17 Ağustos 2010

Şirketinizin Rolünü Yeniden Yazmak İster Misiniz? 

Sizin şirketiniz pazarda hangi rolü oynuyor?

İçinde bulunduğunuz sektörü bir sinema filmi gibi düşünseniz kendi şirketinize hangi rolü verirdiniz? Peki, rakiplerinize hangi rolleri verirdiniz? Sizin şirketiniz bu filmin esas kahramanı olsa hangi aktörler bu kahramanının yolunu kesmeye, onu engellemeye çalışırlardı. Hangi aktörler onunla iyi geçinir hatta ona yardım ederlerdi?

Peki, bu nasıl bir film olurdu? Korku filmi mi, aksiyon filmi mi? Hangi film sizin sektörünüzü en iyi anlatırdı?

Dünya inanılmaz bir değişim yaşıyor. Şirketler eskisinden çok farklı yöntemlerle değer yaratıyor. Artık hiçbir piyasa durağan değil, her an yeni bir şirket gelip bütün kuralları değiştirebilir. Dünün çok iş yapan şirketleri bugün hızla değer kaybedebilir. Yarının bugün gibi olacağının bir garantisi yok.

Bu yeni dünya düzeninde, şirketlerin strateji geliştirirken artık yeni bakış açılarıyla hareket etmeleri gerekiyor.

Oysa bizim bildiğimiz bütün stratejik yaklaşımlar, gerçekleri aşırı basitleştiren yaklaşımlardır. Mesela bütün stratejik yaklaşımlar statik (durağan) bir yapıya sahiptir. Pazarı oluşturan oyuncuların aynı kalacağı varsayılır. Büyümelerin sabit bir hızda olacağı varsayılır. Bu stratejik modellerin hepsi gerçeği aşırı basite indirgeyen, yapay modellerdir. Bu modellerde, pazardaki oyuncu sayısı, oyunun kuralları, oyun sahasının sınırları belirlidir ve bunların değişmeyeceği varsayılır.

Oysa bugün yaşadığımız değişimde başarılı oyuncular, girdikleri pazarın kurallarını da, kendi rollerini de, pazarın sınırlarını da değiştirebiliyorlar. Bunu hem çok hızlı hem de öngörülmez bir şekilde yapıyorlar. Bugün pazarların kaderi henüz dün ortaya çıkmış şirketler tarafından değiştiriliyor; “belirsizlik” bugünün iş dünyasının belki de en belirgin özelliği.

Böyle bir ortamda strateji oluştururken, sinema ustalarının yaptıkları gibi senaryo yaklaşımını benimsemek, mevcut matematiksel modellerden daha etkili olabilir. Çünkü senaryo tekniğinin matematiksel modellere göre sayısız üstünlüğü var: Her şeyden önce, pazarda oynanan oyunun mantığını ve oyuncuların rollerini sözcüklerle tanımlamak; rakamlara, grafiklere, matematiksel modellere kıyasla çok daha güçlüdür. Hiçbir matematiksel model, bizim kullandığımız sözcüklerin gücüne erişemez. Pazardaki hangi rakibin “çılgın” ve “gözü kara” olduğunu, hangisinin “korkak” olduğunu sözlerle anlatabilir ve tarif edebiliriz ama bu anlamları matematiksel modellere yükleyemeyiz.

Pazarlar, pazarların kuralları ve oyuncuların hepsi insanlardan oluşur ama stratejik planlamacılar bu pazarlardaki oyuncuları rasyonel karar alan makinelermiş gibi görürler.

Somut bir tarih ve bir yerde geçen, oyuncuların rollerini bildiğimiz "olay örgüleri", (plot)  ve bu olayların izlediği "hikâye çizgisini" (plot line) takip etmek, daha gerçekçi ve zihin açıcıdır. Hepimiz bize sunulan böyle bir "sahnenin" hemen içine  girebiliriz. Bu sahne bizi kendine çeker ve yaratıcılığımızı kışkırtır.

Bu şekilde düşünmek, bizim bildiğimiz ama bildiğimizin farkında bile olmadığımız bilgilerin” (Tacit knowledge) su yüzüne çıkmasını sağlar. Bunun tam tersi olarak da matematiksel modeller, matematikçiler dışında herkesi kilitler; çoğu zaman insanlar bu modeller karşısında,  bildikleri konularda bile konuşamaz olurlar.

Stratejik modellerin tek düzeliğine karşın senaryoların sahneleri ve perdeleri vardır. Hepimiz biliriz ki “kötü bir karakter” yaptığı eziyetin cezasını “ikinci perde”de görür. Sinema ve tiyatroda hemen her şeyi değiştirmenin zeki bir yolu bulunabilir. Hayatta da, olayların akışını değiştirecek gücü kendimizde bulabiliriz.

