe geçer, aynen sıra dışı bir CEO’nun yönetimindeki şirketlerin ve markaların tarihe geçtikleri gibi.   

CEO’nun en önemli işi şirket içinde sürekli bir dinamizm sağlamak, değişimi ve belirsizliği yönetmektir.

CEO sadece bilinenlerle hareket eden değil, bilinmeyeni karşılamaya hazır olan, geleceğin de iş modellerini tahayyül edebilen, hızlı ve yüksek uyum becerisine sahip, insanlara ilham veren ve onlara coşkusunu iletebilen kişidir. Kurumsal iklimin enerjisine yön veren CEO’dur.

İş dünyasının CEO'lara bakışı 90’lı yıllarla şekillendi. Bu yıllar hemen her kategoride rekabetin arttığı ve şirketlerin hızla büyüdüğü yıllardı. Bu dönemde birçok yeni nesil şirket ortaya çıktı ve bu şirketler çok büyük paralar kazandı.

Bu dönemin ünlü CEO’ları çok güçlüydüler. Neredeyse “güç” sözcüğünün anlamıyla özdeş, dokunulmazlıkları olan şahsiyetlerdi. Türkiye’dekiler dâhil, tüm dünyadaki CEO’ların benzer simgeleri vardır. Bunlar, günlerini binaların en yüksek katlarında, pek kimsenin girmesine izin verilmeyen ofislerde geçiren, özel jetleriyle seyahat eden, pahalı hobileri olan ve kendilerinden daha alt seviyedeki çalışanlarla görüşmeyen, kibirli insanlardı.

Bu CEO’lar sadece şirketlerini yönetmiyorlar, aynı zamanda da her gün yönetim ve liderliğin kurallarını belirliyorlardı. Bugün hala zihinlerimizde o günlerin CEO'ları vardır. "CEO" denildiği zaman aklımıza bu yarı-tanrı yönetici imajının gelmesi bu yüzdendir. 

2000'li yıllarda bu CEO profili çok önemli yaralar aldı. Bu tarz CEO’ların hırslarının neden olduğu yönetim hataları sadece kurumsal değil, küresel krizlerin de en önemli nedeni oldu.   Citigroup, Countrywide ve Merrill Lynch`in eski CEO’ları Charles PrinceAngelo Mozilo, Stanley O`Neil sorumsuzca dağıttıkları kredilerin çoğu battığı için son ekonomik krizin baş sorumluları ilan edildiler. 

Gerçekten de son yıllarda, kontrol edilmez hırsları ve kibirli davranışları yüzünden çok riskli şirket satın almaları yapan, yönettikleri kurumları olduğundan büyük gösteren, aldıkları kısa vadeli ve yanlış kararlarla sadece kendi şirketlerini değil, içinde bulundukları sektörü, ülkeleri ve dünyayı krize sokan birçok CEO gördük.

Yaşadığımız son ekonomik krizin de etkisiyle bugün artık yeni bir CEO profili ortaya çıkıyor. Organizasyonların daha yalın hale gelmesi, tepe yöneticiyle uygulayıcılar arasındaki mesafelerin kısalması, yeni nesil bir CEO modelini ortaya çıkardı.   

Mesela, bilgisayar üreten büyük şirketlere ekipmanlar satan, milyar dolar değerinde bir şirket olan CDW şirketinin CEO’su John Edwardson yeni nesil bir CEO'dur. Edwardson, yönetime gelir gelmez, ofisine büyük camlar yerleştirdi ve odasını tüm çalışanlara “seyirlik” hale getirir.  Geleneksel CEO’lar fildişi kulelerde görev yaparken, Edwardson çalışanlarının kendisini çalışırken izlemesini istedi, ayrıca ofisine herkesin istediği zaman girip oynayabilmesi için bir de 'langırt masası' koydurdu. 

Edwardson gibi yeni nesil CEO’ların sayısı her geçen gün artıyor. Yaşları daha genç olan bu CEO’lar, anlayışları ve dünya görüşleriyle eski nesilden oldukça farklılar.

Sahip oldukları gücü sadece kendilerine saklayan ve çalışanlarına mesafeli duran klasik CEO’lar, bugünkü şirketlerin hızına ve esnekliğine ayak uyduramıyorlar. Bugün yaratıcılığın ve esnekliğin hiç olmadığı kadar çok ihtiyaç duyulduğu şirket ortamlarında, eski nesil CEO'lar barınmakta zorlanıyorlar. Onların yerini artık iletişime ve etkileşime açık, katılımcı bir yönetim anlayışını benimseyen CEO’lar alıyor. 

Yeni nesil CEO’lar yalın organizasyonlara, ekip çalışmasına ve iyi iletişim kurmanın önemine inanıyorlar. Çalışma arkadaşlarına bir yaşam koçu gibi davranıyorlar.

