Bütün Şirketler Kadın Dostu Olmak Zorunda

Çok eskiden kadın mağarada ateşin ve çocukların başında beklerken erkek vahşi doğada eve yiyecek bulmak için avlanırmış. Erkek fiziki olarak daha güçlü olduğu için dışarada mücadele eder, kadın da  ev işleri yapar ve çocuklara bakarmış. Bu iş bölümü ikisinin de doğalarına en uygunuymuş.

Yüzyıllar sonra, sanayi döneminde de bu düzen devam etmiş: Erkek dışarıda kadın içeride çalışmış. Ne var ki, bu iş bölümünden erkek kazançlı, kadın zararlı çıkmış. Çünkü erkek yaptığı işin karşılığında para ve itibar kazanırken, kadın evde yaptığı işlerin karşılığını hiç alamamış.

Bugüne geldiğimizde, kol gücüne ihtiyaç olmayan işlerde bile kadın bir türlü iş hayatına dahil olamamış. İş dünyası hep erkeklerin egemenliğinde bir dünya olmuş.

Bugün Türkiye’de kadınların sadece %30’u bir işte çalışır. Üstelik yönetici seviyesinde kadınların oranı çok düşüktür. Sadece Türkiye’de değil, pek çok ülkede kadınların siyasete girmesi, istisnai bir durumdur. Kadın bakanlar, kadın devlet başkanları yok denecek kadar azdır.

Oysa kadınların çalışma hayatına katılmaması, sadece kendileri için değil toplum için de önemli bir kayıptır. Kadınlar; güçlü önsezileri, gelişmiş empati güçleri, kolay iletişim kurma becerileri, uzlaşmaya daha yatkın olmaları ve sabırlarıyla var oldukları her ortamda çözüm getirme becerilerine sahiptirler.

McKinsey danışmalık şirketinin yaptığı araştırmalar, üst yönetimde kadın ve erkek sayısının dengeli olduğu şirketlerin, sadece erkek yöneticilerin olduğu şirketlere göre  %56 daha fazla kâr ettiğini gösterir. Bu şirketler, ahlaki kurallar bakımından da daha iyi yönetilirler.

Yine McKinsey’in araştırmalarına göre farklı bakış açıları katma, takım çalışması, rol model olma, insanları geliştirme gibi özellikler bakımından kadınlar erkeklerden daha başarılar.

Ancak durum böyleyken dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile kadınların iş hayatında aktif rol almalarının önünde pek çok engel var. Üstelik iş hayatına girseler bile yükselme şansları erkeklerden daha az. Bu eşitsizliğin çoğu, kadınların üzerindeki gözle görülmez engellerden kaynaklanıyor. (Kadınların Üstünde Cam Tavan mı Var?)

Kadının iş hayatına girmesi ve daha çok kadının yönetici konuma gelmesi için şirketlerin “kadın dostu“ olmaları gerekiyor.

Kadınların iş hayatına katılmaları ve daha etkili görevler üstlenmeleri için somut adımlar atmak gerekiyor. Bu konuda McKinsey danışmanlık şirketinin önerileri şunlar:

1. Kadınların iş hayatına daha fazla katılmaları için önce zihniyetleri değiştirmek gerekir. Kadınların iş hayatına katılmalarının herkesin yararına olacağını, başta şirketleri yönetenler olmak üzere, herkesin anlamasını sağlamak lazım. Bunun için sivil toplum kuruluşlarının ve toplumdaki fikir önderlerininin öncülüğüne ihtiyaç var.

2. Daha fazla kadının daha etkili görevlere gelmesi gereği, CEO’lar ve yönetim kurulları tarafından benimsenmesi gerekir. Bu konuda ancak bu şekilde daha hızlı yol almak mümkün olabilir.

3. Kadınlar için çalışma koşullarını, hem zaman hem de mekân olarak daha esnek hale getirmek gerekir. Teknolojinin yardımıyla kadınlar için esnek çalışma saatleri, evden çalışabilme imkânları artırılmalıdır. Şirketlerin kişiye ve göreve uygun esnek çalışma koşulları oluşturması gerekir.

