İçerik Pazarlaması Nasıl Yapılır?

Bugün bir ürün satın almak isteyen herkes önce Google veya Youtube’a giriyor. İlgilendiği ürünü daha önce satın almış olanların yorumlarına bakıyor. Markaların performansını kıyaslayan blogger’ları okuyor; Youtuber’ların vidolarını izliyor. Kısa zamanda satın almak istediği ürün hakkında yeterli bilgiye ulaşıyor.

Eksiden ürünler hakkında satıcının bilgisi çok, alıcının ise bilgisi yoktu. Bu bilgi farkını (bilgi asimetrisini) doğal olarak bütün satıcılar kendi lehlerine kullanıyorlardı ve alışverişten karlı çıkıyorlardı. Bugün müşteriler, satın almak istedikleri markanın özellikleri ve rakip markaların fiyatları hakkında en az satıcılar kadar bilgi sahibi.

İnternetin sunduğu bilgi edinme imkanı, alışverişçilerin satın alma yolculuklarını kökten değiştirdi. Bugün müşteriler, daha mağazaya ya da e ticaret sitesine girmeden satın alacakların markaya karar veriyorlar. Bu müşterinin ruh hali, bundan 20 yıl önceki müşteriden çok farklı. Bu kadar bilgiye sahip dijital müşteriye, eski usul yöntemlerle satış yapmak çok zor.

Dijital müşteri her şeyden önce kontrolün kendisinde olmasını istiyor. İstediği zaman bilgi alacağı, istediği zaman alışveriş yapacağı bir özgürlük istiyor. Bu “modern” müşteriyi markaya çekmek, onu cezbetmek ve ona satış yapmak için Inbound pazarlama yöntemleri uygulamak gerekiyor. Inbound pazarlama anlayışı markayı müşteriye itmek yerine müşteriyi markaya çekmek üzere kurgulanan bir pazarlama yöntemi.

Dijital müşteriler bir markanın internet sitesine girdikleri zaman akıllarındaki bütün sorulara samimi bir şekilde cevap veren markalara yakınlık duyuyorlar. Bu markalardan alışveriş yapmak istiyorlar. İşte bu nedenle markaların içerik üretme ve ürettikleri içerikleri cömertçe paylaşma zorunlulukları var.

Pek çok marka, kendi web sitesinde ve sosyal medya hesaplarında sadece şirketin ne kadar büyük ve güvenilir bir şirket olduğunu anlatma telaşı içinde. Bu nedenle bu anlayışa sahip şirketler; yönetim binalarının, kurucularının, yöneticilerinin fotoğraflarını yayınlamaya bayılıyorlar.  29 Ekim ve 10 Kasım günlerinde koyu bir Atatürkçü; dini bayramlarda herkesten çok dindar görünmeyi içerik üretmek zannediyorlar.

Oysa dijital müşteri bunları değil, markanın kendi hayatlarına nasıl bir katkı yapacağını merak ediyor. Bu çağın müşterisi bu tür içeriklerin hiç birini samimi bulmuyor. Kısıtlı ve çok değerli parasını en doğru şekilde harcamak için bilgi sahibi olmak istiyor. İyice araştırıp, bilgilenmek ve sonunda kendisi adına en isabetli kararı vermek istiyor.

Bu sürece destek olan markalara yakınlık duyuyor. Kendisini anlamayan, sorularına cevap vermeyen, burnu havada markalardan hemen uzaklaşıyor.

Dijital müşteriyi cezbetmek isteyen markaların odağına, tarif etmeye çalıştığım bu insanı koymaları ve onun hayatını kolaylaştırmak için samimi çaba göstermeleri şart.

Artık iterek satma dönemi bitti.

Yorumlar

  1. Sayın Aksoy,
    Şirketlerin içerik üretmekten anladıkları konusundaki tespitinize katılıyorum. Web siteleri şirketlerin hikayesini anlatamayan cliché içeriğe mahkum, sosyal medyada durum belirttiğiniz gibi daha vahim. Müşterinin tavrındaki değişimin “kısıtlı ve çok değerli parasını en doğru şekilde harcamak”tan ziyade artık velinimet olduğunu gerçekten farketmesinden kaynaklandığını düşünüyorum.
    Teşekkür ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir