11 Ocak 2010
Bu Yazıda
İnsan belirsizlikten ve düzensizlikten kaçmak ister. Bu bizim doğamızda vardır. Tüm çabalarımız belirsizliği azaltmak, kaosa bir son vermek ve düzeni yeniden sağlamak üzerinedir. Doğayı fethederek ve kontrol ederek belirsizlikten kurtulma hayali kurarız; geliştirdiğimiz teknolojilerle her şeyin kontrolümüz altında olmasına çalışırız. "Kontrol altına alma" ideali, davranışlarımızı belirler hatta bu idealin bağımlısı oluruz. Daha tehlikelisi, “Hayatı kontrol altına alabiliriz.” gibi bir yanılsama içine gireriz. Oysa kaos bir çözümsüzlük değil sadece bir belirsizlik yaratır. Bu sebeple de içinde büyük bir potansiyel ve zenginlik barındırır.
Anahtar Kelimeler kriz yönetimi, strateji, liderlik özellikleri, işletmelerin yönetimi, CEO, kriz, manager, yönetim danışmanlığı, pazarlama stratejileri, yaratıcılık, kriz ekonomisi, stratejik pazarlama, ekonomik kriz, kaos, liderlik, yönetim, şirket yönetimi
Belirsizlik, Zenginlik Demektir!
Kaos, belirsizliğin hâkim olduğu, ezberimizdeki bilgilerin işe yaramadığı, dengelerin altüst olduğu bir durumdur. Kaostan çıkmak için yepyeni bakış açılarına ihtiyaç vardır.
Büyük ekonomik krizler kaotik ortamlar yaratır. Ortalık toz duman olur, göz gözü görmez.
Dengelerin altüst olduğu böyle bir ortamda, aslında sistem yeni denge arayışı içine girmiştir. Eski düzene ait bazı yapılar yıkılacak, bazıları hasar görecek, bunların yerine yenileri yükselecektir.
Eskiden işe yarayan yöntemler her geçen gün işlevini yitirmeye başlar. Eskiden geçerli olan artık geçerli değildir. Yeni düzenin yeni talepleri vardır. Yeni dönem, daha önce hiç denenmemiş çözümlere ihtiyaç duymaktadır. Bu süreç yepyeni yollar bulmanın şart olduğu yaratıcı bir süreçtir.
Biz kaostan kaçınma eğiliminde olsak da doğa kaosu yeni varoluşlar yaratmak, olayları biçimlendirmek ve evreni yenilemek için olağanüstü bir zekâyla kullanır. Yaşamın ve varoluşun seyri, rastlantılarla belirlenir.

Kaos ve sonrasında gelen yeniden yaradılış doğanın yapısında mevcuttur.
Hava durumu, organizmaların işleyişi, astronomik sistemlerin temelinde ve aslında yaşayan her sistemde belirsizlik vardır. Her şeyden önce, insan olarak her birimizin sahip olduğu genetik yapı da rastlantılarla belirlenir. Yaşamın temel taşlarını oluşturan genetik mirasın ebeveynlerden çocuklara taşınması rastlantılarla belirlenir.
Bütün dünya mitolojileri ve kutsal kitaplarda kaoslardan sonra yeni başlangıçlar gelir.
Kaos teorisi 1970‘li yılların başında Edward Lorenz‘in "kelebek etkisi" teorisiyle popüler oldu. Lorenz‘e göre, "Asya‘da kanat çırpan bir kelebek, Amerika‘da fırtınaya neden olabilirdi." İzleyen yıllarda, kaos teorisi tıp, ekonomi ve sosyal bilimlerin diğer alanlarında etkin bir şekilde kullanıldı.
Daha önemlisi, Kaos Teorisi belirsizliği ve değişimi anlatmak için kullandığımız bir mecaz (metafor) oldu. Kaos Teorisine gönderme yaparak; mevcut paradigmalarımızı, varsayımlarımızı, bakış açılarımızı sorgulama imkanı yaratıyoruz. Yeni sorular sormak, daha iyi çözüm yolları bulmak için bu teorien ilham alıyoruz.
Evrende her şey değişir, her şey akar, her şey hareket eder. Hayatın içinde olup biten her şey birbirine dokunur, birbirini etkiler, değişir ve dönüşür. Bu karmaşa içinde neyin sebep neyin sonuç olduğunu kestirmek bile kimi zaman olanaksızdır.

“Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz.” sözünün sahibi olan Efesli Heraklitos (İÖ 533) evrende “değişmezlik” diye bir şey olmadığını, evrenin sürekli bir oluş, bir akış, bir değişim içinde olduğunu ve değişimin karşıtlıklardan, birbiriyle çatışan gerçekliklerden kaynaklandığı söylediğinde, henüz değişim bu kadar hızlı değildi.
Bütün belirsizlik ve düzensizlikler, er ya da geç, beraberinde değişim getirir. Değişimler rastlantılara dayanır ve birçok rastlantıyı da içinde barındırır.
İnsan belirsizlikten ve düzensizlikten kaçmak ister. Bu bizim doğamızda vardır. Tüm çabalarımız; belirsizliği azaltmak, kaosa bir son vermek ve düzeni yeniden sağlamak üzerinedir. Doğayı fethederek ve kontrol ederek belirsizlikten kurtulma hayali kurarız, geliştirdiğimiz teknolojilerle her şeyin kontrolümüz altında olmasına çalışırız. "Kontrol altına alma" ideali, davranışlarımızı belirler hatta bu idealin bağımlısı oluruz. Daha tehlikelisi, “Hayatı kontrol altına alabiliriz.” gibi bir yanılsama içine gireriz.
Oysa kaos bir çözümsüzlük değil sadece bir belirsizlik yaratır. Bu sebeple de içinde büyük bir potansiyel ve zenginlik barındırır.
Kaosu bir fırsat ve potansiyele dönüştürmenin yolu, belirsizliklerden ürkmek ve değişime direnmek yerine belirsizliği yönetebileceğimizin bilincinde olmaktır. Yaratıcılık da buradan güç alır: Belirsizliğin içinde barındırdığı çelişkiler, gidiş ve gelişler, yükseliş ve alçalmalar, iniş ve çıkışlar yaratıcı zihnin yakıtı gibidir.
Belirsizliklerden ,eğer yaratıcılığımızı kullanabilirsek, olağan koşullarda bulamayacağımız çözümleri çıkartırız. Kaos koşullarında işlerimize, uygulamalarımıza, daha önce hiç bakmadığımız gibi bakma imkanı buluruz. Felaketler ve savaşlar gibi en kaotik durumlar, aynı zamanda en yaratıcı fikirlerin, çözümlerin ve ürünlerin hayat bulduğu ortamlardır.
Kaotik ortamlarda sadece dikkatimiz değil, sezgilerimiz de keskinleşir. Beynimiz, gizli potansiyelini kullanarak, normal durumlarda aklımıza gelmeyecek çözümler bulur. Beynimiz kaos ve düzensizlik ortamında farklı çalışır. Tehlikeli, zor ve hayati risk olan durumlarda beynimizin “limbik” sistemi, karar alma sorumluluğunu üstlenir ve beynin düşünen, mantıksal kısmı olan neo-korteks’ten önce davranarak duruma cevap verir. Sezgisel beynimiz “bilinmezleri” ve “belirsizlikleri” önceden anlar.
1965 Nobel Fizik Ödüllü R. Feynman “Bilim insanları şüphe ve belirsizlikle iş görmeye alışıktırlar. Bilimde şüpheyle ilgili olan bu deneyim önemlidir. Ben bu deneyimin çok büyük bir değer taşıdığına ve bilimin ötesinde de genişletilmesi gerektiğine inanıyorum. Daha önce çözülememiş bir problemi çözmek için kapıyı bilinmeyene aralık bırakmak ve kimsenin bilmediği olasılılıklara fırsat vermek gerekir.” der.

Bugün yaşadığımız değişim, daha önce hiç olmadığı kadar, yeni servet yaratma biçimlerini ve zenginlik yaratma potansiyelini içinde barındırıyor. Dijital ve global dünya, servet yaratma imkanını demokratikleştiriyor.
Bugünün hiper-rekabet ortamında ne kadar çok tesadüflere açık olur ve bilinen kadar bilinmeyeni de yönetmeyi öğrenirsek ne kadar çok sezgilerimizi dinler ve statükoları yıkmaktan çekinmezsek o kadar güçlü oluruz.
Geleceği yaratmak isteyen liderlerin, statükoları besleyen bir uyumu desteklemek yerine inovatif çözümleri ortaya çıkaracak, yenilikçilik ve rekabet avantajı yaratacak bir farklılığı beslemeleri gerekir. Bu anlayışla yönetilen yeni nesil şirketlerin ne kadar yaratıcı olduğunu görebiliyoruz.
İşlerimizi belirsizlikten ve değişimden korkmadan, “doğaçlama tiyatro” oynar gibi yönetmek zorundayız. İş dünyasının bu ilhama ihtiyacı var.
Kelimesi kelimesine kurallara bağlı olan, planlı, düzenli ve sistemli yapıların değişime dayanması daha zordur. İnsanları ve hayatın akışını sıkı sıkıya kontrol altına almayı istemek beyhude bir çabadan başka bir şey değildir. Bu tarz yapılar, belirsizlikleri ortadan kaldırmayı amaçlarken aslında kendilerine şans kapılarını da kapatır.
Düzensizlik ve rastlantılara inanmak, sadece şans faktörünü hayatımıza davet etmekle kalmaz yeni sorular sormamız için de bizi harekete geçirir.

Belirsizliği yönetmek ve yenilenmek için;
• Bakış açımızı (paradigmamızı) değiştirmeye ihtiyacımız var: Ancak yeni soruların, yeni çözümler, yeni fikirler, yeni kavram ve ürünler getireceğini bilmeliyiz.
• Düzensizlik, yeniliğin kapısını açar: Düzensiz ve tehlikeli ortamlarda gösterdiğimiz yaratıcılık, hayatın ve beynimizin bir mucizesidir.
• Her şeyin planlandığı gibi yürüyeceğine inanmak, bir yanılsamadır. Geleceğin bilinir olduğuna inanmak hayatın doğasına aykırı bir yaklaşımdır.
• Olaylara esnek bir zihin yapısıyla yaklaşmak, öğrenmeye açık olmak; hayata esnek bir bakış açısıyla yaklaşmak bizi değişime hazır tutar.
• Kaos ortamında, dikkatimizi vermemiz gereken, değişimin korkusu değil; bizi bekleyen yeni fırsatlardır.
Belirsizlik, zenginlik demektir.

Bu konuyla ilgili aşağıdaki kitapları öneririm:
 |
Immanuel Velikovsky, Ages in Chaos, Buccaneer Books, 1990 |
 |
David Ruelle, Turbulence, Strange Attractors, and Chaos, World Scientific Series on Nonlinear Science, 1996 |
 |
David Ruelle, Rastlantı ve Kaos, TÜBİTAK Yayınları, Çeviri: Deniz Yurtören, 1994 |
 |
Richard J Bird, Chaos and Life: Complexity and Order in Evolution and Thought, Columbia University Press, 2003 |
 |
James Gleick, Chaos: Making a New Science, New York: Penguin, 1988 |
 |
Gerd Gigerenzer, Gut Feelings: The Intelligence of the Unconscious, Viking Adult, 2007 |
 |
Gerd Gigerenzer, Sezgilerin Gücü : Bilinçdışının Zekası, Optimist, Çevirmen: Filiz Şar Asiye Hekimoğlu, 2009 |
 |
Stuart Sutherland, Irrationality, Constable and company, 1992 |
 |
Stuart Sutherland, İrrasyonel, Domingo, Çevirmen: Gülin Ekinci, 2009 |
 |
Richard Feyneman, Surely You’re Joking, Mr. Feynman!: Adventures of a Curious Character, W. W. Norton & Co, 1985 |
Bu yazıyla ilgili olarak aşağıdaki makaleleri ve linkleri öneririm :
1. Heraklitos ve Akış teorisi :
http://tr.wikipedia.org/wiki/Heraklitos
http://en.wikipedia.org/wiki/Herakleitos
http://community.middlebury.edu/~harris/Philosophy/heraclitus.pdf
2. Chaos Theory :
http://en.wikipedia.org/wiki/Chaos_theory
3. The brilliance of creative chaos”, BBC News :
http://news.bbc.co.uk/2/hi/uk_news/magazine/7768021.stm
4. Richard Feyneman :
http://tr.wikipedia.org/wiki/Richard_Feynman
http://en.wikipedia.org/wiki/Richard_Feynman
