28 Mart 2011

Liderin En Önemli Görevi İyi İnsanları Kendine Çekmektir 

Türkiye’nin en büyük holdinglerinden birisini yaratan Vehbi Koç, iş hayatına başladığı bakkal dükkânından başka hiçbir iş yönetmedi. Onun mahareti iyi insanları seçmek ve onları yönetmekti.

Bir liderin iki görevi vardır: Hedef belirlemek ve bu hedefe varmak için kendine yardım edecek doğru insanları seçmek.

Büyük şirketlerin, büyük markaların hepsi bir lider ve ona yardım eden bir iki insan tarafından kurulmuştur.  Başarılarının sırrı bu insanların hedefe olan inançları, birbirlerine güvenmeleri ve herkesin kendi üzerine düşeni yapmasıdır. Pek çok şirketin kuruluş yıllarında ne organizasyon şeması vardır ne de iş tanımları. Ama kimsenin hedefle ilgili bir kuşkusu yoktur, herkes birbirine kenetlenmiş bir şekilde davranır. Son derece hızlı bir bilgilenme ortamı vardır. Herkes her şeyden anında haberdar olur ve üzerine düşeni yapar, kimsenin talimatına gerek yoktur. Değişen koşullarla birlikte herkes yeni görevler üstlenmeye hazırdır. Hayatın değişkenliğine son derece hızlı ve kolay uyum gösteren bir yapı vardır.

Pek çok girişimi başarılı kılan, kuruluş yıllarının ruhudur. 

Bugün ünlü yönetim gurularının söylediklerinin özünde yukarıda anlatmaya çalıştığım bu kuruluş ruhunu yakalama çabası vardır.

Bütün yönetim teorileri insan üzerine kuruludur. Toplam Kalite Yönetimi (TQM), Tam Zamanında Üretim (JIT), Süreç Yönetimi (Process Management) ya da Sonuç Odaklı Yönetim (Management by Objectives) gibi yönetim pratiklerinin hepsi insan kalitesine dayanır. Süreçlerin çalışması insana bağlıdır.

Her başarılı girişimin arkasında ne yapmak istediklerini bilen iyi birkaç insan vardır. Bu sizin çevrenizde başarılı olmuş tanıdıklarınız kadar Bill Gates için de geçerlidir, Vehbi Koç için de. Başarının kökeninde bir liderin etrafında kenetlen bir avuç insan vardır.

Hangi büyüklükte, hangi sektörde, hangi ülkede olursa olsun bir kuruluşun insanları yönetmekten daha önemli bir işi yoktur.

Bir liderin en önemli işi doğru insanı seçmektir. İnsanlarla ilgili karar almak kadar   bir şirketin kaderini etkileyen başka karar yoktur. Etkisi en uzun süren kararlar insanlarla ilgili kararlardır.

Peter Drucker, şirketlerde insanlarla ilgili alınan kararların sadece üçte birinin doğru olduğunu, diğer üçte ikisinin etkisiz ya da yanlış olduğunu söylüyordu. Acaba bugün bizim şirketlerimizde durum nedir? Sizin çalıştığınız şirkette insanlarla ilgili alınan kararlar ne kadar doğru, ne kadar yerinde, ne kadar etkili?

Peter Drucker insanlarla ilgili alınan kararları bazı önemli ilkelere bağlamıştı:  

1.Drucker’ın ısrarla üzerinde durduğu ilk ilke, getirildiği görevde başarılı olamayan kişinin sorumluluğunun kendisinden çok yöneticisinde olduğudur. Bir yönetici hangi çalışandan nasıl bir performans elde edeceğini bilen kişi olmalıdır. Drucker’a göre performans sorumluluğu yönetilende değil yöneticinin kendisindedir.

Bir yöneticinin yapacağı en büyük hata, görev verdiği insanlar başarısız oldukları zaman ,sanki onları işe alan kendisi değilmiş gibi, bu durumdan ve bu kişilerden yakınmaktır.

Bir yönetici birlikte çalışacağı insanları seçerken hem yetkisini kullanmalı hem de bu insanlar hakkında hesap verme sorumluluğunu üstlenmelidir.

2.İnsanlarla ilgili alınan kararların isabetli bir şekilde alınması için bu sürece yeterince emek ve zaman harcanmalıdır.

Bir kişiyi işe alırken yöneticilerin bu işe kaliteli zaman ayırmaları gerekir. İnsanları işe almak için uyulması gereken kuralları belirlemek ve bu kurallara uymak gerekir; ama bir insanı işe almanın sadece kuralları uygulamaktan ibaret olmadığını da unutmamak gerekir.

Bir göreve getirilecek kişinin yapacağı işle ilgili düşüncesinin alınması ve kendisinden beklenen katkının onunla birlikte tarif edilmesi gerekir. Daha önce de yazdığım gibi içinde yaşadığımız çağın en önemli özelliklerinden birisi, bir çalışanın şirkete yapacağı katkıyı kendisinin daha iyi tarif etme imkanına sahip olmasıdır. 

3.Drucker işe alınan kişilerin eğitimleri, deneyimleri, yetkinlikleri ya da şöhretleri kadar kişilik özelliklerinin de önemine dikkat çeker.  Ne kadar yetkin ya da şöhretli olursa olsun bir kişiyi işe alırken onun karakteri ve stres altında nasıl davranacağı hakkında çok iyi bilgi edinmek gerekir; çünkü bir sorun yaşandığında ya da çok önemli bir karar alınması gerektiğinde sonucu belirleyen insanın ne bilgisi ne deneyimidir, böyle durumlarda asıl olan insanın karakteridir.

İnsanlar sadece bilgi ve yetkinlikleriyle değil, duyguları ve karakterleriyle bir bütündür; insanlar işyerlerine gelirlerken kişiliklerinin güçlü ve zayıf yönlerini de beraberlerinde getirirler. 

Zor sınavları geçenler hep karakter bütünlüğü olanlardır. Benim en sevdiğim Drucker vecizesi: “Bir çalışanın işe gelirken getirmesi gereken tek şey karakter bütünlüğüdür.” sözüdür. 

Bir şirkette işe alınanların hangi değerler hangi kriterler üzerinden alındığı işe almanın özenle yapılıp yapılmadığı sadece o kişiye değil, şirkette çalışan herkese o şirketin kültürüyle ilgili çok önemli fikirler verir. 

Büyüdüğü zaman ve çalışan sayısı yüzlerle, binlerle ifade edildiği zaman bile küçük bir şirketin ruhunu yaşatabilen şirktetler çok başarılı oluyor. Yolculuğun başında bir avuç insanın paylaştığı heyecanı koruyup yaşatabilen liderler büyük başarılara imza atıyorlar. 

Bana göre, kuruluş aşamasındaki bir şirketin sahip olduğu heyecan, motivasyon ve iş yapma biçimi gibi değerler aslında bugün büyük şirketlerdeki insan kaynakları bölümlerinin elde etmek istediği her şeyin özetidir. 

  • World According to Peter DruckerJack Beatty
  • The Essential Drucker: The Best of Sixty Years of Peter Drucker's Essential Writings on ManagementPeter F. Drucker
  • Leading People, Transforming Business From the Inside OutRobert H. Rosen & Paul B. Brown
  • The Management Guide to Selecting People: The Pocket Manager (Management Guides - Oval Books)Kate Keenan
  • People Resourcing and Talent Planning: HRM in PracticeStephen Pilbeam & Marjorie Corbridge

KONUYLA İLGİLİ MAKALE VE LİNKLER

© Copyright 2008-2012 Temel Aksoy - Bu sitede yayınlanan tüm içerik hakları Temel Aksoy'a aittir. Alıntı yapıldığı takdirde lütfen "Kaynak: Temel Aksoy - www.temelaksoy.com" ibaresini kullanınız. Blog içerisinde kullanılan fotoğraflar istockphoto’dan temin edilmektedir.
YORUMLAR

asude

29 Mar 2011

Sayın Temel AKSOY

Merhaba;


İş hayatının inceliklerini, başarının ve yenilginin sebeplerini anlatan yazılarınızı fırsat buldukça mutlaka okuyor ve feyiz alıyorum....
Karakter bütünlüğüne sahip olan insanlarla birlikte yaşamak ve çalışmak dileklerimle...

Selam ve saygılar..

Asude DABAN

Emre Erdoğan

29 Mar 2011

Sayın Temel Aksoy,

Yine çok önemli bir konuya değindiğiniz için teşekkürler. Özellikle bizi daha doğrudan ilgilendiren Pazar günü yaşanan gelişmeler ışığında yazınız çok daha anlamlı hale geliyor. Keşke bu konunun doğrudan muhatapları da bu yazıyı okuyabilseler.

Sizce bu perspektife acilen ihtiyacımız yok mu? Bu konuda bir adım atmayı düşünmez misiniz? Daha önceki deneyiminizin yorucu olduğunu düşünüyorum ama yeni bir dünya görüşüne sahip çıkmazsak; tarihteki farslardan birinde rol almak düşecek bize..

Saygılarımla

Emre Erdoğan (122-10450)


Sevgili Emre,


Senin dediğin gibi bir dönem başlayacak gibi görünüyor. En azından ben öyle umut ediyorum.

Sevgiler.

Temel

Cenk Tekin

31 Mar 2011

Temel Bey;

Özellikle şirketlerdeki liderlik vasfının önemini anlatan ve aslında o ilk kuruluş anında süren coşku ve amatör de olsa doğru yapılanmanın değerini anlatan çok güzel bir yazı. Peki o coşku kaybolduğunda ne yapılmalı? O coşkuyu yaratan aslında hedefe bakmak bunu hepimiz kabul ediyoruz, peki sonradan çekirdek ekip olarak nitelendirdiğimiz insanların aynı kalmasına rağmen hedef konusunda mutabık kalamamayı nasıl açıklayabiliriz? O zaman lider olarak kabul edilen kişi(ler)in liderlik vasıfları mı kayboluyor? Bir şirkette lider hep aynı mı kalmalıdır? Yoksa değişim gerektiğinde lider kenara çekilmeyi de bilmeli midir? Kenara çekilmek de bir liderlik değil midir? Bu konulardaki fikirlerini içeren yeni bir yazınızı merakla bekleyeceğim.

Saygılarımla..

Sevgili Cenk,

Bir taraftan liderin kendisi değişiyor diğer taraftan da doğal olarak şirketteki coşku kayboluyor. Lider de herkes gibi değişmelidir, kendini zamana uydurmalıdır; ama bu değişim kendi değerlerini unutmak şeklinde olmamalı.
Senin de dedğin gibi her liderin zamanı gelince bir kenara çekilmesini bilmesi gerekir.

Sevgiler.

Temel

YORUM EKLE








Loading



KATEGORİLER

 

ARŞİV

ETİKETLER

LİNKLER

Google Analytics Alternative