10 Ağustos 2010

Stratejik Planlama Daha Yaratıcı Olabilir Mi? 

Stratejik planlamacılar nasıl çalışırlar? Tasarımcılardan farkları nelerdir?

Birçoğumuz için tasarım yapmak sağ beyin odaklı ve renkli bir iş iken stratejik planlama, daha matematiksel ve sol beyin odaklı bir iştir.

Aslında bu algı yanlış da değildir. Stratejik planlama geleneksel anlamda birçok hesap-kitap, ölçüm içeren, neredeyse yaratıcılığı dışlayan, “mutlak doğrular ve kesinlik” peşinde olan bir uzmanlık alanıdır. Stratejik planlamacılar, “Şu anda neredeyiz?”, “Nereye gitmek istiyoruz?” , “Oraya nasıl gidebiliriz?” sorularını cevaplamak için yığınlarca rakam, dosya ve grafikle boğuşurlar.

Peki, tasarımcılar nasıl çalışırlar?

Birçok kişi için tasarım süreci oldukça renkli, yaratıcı, sanatsal, özgür bir süreçtir. Bu sebeple tasarımcılar, stratejik planlamacılar gibi gri takım elbiseler ve döpiyesler değil, daha rahat hatta “marjinal” kıyafetler giyerler. Odaları lüks ve soğuk değil, belki hafif tozlu ve dağınıktır.

Gerçekten de bir tasarımcının çalışma biçimi, stratejik planlamacının çalışma biçiminden çok farklıdır.

Stratejik planlamacılar, tanımlı bir pazar ortamında, mevcut rakipler karşısında nasıl bir konum alacaklarıyla meşgullerken; tasarımcılar sınırsız bir düş ve yaratıcılık dünyasında,  gözlerini kutup yıldızına dikerler.

Bu anlamda stratejik planlamacılar daha savaşçı, rekabetçi ve sonuç odaklı iken; tasarımcılar, belki biraz dağınık ama, empati kurma ve gelişmeye açık bir tavır içinde çalışırlar.

Stratejik planlamacı için “oyun alanı“ pazarın içi iken, bir tasarımcı için “hayatın” kendisidir. Tasarımcılar hayatın içinde, gerçek insanların sorunlarına, daha estetik, daha ergonomik, daha konforlu çözümler bulmak için çalışırlar. Tasarımcının asıl işi daha anlamlı bir tüketici deneyiminin nasıl yaratılabileceğini keşfetmektir.

Stratejik planlamacılar temelde rakamlarla uğraşırken tasarımcılar, kendilerine ilham verecek görsel malzemeler, yaratıcı materyaller, dokular, kokular, sesler gibi deneyimleri canlandıracak malzemeler ve imgelerle çalışırlar.

Bugün rekabetin bizi getirdiği noktada stratejilerimizi artık yeni yöntemlerle geliştirmek zorundayız. Strateji geliştirme sürecimizi yeniden ele alıp, hayatın içinde, daha katılımcı ve müşteri odaklı bir hale getirmeliyiz.

IDEO’nun kurucusu Tim BrownBir tasarımcı gibi düşünmek, ürünlerin, hizmetlerin hatta stratejilerin nasıl olacağını tamamen değiştirebilir.” der. Şüphesiz stratejik planlamacıların, tasarımcılardan öğrenecekleri çok şey var. Stratejik planlama sürecine de bir tasarımcı gibi yaklaşmak markaların kaderini değiştirebilir. (Tasarıma sadece zenginler mi para verir?)

Bu sebeple bugün, bazı önemli işletme fakülteleri, programlarını yeniden yapılandırarak birer tasarım okuluna dönüştüler.  IDEO ile ortak bir girişim olarak kurulan Stanford Üniversitesi’nin “D-School”  “tasarım enstitüsü” sadece öğrencilere değil, iş dünyasının önde gelen yöneticilerine de strateji geliştirme sürecine yeni bir gözle bakmanın yollarını öğretiyor. (Stanford D-School’un web sitesine bakmak bile yaklaşımlarının klasik bir MBA’den nasıl da farklı olduğunu gösteriyor)

Stanford Tasarım Enstitüsü profesörlerinden Margaret A. NealeDaha rekabetçi olmak için daha yaratıcı olmak zorundasınız.” diyor.

