Videonun Önlenemez Yükselişi

Gutenberg’in 1440 yılında matbaayı icat etmesi iletişimin en radikal devrimiydi. Yazının yaygınlaşması, Kilise’nin egemenliğine son verip özgür düşüncenin doğmasını, bilimin görülmemiş bir hızda gelişmesini ve bilginin geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. Matbaanın icadından sonra rönesans ve reform hareketleri geldi. Avrupa ve dünya değişti.

Dört yüz yıl sonra fotoğrafın keşfiyle birlikte iletişimde görsel dönem başladı. Görsel anlatım edebi anlatımla yarışmaya başladı.

Bugün ise iletişimin büyük bölümü televizyon ve videoyla yapılıyor. Artık daha az yazı okuyor daha fazla görüntü izliyoruz. İş sunumlarından üniversite derslerine kadar her yerde video kullanıyoruz.

Artık hepimizin bir Youtube kültürü var. Beğendiğimiz sanatçıların şarkılarından tutun da yeni aldığımız fotoğraf makinasının kullanma kılavuzuna kadar her şeyi bulabildiğimiz bir yer Youtube.

Görüntülü iletişim kesin bir zafer kazandı. Her geçen gün yazılı iletişimden uzaklaşıp görüntülü iletişime doğru kayıyoruz. Elbette bu yazının öldüğü anlamına gelmiyor ama yazı giderek kısa mesaj sınırlarına hapsolacak gibi görünüyor.

Ben videonun yükselişinin çok daha hızlanacağını, bundan kısa bir süre sonra internet içeriğinin çok büyük bir kısmının videolardan oluşacağını, web siteleri ve blogların daha fazla video daha az yazı içereceğini düşünüyorum.

14

Son yirmi yılda hayatımıza giren iletişim teknolojileri sayesinde video artık durdurulamaz bir güç elde etti. Eskiden televizyon kuruluşlarının tekelinde olan yayın yapma gücü bugün artık herkesin elinde. Bugün isteyen herkes kendi düşüncesini, dikkat çekmek istediği bir konuyu cebindeki telefonla kaydedip internette yayınlayabilir. Bugün sıradan insanların çektiği videolar, en ünlü haber kanallarından bile daha önce haber sunabiliyor. Haiti depreminde de, Kahire Tahrir meydanındaki olaylarda da elinde akıllı telefonu olanlar gazetecilerden çok daha önce “yayın” yaptılar. Günümüzde artık herkes bir anlamda “gazeteci”.

Video iletişimi bizi “aslımıza” geri götürüyor. Bundan beş bin yıl önce Sümerler yazıyı bulduklarında insanlığın ilerlemesinin temellerini atmışlardı. Yazı sayesinde insanın yükselişi başlamıştı.

Ama yazıyı yazmak da okumak da insanın “gayret” göstererek yaptığı bir faaliyettir. Çaba ister. Oysa sözel iletişim insanın içgüdüsel yaptığı bir iştir.  İnternet, insanın hiç zorlanmadan yaptığı bu iletişimi milyonlarca insana taşımak gibi olağanüstü bir iş yapıyor.

Film teorisyeni ve psikolog Rudolf Arnheim, görsel düşünme yeteneğimizin doğuştan geldiğini söyler. Arnheim’a göre göz, sadece görsel verileri toplayan bir organdan çok daha fazlasıdır. Düşünme daha ilk anda görmeyle birlikte oluşur. İnsanın düşünme yeteneği görme duyusuna bağlıdır.

Etrafımızda gördüğümüz her şey, kendine has bir anlam oluşturur. Gözlerimizin birbirine yakın olarak gördüğü şeyleri, zihnimiz birbirleriyle ilişkili olarak kabul eder. Görsel bir kompozisyon onu oluşturan parçaların toplamından daha derin bir anlam içerir.

Renkleri, büyüklükleri, dikey ve yatay yönelimleri, şekilleri, gölgeleri ilk görüşte algılarız. Gördüğümüz bu farklılıkların her biri bize -ilave bir açıklamaya gerek olmadan- neye bakmamız, neyi seçmemiz ya da hangi kanıya varmamız gerektiğini bildiren ipuçlarıyla doludur. Fotoğraf ve film (video) sanatı bu değişkenleri bir araya ustalıkla getirme sanatıdır.

Videonun gelişmesi bizi insanlık tarihinin en başına götürüyor. İlk insanlar kelimelerden hatta seslerden önce görsel olarak işaretler, şekiller ve simgelerle iletişim kurmuşlardı. Milattan önce 15.000’li yıllara ait olan hayvan figürleri insanlığın en eski görsel iletişim örnekleridir (Lascaux mağarası) . Bu figürler dini totemler, avlanma yöntemleri, bölgedeki av hayvanları hakkında bilgileri yansıtıyordu. Bugün Youtube neyse o günkü mağara resimleri aynı şeydi.

Görsel dil, yazı dilinden çok daha hızlı çok daha etkili  ve evrensel bir ilişki kurar. İnsan görsel bir varlıktır.

Görsel simgelerle vereceğimiz her mesaj hızlı anlaşılması, akılda kalıcılığı, farklı dil ve kültürlerde de iletişim sağlaması açısından yazıya göre üstünlükler içerir. Havayollarının, hastanelerin ve trafik işaretlerinin dili evrenseldir. Bunları anlamak için okuma yazma bilmek gerekmez.

Gözümüz saniyelerle sayılabilecek kadar kısa bir zamanda sembolleri fark eder ve verilen mesajı kavrar. Hatta bilinçaltımız  fark etmediğimiz görsel sinyalleri bile kaydeder. Bu sebeple çok küçük yaşlarda gördüklerimiz hayatımız boyunca bilinçaltımızdan silinmez.

Görsel semboller kelimelerden çok daha güçlüdür. İyi tasarlanmış bir sembol, ifade etmek istediği anlamı en kesin, en sade, en doğal şekilde ifade etme gücündedir. Bu sebeple sembolizm sadece reklam ve marka yönetimi alanlarında değil; resim, müzik, din, sanat gibi alanlarda yoğun şekilde kullanılır.

13

Henry MatisseGörmek yaratmanın da başlangıcıdır.” der. İyi tasarım iyi görme yeteneği gerektirir. Görsel düşünme, “iyi bakmayı öğrenmekle” başlar. Görsel bir dünya içinde daha iyi yol bulmak ve yeni yollar açmak için insanın önce “aktif bakma” konusunda uzmanlaşması gerekir. Bu durum fotoğraf, film, heykel ve resim gibi bütün görsel sanatlar için geçerlidir.

Dünya kaçınılmaz olarak her geçen gün daha görsel bir yer haline geliyor. Görselliğin teknolojisi ilerledikçe ifade gücü de artıyor.

Dünya küreselleşmeyle birlikte ortak bir görsel dil geliştiriyor. Farklı kültürlerde aynı anlamları taşıyan tasarımlar sayesinde bütün dünya aynı görsel dili konuşuyor. Apple’ın, Google’un, Facebook’un görselleri bugün farklı kültürlerden milyonlarca insanın aynı görsel dili konuşmasını sağlıyor.

Görselliğin zihnimizi netleştirdiği ve iletişimi kolaylaştırdığı kesin; ama diğer taraftan görsellik her şeyi çözmüyor elbette. Gösterişli sunumlar, çarpıcı resimler tek başına bir işe yaramıyor. Görsel iletişim ancak iyi bir içerikle anlam kazanıyor. İçeriği boş ama çok iyi görseller içeren bir power point sunumun işe yaramadığı kesin.

İnsanlarda yeni fikirlerin oluşmasını sağlayan, zihinleri netleştiren, duyguları harekete geçiren ve insanlarla bağ kuran bir görsel anlatım binlerce kelimenin anlatamadığını anlatır. (Bu konuda Duarte Design firmasının kurucusu Nancy Duarte’nin kitaplarını ve web sitesini hararetle öneririm.)

Ben gelecek yıllarda videonun hayatımızda daha önemli bir yer tutacağına inanıyorum. Kurumların web siteleri, ürünlerin kullanma kılavuzları, internetteki bilgi paylaşımlarının çok büyük bölümünün videolardan oluşacağına inanıyorum. Ayrıca video bugünkü kullanımına kıyasla daha fazla interaktif (etkileşimli) olacak. Videoları izleyen tüketicilerin “olaya” katılımı artacak. Video dünyası giderek büyüyecek, yaygınlaşacak ve diğer iletişim biçimlerine mutlak bir üstünlük sağlayacak.

Gelecek yıllar video yılları olacak. Akıllı telefonların kullanımı yaygınlaştıkça video, hayatımızda bir daha hiç çıkmamak üzere kalıcı bir yer edinecek. Hepimiz videonun bu önlenemez yükselişine hazırlıklı olmalıyız.


Yorumlar

  1. Temel Bey, sayfanızı uzunca bir süredir takip ediyorum ve tüm yazıları okudum. Uluslararası kalitede bir iş yaptığınızı düşünüyorum. Bir önerim olacak.Ben bu sitenin bir de İngilizce hali olması gerektiğini düşünüyorum. Paylaştığınız bu evrensel görüşler interneti kullanıp bu konularla ilgili arama yapan dünyanın her yerinden bireylere ulaşabilmeli.Çok zor olmamalı.Ne dersiniz ana sayfaya bir "English version" eklense güzel olmaz mı? Tüm dünyadan yorumlar paylaşılsa site daha da zenginleşir diye düşünüyorum.

  2. Yazılı iletişimde, kişilerin sıkıntısı yazı yazma veya okuma eyleminin insan düşünce hızı ile paralel ilerleyememesidir. Örneğin yavaş yazıyorsanız, düşünceniz ellerinizi geride bırakacak ve sıkılacaksınız.

    Okuma sırasında, kişinin düşünce örgüsü ve düşüncenin ilerleyişi tekrarlar içeriyorsa, az kelime ile anlatılabilecek bir konu gereksiz yere uzatılmış ise yine düşünceniz kişinin yazdığını geride bırakacak ve sıkılacaksınız.

    Yazma/okuma/izleme sırasında kullanılan ortamdan bağımsız olarak mesajın kısalığı (veya insan anlayışı, düşünce hızı ile paralelliği) önemli bir etkendir.

  3. Henry Matisse “Görmek yaratmanın da başlangıcıdır.” der. İyi tasarım iyi görme yeteneği gerektirir. Görsel düşünme, “iyi bakmayı öğrenmekle” başlar. Elinize, kaleminize sağlık, ancak bu kadar net anlatılabilir. "Bakar kör" bir toplumda yaşıyoruz…

  4. Video gorsel anlatim arttikca, ardindaki senaryo, hikayelestirme, tarif etme v.b. yazma gereksinimi de artacaktir diye dusunuyorum. Ikisi birbirini kopurtecek, iletisimi daha da buyulu hale getirecek… Birbirilerine alternatif olamayacaklarini dusunuyorum. Sadece on plana cikan degisecektir. Her iyi videonun ardinda iyi bir senaryo olmali… Ellerinize saglik, guzel bir yazi olmus.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir