13 Aralık 2010

Lideri Başarılı Kılan Onun Yoldaşlarıdır. 

Sanayi toplumunun şirket modeli bir makine gibi tasarlanmıştı. Şirket çalışanları da bu makinenin dişlileri gibi olmalıydı. Çalışanlar kendilerine verilen görevleri, hiçbir yaratıcılık katmadan eksiksiz yaparlarsa, sistem mükemmel çalışırdı. Kitlesel üretim için tasarlanmış bu model, iyi tanımlanmış işlerin tekrarlanmasına dayanıyordu.

Endüstri devriminin ürünü olan bu sistemi verimli kılan, insanların nitelikleri değil, sistemin mükemmelliğiydi. Bu sebeple Henry Ford’un fabrikasında sistem ne kadar iyi tasarlanırsa, verim de o kadar artıyordu. Zaten sanayi döneminin esas hedefi, eğitimsiz ve mesleksiz yığınları üretken kılmayı başarabilmekti. Sistem, hiçbir çalışana bağımlı olmadan, “kitlenin” başarısı olarak ayakta duruyordu.

Sanayi sonrası dönemin koşuları ise tamamen farklı. Bugünün şirketlerinde yapılan işlerin pek azı, tekrarlanan mekanik işlerden oluşuyor. Artık yapılan işlerin çoğunluğu, çalışanların her seferinde yeniden düşünmelerini, tasarlamalarını, karşılarına gelen sorunları yaratıcı bir şekilde çözmelerini gerektiren işler. 

Bugünün örgütlerinde kendini tekrarlayan standart işlerin yerini duyarlılık, buluşçuluk, işbirliği, etkileşim ve paylaşım isteyen yaratıcı işler aldı. Bu örgütlerin, hayatiyetini ve verimliliğini korumak için çalışanları ortak bir amaca inandırmak, ikna etmek gerekiyor.

Bugünün şirketlerinde çalışanların gönüllü olarak kendilerini işlerine vermeleri, öğrenmeye, paylaşmaya ve işbirliğine açık olmaları,  yaratıcı ve  esnek düşünebilmeleri gerekiyor. Sanayi dönemi sıkı kontrol üzerine kurulu bir dönemdi; sanayi sonrası dönem ise gönüllülük üzerine kuruludur. İki dönemin anlayışı, paradigması birbirine tamamen zıttır.

 

 

Ben bugünün işletmelerinin, maddi sermayeden çok daha önemli olan insani sermaye üzerine kurulu olduğunu düşünüyorum. İnsani sermaye, bir şirketi oluşturan bireylerin birlikte hareket ettikleri ve iş yapabildikleri bir birikimdir.

İnsani sermaye, yaratıcılık ve iletişim odaklı yeni nesil örgütlerin temel gücüdür. İnsani sermaye; bir örgütü, hayatlarını kazanmak mecburiyetinde olan insan yığınından, ortak bir yazgısı, amacı ve heyecanı olan, birbirine kenetlenmiş insan topluluğuna dönüştürür. 

Çalışma hayatı her geçen gün daha fazla insan odaklı bir nitelik taşımasına rağmen, başta şirket liderleri olmak üzere çoğu yöneticinin dünya görüşü hala eski anlayışların egemenliği altında. Üretim ilişkilerimiz yeni bir aşamaya gelmiş olmasına rağmen şirket yöneticilerinin çoğunluğu kendilerini eski anlayışlardan kurtarabilmiş değil.

Bugün yaptığımız iş ne olursa olsun, hepimiz bize değer verilmesini, desteklenmeyi ve katkımızın bir anlamı olduğunu hissetmek istiyoruz. Etrafımız iyimser, paylaşımcı, işbirliğine yatkın kişilerle çevrili olduğunda enerjimiz yükseliyor. Böyle bir ortam bulduğumuzda, en kritik ve problemli anlarda bile dayanıklılığımız artıyor. Adil ve şeffaf bir ortam bizim sadakatimizi arttırıyor, bizi çalıştığımız kurumun yoldaşı yapıyor.

Şirketler sadece teknoloji ve süreçlerin egemenliğindeki yerler değildir. Çok yetenekli insanların çalıştığı, verimli süreçleri ve ileri teknolojileri olan, ancak bir türlü başarıyı yakalayamayan birçok şirket vardır. Kuşku, çatışma, değer bilmeme, sevgisizlik ve güvensizliğin hâkim olduğu ortamları hiçbir süreç, teknoloji ya da parasal ödüller başarılı kılamıyor. 

Bir şirkette işlerin başarılmasını, sorunların çözülmesini ve rekabet avantajı elde edilmesini sağlayan teknoloji ya da süreçlerden çok insanlar arasındaki bağlardır. Bu bağların yansıması olan şirket içinde esen havadır. Bir organizasyonun havasını, kokusunu belirleyen ise insanlar arasındaki elle tutulmayan ve yazılı olmayan sosyal anlaşmalardır.

Bir şirkete girdiğiniz zaman, oraya hâkim olan havayı hemen fark ederiz. Koridorlarda karşılaştığımız insanların birbirilerine nasıl davrandıkları, ofislerin görünümü, ortak alanlara hâkim olan atmosfer; o şirketin ne kadar enerjik, dostane, iyimser ya da kasvetli, kuşkulu, tedirgin ve öfkeli olduğunu anlatır bize.

İster müşteri isterse tedarikçi olarak bir şirketle ilişkiye girdiğimizde, bizde oluşan duygular, bize o şirketin insani sermayesinin kalitesini gösterir.

Nitelikli bir insani sermaye kendiliğinden oluşmaz. Bir kurumun insani sermayesinin oluşması için liderin bu konuyu birinci öncelik olarak ele alması ve bu konuda bilinçli bir çaba göstermesi, yatırım yapması gerekir.

İnsani sermayeyi güçlendirmek sadece yıllık şirket toplantılarında, “Biz bir aileyiz.” demekle ya da çalışanlara “ortak” diye hitap etmekle olmaz. İnsani sermayenin oluşması için, çalışanları "motive etmekten" daha fazlası gerekir. Nasıl kan bağlarıyla birbirine bağlı olan aile fertleri arasında bile gönül bağı sağlanamıyorsa, şirketlerde de insani sermaye kendiliğinden oluşmaz. Bir kurumda bütün insani ilişkilerin, bizzat lider tarafından "mayalanması"  liderin kendi davranışlarıyla örnek ilişkiler başlatması gerekir.

Eskiden “işten kaytarma” olarak görülen birçok davranış, bugün iyi insani ilişkiler yaratmak için vazgeçilmez unsurlar olarak kabul ediliyor.  Bugün, çalışma arkadaşlarıyla sohbet etmenin, aslında insani sermayeyi güçlendiren, kriz anlarında harekete geçecek güçlü bağlar kurmanın bir koşulu olarak görülüyor. Çalışanlar arasında kurulan bu ilişkilerin, örgüt psikolojisi ve verimliliği üzerinde son derece olumlu etkileri olduğu anlaşılıyor. 

Bu bulguyu dikkate alan Google, Apple, İdeo gibi yeni nesil şirketler, çalışanların iş saatleri içinde buluşmalarına, sohbet etmelerine fırsat verecek mekânsal düzenlemeler ve yatırımlar yapıyor.  Bu şirketler, insanların karşılaşıp konuşabilmeleri için merdiven sahanlıklarını genişletmeye, yemekhane ve kafeteryaları güzelleştirmekten ortak buluşma ve çalışma alanları yaratmaya kadar birçok yaratıcı uygulamalar yapıyor.

Hepimiz biliyoruz ki birbirini tanıyan ve iyi ilişkide olan insanlar, aslında bir işin en iyi nasıl örgütleneceğini, kimin söz konusu projeye katkıda bulunacak yeteneği olduğunu çok iyi bilirler. İşbirliği yapmak, usta çırak ilişkisi içinde olmak, birbirinden öğrenmek, sorunların çözümünü kolaylaştırır. İnsani sermaye, resmi kurallardan çok, kendi alanlarında yetkinlikleri olan insanların birbirleriyle kuracakları sıcak ilişkilere, güvene ve paylaşıma dayalıdır.

 

 

Bugün hiç birimiz tek başımıza bir değer üretemeyiz. Aksine artan uzmanlık alanlarıyla düne kıyasla, kendi bilgi alanlarımız dışında giderek daha az bilgi sahibi bir konumdayız. Bu ortamda, ancak paylaşarak ve diğerlerinin bilgisini kullanarak değer üretebiliriz.

Birçok sosyal bilimcinin de değindiği gibi günümüz toplumunda insanların sosyal zekaları yani birbirleriyle ilişki kurma becerileri, sahip oldukları IQ’dan daha önemli.

 

Bugünün başarılı şirketlerinin hepsi, insani sermayenin çok güçlü olduğu şirketler. İçinde bulunduğumuz üretim ilişkilerinin belki de eskiye kıyasla en farklı tarafı, insanin sermayenin nasıl oluşması gerektiği konusudur. İnsani sermayenin kalitesi, bir şirketin rekabet gücünü belirleyen en önemli unsurdur. Bu nedenle her liderin bu konuyu birinci önceliği olarak ele alması ve çalışma ortamının koşullarını buna göre yeniden tasarlaması gerekir.

Bunun için liderin, hem şirketin ilkelerini ve alt yapısını bu amaca göre oluşturması gerekir hem de insan ilişkilerini kendi eliyle bu amaca uygun olarak "mayalaması" gerekir. İyi insan ilişkilerinde bir numaralı örnek, şirket liderinin kendisidir.

Böyle yaptığı taktirde lider, gerçekten kendi yolculuğuna gönülden eşlik edecek yoldaşlar yaratacağını görecektir. Bugünün sert rekabet ortamında da herhalde bir liderin sahip olmak isteyeceği en önemli güç, bu yoldaşlardır. Çünkü bir lideri başarılı kılacak olan, onunla bu yolculuğu yapan yoldaşlardır. Yoldaşlık ise ödül ve cezayla elde edilmez, yoldaşlık gönülden destek vermek demektir.

  • In Good Company: How Social Capital Makes Organizations WorkDon Cohen, Laurence Prusak
  • Achieving Success Through Social Capital: Tapping Hidden Resources in Your Personal and Business NetworksWayne E. Baker
  • Social Capital (Key Ideas)John Field
  • Stakeholder Politics: Social Capital, Sustainable Development, and The CorporationRobert Boutilier
  • Trust: The Social Virtues And The Creation Of ProsperityFrancis Fukuyama
  • Bowling Alone: The Collapse and Revival of American CommunityRobert Putnam

KONUYLA İLGİLİ MAKALE VE LİNKLER

© Copyright 2008-2012 Temel Aksoy - Bu sitede yayınlanan tüm içerik hakları Temel Aksoy'a aittir. Alıntı yapıldığı takdirde lütfen "Kaynak: Temel Aksoy - www.temelaksoy.com" ibaresini kullanınız. Blog içerisinde kullanılan fotoğraflar istockphoto’dan temin edilmektedir.
YORUMLAR

Mehmet Aksu

14 Ara 2010

Lideri sanırım en çok "vizyonunun rehberliği" lider yapar. Dolayısıyla yoldaşları "yolda tutacak" bu ortak vizyon, liderin en güçlü silahlarından birisidir.

Çok güzel bir yazı.

Ellerinize sağlık Temel Bey.

Sevgiler,
Mehmet

Alper Berber

14 Ara 2010

Temel Bey,

Blogunuzdaki yorumlarda bilgi üretmenin bu sayfanın amaçlarından biri olduğunu belirttiğiniz için, ben de genellikle alt yorum yazdığımda bazı bilgileri eklemeyi kendime görev edinmiştim.

Ama bugünkü yazınız tek kelimeyle mükemmel, konuyu çok net ifade etmişsiniz. Belirttiğiniz bu anlayışın varlığı, bir çok başka soruna da temel oluşturuyor zaten. Benim de yorumlarımın ana fikri bu yazının ana fikriyle aynı. O nedenle ellerinize sağlık diyerek kenara çekiliyorum.

erhan marakoglu

14 Ara 2010

Kesinlikle mükemmel bir konuya değinmişsiniz Temel Bey aileyiz beraberiz demekle olunmuyor özellikle de benim gibi yeni bir sektöre yabancılık çekenleri çok sıcak ve samimiyetle bünyeye katıp berberace birikimlerimizden yararlanılması gerekir adeta bizim sesimiz olan bir gündem yollamışsınız şahsım adına hem güzel paylaşımınız, hem de bu güzel bilgileriniz için size teşekkür ederim.

Erhan  Marakoglu

Aykut İçöz

15 Ara 2010

Çok güzel bir yazı Temel Bey, keyifle okudum.Teşekkür ederim.

Yeni fikirlerimin oluşmasına katkısının öenmli olduğunu belirtmek isterim.

Yeni yazılarınızı bekleriz, saygılarımla.

Aykut İçöz (http://aykuticozblog.com)

Ülkü Feyyaz Taktak

16 Ara 2010

Sayın Temel Aksoy ,

Çeyrek asrı geçen bir süredir insan kaynakları alanında çalışan , uğraş veren , "insan kaynaklarımız en önemli kaynağımızdır" söyleminin eyleme , hayata geçmesi yönünde samimi çaba gösteren biri olarak yazınızın altına imzamı atabileceğimi hissettirdiniz bana. Aklınıza , kaleminize (klavyenize Smile) sağlık.

Sevgi ve saygılarımla.

M.Korhan Fersoy

23 Ara 2010

Stephen Covey'in cok guzel bir sozu var bu konu ile ilgili,

"Rakipleriniz sirketinizin urunlerini, sistemlerini,
yapisini ve stratejilerini kopyalayabilirler,
ancak sirketinizdeki guven ortamini ve
calisanlarinizin performansini kopyalayamazlar.."

Semra baysan

1 Oca 2011

Sevgili Temel,
Yine cok guzel bir yazi.. Bu kez hedef CEO'lar.. Umari ve dilerim yazilarini okuyor veyararlaniyorlardir...
Maalesef hala pek cok CEO ust duzey yonetici, mesai saatleri disindaki 'kahve muhabetlerini' bile kucumsuyor, yargiliyor.. Bu ortamlarda uretilen fikirleri girdukleri ve duyduklari halde hem deFrown(
Tekrar tesekkurler..
Sevgiler, selamlar,
Semra

YORUM EKLE








Loading



KATEGORİLER

 

ARŞİV

ETİKETLER

LİNKLER

Google Analytics Alternative