Sadece Stanford değil Wharton’dan, Insead’a kadar birçok üniversite bugün MBA programlarını, tasarım enstitüleriyle ortaklık yaparak yeniden şekillendiriyor.

Tasarımcılar kavramları, somut çözümlere dönüştürürler. Bir ürün ya da hizmetin deneyime dönüşebilmesi için işlevi kadar estetiği, ergonomisi ve anlamı olmalıdır. Bu sebeple tasarımcılar farklı disiplinlerin iç görü ve öğretilerini bir araya getirirler.

Terence Conrantasarımcıların aslında gerçek birer girişimci” olduklarını söyler. Tasarımcıların sağ beyinleri kadar sol beyinleri de gelişmiş olmalıdır ki yaratıcı fikirleri gerçek hayatta iş görebilsin.

Peki, sizce, başarılı bir strateji geliştirme süreci nasıl olmalıdır? Diğer bir deyişle stratejik planlamacılar, tasarımcılardan nasıl ilham alabilir?

Strateji geliştirme işinin daha esnek, daha özgür, daha yaratıcı ve daha dinamik bir süreç haline gelmesini önemli buluyorum.

Elbette Deming’in, Tom Peters, Micheal Porter, Prahalad ya da Drucker gibi üstatların stratejik planlamayı getirdikleri seviye, açtıkları yollar yadsınamaz. Bu ustalar bize nasıl daha etkin, daha verimli organizasyonlar kurabileceğimiz konusunda çok şey öğretti. (Drucker: Hiç Şirket Yönetmemiş Bir Yönetim Dehası))

Ancak bugün bu düşünme biçiminin ötesine geçecek bir strateji geliştirme anlayışına ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Daha etkin ve verimli olduğumuz kadar daha farklı ve yaratıcı da olmaya ihtiyacımız var. Daha önce denenmemiş, yepyeni yollar açmamız gerekiyor.

Bu sebeple strateji planlama sürecini yeniden kurgularken farklı disiplinlerden beslenmemiz gerektiğine ve özellikle tasarımcılardan ilham almamız gerektiğine inanıyorum.

1. Tasarımcılar, ilk bakışta kulağa “aptalca” gelebilecek sorular sormaya hiç çekinmezler; çünkü statükoları değiştirebilmek ancak bu tür sorular sormakla mümkündür. “Neden?” sorusu kadar “neden olmasın?” sorusunu da sordukları için, birçok kişiye “aptalca” gelecek fikirler, dâhiyane çözümlere dönüşür.

Oysa stratejik planlamacıların böyle sorular sorma alışkanlıkları yoktur. Soru sormanın kendilerini bilgisiz göstereceğinden korkarlar. Kaldı ki kendilerine de “gereğinden fazla” soru sorulmasını tercih etmezler.

Hâlbuki özgürce, ön yargısızca çekinmeden sorular soran bir strateji geliştirme süreci yaratabilsek ne kadar çok şey öğrenirdik kim bilir? Bence, strateji geliştirme sürecini öncelikli olarak sürekli soran, sorgulayan bir hale getirmemiz gerekiyor.

2. Tasarımcılar kendilerine verilen talep formları (brief) ya da araştırma raporlarıyla yetinmezler. Bir tasarımcı ona anlatılandan hareketle değil, bizzat kendisi deneyerek durumlara ve sorunlara hâkim hale gelir. Engelliler için tekerlekli sandalye ya da çocuklu ev kadınlarının rahat kullanabileceği süpermarket aracı tasarlayan tasarımcı hayatın içine girerek yerinde gözlem yapar.

Stratejik planlamacılar ise genelde kendilerine verilen araştırma raporlarına dayanan stratejiler geliştirmeyi uygun bulurlar. Hâlbuki başkalarının tarifi, raporlar ve tahminleri ile strateji belirlendiği takdirde, bu stratejilerin hayattan kopuk olması engellenemez.

Stratejilerin kapalı kapılar arkasında değil,hayatın içinde geliştirilmesi gerekir. Stratejik planlamacıların, marka dünyasını bire-bir yaşayan gerçek kullanıcılar olması gerekir. Böyle davranan bir stratejik planlamacı, bir markanın kaderini değiştirebilecek güçte olacaktır.

3. Tasarımcılar çok farklı disiplinlerden beslenirler ve farklı kanallardan gelen iç görüleri, bilgileri sentezlemeyi çok iyi başarırlar. Dışarıdan bakan bir insana tuhaf gelecek şekilde bir müzikten, egzotik bir seyahatten, mitoloji, felsefe ya da halk öğretilerinden, nanoteknoloji, kuantum fiziği gibi son teknolojilerden ilham alırlar. Bu sebeple, örneğin banyo ya da sadece basit bir musluk tasarlama süreci; suyun mitolojisini, Osmanlı hamam kültürü ya da Roma hamam mimarisine kadar çok çeşitli alanı öğrenmeyi de içerir.

Stratejik planlamacıların aynen tasarımcılar gibi farklı alanlardan beslenmeleri gerekir. Örneğin bir dolma kalem markası için strateji geliştiren bir kişinin edebiyattan ve kaligrafi hatta hat sanatından da anlaması gerekir.

4. Tasarımcılar görsellik odaklı çalışırlar. Her şeyin basitçe de olsa resmini çizmeye çok meraklıdırlar. Hemen her aşamada kafalarındakini resimleyerek ya da farklı malzemeleri bir araya getirerek prototip yaratırlar. Kolajlarla, videolarla, fotoğraflar ve kavramsal panolarla düşünürler.

Stratejik planlama sürecini sayısallıktan kurtarmalıyız. Aynı zamanda sadece sözel değil, görsel zenginliğini de artırmanın yollarını bulmalıyız.

Görsel olarak ortay çıkarılan fikirler katılımı artırır. Daha çok kişinin bu görsel fikri geliştirme olasılığı artar. Bu sebeple strateji geliştirme sürecini ne kadar çok görsel hale getirebilirsek o kadar etkin çözümler üretebiliriz.

5. Bir tasarım asla bitmez. En mükemmel tasarımın bile bir sonu yoktur. Tasarım sürekli devam eden, kendini yenileyen, geliştiren bir süreçtir.  Bizim daha yeni satın aldığımız tasarım odaklı ürünlerin bir sonraki versiyonları üzerinde tasarımcılar, çalışmaya başlamışlardır bile. Tasarım dinamik bir yaratıcılık sürecidir.

Strateji geliştirme sürecini de böyle ele aldığımızda yol boyunca stratejileri yeniden gözden geçirme şansımız artacaktır.

Strateji geliştirme süreci üzerinde bir an evvel hepimizin yeniden düşünmesi gerektiğine inanıyorum. Verimlilik, etkinlik ve değer üretmeyi de yeniden tarif etmemiz gerekiyor.

Bugünün rekabet ortamı bunu zorunlu kılıyor.

Bu konuyla ilgili aşağıdaki kitapları öneririm:

Hartmut Esslinger , A Fine Line: How Design Strategies Are Shaping the Future of Business, Jossey-Bass 2009
Jason Fried, Rework, Crown Business, 2010
Marty Neumeier, The Designful Company: How to build a culture, New Riders, 2009
Roger L. Martin, The Design of Business: Why Design Thinking is the Next Competitive Advantage, Harvard Business School, 2009
Roberto Verganti, Design Driven Innovation: Changing the Rules , Harvard Business Press, 2009
Tim Brown, Change By Design: How Design Thinking Transforms Organizations and Inspires Innovation, Harper Coliins 2009
Thomas Lockwood, Design Thinking: Integrating Innovation, Customer Experience, and Brand Value , Allworth Press, 2009
Warren Berger , GLIMMER: How design can transform, business, your life, and maybe even the world ,Random House 2009

