Kime Girişimci Denir?

Genel kanıya göre girişimci, risk alıp kendi işini kuran kişidir.  Bu tanım doğru olmakla beraber eksiktir; girişimciliği tam olarak açıklamaz. Çünkü insanın girişimci olması için, şirket sahibi olması gerekmez.  İnsan bir başkasının işinde çalışırken hatta devlet kurumlarında çalışırken bile girişimci bir tavır ve davranış sergileyebilir.  Sadece devlet memurlarında değil, siyasetçiler arasında da girişimci ruhla icraat yapanlar vardır.

Bir insan, yaptığı işte büyük resmi görebiliyorsa, durumdan vazife çıkarıp yaptığı işi sahipleniyor ve  değişim yaratmak için risk alıyorsa, o insan girişimcidir.

Bugün bütün kurumların en çok aradığı, en makbul insan türü, girişimci insanlardır. Girişimcilik, hayata bakışından kaynaklanır ama bu bakışın hayata yansıması için de şirketlerin ve kurumların girişimci insanlara uygun ortamlar hazırlaması gerekir. Ken Blanchard, bir insandaki girişimcilik özelliklerini ortaya çıkarmak için, organizasyonların yapması gerekenleri şöyle açıklıyor:

  • Çalışan insanın kendisine tanımlanan alanda karar alma özgürlüğünün olması,
  • Kendisine kararları ve davranışları hakkında doğru ve zamanında geri bildirim verilmesi,
  • Çalıştığı ortamın kendisini geliştirmesine imkanı sağlaması,
  • Çalışanlar arasında işbirliği anlayışının hakim olması,
  • İş dağılımının ve ödüllendirmenin adil olması,
  • Çalışanların kendi aralarında ve yöneticilerle bir amaç bağı kurabilmeleri,
  • Çalışanın yaptığı işi sevmesi ve yaptığı işte anlam bulması.

Daniel Pink de çalışanların birer girişimci olmaları için kurumların yapmaları gerekenler konusunda, Ken Blanchard ile benzer bir anlayışla sahiptir. Bütün bunların üzerine Daniel Pink, parasal ödül ve cezaların insan davranışlarını olumsuz etkilediği görüşüne sahiptir. Daniel Pink’e göre insanlar, sadece para kazanmak ve çalıştıkları kuruma para kazandırmak için çalışmazlar. İnsanların verdikleri emeğin karşılığını almaları elbette şarttır ama çalışma hayatı,  bir işyerinin bir çalışana para karşılığı iş yaptırmasından daha fazla bir şeydir. İnsanlar yaptıkları katkının parasal karşılığını almanın ötesinde, çalıştıkları yerde, hem kendilerinin hem de başkalarının hayatlarına anlam katmak isterler. Böyle bir ortam buldukları takdirde, içlerindeki girişimcilik ruhunu ortaya çıkarıp işlerini sahiplenirler.

1

Maalesef şirketlerin büyük çoğunluğu, insanların yaptıkları işi severek yapmalarına imkan tanımıyor. Çoğu şirket, çalışanlara fikirlerini sormuyor. Her gün müşteri ve tüketicilerle birebir ilişki içinde olan çalışanlardan kimse bilgi almıyor.

Sadece karar almaya katılım değil kurallar ve kontroller de çalışanların işlerini sahiplenmelerine engel oluyor. Şirketlerin koydukları gereğinden fazla kural, çalışanların inisiyatif almalarını engelliyor. Ayrıca çoğu yöneticinin yetersizliği hatta çalışanları psikolojik olarak taciz etmesi, insanları yaptıkları işten soğutuyor.

Eğer bir şirket, çalışanlarına uygun bir ortam sağlamazsa, çalışanlardan işi sahiplenmelerini bekleyemez.  İnsanların girişimci bir ruhla çalışacakları bir ortam yaratmak için kuruluşların, Ken Blanchard ve Daniel Pink’in işaret ettiği koşulları yerine getirmeleri şart.

Ama diğer taraftan, mesele sadece şirketlerin üzerlerine düşeni yapmasıyla da hallolmuyor. Çalışanlara da büyük görevler düşüyor. Bugün çalışanlar şirketlerden ne kadar şikayetçiyse, şirketler de çalışanlardan bir o kadar şikayetçi.

Şirketler, çalışma ahlakı olan,  önünde duran bir işi yapmak için kimsenin talimatına ihtiyaç duymayan, durumdan görev çıkartan,  aklı ve gönlüyle çalışan, üstlendiği sorumluluğun hesabını vermeye gönüllü insanlar arıyorlar.

Gerçekten de bazı insanların iş ahlakı çok üstün. Bu insanların çalışmak için kimseden talimat almalarına gerek yok, eğer yapılması gereken bir iş varsa, bu işi en iyi şekilde yapma arzusu taşıyorlar. Bunu parasal bir kazanç ya da yükselme elde etmek için değil, hayata bakışları ve iş yapma anlayışları öyle gerektirdiği için yapıyorlar.

Bazı insanları çalıştırmak için “kurmak” gerekir; bazılarının ise,  durumdan görev çıkarmak, sorumluluk almak ve işe koyulmak için kimseye ihtiyaçları yoktur. Onlar her durumda ne yapmaları gerektiğini bilirler.

Aslında bir insanın işini sahiplenmesi için, mutlaka bütün koşulların mükemmel olması gerekmez; bazı insanlar, koşullar ne olursa olsun yaptıkları işin hakkını vermek isterler; içlerinden böyle geldiği için yaparlar. Bu insanlar her durumda sanki işin sahibi kendileriymiş gibi davranırlar. Eğer bir işi yapmayı kabul etmişlerse, o işin hakkını verirler. Bir işi yapmayı kabul ettikten sonra işleri, önemli-önemsiz, büyük-küçük diye ayırmazlar.  Onlar için her iş önemli ve büyüktür.

Bu insanlar her ne iş yaparsa yapsınlar, o işi sahiplenir ve başarmak için çalışırlar. İşlerinden memnun olmadıklarında hatta haksızlığa uğradıklarında bile yapıkları işi ellerinin ucuyla değil, gönülden yaparlar. Bu insanlar, haksızlıklara karşı çıkıp, haklarını ararlarken bile yaptıkları işin hakkını verirler.

2

Bugün şirketler, her çalışanın bir girişimci gibi resmin bütününü görerek işini sahiplenmesini, durumdan görev çıkarmasını, kimseden talimat beklemeden işin gereğini yapmasını istiyor. Vahşi rekabet, çok hızlı değişen koşullar altında başarılı olabilmek için bu şirketlerin hepsi, kendini işine gönülden adayan, içten gelen bir disiplinle çalışan insanlarla ihtiyaç duyuyor.

Eğer bir şirket çalışanlarına uygun bir ortam sağlarsa, böyle bir ortamda her çalışan kendini bir girişimci gibi düşünüp, bir girişimci gibi davranmaya hazırlayabilir. Çünkü girişimcilik, bir insanın dünyayı, olayları, insanları, kendini nasıl algıladığıyla ilgili bir konudur. Risk almak da, inisiyatif almak da her insanın öğreneceği; kendini eğitebileceği konulardır.

Nasıl insan kendi karakterini kendisi inşa ediyorsa, girişimcilik ruhunu ve yaptığı işi sahiplenmeyi de öğrenebilir. Herkes kendi işinin sahibi olamaz; belki olmasına da gerek yoktur ama isteyen herkes, eğer işini gönülden sahiplenirse, bu girişimcilik ve adanmışlık ruhuyla, başarıya da başarının getireceği ödüllere de ortak olabilir.

Yorumlar

  1. Nedense sizin tespitleriniz de bana hiç yabancı gelmedi Aslı hanım.
    Umarım kendi girişimlerinizi hepimizin adına yükseklere taşırsınız…

  2. her yazınız mükemmel binlerce kez teşekkürler.TEMEL abi ALLAH size sağlık sihat huzur nasip etsin.

  3. Temel Bey merhaba,

    Ellerinize sağlık ve bu sefer bir süredir aklımda yer eden bir konudan bahsetmişsiniz. Ben de küçük bir katkıda bulunmak isterim.

    İnsanların işi kendilerininmiş gibi sahiplenmesi ve şirketlerin bu insanları arıyor olması elbette ki önemli ancak yazınızda bu kişilerin girişimci gibi davranmalarına engel durumları açmamışsınız. Ben de bunlardan bahsedeyim istiyorum. Öncelikle hala birçok yönetici altında çalışan kişilerin kendilerinin eli ayağı gibi hareket etmelerini bekliyorlar. Y kuşağı diyoruz ama yaş aralığı olarak Y kuşağına dahil olanlarda bile astlarından bilgi saklayan, onları insan değil de alet edevat gibi gören yönetici (!) sayısı çok fazla. Ünlemi koyuyorum çünkü bir makama ya da statüye sahip olmak o mevkinin gereklerini yerine getirmek demek olmuyor her zaman.

    Peki niye böyle yöneticiler var? Çünkü en tepedeki yöneticilerin de tercihleri çoğunlukla onların söylediklerini harfiyen yapmaya gayret göstermeyi herşeyin önüne alan profiller arasından olunca ve çalışanların süreçleri iş yapma biçimlerini ve/veya kişilerin niteliklerini sorgulayıcı eylem ve söylemlerde bulunmalarını da bir tehdit olarak algılayınca geldiğimiz noktada işini kendi işi gibi sahiplenmeyen kişilerin olmamasından yakındığımız bir yere geliyoruz.

