24 Şubat 2009

Yeni Nesil Şirketler Nasıl Olacak? 

Adına işletme dediğimiz organizasyon insanlık tarihinde çok yeni bir olgudur. İnsanlık, bu organizasyonla bundan yaklaşık yüz küsur yıl önce tanıştı. Bizim bugün anladığımız anlamdaki işletmeler 1800’lerin sonlarında filizlenmeye başladı ve gelişerek bugüne geldi.

İşletmenin temel amacı, endüstrileşmeyle birlikte, çok nitelikli olmayan işçileri bir araya getirip bunlara tekrar eden işleri etkin bir şekilde yaptırmak ve bunları koordine ederek nitelikli ürünler üretmektir. Bu yapı doğal olarak; bürokratik bir organizasyonu, hiyerarşiyi, iş hedeflerini, iş tariflerini ve iş süreçlerini ortaya çıkarmıştır.

Bugün büyük kurumlarda kullanılan yıllık bütçeleme, yatırımın geri dönüşü, proje yönetimi, marka yönetimi gibi yönetim araçları ise son otuz -kırk yılın icatlarıdır.

Ama bugün baktığımızda sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde değil bütün dünyada işletmeler sıkıntı içinde. Bugün çoğu kurum karsızlığı -çaresiz- kabullenmiş durumda, çalışanlar isteksiz ve gönülsüz, inovasyonların hayata geçmesi mümkün olmuyor, sistemin çarkları zorlukla dönüyor.

Birçoğumuz sevmediğimiz işleri yapıyoruz, çalıştığımız şirketlerde imkansız hedeflerin peşinden koşmak gibi bir zorlama içindeyiz.

Adına işletme dediğimiz organizasyonlar artık iyi işlemez durumda. Bunu herkes görüyor ama çoğunluk bunun geçici bir durgunluk olduğunu ve yakın gelecekte eski güzel günlerin yeniden geleceğini düşünüyor.

Bana göre, küresel kriz olarak yaşadığımız bu sıkıntı aynı zamanda kapitalist sistemin çözülmesi sıkıntısıdır. Her çözülmede olduğu gibi sistem ancak kendini yenilerse varlığını sürdürebilecektir. Her evrimde olduğu gibi bazı girişimciler değişen dünyayı çoğunluktan daha erken anlayacak ve yeni dönemin en zeki, en parlak, en gözde insanları olacaklardır.

Yaşadığımız sıkıntılara çözüm bulabilmek için önce bugünkü işletme anlayışımızın artık işlemez olduğunu kabul etmemiz lazım.

Artık bu organizasyonların mevcut yapılarıyla yönetilmeleri, verimli olmaları, kar üretmeleri her geçen gün daha zorlaşmaktadır. Yaşadığımız küresel ekonomik krizden çıkış işletme anlayışında yapılacak “devrimle” mümkün olacaktır.

Karşılaştığımız sorun: Hızlı değişim ortamında bu bürokratik ve hiyerarşik yapının kendini yenileyen ve uyum gösteren bir organizasyona nasıl dönüşeceği sorunudur.

Geçtiğimiz aylarda Gary Hamel liderliğinde otuz beş ünlü yönetim gurusu toplanarak isletme anlayışında nelerin değişmesi gerektiği konusunda bir beyin fırtınası yaptılar. Üzerinde fikir birliğine vardıkları konuları Harvard Business Review Şubat 2009 sayısında yayınladılar.  Bu makaleden esinlenerek kendi yorumlarımla birlikte şirket yönetiminin gelecekte nasıl olacağı-olması gerektiğiyle ilgili görüşlerimi paylaşmak istiyorum.

1. Şirket yönetimin görevi sadece işletmenin çıkarını sağlamak değil daha büyük bir toplumsal hedefi gerçekleştirmek olmalıdır. Yeni dönemde her işletmenin toplum çıkarını da kendi iş hedefleri içine alması ve bütün işleyişi bu anlayış üzerine kurgulaması gerekir. (Bu benim daha önceki yazılarımda sözünü ettiğim “Aydınlanmış Kişisel Çıkar” kavramıyla örtüşen bir fikirdir.(Başka Bir Dünya Mümkün)

2.Yönetim anlayışı mekanik ve insanlıktan uzak olmak zorunda değil. Başka alanlardan öğreneceklerimiz var. Daha iyi bir yönetim anlayışına sahip olmamız için Psikoloji, Biyoloji, Siyaset Bilimi ve Teolojiden (Din Bilimi) yararlanmalıyız.