Bu yazıyla ilgili olarak aşağıdaki makaleleri ve linkleri öneririm :

1. Art Kleiner, The Thought Leader Interview: Tim Brown, Strategy & Business, 27.08.2009
http://www.strategy-business.com/article/09309

2. Bloomberg Businessweek, Harry West, Cross Disipline design imperative, 4.10.2007
http://www.businessweek.com/innovate/content/oct2007/id2007104_562559.htm?chan=
innovation_special+report+–+d-schools_special+report+–+d-schools

3. Bloomberg Businessweek, Helen Walters, Inside the design thinking process, 14.12.2009
http://www.businessweek.com/innovate/content/dec2009/id20091214_823878.htm

4. Bloomberg Businessweek, Tomorrow’s B-School? It Might Be A D-School, 01.08.2005
http://www.businessweek.com/magazine/content/05_31/b3945418.htm

5. Ginny Dougary, Better by design: How I can improve your life, The Times, 25.05.2005
http://www.ginnydougary.co.uk/2005/05/25/better-by-design-how-i-can-improve-your-life/

6. IDEO Design thinking process
http://www.ideo.com/news/item/article/change-by-design/?changebydesign

7. Micheal Porter Publications
http://www.isc.hbs.edu/

8. Stanford D School
http://dschool.stanford.edu/

9. Peter Drucker – official web page
http://www.druckerinstitute.com/

10. Sir Terence Conran, No designs on taking things easy, Telegraph, 14.04.2008
http://www.telegraph.co.uk/finance/newsbysector/retailandconsumer/2788086/
Sir-Terence-Conran-No-designs-on-taking-things-easy.html

11. Terence Conran Studio
http://www.conran.com/

12. Tim Brown at TED
http://www.ted.com/talks/lang/eng/tim_brown_urges_designers_to_think_big.html

13. Tom Peters – official web page
http://www.tompeters.com/

14. Warren Berger, The Four Phases of Design Thinking What ingrained habits are linked to a designer’s ability to turn original ideas into innovations?, HBR, 2010
http://www.businessweek.com/managing/content/jul2010/ca20100730_317729.htm

15. William Edwards Deming – official web page
http://deming.org/

 

 

 

© Copyright 2008-2012 Temel Aksoy - Bu sitede yayınlanan tüm içerik hakları Temel Aksoy'a aittir. Alıntı yapıldığı takdirde lütfen "Kaynak: Temel Aksoy - www.temelaksoy.com" ibaresini kullanınız. Blog içerisinde kullanılan fotoğraflar istockphoto’dan temin edilmektedir.
YORUMLAR

Mehmet Aksu

10 Ağu 2010

Temel Bey, ellerinize sağlık. Bir marka stratejisti olarak yazınızı arşivimde saklayacağım.

Türkiye’ de birçok tasarımcının ve sanatçının hayattan yeterince beslenmediklerini düşünüyorum. GSF’ ler kimi nasıl aşağıda göreceğini hesaplayan öğrencilerle dolu. Hayattan oldukça kopuklar ve homojen bir çevre içinde yaşıyorlar. En halkla iç içe olanları fotoğrafçılar ki; sümüklü çocukların fotoğraflarını çekmeyi farklı dallardan beslenmek ve halka karışmak sayıyorlar. Çok özel kişiler lütfen üzerine alınmasınlar.

Türkiyede tasarım anlamında bir çok dikenli alan var. Otobüsler, duraklar, banklar, öğrencilerin sıraları. Bu durum sadece toplu yaşam alanlarında geçerli değil. Bireysel olarak da bir çok eksik kısım gösterebilirim. Ama görmek için bakmak gerekiyor. Bakmak için ise biraz eğilmek ve zihinsel konforu bozmak.

Türkiye’ de stratejik planlamacılardan çok tasarımcıların stratejistlere bakması gerekir. Çünkü "insight" ararken bir ayağımız hep sahada ve sürekli sayfa çeviriyoruz. Acaba tasarımcılar da bunları yapıyorlar mı?

Sevgiler,
Mehmet Aksu

Mehmet Aksu

10 Ağu 2010

Temel Bey, ellerinize sağlık. Bir marka stratejisti olarak yazınızı arşivimde saklayacağım.

Türkiye’ de birçok tasarımcının ve sanatçının hayattan yeterince beslenmediklerini düşünüyorum. GSF’ ler kimi nasıl aşağıda göreceğini hesaplayan öğrencilerle dolu. Hayattan oldukça kopuklar ve homojen bir çevre içinde yaşıyorlar. En halkla iç içe olanları fotoğrafçılar ki; sümüklü çocukların fotoğraflarını çekmeyi farklı dallardan beslenmek ve halka karışmak sayıyorlar. Çok özel kişiler lütfen üzerine alınmasınlar.

Türkiyede tasarım anlamında bir çok dikenli alan var. Otobüsler, duraklar, banklar, öğrencilerin sıraları. Bu durum sadece toplu yaşam alanlarında geçerli değil. Bireysel olarak da bir çok eksik kısım gösterebilirim. Ama görmek için bakmak gerekiyor. Bakmak için ise biraz eğilmek ve zihinsel konforu bozmak.

Türkiye’ de  tasarımcıların daha çok stratejistlere bakması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü "insight" ararken bir ayağımız hep sahada ve sürekli sayfa çeviriyoruz. Acaba tasarımcılar da bunları yapıyorlar mı?

Sevgiler,
Mehmet Aksu

Bülent Fidan

17 Ağu 2010

Temel Bey yazınız için kendi ve reklam sektörü adına teşekkür etmek isterim. Gayet net. Ancak, Mehmet Bey tasarımcılarla ilgili görüşlerinize çok fazla katılmıyorum. 20 yıla yaklaşan reklamcılık, tasarım ve bunun içinde de son 10 yıldır marka ile uğraşan biri olarak, tasarımcılardan çok onlara işverenlerin eksik olduğunu düşünüyorum. Bir tasarımcı ancak işvereni kadar özgürdür. Bizler, para karşılığı iş yaparız. Ve karşımızdakinin kısıtlarına uymakla yükümlüyüz. Ne kadar sınırları zorlasak da yine de reklamveren, marka sahipleri önümüze pek çok engel koyar ve bunları aşmak için taklalar atarız. Stratejistlerin koyduğu sınırlar da tıpkı reklamverenlerin sınırları gibidir. Unutmamak gerekir ki en beğenilen kampanyaların içinde strateji vardır. Ama tamamen reklamverenlerin ve startejistlerin dediğini yapmaya başlarsak kimsenin seyretmeyeceği ve sıkıntı veren tasarımlar üretiriz.

Burada kaçırılan bir nokta var. Tasarımcıların dünyadan kopuk fildişi kulelerinde yaşadıkları düşünülür. "Insight" için bazen insanın sadece kendisini dinlemesi bile yeterli olabilir. Çünkü, tasarımcılar da birer insandır. Tasarımcılar da birer tüketicidir. Tasarımcılar da düşünürler, tüketirler, gezerler, yerler, içerler, arabaya binerler, araştırırlar, dedikodu yaparlar, tuvalete giderler. Bunların hepsini stratejistler de yapar değil mi? Aradaki fark bakış açısıdır.

Bakış açısının neye göre doğru ve yanlış olduğuna kim karar verebilir? Araştırmacıların araştırma senaryolarını hazırlarken de birer araştırma mı yapmaları gerekiyor? Hayır. Onlar da kendi "insani" deneyimlerinden yola çıkıyorlar çoğu zaman.

Bu nedenle Türkiye’de tasarımcıları değil, tasarımcılara işverenleri irdelemekte yarar var.


Sevgiler.

Bülent Fidan

The Brand Age
Yayın Yönetmeni

Safari "Marka İletişimi Ajansı"
Yaratıcı Grup Başkanı

Tülay ÇELLEK

17 Ağu 2010

Merhaba,
Değerli Temel Bey harikasınız. Yürekten teşekkürler... Sitenizi ve bazı önermelerinizi-kitap ve site- duyuru listeme ekledim. Bülent Fidan Beye de teşekkürler, beni size ulaştırdığı için...
Saygılar...

Hakan Senbir

17 Ağu 2010

Temel Bey ellerinize sağlık.

Ancak yazıda iyi tasarımcılar kötü stratejistlerle karşılaştırılmış. Yazınızı kötü tasarımcı - iyi stratejist karşılaştırmasıyla aynada görmek mümkün.

İyi tasarımcı ve iyi stratejist zaten aynı kişidir.

Saygılarımla,

Hakan Senbir

Bülent Fidan

18 Ağu 2010

Sevgili Temel, harika biz yazı olmuş gerçekten. Hakan Senbir de bence tamamlayıcı noktayı koymuş. Herkesin beynine sağlık.

Bülent Fidan

Mehmet Aksu

23 Ağu 2010

Temel Bey,

Sektörün başarılı isimlerini tek başlık altında toplayan yazınız için tekrar teşekkür ederim.

Gerek Bülent Bey gerekse Hakan Bey sektörün önde gelen, yaş ve tecrübelerine saygı duyduğum isimleridir. Söz yerindeyse, sektörün abilerindendirler. Bu nedenle yorumlarını her zaman iki defa okurum.

Zaman zaman kimi tasarımcıların stratejistleri "alan daraltan" bir fonksiyon olarak gördüklerine şahit oluyorum. Selim Tuncer Beyin dediği gibi "uçmayı bilmek kadar konmayı bilmek de önemlidir"

Pazarlama ile demokrasi arasında birçok benzerlik bulunuyor. Oyları harcanabilir gelir, ürünleri partiler-liderler olarak düşünebiliriz. Topluma ayna tutmayı beceremediğimiz zaman, muhtarlıktan öte bir etki alanı yaratamayız. Muhtarlıktan öte bir etki için, uçtuktan sonra konulacak alanı belirleme işini stratejistlerin yapmasını doğru buluyorum.

Şüphesiz ki, iyi bir strateji tasarımsız nasıl cılızsa, iyi bir tasarım da strateji olmadan zayıftır. Malumatfuruşluk taslamak istemem. Sizlerin de bildiği gibi ideal olan herkesin uzmanlık alanına saygı duyulmasıdır. Ayrıca, işvereni ikna etmede iyi stratejinin önemli bir ayak olduğunu düşünüyorum. Milyon dolarları neye harcadığını bilememek, kimi olsa korkutur.  

Türkiye’ de tiyatronun gelişiminde Yılmaz Erdoğan nasıl kitlelere hitap etmeyi başararak, "Bir Demet Tiyatro", "Çok Güzel Hareketler Bunlar" gibi yapımlara imza atıp, tiyatroyu demokratik hale getirdiyse, halk dilinden anlayan tasarımcıların da yetişmesi gerektiğini düşünüyorum. Yoksa bir çok tasarımcı gibi "yahu biz iyiyiz de memleketin adamında iş yok" demek çözüm olmuyor.

Bülent Bey’ in son noktasında olduğu gibi, herkesin ağzına sağlık. Çok doyurucu bir tartışma oldu.

Sevgi ve saygılarımla,
Mehmet Aksu

Beyhan Nart

20 Eki 2010

Merhaba Temel Bey
Yazdığınız bu konu tamda suan derste işlediğimiz konu şimdi sizden öğrendiklerimi arkadaşlarımla paylasicam ve yazdıklarınıza kesinlikle katılıyorum ...
Sevgilerle..

YORUM EKLE








Loading



KATEGORİLER

 

ARŞİV

ETİKETLER

LİNKLER

Google Analytics Alternative