Stratejik konuları senaryo mantığıyla ele almak, bizi hayatın içine sokar. Gerçeğe yaklaştırır.

Dinamiklerinin her gün değiştiği bugünün rekabet koşullarında, daha yaratıcı ve daha derin düşünmeye imkân veren yöntemlere ihtiyacımız var.

Michael G Jacobides, işimize bir film senaryosu yazar gibi yaklaşmanın daha yararlı olacağını söylüyor. Bu yöntemle sadece pazarı yeni bir gözle görmekle kalmıyor, aynı zamanda oyunun içindeki farklı oyunları ve bugüne kadar aklımıza gelmeyen “yeni olasılıkları” da fark etmemiz mümkün oluyor.  (Tahmin Etmek Çok Zordur, Özellikle Geleceği).

Sinema zihnimizin sınırlarını genişletir, yaratıcılığımızı artırır. Bazen öyle filmler izleriz ki adeta zihnimiz genişler. Film süresince aynı anda resmin bütünü ve ayrıntıları görürüz.

İyi bir film, hiçbir matematiksel modelin öğretemeyeceği kadar iyi öğretme potansiyeline sahiptir. Strateji geliştirirken sinema diline başvurmak şirketin içinde bulunduğu rekabet ortamı kavramasına ve yazılacak yeni senaryolarla bu rekabeti yeniden tarif etmesine olanak tanır.

Jacobides’e göre yaratıcı bir strateji geliştirmenin önemli üç bileşeni var:

1. Markanın önce içinde bulunduğu sektörü, bir senaryo mantığıyla kaleme alması gerekir. Oyuncular kimlerdir? Hangi karakterleri canlandırıyorlar? Zayıf ve güçlü yanları nelerdir? Hikâyenin mantığı nedir? Bu hikâyede hangi oyuncular hangileriyle sevgi ya da nefret ilişkisi içindedirler? Bu hikâye başka nasıl yazılabilir? Kahramanımız (bizim şirketimiz), bu hikâyede başarılı olmak için ne yapmalıdır?

2. İkinci aşamada, kahramanımızın en karlı, en başarılı sonuçlara ulaşacağı senaryoyu yeniden yazmalıyız. Şirketimizin başarılı olması için, hikâyenin mantığını değiştirmemiz gerekiyorsa, değiştirmeliyiz. Bu yeni mantıkta, kahramanımız hangi yeni rolü üstenecekse onu üstlenmesini sağlamalıyız. Eğer kahramanımızın yeni işbirliklerine girmesi gerekiyorsa, bu işbirliklerini tarif etmeliyiz.

3. Sonunda ise yeni yazdığımız senaryoyu gerçeklik testine sokmalıyız ve fikirlerimizin hayata geçirmeye başlamalıyız.

Ben strateji konularına yeni ve yaratıcı yollarla yaklaşmanın bizi daha etkili kılacağına inanıyorum. Sizce, SWOT Analizi yapmak yerine markanızın senaryosunu yazmak daha zihin açıcı olmaz mıydı?

Örneğin kuru temizleme hizmeti nasıl daha geliştirilebilir sorusuna verilecek cevaplar sınırlıdır. Ama diyelim ki, “Steve Jobs kuru temizleme alanına girseydi ne yapardı?” diye düşünmeye başladığımızda, hem soyut hem de somut düşünceleri aynı potaya eriterek çok daha yaratıcı olabiliriz.

Sinemanın gücünü strateji konularına taşımak bizi hem daha yaratıcı kılar hem de problem çözme kapasitemizi artırır.

Kimileri bu tarz yaklaşımları iş hayatına uymayacak bir “fantezi” olarak görebilirler. Ben tam tersini düşünüyorum. Başarılı stratejiler oluşturmak için neden sadece ezberlediğimiz yolları kullanalım? Neden ufkumuzu açacak yeni yaklaşımları benimsemeyelim?

Bu konuyla ilgili aşağıdaki kitapları öneririm:

David J. Collis, Andrew Campbell, Michael Goold, Harvard Business Review on Corporate Strategy (Harvard Business Review Paperback Series)
Gill Ringland, Scenario Planning, John Wiley & Sons, LTD, 2006.
Kees van der Heijden, Scenarios: The Art of Strategic Conversation, Willey, 2005
Liam Fahey, Robert Randall, Learning from the Future: Competitive Foresight Scenarios Advantage Through Scenario Planning, John Wiley & Sons 1997
Mats Lindgren, Hans Bandhold, Scenario Planning The Link Between Future and Strategy, Palgrave Macmillan, 2009
Peter Schwartz, The Art of the Long View: Planning for the Future in an Uncertain World, John Wiley & Sons 1997

Bu yazıyla ilgili olarak aşağıdaki makaleleri ve linkleri öneririm :

1. Frank Buytendijk, Toby Hatch, Pietro Micheli , Scenario-based strategy maps
www.pma.otago.ac.nz/pma-cd/papers/1068.pdf

2. Foresight Methodologies workshop notes, An introduction to Scenario Planning
http://www.slideshare.net/mkconway/introduction-to-scenario-planning

3. Garry D. Peterson, Graeme S. Cummıng, And Stephen R. Carpenter, “Scenario Planning: a Tool for Conservation in an Uncertain World”
http://www.technologyforge.net/STMWarsaw/ScenarioPlanning/ENMA291STReferences/Processes/ToolsForConservation.pdf

4. Gill Ringland Introduction to Scenario Planning
http://www.jiscinfonet.ac.uk/tools/scenario-planning/scenario-planning.pdf

5. Hugh Courtney Making the most of uncertainty , McKinsey , November 2001
https://www.mckinseyquarterly.com/Making_the_most_of_uncertainty_1128

6. Lowell Bryan, Dynamic management: Better decisions in uncertain times , McKinsey Quarterly december 2009
https://www.mckinseyquarterly.com/Dynamic_management_Better_decisions_in_uncertain_times_2475

7. Micheal G Jacobides, Strategy Tools for a Shifting Landscape, HBP Jan-feb 2010
http://hbr.org/2010/01/strategy-tools-for-a-shifting-landscape/ar/1

8. Monitor Group Introduction to Scenario Planning
http://www.mwcog.org/uploads/committee-documents/aV5eWFtX20080731094534.pdf

9. Paul J.H. Schoemaker , Scenario Planning: A Tool for Strategic Thinking, Harvard Business review december 1995
http://hbr.org/product/scenario-planning-a-tool-for-strategic-thinking/an/SMR015-PDF-ENG?Ntt=Paul+J.H.+Schoemaker

10. Pierre Wack, “Scenarios: Uncharted Waters Ahead”, Harvard Business Review. September-October, 1985
http://hbr.org/1985/09/scenarios/ar/1

11. Quentin Tarantino, I am God…, Indiewire, 20.05.2009
http://www.indiewire.com/article/tarantino_i_am_god/

12. Scenario Planning
http://en.wikipedia.org/wiki/Scenario_plannin

© Copyright 2008-2012 Temel Aksoy - Bu sitede yayınlanan tüm içerik hakları Temel Aksoy'a aittir. Alıntı yapıldığı takdirde lütfen "Kaynak: Temel Aksoy - www.temelaksoy.com" ibaresini kullanınız. Blog içerisinde kullanılan fotoğraflar istockphoto’dan temin edilmektedir.
YORUMLAR

mücella sezen

17 Ağu 2010

Bu anlamda dizi senaristleri de ufuk açıcı olabilir aslında. Yazdıkları bölümün sonunda rating denilen niceliksel verilerle doğru okumayı yapabilenler yazdıkları karakterlerin ve olay örgüsünün ne kadar kabul gördüğü ve ilgi uyandırdığını görebilmekte, sizin de yukarıda sözünü ettiğiniz yeni karakterler yaratıp olay örgüsünü değiştirebilmektedirler.
Sinemada da aslında başlıklar aşağı yukarı bellidir ama bu başlıkları en iyi anlatan başarılı olabilmektedir. İzlyeyicinin kalbinin be beynin derinliklerine dokunabilen, oraya inmeyi başarabilen. Sanırım yine sizin her zaman üzerinde durduğunuz en iyi hikayeyi anlatmak ya da hikayemizi en iyi anlatmak önemli olan.
Teşekkürler..

LEVENT ŞİMŞEK

17 Ağu 2010

Sevgili Temel,
Bu yazında diğerleri gibi çığır açıcı ve okuyanı derin düşüncelere sevk eden bir yapıda. Yalnız senin her yazını okurken büyük keyif alıyor sonra da ümitsizliğe kapılıyorum. Niye bu kavramı biz ülkemizde uygulamıyoruz? Niye hocalarımız bu konuda bir şey ortaya koyamıyorlar?
Senaryo tekniğini gerçekte uygulayan kaç kuruluş var ? Türkiye’de bir tek Jan Nahum zamanında Petrol Ofis’te uygulanmıştı. Oxford’lu bir profesörün önderliğinde gerçekleştirmişti.

Sevgili Levent,

Çok teşekkür ederim. Hakikaten Jan Nahum Türkiye’nin en vizyoner CEO’larının başında gelir herhalde.

Sevgiler.

Temel

Ömer NART

17 Ağu 2010

Merhaba Temel Bey,

Blogunuzu takip edeli tam 1 yıl oldu. Her salı sabahı mail kutuma ulaşmadan mailiniz sitenize girer yazınızı büyük bir keyifle okurum. Yazınızı çok daha iyi anlamak için en az 2 defa okurum. Tekrar okumalarımda 4’ü bulan makaleleriniz olmuştur.