 

Bu yeni nesil CEO’lar çalışanlarına çok daha yakınlar.  P&G Türkiye CEO’su Saffet Karpat, P&G çalışanlarının kurduğu amatör orkestrada gitar çalıyor, Toyota CEO’su A.Haydar Bozkurt Toyota çalışanlarının kurduğu tiyatroda sahne almaya hazırlandığını Ayşe Arman’a verdiği röportajda anlatıyor. 

Bugün insanları harekete geçirmek için eskinin hiyerarşik, korku kültürüne dayalı, geleneksel yönetim biçimi artık işe yaramıyor. İnsanlar hangi kademede olurlarsa olsunlar, korku kültürüne karşı aşırı tepki duyuyorlar. Artık kendisini dev aynasında gören, içindeki insanı dışarı çıkarmaya korkan, paylaşmayı sevmeyen, asık suratlı CEO’ların devri bitti.

Bugünün dünyasında, insanların kendilerini değerli hissedecekleri, gönüllü olarak çalışmak isteyecekleri bir şirket yaratmak isteyen bir CEO'nun sadece yönetim yetkinliğine sahip olması değil, aynı zamanda empati kurabilen, ilham veren bir kişiliğe de sahip olması gerekiyor.

Liderliğin tanımı her gün yeniden yorumlanarak gelişiyor.

Herşey gibi, liderlik de zamanın ruhunu yansıtıyor. 

Neredeyse tüm geleneksel “CEO sembolleri” de bu yeni nesil CEO'lara birlikte ortadan kalktı. Artık CEO’ların hepsi daha alçakgönüllü ve çok daha ulaşılabilir insanlar. 

 

  • What the Best CEOs Know: 7 Exceptional Leaders and Their Lessons for Transforming Any Business Jeffrey Krames
  • Chief Culture Officer: How to Create a Living, Breathing CorporationGrant McCracken
  • Guts!: Companies That Blow The Doors off Business-as-usual Kevin Freiberg
  • Wisdom of the CEO: 29 Global Leaders Tackle Today's Most Pressing Business Challenges G. William Dauphinais, Grady Means, Colin Price

KONUYLA İLGİLİ MAKALE VE LİNKLER

© Copyright 2008-2012 Temel Aksoy - Bu sitede yayınlanan tüm içerik hakları Temel Aksoy'a aittir. Alıntı yapıldığı takdirde lütfen "Kaynak: Temel Aksoy - www.temelaksoy.com" ibaresini kullanınız. Blog içerisinde kullanılan fotoğraflar istockphoto’dan temin edilmektedir.
YORUMLAR

M.Korhan Fersoy

16 Kas 2010

Bugunun CEO'larina "Kot pantolunlu liderler" de deniyor bazi makalalerde..

Omer Nart

16 Kas 2010

Temel Bey,

İsi sadece CEO boyutunda ele almak Turkiye'nin lokomotifinin Kobiler olduğu düşünüldüğünde büyük bir kesimi es gecmis oluyor.

Aynı konuda KOBİ'lere yönelik de yazılar bekliyoruz.

Turkiye'nin ilerlemesinde Kobi'lerin motor gucu olup refah seviyesini tabana yaydığını düşündüğümüzde onların da islerini geliştirmelerine dönük yazılar yazmanız bir anlamda sizin sosyal sorumlulugunuz olarak ortaya çıkıyor.

Bir sonraki yazınızı sabırsızlıkla bekliyorum.

Kurban Bayraminizi en icten dileklerimle tebrik ederim.

Saygilarimla,

Omer

Abdullah yılmaz

20 Kas 2010

yazılarınızı büyük bir keyifle okuyorum tebrikler konularla ilgili bu kadar güzel yorumlarınız bizlere ilham kaynağı oluyor çok teşekkürler sn Aksoy...

berna erbilek

30 Ara 2010

Bugünün dünyasında iletişimin boyutu böylesine değişmişken,hiç bir şey gizli kalamazken yönetimin başında olup çevreyle diyalogsuz kalmak artık mümkün değil. Yeni nesil CEO'lardan ziyade yeni nesil ilişki düzeni bence kurallarını koyuyor. Eskiden ulaşılamaz görüntü kişilerin beceri veya beceriksizliklerinide bir anlamda kamufle edebiliyordu, ,ilişki kuramama gizemli kalma yoluyla yönetiliyordu. Ama bugün artık bu mümkün değil,umarım şeffaflık hem devlet hem reel sektör yönetim dinamiklerinden biri haline gelecek.

YORUM EKLE








Loading



KATEGORİLER

 

ARŞİV

ETİKETLER

LİNKLER

Google Analytics Alternative