3. İşletmelerdeki hiyerarşi anlayışı hastalıklı (patolojik) yapılar doğurmuştur. Şirketlerin bu özürden hemen arınmaları gerekir.

4. Şirketlerde korku kültürü yerine güven kültürü oluşturulmalıdır. Kontrol yöntemleri gözden geçirilmeli ve yeniden yazılmalıdır. Yeni dönemde çalışanlara daha fazla özgürlük ve bağımsızlık verilmeli ama aynı zamanda daha çok hesap verme sorumluluğu yüklenmelidir.

5. Kahraman ve Otokratik liderler bu zamanın ruhuna uymayan liderlerdir. Liderin sosyal sistemleri kuran bir mimar olması, inovasyonu ve işbirliğini yüreklendiren bir işlevi üstlenmesi gerekiyor.

6. Organizasyonlarda çeşitliliği artırmak gerekiyor. Farklı görüşler ve aykırı düşüncelere yaşama hakkı tanıyan bir kurum kültürü yaratmak gerekiyor.

7. İşletmenin stratejisinin oluşturulmasında biyolojiden ve güçlü olanın hayatta kalması ilkesinden yararlanmak gerekiyor. Birden fazla stratejinin aynı anda hayata geçmesi ve sürekli denemeler yaparak ayakta kalan başarılı stratejinin uygulanması gerekiyor. Bunun için hızlı karar veren, esnek bir yönetim anlayışı gerekiyor.

8. Şirketlerde devasa departmanlar (silolar) yerine küçük, esnek, hızlı uyum gösterebilecek ve gerektiğinde birbirine eklemlenecek yapılar kurmak gerekiyor.

9. Yönetimler doğaları gereği, geçmişin başarılı uygulamalarını bugün de devam ettirme eğilimindedir. Bu çoğu zaman işletme üzerine işlerliği kalmamış uygulamaları tekrar etmek gibi bir yük getirir. Geçmişin baskısından ve alışkanlıklardan kurtulmak gerekir. Neredeyse bütün işletmelerde statükonun baskısı yenilikleri engellemektedir. Oysa işletmenin inovasyon yapması muhtemelen tepe yönetimden değil ön saflarda çalışan en alt kademeden kaynaklanacak bir girişimdir. Şirketin bu sesleri duyacak ve uygulamaya koyacak bir yönetim anlayışına sahip olması gerekir. Bu da şirket içindeki güç merkezlerini yeni bir anlayışa göre düzenlemeyi gerektirir.

Gücü şirket çalışanlarına dağıtabilen şirketler değişime daha kolay uyum sağlayacak şirketler olacaklardır.

10. Hedef belirlemede yönetim her zaman sorumluluk üstlenmelidir ama işletmenin tamamı hedef belirlemeye katkı vermelidir. En yararlı içgörü en ön saflarda çalışanlardan elde edilir. Yönetim bunlardan yararlanmalıdır.

11. İşletme içindeki birimlerin tekil başarıları birçok durumda toplamın başarısını garantilemez. Bugün birçok şirket hala departmanların tekil başarılarına prim vermektedir. Oysa şirket toplamda başarılı değilse herhangi bir birimin başarılı olmasının anlamı yoktur. Dolaysıyla şirket içinde her bölümün ve herkesin ortak bir kaderi paylaşması, ölçümlerin ve ödüllendirmelerin toplam başarı üzerinden yapılması gerekir.

Ayrıca bir çok inovasyon örneğinde olduğu gibi şirketi orta – uzun vadede başarıya taşıyacak yenilikler kısa dönemde sonuç vermezler, bu nedenle yaratıcı çalışmaları ödüllendirecek sistemler kurmak gerekir.

12. İşletme içinde “Bilgi Demokrasisi” kurmak gereklidir. Bilgiye herkesin ulaşacağı şeffaf bir yönetim anlayışına geçilmelidir. İnovasyon, şirketin en ön saflarından başlatılan bir süreç olduğuna göre, bu çalışanların bütün bilgilere ulaşabilmeleri ve her birinin karar alabilecek yetkiye sahip olması gerekir.

Hızlı değişim dönemlerinde çalışanların bilgiye süratle ulaşması, bağımsız karar almaları bir şirketin değişikliklere uyum göstermesinin ön koşuludur.

13. Şirket içinde fikirlerin birbirleriyle yarışacağı bir ortam yaratmak tepe yönetimin en önemli görevidir. Şirketin yirmi dört saat açık kalacak bir fikir borsasına ihtiyacı vardır. Her şirketin sahip olduğu “intranet” ortamı bu borsanın en iyi işleyeceği yerdir.

Yönetimin yapması gereken bu borsanın şirket siyasetinden arınmış bir şeklide işlemesini ve bilgi demokrasisi içinde derinleşmesini sağlamaktır.

14. İlerleme ve inovasyon birbirine zıt seçeneklerden (trade-off) bir tanesi seçmekle değil, birbirlerine zıt gibi görünen hedefleri aynı zamanda gerçekleştirebilecek sistemler kurmakla gerçekleşiyor. Şirketlerin; hem kısa dönem hem uzun dönem hedeflerini gerçekleştirecekleri hem şirket çıkarını hem toplum çıkarını gözetecekleri çözümler üretmeleri gerekiyor.

Gelecek dönemin başarılı şirketleri, bu zıt gibi görünen seçenekleri (trade-off) optimize eden şirketler olacak.

15. Şirket içinde çalışanların ortak bir amaca tutkuyla bağlı olarak işbirliği içinde çalışmaları, tartışmasız, şirketin en önemli varlığıdır. Yönetimin amacı bu birlik ruhunu oluşturmaktır. Daha önceki yazılarımda da sık sık sözünü ettiğim gibi çalışanlar yaptıkları işte anlam bulmak isterler, sadece para kazanmak değil bundan daha üstün bir amaca hizmet etmek ve şirketin kaderine yön vermek isterler. Bu anlayışın yeşereceği bir organizasyon yaratmak tepe yönetimin öncelikli görevidir.

16. Şirketlerin kullandığı terimlerin çoğu günlük dilde kullanmadığımız garip sözcükleridir. İster İngilizce ister Türkçe olsun bunların hiç biri anlaşılır değildir. İnsanları yaptıkları işten soğutan böyle bir dil kullanarak çalışanlarla iletişim kurmak mümkün değildir. Şirketlerin, bir an evvel kullandıkları dili insanileştirmeleri gerekir. Bizler ruhumuza hitap eden;  “adalet”, “sevgi”, “gerçek”, “onur”, “güzellik” gibi sözcüklerden anlarız. “Yatırımın iç verimlilik oranı” gibi bir amaç hangimizi harekete geçirebilir ki?

Peki bu organizasyonları kurmak bir ütopya mı? Elbette değil, aksine kaçınılmaz. Ekonomik krizlerin iyi tarafı bu değişimi zorla hayata sokmalarıdır. İstesek de istemesek de bu değişim yaşanacak. Kişisel hayatlarımızda bir çoğumuz bu değişimin sıkıntısını yaşayacağız. Canımız yanacak ama sonunda sistem kendini yenileyecek. Mevcut iş yapma biçimlerimiz, üretim ve tüketim ilişkilerimiz değişecek.

Önce  değişen dünyayı kavrayan ve bu zamanın ruhunu anlayan birkaç girişimci çıkacak ve yeni şirket anlayışını hayata geçirip başarılı olacak. Sonra her zaman olduğu gibi yeni nesil şirketin başarı örneği daha geniş kesimler için model olacak.

 

NOT:

Daha önceki yazılarımı okumuş olanlar, bu yazıdaki görüşlere yabancılık çekmemişlerdir. Bu konulara daha önce, pek çok fırsatta yer vermiştim ancak Gary Hamel liderliğinde yapılan bu toplantıyı çok önemli buluyorum. Bu nedenle bu yazımda Gary Hamel ve aşağıda isimlerini sıraladığım yönetim gurularının hemfikir oldukları “geleceğin yönetim anlayışını” sizlerle derli toplu bir şekilde paylaşmak istedim.

Yönetim Guruları Referansları

Gary Hammel ile işletmenin geleceğini tartışan yönetim guruları ve referansları :

1. Eric Abrahamson, Columbia Business School :
www.ericabrahamson.com

2. Chris Argyris, Harvard University :
www.infed.org/thinkers/argyris.htm

3. Joanna Barsh, McKinsey & Company :
resources.bnet.com/topic/joanna+barsh.html

4. Julian Birkinshaw, London Business School :
resources.bnet.com/topic/julian+birkinshaw.html

5. Tim Brown, IDEO :
www.ideo.com

6. Lowell Bryan, McKinsey & Company :
www.mckinsey.com/ideas/books/Mobilizing/authors.asp

7. Bhaskar Chakravorti, Harvard Business School :
drfd.hbs.edu/fit/public/facultyInfo.do?facInfo=ovr&facEmId=bchakravorti@hbs.edu

8. Yves Doz, Insead :
www.insead.edu/facultyresearch/faculty/profiles/ydoz/

9. Alex Ehrlich, UBS :
business.timesonline.co.uk/tol/business/article1061429.ece

10. Gary Hamel, The Management Lab :
www.garyhamel.com

11. Linda Hill, Harvard Business School :
hbswk.hbs.edu/faculty/lhill.html

12. Jeffrey Hollender, Seventh Generation :
www.seventhgeneration.com/learn/inspiredprotagonist

13. Kevin Kelly, Wired :
www.kk.org

14. Terri Kelly, W.L. Gore & Associates :
www.fastcompany.com/magazine/98/wikn.html

15. Ed Lawler, USC’s Marshall School of Business :
www.edwardlawler.com

16. John Mackey, Whole Foods Market :
www2.wholefoodsmarket.com/blogs/jmackey

17. Tom Malone, MIT’s Sloan School of Management :
cci.mit.edu/malone

18. Marissa Mayer, Google :
http://www.google.com/corporate/execs.html#marissa

19. Andrew McAfee, Harvard Business School :
andrewmcafee.org/blog

20. Lenny Mendonca, McKinsey & Company :
www.mckinsey.com/mgi/perspective/biography/lenny.asp

21. Henry Mintzberg, McGill University :
www.henrymintzberg.com

22. Vineet Nayar, HCL Technologies :
vineet.hclblogs.com

23. Jeffrey Pfeffer, Stanford University :
faculty-gsb.stanford.edu/pfeffer

24. C.K. Prahalad, University of Michigan’s Ross School of Business :
www.bus.umich.edu/FacultyBios/FacultyBio.asp?id=000161713

25. J. Leighton Read, Alloy Ventures and Seriosity, Incorporated :
www.alloyventures.com/index.php

26. Keith Sawyer, Washington University in St. Louis :
artsci.wustl.edu/~ksawyer

27. Peter Senge, Society for Organizational Learning and MIT :
en.wikipedia.org/wiki/Peter_Senge

28. Rajendra Sisodia, Bentley University :
www.bentley.edu/events/markreform/bios.html#sisodia

29. Tom Stewart, Booz & Company :
www.booz.com/global/home/press/article/42231854

30. James Surowiecki, author of The Wisdom of Crowds :
wamu.org/programs/dr/04/07/07.php

31. Hal Varian, University of California, Berkeley :
people.ischool.berkeley.edu/~hal

32. Steven Weber, University of California, Berkeley :
www.polisci.berkeley.edu/Faculty/bio/permanent/Weber,S

33. David Wolfe, Wolfe Resources Group :
agelessmarketing.typepad.com/about.html

34. Shoshana Zuboff, Harvard Business School (retired) :
drfd.hbs.edu/fit/public/facultyInfo.do?facInfo=ovr&facEmId=szuboff@hbs.edu

Kapat

  • The Future of ManagementGary Hamel, Bill Green
  • Inspire! What Great Leaders DoLance Secretan

KONUYLA İLGİLİ MAKALE VE LİNKLER

© Copyright 2008-2012 Temel Aksoy - Bu sitede yayınlanan tüm içerik hakları Temel Aksoy'a aittir. Alıntı yapıldığı takdirde lütfen "Kaynak: Temel Aksoy - www.temelaksoy.com" ibaresini kullanınız. Blog içerisinde kullanılan fotoğraflar istockphoto’dan temin edilmektedir.
YORUMLAR

ERDOĞAN TAŞKIN

24 Şub 2009

Değerli dostum Temel,
Yönetim ve liderlik konusundaki görüşlerine katılıyorum.
Bu konu ile İşletme Fakülte’mizde uygunsan 4 Mart Çarşamba Saat : 13.00-13.50’de Araştırma Yöntemleri dersinde bir konuşma yapabilir misin?
Teşekkür eder.
Selamlarımı iletirim...


Sevgili Erdoğan,

Özel mail’ine cevap yazdım. Teşekkürler.

Sevgiler.

Temel

Serdar Çiloğlu

24 Şub 2009

Sevgili Temel,
oldukça güncel bir konuya değinmişsin. Geleceğin, iş yapma tarzları bakımından, bugünden farklı olacağını herkes söylüyor ancak bu farkların ne olacağını ve nasıl hayata geçireleceği konusunda görüş ve önerilere gerçekten ihtiyaç var. Bu ihtiyacın giderilmesi açısından son derece faydalı bir makale, görüş ve yorumların için teşekkürler. Serdar Çiloğlu

Murat Esenli

24 Şub 2009

Friendfeed’de şu şekilde yazdım "Değişen dünyayı kavramak ve zamanın ruhunu anlamak" isteyen yeni nesil girişimci ve işadamlarının sabah akşam ilaç niyetine içmesi gereken bir makale. Altı üstü 16 madde ama o kadar ağır ve keskin bir ilaç ki. Diğer yazılarınız gibi bu da harika olmuş. Bir gün tanışabilmek dileği ile.

Sercan DUYGAN

28 Şub 2009

Merhaba Temel Bey.

İlginç bir dizi karşılaşmayı ben de yaşamamın ardından yazı ve bilgileriniz bana da ulaştı. Yaptığınız çalışmalarınızı ve akabinde paylaşımlarınızı dikkatlice inceledim, incelemeye de devam ediyorum.
Burdaki bir çok başlığı da aktif olarak kullanıp hayata geçireceğimi hissettmekteyim.
Katkınız için şimdiden teşekkürler.

Bundan yaklaşık 1-2 ay sonra tüm yapıyı oluşturmus şekilde bir noktaya getireceğim bir Inovatif çalışma üzerindeyiz 6 aydır. Umuyorum ondaki etkinizi gözlemleme fırsatı yakalarsınız.

Tesadüfün nedenini sorgulamam, çünkü o an gelir ve birleşir noktalar.


Saglıcakla Kalın.

Sercan DUYGAN
Istinye,Istanbul

Burhan Aşık

30 Nis 2009

Bu konular hakkında pek bilgim olmadığı için yorum yapamıyorum; Yeni ilgilenmeye başladım. Ama bütün yorumlarınızı dahil ederek şunu söyleyebilirim, olayları geniş zaman diliminde incelemeniz (19. bazen 18. yüzyıldan bu yana) çok iyi olmuş. Kaleminize sağlık.
Ayrıca Murat Esenli’nin yorumuna da katılıyorum.

R. Deniz ÖNER

22 Tem 2009

Bunu bütün yöneticilerin özümsemesinin şart olduğu kanaatindeyim...

"Çalışanlar, yaptıkları işte anlam bulmak isterler. Sadece para kazanmak değil bundan daha üstün bir amaca hizmet etmek ve şirketin kaderine yön vermek isterler. Bu anlayışın yeşereceği bir organizasyon yaratmak tepe yönetimin öncelikli görevidir."

R. Deniz ÖNER

23 Tem 2009

Temel Bey;
Bunları bilen ve salık veren biri olarak Synovate’deki somut uygulamalarınızdan da bahseder misiniz?
Teşekkürler...


Deniz,

Zor bir soru sormuşsun ama sormakta yerden göğe kadar haklısın.

Benim kurduğum araştırma şirketi 1998 yılında yabancı ortaklıklar kurmaya başladı. 2005 yılında ise sahipliği tamamen Synovate’e geçti.
Bu süreçte bildiklerimi uygulama şansım olduğu kadar; bilip de uygulayamadıklarım oldu elbet.  

Synovate’in katettiği ve geldiği yere bakarsak kendi etki alanında, bu yazıda anlatmaya çalıştığım zihniyeti hayata geçirdiğini, kendi ekosistemi içinde, toplumsal fayda yarattığını görüyorum. Kendi çıkarıyla toplumsal çıkarı eşit derecede gözettiğine inanıyorum.

Eksikler, yanlışlar elbette olmuştur; ama yaptıklarım bu blogda anlattıklarım paralelinde oldu.

Ancak şunu da vurgulamak istiyorum: Her geçen gün yeni bir şeyler öğreniyorum. Öğrendiklerimi de paylaşıyorum. Doğru olanı yüksek sesle ifade etmeye çalışıyorum. Dün bilmediğim ama bugün öğrendiklerimi de yazıyorum.

Geçmişte yapamadıklarım olduysa, ya bilmediğimdendir ya da bilip de uygulama imkanım olmadığındandır.

Sorduğun soru için teşekkür ederim.

Sevgiler.

Temel

Serkan Emir

6 Eyl 2009

Sevgili Temel Bey,

   Blogunuzu yeni keşfettim sayılır. Şuana kadar yazılarınızın 10 tanesini okudum ve inanın hepsinden müthiş bir keyif aldım ve onlarca not, ders çıkarttım. Bu çok değerli paylaşımarınız için öncelikle teşekkürü bir borç bilirim ve paylaşımlarınızın daimi olmasını dilerim.

   Öte yandan yazınızda değindiğiniz bir hususta bende fikirlerimi (anladığımı teyit etmenize ihtiyaç duymaktayım) sunmak istemekteyim. (Bu yorum kutucuğu da bunun için olmalı)

   Şirket yönetimlerinin nasıl olması gerektiği ile ilgili oluşturduğunuz maddelerden 11.sine takılmış durumdayım. Elde edilen toplam başarı üzerinden ölçümler ve ödüllendirmeler yapılması gerektiğini vurgulayan bir madde. Bu maddenin hemen yanında bulunan resim de, bu vurguyu mükemmel bir şekilde tamamlıyor. Burada bahsedilen, toplam başarı üzerinden performansa göre ödüllendirmedir. Yani şirket belirli bir başarıya ulaştı ise herkes bu başarıda eşit paya sahiptir, dolayısıyla da eşit ödüle layıktır mantığı değil. Doğru mu anladım acaba? Yoksa yanılıyor muyum?

Saygı ve Sevgilerimi sunarım...


Söylemek istediğim, şirket başarısız olmuş ise bir departmanın başarılı olması bir anlam ifade etmez. Başarılı olunan durumlarda ise herkesin "eşit" katkı yaptığını varsaymak da gerekmez. Doğru anlıyorsunuz.

Performansa göre ödüllendirme sistemleri çok tartışılan bir konu haline geldi. Yararı kadar zararı da var. Şirketi bölmeden, ortak bir hedefe doğru birlikte ilerlemenin yollarını bulmalıyız.

Bir şirketin benimsediği değerlerin neler olduğu, bu değerlere herkesin uymasının çok önemli olduğunu bir kere daha vurgulamak istiyorum.

Yorum için teşekkürler.

Sevgiler.

Temel

YORUM EKLE








Loading



KATEGORİLER

 

ARŞİV

ETİKETLER

LİNKLER

Google Analytics Alternative