Kutlama Yapmak İnsana Özgüdür

Bütün toplumlarda insanlar yeni yıldan; sağlık, mutluluk, iyilik, bereket, huzur ve barış beklerler. Bu beklentilerini ifade etmek için yeni yıl kutlaması yaparlar.

Ünlü felsefeci Wittgenstein, insanın bir tür “törensel hayvan” (ceremonial animal) olduğunu söyler.  Kutlama yapmayan topluluk yoktur. Kutlama insana özgü bir davranıştır. Hem de çok eski bir davranıştır.

Anadolu kültürlerinin bayramları üzerine çalışmalar yapan Akdoğan Özkan; Musevi, Hristiyan, Müslüman dinlerinde bütün mezheplerin bayramlarının benzer olduğuna dikkat çeker. Mesela Muharrem ayının onuncu gününde aşure yapmak sadece Müslümanlara ait bir gelenek değildir. Nuh Peygamber’in Büyük Tufan’da elde kalan son malzemelerle yaptığı bu tatlı, İslamiyet’ten önce İsrailoğulları’nda da vardı, günümüzde Ermeniler, Rumlar, Bulgarlar ve Sırplarda da vardır.

Dünyanın farklı coğrafyalarındaki kutlamalar da birbirine benzer. Peru ve Guatemala’da Mayaların yaptığı kutlamalarla Orta Asya Şamanlarının ya da İran’da Zerdüştlerin kutlamaları arasında pek çok ortak nokta vardır. Kökleri Pagan geleneklerine dayanan bağbozumu şenlikleri hemen her kültürde mevcuttur. Kutlamalar evrenseldir.

Yazın bitişini ve mahsullerin toplanmasını kutlayan Almanların Oktoberfest’i de Protestanların Martin Luther’in anısına “St. Martins Day” adıyla yaptıkları kutlamalar da, Çin’deki Ay Festival’i de (Moon Festival) Amerika ve Kanada’da kutlanan “Şükran Günü” de hep aynı anlamı içerir. Hepsinin kökeninde uzun emekler sonunda elde edilen hasada şükretmek vardır.

Kutlama yapılan mekanların düzenlenmesi ve yemeklerin yapılması sırasında insanların gösterdiği iş birliği;  birlik, beraberlik ve paylaşma duygularını yüceltir. Bu duyguların yerleşmesini sağlar.

Kutlamalar bizim sıradan hayatlarımıza renk, neşe ve coşku katar. Kutlamalar bir yemeği “ziyafete”, bir buluşmayı “şenliğe”, bir yabancıyı “arkadaşa” dönüştürme gücüne sahiptir. Kutlamalar ve bayramlar insanları birbirine yaklaştırır, ruhlarını yumuşatır. Bütün kültürlerde kutlamalar barışa vesile olur, hayata anlam katar.

Her kutlama, insanlar arasında bir aidiyetin kurulmasına vesile olur. Kutlamalar sırasında insanlar, birlikte sevinir ve iyiliği paylaşırlar. Kutlamaların yarattığı duygusal enerjiyle insanlar kendilerini daha güçlü hissederler. Bayramların ve kutlamaların bir gelenek olarak devam ettirilmesi, bu olumlu duyguların toplumda yaygınlaşması ve toplumsal aidiyeti kuvvetlendirmek içindir.

Hangi amaç etrafında düzenlenirse düzenlensin her kutlama toplumsal ve kültürel bir “anlam yaratma” kaynağıdır.

Yılın ilk gününden son gününe kadar, çeşitli vesilelerle birçok özel günün varlığı bir tesadüf değildir. Resmi ve dini bayramların yanı sıra yılbaşı, dünya kadınlar günü, anneler ve babalar günü, öğretmenler günü, hacı Bektaş Veli anma günü, Şeb-i Aruz ya da yöresel şenliklerin hepsi bize toplumsal hayatımızın döngüsünü hatırlatır ve her birinin ifade ettiği anlamın farkında olmamızı sağlar. Kutlamalar toplumların sahiplendiği değerleri ifade etmesine imkan verir.

Durkheim, kutlamaların toplumda canlandırıcı bir işlevi olduğunu söyler. Kriz anlarına, zor dönemlere denk gelen tören ve kutlamalar insanların moralini yükseltir.

İ.Ö. 11000 yıllarına uzanan Göbeklitepe’de ilk tören alanlarına ait mimari kalıntılara rastlanıyor. Çatalhöyük sakinlerinin (İ.Ö. 6500) av bereketi için görkemli törenler düzenledikleri biliniyor. Kutlama yapmak bize ilk insandan kalmış bir mirastır.

