İnsanlar Bulabildikleri Markalara Sadakat Gösterirler

Mars çikolatalarının sahibi, ünlü milyarder John F. Mars, “İnsanlar bulabildikleri markalara sadık kalırlar.” demiş. Gerçekten de insanlar bir markayı satın almak için, dükkân dükkân, mağaza mağaza gezmezler. Bulamadıkları markanın yerine onunla hemen hemen aynı nitelikte olan rakip markayı satın alırlar.

Byron Sharp’ın da dediği gibi, bir marka ancak bilinir ve bulunur olduğu ölçüde büyür. Marka, ne kadar çok satış noktasında bulunursa, o kadar çok insan markayı görür ve satın alır.

 Markanın birçok satış kanalında, nitelikli bir şekilde bulunurluğunu sağlamak için yetenekli insan kaynağına, bilgi birikimine ve finansal kaynağa ihtiyaç vardır. Her birinin farklı özelliği olan çok sayıda satış kanalında, bir markayı hakkıyla yönetmek, markanın başarısın belirleyen en önemli konudur. 

İyi bir ürün yapmak ve bu ürünü doğru bir fiyata satmak bile markanın başarısına yetmez. Online ve fiziksel satış kanallarında yaygın bulunurluğu olan ve bulunduğu satış noktalarında doğru sergilenen markalar büyürler. 

Her markanın sayısal olarak daha fazla noktada satış yeri kazanma fırsatı vardır. Her marka yaratıcı yöntemler kullanarak yeni dağıtım noktalarına ulaşabilir. Bir markanın yaygın bir dağıtıma ulaşması hem sistem kurmayı hem de yaratıcı olmayı gerektiren bir iştir. 

Bu konuda, Byron Sharp, Les Binet ve Sarah Carter’ın önerileri ve benim yorumlarım şunlar:

  • Markanızın kolay bulunur olmasını sağlayın. Markanızı her yerde her zaman “hazır ve nazır” kılın. 
  • Dağıtımınıza yeni satış noktaları ekleme konusunda yaratıcı olun. Alışverişçinin markanıza nerede, nasıl ve ne zaman ihtiyacı duyup satın almak isteyeceğini düşünün: Uçaklarda, ofislerde, otomatik makinelerde, plajlarda, sokaklarda…
  • Her satış noktasında markanızın her ürününü satmak çok pahalıdır. Müşterinizin (tüketicinizin) hangi satış noktasında hangi ürünleri satın almak istediğini anlayın. Ürün seçeneklerini satış noktalarına göre düzenleyin.
  • Satın almanın önündeki bütün engelleri kaldırın. Ürünü, fiyatı, taksiti, teslim zamanını, kurulumu, değiştirmeyi, iade etmeyi… kolaylaştırın. 
  • Markanızın ürün seçeneklerini titizlikle düzenleyin. Gereğinden fazla seçenek sunmanın alışverişe niyetli insanların kafasını karıştırdığını unutmayın. Ürün gamınızı bu bakış açısıyla sürekli gözden geçirin. 
  • Kolaylığın, tek başına, satışı artırıcı bir gücü olduğunu unutmayın. Ama kolaylık sadece bulunur olmakla sınırlı değildir. Markanın hem kolay bulunur olması hem de kolay satın alınabilir olması gerekir.
  • Alışverişçinin satın alma hevesinin kırılgan olduğunu hiç aklınızdan çıkarmayın. Mağazadaki ortam ısısının, ışığın, müziğin, müşterilere hizmet eden satış danışmanlarının bilgisi ve ilgisinin, kasalardaki kuyrukların, teslim zamanının… alışverişçiyi satın almaktan vaz geçirebileceğini unutmayın. 
  • Online alışverişte insanların daha da sabırsız, daha da çabuk vaz geçen bir ruh halinde olduğunu hatırlayın. Sitenize gelen alışverişçinin aradığını hemen bulmasını, hemen satın alma yapabilmesini sağlayın. Sitenizi ziyaret edenlerden gereksiz bilgi istemeyin. Birkaç dakika önce sitenize gelmiş insanlardan, markanızı beğenmesini, tavsiye etmesini, memnun olup olmadığını sormayın. İnsanların üstüne gitmek yerine onlara destek olarak, bilgi vererek onların hayatlarını kolaylaştırın. Kolaylığın sihirli gücünün en belirgin olduğunu ortamın, online alışveriş olduğunu hiç aklınızdan çıkarmayın.

Markanızı büyütmek bu ayrıntıları iyi yönetmekle mümkündür. Hiçbir konumlandırma stratejisi hiçbir reklam, tek başına, bir markayı büyütmeye yetmez. Ne kadar iyi bir ürününüz ne kadar iyi bir fiyatınız olursa olsun, insanlar sizin markanızın peşine düşme zahmetine katlanmaz. 

İnsanlar, buldukları markalara sadakat gösterirler.

Yorumlar

  1. Yazınızı okurken geçen gün Rossman Palette nin bir ürünün reklamını sayfasına koymuştu üründen ziyade Rossmanın ürünü ulaştırmakta ki problemi yorumlanmıştı, bunun ürüne ne kadar zarar vereceğini düşündüm.

  2. Biraz finansal okur yazarlık ile ilgili yazsanız..İnsanların alışveriş ve hayata baktıkları mercek ülkemizde pandomim ile ivme kazandı , en azından kazanmalı..Ayrıca ülkenin bir tane markası yok.. Evrensel insanı bile yok.. çook çook az..Bizlere bunları anlatın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir