20 Nisan 2010

Ebru Sever Misiniz? 

Ne zaman Anadolu denilse herkesin aklına önce “kültür ve uygarlık” gelir. Anadolu üzerine yapılan her konuşmada bu toprakların çok kültürlülüğü anlatılır.

Örneğin antropoloji profesörü Alan Robert Duben, Türkiye’deki çok kültürlü yapıyı ebru sanatına benzetir. Ebru kâğıdına yansıyan renklerin, bir zaman dilimi içinde sadece bir anda var olmuş “geçici bir kalıcılık” olduğunu söyler. Ebru sanatında olduğu gibi Anadolu'daki kültürel çeşitlilik,  birbirinin içine girmiş, birbirine karışmış renklerden oluşur. 

Gerçekten de dünyada çok az coğrafyaya nasip olan bir kültürel çeşitliliğe sahibiz. Çoğu insan, Anadolu Kültüründen söz ederken ‘mozaik’ benzetmesi yapar; ama mozaiğe kıyasla ‘ebru’ benzetmesi daha yerindedir; çünkü hareket, geçişkenlik ve değişkenlik açısından ebru, mozaikteki sertliği ve kalıcılığı barındırmaz. Mozaikte kültürler kendi içlerinde homojen, diğer kültürlerden net farklılıklarla ayrılan, katı, sabit birimlerdir. Ebruda ise sürekli bir devinim vardır. Hemen bir sonraki anda yapılan ebru, farklı bir ebru olur. Bir metafor olarak ebru, kültürlerarası ve insanlar arası geçişkenliği mozaikten daha iyi anlatır.

Sanayi sonrası toplumun en temel özelliklerinin başında gelen “çok kültürlülük” sadece siyaset ya da toplumbilimcileri değil yöneticileri de yakından ilgilendiriyor. Eskiden kültürler kendi içlerine başka kültürlerden kimseyi almadan yaşarken, sanayi sonrası dönemde şehirler, mahalleler, şirketler çok kültürlü yapılar haline geliyor. Bugünün şirketleri artık homojen değil heterojen yapıdaki yerler. Şirketler giderek farklı köken ve kültürden insanların çalıştıkları yerler oldukça, dünyanın büyük metropolleri, yaratıcı sınıfı kendilerine çekmek için rekabet ediyor. (En yaratıcı şehir hangisi?) Uluslararası rekabette bir ülkenin avantaj sağlayabilmesi için o ülkenin şirketlerinin farklı insanları çalıştırması ve bunun için de bu şirketlerin bulundukları şehirlerin yaratıcı sınıfı kendilerine çekecek cazibeye sahip olması gerekiyor. (Richard Florida)

Kültürel çeşitliliğin yönetim alanına yansıması ise “farklılıkları ve çok kültürlülüğü yönetmek” (managing diversity) olarak devasa bir çalışma ve uygulama alanı olarak karşımıza çıkıyor. Douglas Courter’ın dediği gibi: “Yakın gelecekte hepimiz, farklı kültürlerden insanlarla, daha fazla iletişim içinde olacağız. Bu bir seçim değil; zorunluluk. Bu yüzden sınırların arkasına saklanmanın anlamı yok.”

Lou Gerstner’in 1990’lı yılların başında IBM’de hayata geçirdiği proje de tam budur. Bu efsanevi CEO, Diversity Task Force ismini verdiği sekiz grupla hiçbir cinsiyet ayrımı yapmadan -gay ve lezbiyenler de dâhil olmak üzere- Asyalılar, Hispanikler ve siyahlara kadar IBM’i oluşturan herkesi anlamak ve her birinin farklılığını IBM’nin kültürel zenginliğine katmak üzere bir çalışma başlattı. Bu çalışma sayesinde IBM, sadece kendi çalışanlarını tanımakla kalmadı aynı zamanda faaliyet gösterdiği ülkelerdeki insanların da kültürel çeşitliliğini anlama imkânı buldu. Bugün geriye bakıp, IBM’in gerçekleştirdiği başarılı dönüşümü analiz edenler, Lou Gerstner’in kültürel farklılıkları yönetme yeteneğini saygıyla anıyorlar. 

Bir ortamda farklı kökenlere sahip insanların bir arada yaşaması, söz konusu ortama her anlamda fayda sağlar. Çok kültürlü bir yapıda oluşacak kültürel sinerji, her zaman yaratıcılığı arttırır. Farklı bakış açılarının bir araya gelmesi daha önce hiç düşünülmemiş çözümler üretir. 

Değişik kültürden gelen insanların dünyayı anlayış şekilleri de değişiktir ve yaptıklarını da değişik şekillerde yaparlar. Bugünün rekabet ortamında, ihtiyacımız olan esnekliğin, yaratıcılığın ve yüksek enerjinin ancak farklılıkların kucaklanmasıyla elde edileceğine inanıyorum.

Bugünün liderleri organizasyonlarında, herkesin aynı fikirde olduğu bir uyum ortamı yaratmak yerine farklılıkları beslemek zorundalar. Herkesin aynı düşünüp aynı davrandığı bir ortam, yaratıcılığın olmadığı, tek sesli, fevkalade sıkıcı bir ortamdır. Tek sesli ortamlar ya herkesin şirkete olan umudunu kestiği ya da yönetimin baskısından çekinip sesini kıstığı ortamlardır.  

Çeşitlilik doğanın bize öğrettiği bir kanundur. Yaratıcılık için bir ortamın çok kültürlü olması, tıpkı doğal hayatın sürdürülebilmesi için ekolojik çeşitlilik kadar vazgeçilmezdir. 

İçinde yaşadığımız dönemin en kıt kaynağı sermaye ya da hammadde değil yaratıcılıktır. Farklılıklar yaratıcılığı besler, enerjiyi ve dinamizmi yükseltir. İlerleme,değişik türlerin bir arada hayat bulduğu ortamlarda mümkün olur.  

Aslında bu zamanın ruhunun neyi talep ettiğini anlamak için bugünün başarılı şirketlerine bakmak yeterlidir. Hepsinin ortak paydasında farklılıkları kucaklamanın olduğunu göreceksiniz. Yeni servet yaratma biçiminin öncüleri olan bu şirketler, kültürel farklılıklardan nasıl yararlanacağını herkesten önce fark etti. Yeni ekonominin hâkimi olan Facebook, Apple, Google gibi markalar bu anlayışın örnekleri olarak karşımızda duruyor. Bu şirketlerin liderleri farklılıkları en iyi yöneten liderler. Onlar, “Bir liderin birinci önceliği, yaratıcı insanları çekmektir”(Drucker), anlayışını gerçekten çok iyi özümsemişler.

Sizce “farklılıkların güzelliğini” anlatmak için, şirket liderlerine ebru kursları vermek yararlı bir yöntem olabilir mi? 

 Konuyla ilgili olarak aşağıdaki kitap ve bağlantıları öneriyorum. 

Attila Durak Ebru: Kültürel çeşitlilik Üzerine Yansımalar, Metis 2007

Robert T. Moran and Philip R. Harris, “Managing Cultural Synergy”, Gulf Publishing 1982 

Robert T. Moran and Philip R. Harris, “Managing Cultural Differences: Global Leadership Strategies for the 21st Century”, Butterworth-Heinemann 2004

Glen Fisher, “Mindsets: The Role of Culture and Perception in International Relations, Intercultural Press 1997

Charles Hampden-Turner Fons Trompenaars, “Riding The Waves of Culture: Understanding Diversity in Global Business”, McGraw-Hill 1997

Geert Hofstede, Gert Jan Hofstede ,Geert Hofstede “Cultures and Organizations: Software of the Mind”, McGraw-Hill 2004 

Aklın Yolu Bindir Talat Halman Kitabı, Türkiye İş Bankası Yayınları nehir söyleşi dizisi


David A. Thomas , “Diversity as Strategy.”, HBR 2004     

http://www.ebruproject.com/TR/index.asp

Caleb Rosado, What Do We Mean By “Managing Diversity”?, Southern Connecticut State University,
New Haven, 2006

Chapter 12: Managing Diversity in the Workplace- University of sanfirancisco HR Guide

Jefferson P. Marquis, Nelson Lim, Lynn M. Scott, Margaret C. Harrell, Jennifer Kavanagh, 

 “Managing Diversity in Corporate America”, An Exploratory Analysis 

David A. Thomas, Stephanie J Creary , Meeting the Diversity Challenge at PepsiCo: The Steve Reinemund
Era, Aug 2009

Amy C. Edmondson, Kathryn S. Roloff , Leveraging Diversity Through Psychological Safety, Sep 2009

David A. Thomas, Robin J. Ely ,  Making Differences Matter: A New Paradigm for Managing Diversity

Sep 1996

Matthew Guthridge and Asmus B. Komm, Why multinationals struggle to manage talent 

A survey shows a strong correlation between financial performance and best practices for managing talent
globally. MAY 2008

© Copyright 2008-2012 Temel Aksoy - Bu sitede yayınlanan tüm içerik hakları Temel Aksoy'a aittir. Alıntı yapıldığı takdirde lütfen "Kaynak: Temel Aksoy - www.temelaksoy.com" ibaresini kullanınız. Blog içerisinde kullanılan fotoğraflar istockphoto’dan temin edilmektedir.
YORUMLAR

Ercan Bülbül

20 Nis 2010

Her dağ ardında farklı bir motif, farklı bir ezgi, farklı bir lezzet, farklı bir dil. Küreselleşme farklılıkları tek tipleştiren, aynılaştırma canavarı, evet yarının farklılık yaratıcıları baskın iletişim araçlarından beslenmeyenler olacak.

ERDOĞAN TAŞKIN

20 Nis 2010

Değerli Dostum Temel,
Doğru söze ne denir?
Haklısın denir.
Ebru sanatı ile işletme yönetiminin inceliklerine bakışın muhteşem.
Liderlerin mozaikleri kırıp "betebe" açılımları yaptığı bir dönemde, ebru felsefesi mutlaka her yönetim düzeyinde anlaşılması gerekir.

Gizem Sakallı

20 Nis 2010

Sevgili Temel Bey,
Yazılarınızı içtenlikle ve severek takip ediyorum.Bence ebru sanatı özellikle şirketin üst düzey yöneticilerine ders olarak verilebilir,Müjdat Gzen in söylediği gibi ’’Sanat,insanı onarır’’ve benim fikrinme götre yeni ufuklar açar ,farklı bakış açısı kazandırır ve bu dünyaya kendinden bir anı bırakmış olursun.

Sevgiler

Çağatay Duruk

20 Nis 2010

Temel bey,

Yazınız bana bu kültürel çeşitliliğin kurum kültürünün ve şirket misyonunun benimsenmesinde ne gibi etkileri olacağını düşündürdü. Acaba farklılıklar amaç yerine araç zenginliği getirdiğinde mi çok faydalı oluyor. Yoksa çalışanların bu çeşitliliği zaman içinde kurumun misyonunu ve kültürünü de değiştirebiliyor mu. Belki başka bir yazınızda değinirsiniz.

Sezai Akbıyık

20 Nis 2010

Farklılıkların güzelliğini anlamak gerek liderler için, gerekse normal insanlar için gerklidir.Liderler için gereklidir çünkü farklı olan ve birçok farklılığa sahip olan astlar temel yaratıcılık kaynağıdırlar. Normal insanlar için gereklidir çünkü toplum dediğimiz kavram genel anlamda bazı benzerlikler taşısada toplumun kendisi bir farklılığın bileşimidir.Orada yaşayan insanlar farklı kültürlerin insanlarıdır,yaşayışları, davranışları ve diğer birçokşeyleri farklıdır. Eğer o insanlar farklılıkların güzelliğini anlarlarsa orada her açıdan rahatlık,huzur ve refah olacaktır.
Liderlerde dahil toplumdaki herkese neden ebru kursları verilmesin ki?
Her açıdan olumlu sonuçlar vereceğine inanıyorum.

Sebnem Oncel

21 Nis 2010

Sevgili Temel,

Yazilarini okumak akil aciyor,tesekkurler.

-yaraticilik-kendiligindenlikten(spontanéité) beslenir,
en yogun olarak cocuklarda gorulmesi buna baglidir.

Kendimizi -guvende- hissetigimiz ortamlarda,spontan (kendiliginden)olmak
kolaylasir.

Turkiye’nin kendi renk ve farkliliklarinin tadina varmasi en buyuk dilegimdir.

Ebruli gunlere...!

Sevgiler,

Sebnem.

YORUM EKLE








Loading



KATEGORİLER

 

ARŞİV

ETİKETLER

LİNKLER

Google Analytics Alternative