    Peki hepsi bu mu? Değil elbette. Nitelikli kişilerle çalıştığınız durumda bu kişilerin manevi tatminlerini sağlamanız ancak o kişilerin evine huzurlu gidip geldiği ve maddi açıdan yaşamını devam ettirmenin bir adım ötesinde ihtiyaçlarının karşılanması ile mümkün olabilecektir. Bu ücretlerin düşük olmasına tek başına bir vurgu olarak algılanmasın ancak çalışanların bu konuyla ilgili düşüncelerine hiç kulak kabartmayan ve fikirlerine değer vermeyen şirketlerin ‘Girişimci gençlerle çalışmak istiyorum.’ diye isyan etmesinin oksimoron olduğunu düşünüyorum. Çalışanlar bu profilde değilse de (ki olmayabilir elbette) şirketlerin kadro değişikliklerine gitmesinin var olanları ekmeğinden etmek olarak algılamaması gerekiyor. Bu profildeki kişilere kendilerine çeki düzen vermek için yeni fırsatlar aramasına yol verirken şirketlerine iş yapmayı önceliğine almış kişileri katarak onlara da iş imkanı sağlamış olacaklardır. Neticede bu da bir hizmet satın alması süreci ve şirketler de çalışanları kendilerinden beklenen işi yapmamakta ısrar ediyorsa beklentilerini ısrarla yerine getirmeyen yükleniciye bütçe ayırmamayı tercih edebilir.

  4. Çok doğru tespitler. Okuyunca aklıma bir kaç tecrübem geldi çok da alakalı değil belki ama.. Şu an kendi işimi yapmakta ve geliştirmekteyim. Çocukluğumdan beri girişimci & yaratıcı ruhum bir memur sülalesinin mensubu olarak çok garip karşılandı. 4 yıl süresince çalıştığım amerikan ortaklı bir türk şirketinde ise güzel tecrübeler edindim. Aldığım paradan ziyade işin keyfi önemli. Geliştirmek, bir şeyler başarmak, yenilenmek. Ancak güzide ülkemde bunlar için çabalarken, müdürlerim hep korktular. Yerimden mi edecek bu kadın beni, aman birileri fark eder de beni işten çıkarıp onu yükseltirler korkusuyla diye düşünüyorum, yaptığım işler, fikirlerim ya bastırıldı ya da kendi fikirleri olarak proje altından ismim silinerek genel müdürlere sunuldu. Ben işimi geliştirdiğimde ve freelance statüsünden çıkıp istihdam yaratmaya başladığımda girişimci ruha sahip ve egosuz insanlarla çalışacağım ve onları bir görüşte tanıyacağıma eminim. Ancak ülkemizden hala sanıyorum elle tutulur bir marka çıkmaması veya şirketlerin yenilenmeden uzak olmasının nedeni yetersiz insan kaynakları elemanları ve takım olmak yerine tek tip müdür ile karar mekanizmasını şekillendirmeleridir diye düşünüyorum. İyi bir girişimci kendi enerjisinden olanları tanımalı onlarla çalışmalı. Referans hiç bir şeydir motivasyon her şey 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Konuyla İlgili Makale ve Linkler

  1. Wikipedia, Ken Blanchard
  2. Ken Blanchard, Website
  3. Professor M.S.Rao, "Where Knowledge Is Wealth", Book Review “The Heart of a Leader” Authored By Ken Blanchard
  4. P. Yukthamarani Permarupan, Abdullah Al- Mamun, Roselina Ahmad Saufi, Noor Raihani Binti Zainol, “Organizational Climate on Employees’ Work Passion: A Review”
  5. Drea Zigarmi, Dobie Houson, David Witt, and Jim Diehl, “Employee Work Passion : Connecting the Dots”
  6. Drea Zigarmi, Dobie Houson, David Witt, and Jim Diehl, “Employee Work Passion What’s Important in Creating a Motivating Work Environment and Whose Job is it?”
  7. “From Engagement to Work Passion A deeper understanding of the Work Passion Framework”, Ken Blanchard Companies
  8. Mark Sanborn, “5 Steps To Uncoverıng Your True Work Passion”
  9. Jassica Stillman, “Which Comes First, Work or Passion?”
  10. Cal Newport, “Follow a Career Passion? Let It Follow You”
  11. Bhupinder Singh, P.K.Gupta, Sushila Venugopal, “Organisational Commitment: Revisited”
  12. Adriana Lopez, “Passion Before Profit: Following Your Passion Is The Essential Entrepreneurial Trait”
  13. Dr Mani, “Why Passion Is A Key Ingredient In Entrepreneurship And How To Identify Yours”
  14. Melissa S. Cardon, Joakim Wincent, Jagdip Singh, Mateja Drnovsek, “Entrepreneurial Passion: The Nature Of Emotions In Entrepreneurship”
  15. Melissa S. Cardon, Denis A. Gregoire, Christopher E. Stevens, Pankaj C. Patel, “Measuring Entrepreneurial Passion: Conceptual Foundations and Scale Validation”