4. Kadın rol modellerin ortaya çıkarılması ve bunların duyurulması için çaba harcanması gerekir. Bu rol modellerin hem çalışan kadınlara ilham vermeleri hem de onlara “mentorluk” yaparak, onların gelişmelerine destek olmaları gerekir.

5. Kadınların iş-özel hayat dengesini kurmalarını kolaylaştıracak imkanlar oluşturmak gerekir. İş hayatında kadınların annelik yükümlülüklerini dikkate almamak onlara engel koymak demektir. Kadınların gerek anne, gerek ev düzenleyicisi olarak üstendikleri sorumlulukları dikkate alan çözümler geliştirmek gerekir.

6. Şirketlerin çalışanları değerlendirdikleri performans ölçümlerinde, kadınların işlerini bırakmak zorunda oldukları hamilelik ve bebek bakımı dönemlerini dikkate almak gerekir.

7. Kadınların üst düzey yönetimde daha çok yer almaları için, kadınlara yönelik yönetici eğitimi verilmesi gerekir. Sadece kurum içinde değil toplumsal hayatta da kadınların önündeki engellerin kaldırılmasını, sosyal bir sorumluluk olarak görmek gerekir.

8. İşe alımlarda ve terfilerde kadın kotası koymak gerekir. İşe alım sürecinde verilen ilanlardan kariyer planlamasına kadar her aşamada cinsiyet eşitliğini sağlayacak politika ve uygulamaları hayata geçirmek gerekir.

9. Kadın dostu şirket olmak için insan kaynakları uygulamalarını uluslararası göstergelere bakarak hayata geçirmek, iyileştirme planları yapmak, hedefler koymak ve izlemek gerekir.

10. Sadece eşit işe eşit ücret politikası değil, bütün kariyer fırsatlarından kadınların eşit düzeyde faydalanmalarını sağlayacak yapılar kurmak gerekir.

Ancak en önemli konu, kadınları sadece kadın oldukları için değil, üstelenecekleri görevleri yapabilecek yetkinlikte oldukları için bu görevlere getirmek gerekir. Aksi takdirde sadece kadın oldukları için işe alınmış ya da yönetime taşınmış  kadınlar, sadece o şirkete değil, genel olarak kadınların iş hayatına girme çabasına da zarar verir.

Kadınların ve erkeklerin karar alma süreçlerinde eşit temsil edilmeleri sadece büyüme rakamları açısından değil, toplumun mutluluğu açısından da çok önemli.

Kadına destek olmak, topluma destek olmak demektir. Kadının olduğu her yerde daha fazla yaratıcılık, daha ince düşünce ve zarafet vardır.

Kadının iş gücüne katılımını artırmak toplumun tamamına yapılmış bir iyiliktir. Bu nedenle bütün şirketler, bütün kurumlar kadın dostu olmalıdırlar.

Not: İlk kez 23 Aralık 2014 tarihinde yazdığım bu yazıyı, düzenleyerek yeniden yayınladım.

Yorumlar

  1. En önemli bilim kurulunun başına hayvanat bahçesi müdürü, tiyatrolarının başına güreşçi bulunan bir ülkenin iş hayatının dünya trendlerini takip etmesini beklemiyorum.

    Kadının iş hayatındaki önemi özellikle 1. ve2. dünya savaşlarından sonra Avrupa’nın toparlanma sürecinde ortaya çıkmıştır. Kadınların hali hazırda iş kollarında çalışıyor olması erkek nüfusu azalan Avrupa’ya olabildiğince az hasarlı bir süreç yaşatmıştır.

    Malesef bu örnekler ve dünyadaki gelecek trendleri ortadayken, günümüz Türkiye’sindeki bakış açısı “Kocasına muhtaç değil ama elin adamının patronunun hizmetinde olmayı haysiyetine uygun görüyor” şekline girmektedir.

    Üzülerek Türkiye’nin 21. yüzyılda bilimde ve rekabetçi iş yaşamında geride kalacağını düşünüyorum.

  2. Farkın dalık oluşması için kadının var olduğunun farkına varması gerekir ..

  3. Haber kaynağının gizliliği ilkesiyle, tepe yöneticilerin kadın tercih etmemekteki zihinsel setleri anlamaya yönelik çalışma yapılmalıdır.
    Başka bir yazı da bunu yorumlayarak olaya farklı bir açıdan bakabilecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.