Size geçen sene de söylemiştim blogunuzu baştan sona okuduğumu. Döne döne hala yeniden okuyorum. Bir sürü fan topladım sitenize desem yeridir. Bir sürü insana sitenizi kaynak gösteriyorum.

www.temelaksoy.com imzalı bir okuma belgesi istiyorum sizden.
Söyler misiniz Temel Bey, neden olmasın?  
Ofisimin baş köşesine koyacağımdan emin olabilirsiniz.


Sevgili Ömer,

Çok teşekkür ederim. Çok naziksin.

Sevgiler.

Temel

Süheyla Kabasakal

18 Ağu 2010

Kısa bir süre önce keşfettim blogunuzu Temel Bey.Genelde aradığım konularla ilgili derinlikli paylaşım sitelerine Türkçe aramalardan ulaşamadığımı farketmiştim ve anlamlı,avucunuzda birşey bırakacak net bilgileri işlememiz tecrübelerimizi paylaşmamız gerekir diye düşünürken, sizle karşılaşmaktan inanın çpk memnun oldum. Farkettimki kendini tekrarlamayan makale formatında ama akıcı yazılarınız düşündüğümün aksini gösterir nitelikte.

Ellerinize sağlık.

Cenk Tekin

18 Ağu 2010

Temel Bey;

Gerçekten yazdıklarınız ile yeni ufuklar açıyorsunuz. Çok sıkı bir takipçiniz olduğumu söylemeden geçemeyeceğim.

Bu yazının temel konusu olan bir firmanın rolünün film senaryosu şeklinde belirlenmesi gerçekten çok ilginç bir yaklaşım. Bir firmadaki değişik departmanlardan kişiler ile uygulandığı zaman hatta birkaç farklı senaryo ortaya çıkarılıp, eğlenceli hale de getirilebiceğini düşünüyorum.

Ancak senaryo çıkarıldıktan sonra önemli olan senaryoyu yazanlar ile senaryo içerisinde bulunan oyuncular, set ekibi, görsel efekt ekibi, kameraman, dublor vs. gibi kişilerin uyumu. Bütün görevlilerin senaryo üzerindeki rollerini çok iyi benimsemeleri, text’lerini, sorumluluklarını çalışmaları, nerede ne yapacaklarını bilmeleri gerekiyor ki bu güzel uygulama sadece kağıt üzerinde eğlenceli bir uğraştan öteye geçmeyen hale gelmesin.

Size çalışmalarınızda başarılar biliyorum.

Alper Berber

20 Ağu 2010

Temel Bey;

Senaryo ile iş ve süreç geliştirme gerçekten çok farklı bir yaklaşım. Şirketlerde karar verici pozisyondaki kişileri bir araya getirerek bu tarzda eğlenceli ama metoda dayalı bir çok çalışma yapmak mümkün.

Ama ülkemizde iş yaşantısına bakış açısının çok farklı olduğunu düşünüyorum. İnsanların çoğunluğu işten keyif almıyorlar ve alabileceklerini de düşünmüyorlar. Böyle olduğu için de bir araya toplanmak bile sıkıntı olurken, kişileri bu tarz çalışmalara ikna etmek çok da kolay değil.

Yine de ümitsizliğe kapılmadan sıkı çalışmak gibi bir seçeneğimiz var ve bunu kullanmak her şeye rağmen en iyi alternatif gibi gözüküyor. Ellerinize sağlık, teşekkürler.

AYHAN ERKOVAN

22 Ağu 2010

Sizi keşfettim diyebilirim. Vikipediyi örnek verdiğiniz yazınız ve Şirketlerde hiyerarşi olmadan fikirlerin paylaşılması ile sağlanacak zihin fırtınasının sağlayacağı motivasyondan bahsediyordunuz....
Harika bir yazıydı
İletişim içinde olmak dileğiyle tebrikler. Ayhan ERKOVAN

berna erbilek

24 Ağu 2010

Temel Bey,

Bu yazınız beni de gerçekten çok etkiledi, insanı çarpan ve farklı düşünmeye sevkeden bir film çoğu zaman uzun süre zihinleride meşgul ediyor, burada bazen hikayenin kendisi, bazen hikayenin görselliği, bazende kurgudaki zeka bizi çarpıyor....işte aynı şekilde müşterinin zihinini meşgul edecek bir senaryo bulmak, bulmak yetmez  bunu kurgulamak...sanırım pazarlamanın yaratıcı boyutu artık böyle olmak zorunda.
Ufuk açan yazılarınız için teşekkürler....

YORUM EKLE








Loading



KATEGORİLER

 

ARŞİV

ETİKETLER

LİNKLER

Google Analytics Alternative