6 Ocak 2009
Bu Yazıda
Her lider yönettiği şirkete kendi tarzını yansıtır ve bütün sistem ondan etkilenerek önceliklerini saptar ve geleceğe onun idaresinde yol alır. Kriz dönemlerinde liderin önemi daha da artar çünkü bu dönemler, belirsizliğin ve değişim hızının arttığı dönemlerdir. Daha önce de anlatmaya çalıştığım gibi eğer şirket kendini bu artan değişim hızına paralel olarak aynı hızla yenilerse ayakta kalır aksi takdirde ciddi zorluklarla karşılaşır.
Anahtar Kelimeler kriz, şirket yönetimi, CEO, kriz ekonomisi, pazarlama satış, pazarlama ve satış, ekonomik kriz, satış ve pazarlama, kriz yönetimi, liderlik, yönetim, işletmelerin yönetimi, manager, kurum kültürü
Ekonomik Krizde Hangi Lider Fark Yaratır?
Ekonomik krizde lider, yönettiği şirketin kaderini değiştirebilir mi?
Bir kişinin elinde böyle bir güç var mıdır varsa bu hangi kişiliğe sahip bir liderdir?
Bunun cevabını vermeden önce birkaç saptama yapmak istiyorum.
Birincisi, ekonomik krizler her sektörü farklı etkiler. Bir çimento şirketini yöneten lider çok başarılı olsa bile içinde bulunduğu sektörün yapısı onun oyun alanını sınırlayacaktır. Özel sektörün ve kamunun yatırım yapmayacağı-belediye seçimleri hariç- bireylerin konut almayacağı bir ortamda bu lider de sektörün kaderinden kendi payına düşeni alacaktır; çok zeki, çok deneyimli, çok yaratıcı olsa bile. Ekonomik krizlerin yükünü bütün sektörler eşit paylaşmaz. Bazı sektörler için musluğun suyu azalırken bazılarında çeşme neredeyse kurur.
İkincisi, aynı sektörde bulunan şirketler bile ekonomik krizden farklı şekilde etkilenir. Bir şirketin diğerine göre daha iyi bir finansal durumda olması, birinin diğerine göre daha düzenli veya sadık müşterilerinin olması, şirketlerin krize yakalandıkları zamandaki kıyaslamalı üstünlüklerini belirler. Ayrıca çalışanlarla, tedarikçilerle, bayilerle kurulmuş olan ilişkiler de her şirket için farklıdır. Her şirket paydaşlarıyla kendine özgü ilişkiler kurar. Dolayısıyla aynı sektörde olmak da krizde rakiplerle eşit koşullara sahip olmak anlamına gelmez.
Üçüncüsü, ekonomik krizin en belirgin özelliği, talebin daralmasıdır. Tipik bir yönetici de bu daralmaya öncelikle fiyat ve maliyet düşürmekle tepki verir ardından o güne kadar ulaşmadığı müşteri segmentlerini hedefler. Her ikisi de anlaşılır davranışlardır. Ancak Hiper Rekabet döneminde, rakiplerin tümünün aynı taktiği uygulayacak olmasından bu çabalar farklılık yaratmaz yani derde deva olmaz.
Dolayısıyla, kriz dönemlerinde şirketler ancak kendilerini yenileyerek ayakta kalabilir. Bu yenilenmenin yöntemi de şirketin müşterisine farklı bir değer teklifiyle yaklaşması, yeni müşteriler yaratmasıdir. Bunu sağlamak için de süreçlerini, kullandığı kaynakları ve kar aritmetiğini değiştirmesi gerekir. (Krizde İnovasyon Nasıl Yapılır?)

Demek istediğim 1) Bir taraftan sektörün diğer taraftan şirketin kendine özgü koşulları söz konusu şirketin krizdeki kıyaslamalı gücünü-zayıflığını belirler. 2)Şirketler, krize ilk tepki olarak maliyet ve fiyat indirirler. 3) Gerçek ve kalıcı çözüm şirketi yenilemektir.
Şimdi bütün bunların bilincinde olarak sormak istediğim soru: Kriz ortamında bir lider gerçekten fark yaratabilir mi?
Her lider yönettiği şirkete kendi tarzını yansıtır ve bütün sistem ondan etkilenerek önceliklerini saptar ve geleceğe onun idaresinde yol alır. Kriz dönemlerinde liderin önemi daha da artar çünkü bu dönemler, belirsizliğin ve değişim hızının arttığı dönemlerdir. Daha önce de anlatmaya çalıştığım gibi eğer şirket kendini bu artan değişim hızına paralel olarak aynı hızla yenilerse ayakta kalır aksi takdirde ciddi zorluklarla karşılaşır.
Eğer kriz dönemlerinde şirketlerin yenilenmeleri gerektiğine inanıyorsak ve bu yenilenmenin lokomotifi liderin kendisi olacaksa bu lider nasıl bir lider olmalıdır?
Liderliğin büyük ölçüde kişiliğin yansıması olduğunu biliyoruz. Aynı zamanda her liderin özelliklerine en uygun dönemlerin ve durumların olduğunu da biliyoruz. Büyüme dönemlerinde; Karizmatik veya Narsist liderlerin çok iyi performans gösterdiklerini biliyoruz. (Narsist liderlerin kısa dönem içinde hızlı büyüme elde ettiklerini ama uzun dönemde şirket kültürü üzerinde çok olumsuz izler bıraktıklarını biliyoruz.) Bir düzenin korunması için Bürokratik liderlerin biçilmiş kaftan olduklarını da. İki şirketin birleşmesi sırasında İnsan Odaklı liderlerin birleşmeyi kolaylaştırdıklarını da biliyoruz. http://en.wikipedia.org/wiki/Leadership/
Peki, eğer mesele bir şirketi dönüştürmek ise en iyi liderlik tarzı hangisidir? Başka bir deyişle bu değişimin ruhu hangi tür liderliği talep etmektedir?
Karizmaya bir itirazım yok. Hatta olsa çok iyi olur ama sadece karizma ile dönüşüm sağlanması mümkün değildir. Diğer taraftan astığı astık, kestiği kestik (Otokratik) liderlerin ödül ve ceza yöntemleriyle bu zamanın talep ettiği yenilenmeyi gerçekleştirmeleri hayal bile edilemez. Genellikle, bu tarz liderlerin yönettikleri organizasyonlar, liderin isteğine uygun cevap veriyor gibi davranıp kendi bildiklerini yapmaya devam eder. Bugün çoğu şirket aynen bunu yaşamaktadır. Bu şirketler, çok değerli zamanlarını toplantı ardına toplantı yaparak helak edip, hiçbir sonuç alamamaktadır. Zaten o toplantılarda alınan stratejik (!) kararların çoğunun da hiç uygulanmayacağını toplantıya katılan herkes bilir. Lider de aynı yöntemi tekrar tekrar deneyerek farklı sonuçlar almak hayali peşindedir. En çok da çalışanların şirkete olan umudu kaybolmaktadır. Her geçen gün şirkete daha fazla yabancılaşıp kendi kişisel amaçlarından başka bir şey düşünmez hale gelirler. Bedenleri iş yerinde, ruhları ise başka yerdedir.
Oysa doğru bir liderin çalışanlarını hevesle iş yapmaya yöneltmesi mümkündür. Herkes çalıştığı yerde işe katkı sağlamayı, sadece bedeniyle değil hem aklı hem de ruhuyla iş yapmayı ister. İnsan kendi ömrünün çoğunu geçirdiği iş yerini elbette anlamlı kılmak ister. Bu anlam, paradan da unvandan da daha önemlidir.
(Meaning inc.)

İçinde yaşadığımız dönem alışageldiğimizden başka türlü bir liderliği gerektiriyor. Herbert Spencer’in dediği gibi "Zaman insanı yaratıyor." ve yaşadığımız dönem kendine uygun yeni bir lider tarzına ihtiyaç duyuyor. Kendine has koşullarından dolayı bu zamanın lideri ne Karizmatik ne Otokratik liderdir. Bu zamanın ruhuna en uygun lider, özgün lider olarak tanımlanan liderdir.
Bütün liderlerde olması gereken enerji, tutku, ikna, kararlılık, cesaret gibi özelliklerin yanı sıra, dönüşümü gerçekleştirecek özgün liderde bazı ek özellikler olması gerekiyor.
Özgün (Otantik) liderlerin;
• Değer merkezli bir yönetim anlayışları var. Onlar insan olmanın anlamını oluşturan evrensel değerleri liderlik pratiğine taşıyorlar. Samimiyet, güven, sevgi, dayanışma, hoşgörü, dürüstlük gibi insani değerlerin yönettikleri yerde yeşermesi için çaba gösteriyor ve bu değerleri bizzat yaşayarak örnek oluyorlar.
• Bilgiye değer veriyor ve anlam yaratmayı, sıra dışı yaklaşımları, sezgisel karar vermeyi benimsiyorlar. Katılımcı ve paylaşımcı bir yönetim anlayışları var.
• Değişime açıklar, çevresel değişikliklere hızlı uyum gösteriyorlar. Esnek olmak, belirsizlikle baş etmek ve zamana direnmek değil zamanın akışına uyum sağlama becerilerine sahipler.
• Farklı kültürel, sosyal ve zihinsel kaynaklardan yararlanmasını biliyorlar. Etraflarında tek tip, kendilerini onaylayan insanlar yerine yaratıcı fikirleri olanları barındırıyorlar.
• Bütünsel (Holistic) bir bakış açıları var. Kısa vadeli davranmıyorlar. Resmin bütününü kavrayarak parçaları birleştirebilme ve geleceği inşa etme becerilerine sahipler.

Bu özellikler "sahne becerisine dayanan yüksek sesli" özellikler değil, aksine hayata ve kendine daha sakin bir gözle bakmayı, kendine özgü (otantik) iç sesi bulmayı, kendi bireysel dönüşümünü samimiyetle gerçekleştirebilmiş olmayı gerektiren özellikler. Başkalarına değil, en çok kendilerine benziyorlar.
Böyle bir liderlik aslında yapmakla değil olmakla ilgili bir liderliktir. Bu sebeple kişilik bütünlüğü, özgün liderliğin temel belirleyicisidir. (CCL:‘The Changing Nature of Leadership’)
Değişimin ve belirsizliğin arttığı dönemlerde özgün (otantik) liderliğin yükselmesi, bir anlamda alçak gönüllülüğün ve içtenliğin de organizasyonların içine yerleşmesi anlamına geliyor. Sadece çalışanların değil, tüketicilerin (ve genelde bütün insanların) aradıkları güvenin cevabı da özgün liderlerin yönettiği organizasyonlarda bulunabiliyor.
Bu liderler yarattıkları güven ortamında, insanların içindeki hapsolmuş enerjiyi ateşleyerek organizasyonları ustaca değiştirebilme yeteneğine sahipler.
Ekonomik krizde, bazı sektörlerde hayatın diğerlerine göre daha zor olacağı kesin. Aynı sektör içinde bütün şirketlerin de aynı koşullarda olmadığı kesin. Ama bu koşullar altında bile şirketler kendilerini yenileyeceklerse bunu yapabilecek olanlar özgün liderler olacaktır. Çünkü ancak onlar, yukarıda saydığım özelliklerinden dolayı, bu zamanın ruhuna uygun davranmayı başarabileceklerdir. Ben ekonomik krizde özgün liderlerin şirketlerin kaderi üzerinde fark yaratabileceğine inanıyorum.
-
LeadershipRudolph Giuliani
-
Where Have All the Leaders Gone? Lee Iacocca and Catherine Whitney
-
Turnaround: How Carlos Ghosn Rescued NissanDavid Magee
-
Meaning Inc: The blueprint for business success in the 21st centuryGurnek Bains
-
Saving Big Blue: Leadership Lessons and Turnaround Tactics of IBM’s Lou GestnerRobert Slater
-
Leading Corporate Turnaround: How Leaders Fix Troubled Companies Stuart Slatter
-
The New Leaders: Transforming the Art of LeadershipDaniel Goleman, Richard E. Boyatzis, Annie McKee