Ben kutlamaların değerini bilmemiz, hepsinin hakkını vermemiz gerektiğini; sağlığımız elveriyorsa kısa bir süre için günlük hayatımızın dertlerini bir kenara bırakıp bu kutlamalara katılmamız gerektiğini düşünüyorum.

Kutlamanın coşkusunu, birlik ve dayanışma ruhunu paylaşmak kalplerimiz arasında köprüler kurar. Hangi mezhebe hangi siyasi görüşe hangi düşünceye ait olursak olalım, bu topraklarda yaşayan insanları birbirine bağlayan çok değerli bağlar var.

Ben bizi “birbirimize bağlayan” bu bağların, “bizi bölen” unsurlardan çok daha güçlü olduğuna inanıyorum.

Yeni yılı karşılamak bütün dinlerin, bütün kültürlerin sahiplendiği, “temiz bir sayfa açmak” anlamına gelen bir gündür. Her yeni yıla başlarken paylaşma, dayanışma ve iyilik duygularını yüceltiriz.

Siz de yeni yıla sevdiklerinizle yan yana girin. Onlara “Çam sakızı çoban armağanı” bir hediye alın. Hediye alamıyorsanız onları kucaklayın. Uzaktaki yakınlarınıza iyi dileklerinizi ifade edin, onların yeni yılını kutlayın.

Yeni yılın hepimize sağlık ve mutluluk getirmesini dilerim.


Yorumlar

  1. Temel Bey, her defasında tadı damağımızda kalan kısa öz ve anlaşılır yazılarınızı okumaktan çok mutlu oluyorum. Çok teşekkürler…
    bunları aslında kısa videolar şeklinde yapsanız belki daha çok insan faydalanabilir. Sevgiler/ Saygılar

  2. Çok güzel bir paylaşım. Okumak keyif verdi, mıtlu etti, bilgilendirdi. Teşekkürler Temel hocam. Yeni yılınız kutlu olsun. Sağlık, mutluluk ve neşe hep sizlerle olsun…Sağlıcakla kalın…

  3. Keyifle okudum
    Her salı gününü iple çekerek sizin yazınızı bekliyorum..
    Yeni yılda herşey gönlünüzce olsun

  4. Sevgili Temel,
    2013 yılının son yazısı da harika olmuş. Bütün bir yıl boyunca, senin yazılarını büyük bir keyifle okudum. Bizlere çok geniş bilgi dağarcığından damıtılmış bilgiler aktardın. Biz de senin bu çağlayanından yararlanmaya çalıştık.
    Mutlu yıllar dilerim.

    Levent Şimşek

  5. Teşekkür ederim Bora. Düzelttim; yas günlerinin de birlikteliği anma ve kutlama günleri olduğunu unutmayalım. Sevgiler. Temel

  6. Sevgili Temel Bey
    Yazınız çok güzel, en ufak bir kutlamaya tahammülü kalmayan, her kutlamanın arkası da özel amaçlar arayan anlayış maalesef ülkemizde birlikte mutlu olma, birlikte güzel duyguları paylaşabilmeyi imkansız kıldı. Oysa sizin anlattığınız gibi tamamen “insanca” bir özellik.
    Bu vesile ile sizinde yeni yılınızı kutluyorum, 2014’ün yaşamlarımıza sağlık, huzur, işlerimize başarı ve kazanç, ülkemize barış ve huzur getirmesini diliyorum.

  7. Merhaba,
    zihnimizi açan yazılarınız için teşekkürler.
    satır arasında şiiler aşure ve kutlama sözcükleri yanyana gelmiş.
    Şii ler Aşura günü yas tutar. Zira Kerbala katliamında Peygamber torunları diğer müslümanlar tarafından katledilmiştir. Ancak egemen sunni-emevi hegomonyası bu siyasi ve inanç olayını aşureyi kutlamayı devam ettirmiş ve gelenekselleştirmiş. Şimdi sünninin kutladığı şiinin matem tuttuğu gün gibi “istisna” günler / takvimler de vardır.
    Ötekinin değerlerini bilmeden, bilse de önemsemeden gün dayatmak sosyal risk getiriyor.

    Noel ve yılbaşı ayrımı konusuna dikkat çekmeniz çok iyi. Nitekim herkesin yılbaşı kutlama isteğini Noel diye engelleyen, kutlayanı afaroz eden bağnazlık tehlikeli olabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir