Sizin Hayatınız Ne Kadar Dengeli?

Son günlerde sevdiklerinize yeterli ve kaliteli zaman ayırdınız mı? Son dönemde arkadaşlarınızla birlikte güzel zaman geçirebildiniz mi?  Yeterince uyuyup, iyi besleniyor musunuz? Spor yapabiliyor musunuz? Son zamanlarda hiç tanımadığınız insanlara katkı sağlayacak herhangi bir şey yaptınız mı?

Eğer bütün bu sorulara “evet” cevabı veriyorsanız, gerçekten hayatını dengelemeyi başaran az sayıda insandan birisiniz demektir.

Cep telefonları hayatımıza girmeden önce Cuma günü işten çıkan bir çalışana ulaşmak isteyenler, ona en erken Pazartesi sabahı ulaşabilirlerdi. O yıllarda çalışanlar, “eve iş getirmedikleri” takdirde, iş eve gelmezdi. O zamanlar iş ve özel hayat birbirlerine değmeyen iki dünyaydı. Terazinin iki kefesini dengelemek gibi, herkes bu iki dünyayı dengelemekten bahsederdi.

Bugün artık birbirinden ayrı iki dünya kalmadı. Hepimiz işle özel hayatın iç içe geçtiği tek bir hayat yaşıyoruz. Kiminin hayatında çok iş var, kimininkinde daha az. Herkesin kendine göre bir “karışımı” var. Bazıların karışımı koyu, bazılarınınki açık.  Akıllı telefonların elimizden düşmediği bir dünyada iş-özel hayat dengesi kurmak zor.

Kadınlar için çok daha zor. Toplumsal roller, kadını ev ve çocuklardan sorumlu tutar. Erkekler için başarı, sadece iyi bir iş sahibi olmak demektir ama kadınlar için başarı, hem iyi bir aile hayatına hem de iyi bir iş hayatına sahip olmak demektir. Erkekler için bile zor olan iş-özel hayat karışımının kıvamını tutturmak, kadınlar için çok daha zordur. İşin içine çocuklar da girince bu zorluğun derecesi katlanarak artar.

İş-özel hayat dengesini kurmak için işbirlikleri yapmak gerekir. Türkiye’de çocuk sahibi olan anne babalar, anneanne ve babaanneler başta olmak üzere aileden büyüklerinden destek alırlar. Aile büyüklerinden ya da bakıcılardan alınan destekler,  çalışan insanların dengeli bir hayat yaşamalarını kolaylaştırır. İşbirliği yapmasını bilmek, dengeli bir hayat yaşamayı kolaylaştırır.

Bazı işler insanın özel hayatını neredeyse yok edecek kadar talepkardır. Kendi işini kurup gece gündüz çalışmak zorunda olan girişimciler, bilgisayar programcıları, hizmet sektörlerinde çalışanlar,  doktorlar, şantiyelerde çalışan mühendisler, uzun yol şoförleri… ne kadar dengeli bir hayat arzu ederlerse etsinler bu arzularını gerçekleştirmezler.

Her insan,  kendine yaptığı başarı tanımına göre, şu ya da bu şekilde bir  “denge” kurar. Bazıları Pazar günü birkaç saat ailesiyle birlikte olmaktan tatmin olurken, bazıları için dengeli bir hayat, iş sonrası her akşam evde eşi ve çocuklarıyla uzun saatler kaliteli zaman geçirmektir. Bazıları, işlerini bahane ederek evden uzaklaşmayı tercih ederken, bazıları evlerinde zaman geçirmekten mutlu olurlar. İş hayatı-özel hayat dengesi, mutlak bir kavram değildir; herkesin kendine göre bir denge anlayışı vardır.

Ama nasıl tanımlarsa tanımlasın, insanın dengeli bir hayat yaşaması için  emekli olmayı beklemesi de yazıktır. İnsan eğer bir denge kuracaksa, bu dengeyi ununu eleyip eleğini astıktan sonra değil, henüz vakit varken kurmalıdır. İnsanın emekli olduğunda, çocuklar evden gittikten sonra, hiç arkadaşı kalmamışken, hiç hobisi olmamışken, kendine zaman ayırmaya başlamasının hiç bir anlamı yoktur.

Dengeli bir hayat yaşamak, insanın sadece sevdiklerine, hobilerine ve tatile zaman ayırması değildir. Kendine yeteri kadar boş zaman ayıran ama maalesef bendensel, ruhsal ve sosyal olarak hiç dengede olmayan insanlar vardır. Denge; insanın düşünsel, duygusal, sosyal ve manevi alanlarda bir uyum elde edebilmesidir.

Herkes dengeli bir hayat yaşamak istediğini söylese de, dengeli bir hayat yaşamak gerçekten zordur. Çaba ister ve bu çabayı insanın kendisinden başka gösterecek kimse yoktur.

Bir iş sahibi olmak ya da bir işte çalışmak ama aynı zamanda kendini geliştirmek, aile ve arkadaşlarla kaliteli zaman geçirmek, iyi uyumak, iyi beslenmek, spor yapmak, dinlenmek, tek başına kalacak zaman bulabilmek, hobilerle uğraşmak, toplum için faydalı işler yapmak… Bunların hepsini hakkıyla yapmak hiç de kolay değil.

Bugün çoğunluk şu ya da bu şekilde bu listedekilerden birkaçını hakkıyla yapamadığından yakınır. Hayat o kadar hızlı ve o kadar çok boyutlu ki, bütün bunların hepsine yetişmek için gerçekten yüksek düzeyde bir farkındalık, ne istediğini bilmek, seçici olmak ve zamanı etkin kullanma konusunda kararlı olmak gerekir.

Dengeli ve iyi bir hayat, işimize, kendimize, ailemize, arkadaşlarımıza hatta hiç tanımadığımız insanlara zaman ayırdığımız, bütün bu alanlarda başarılı ilişkiler yaşadığımız bir hayattır.

Bu dengeyi kurmak elbette çok zor ama hepimizin hedefi böyle bir dengeye ulaşmak olmalıdır. Hayat ancak bunu başardığımızda yaşamaya değer olur.

Yorumlar

  1. biz çalışanları çok iyi analiz etmişsiniz ,acaba çaba gösterip kendimize ve ailemize zaman ayırabilecekmiyiz ? yoksa sonra keşke ,lerimizle başbaşa, mı kalacağız.

  2. O kadar güzel izah etmişsiniz ki üzerine söylenecek tek kelime yok tam da öyle bir hayat içersindeydim tek duyduğum şey niye bu kadar yoruyorsun kendini ve benzeri cümleler idi ancak bilmiyorlardı bu bende ki ihtiyaç dı daha fazlasını yapacak da gibiydim sürekli ayaklarımdan çekmeselerdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir