Markanız Sanal Alemde Ne Kadar Sahici?

Sosyal paylaşım siteleri sadece arkadaşlarımızla ilişki kurmamızı kolaylaştırmadı, ülkenin en ünlü köşe yazarına ulaşmamızı, satın aldığımız bir markanın hoşlanmadığımız bir davranışını herkese duyurmamızı, alışveriş alışkanlıklarımızı, gazete okuma ve televizyon izleme davranışlarımızı da değiştirdi. Sosyal paylaşım siteleri sayesinde siyasi liderlerle ilgili fikirlerimizi açıklamaktan tutun da yerel yöneticilere beklentilerimizi aktarmaya kadar her konuyu dile getirmek mümkün oldu.

Twitter bana gazete okumaktan daha zevkli geliyor. Neredeyse bütün haberlere Twitter sayesinde ulaşabiliyorum. Üstelik her zaman taze.  Artık eski gazete tiryakiliğim kalmadı. Gazete almaya devam ediyorum ama hiç gazete satın almadan da istediğim köşe yazarını okuyabiliyorum. Televizyon izleme alışkanlığım çoktan değişti zaten. Evde elimde bilgisayarım ya da tabletim olmadan zaman geçirmiyorum.

Twitter ve Facebook gibi siteler, tüketicilerin şikayetlerini duyurma mecraları oldu. Kimin şikayeti varsa bu sitelerde kendi sesini kolayca duyurabiliyor artık. Geçen gün bir meslektaşım anlattı, yeğeni büyük bir elektronik mağazasından bir akıllı telefon almış. Mağazadan çıktığı anda aldığı telefonun bozuk olduğunun farkına varmış. Mağazaya dönüp telefonu değiştirmek istemiş fakat isteğini kabul ettirememiş; meslektaşımdan yardım istemiş. Bir Twitter hesabı açmışlar ve ilk tweet olarak yaşanan olayı yazmışlar. Daha dakikalar geçmeden, söz konusu markanın genel müdürlüğünden arayıp telefonu değiştireceklerini söylemişler.

Artık Twitter ve Facebook sayesinde insanlar, markaların yönetimleriyle doğrudan ilişkiye geçebiliyorlar.  Bir müşterinin Twitter’da attığı 140 karakterlik mesaj, şirketin CEO’suna kadar herkesi harekete geçirme gücüne sahip. Eskiden “tüketici kral” denirdi ama aslına bakarsanız esas şimdi kral.

İnternet öncesi dünyada, markalar tüketicilere tek yönlü mesajlar gönderiyordu. Sadece tüketicilerin şirketlerle kurdukları diyalog değil, insanların kendi aralarında kurdukları iletişim, işin rengini büsbütün değiştirdi. Eskiden markalar kendileri hakkında kamuoyuna yansıyan bütün mesajları kontrol etme gücünü ellerinde tutuyorlardı ama sanal alemi kontrol etmeleri mümkün değil; çünkü sanal alem herkesin içerik ürettiği, herkesin yayıncı olduğu değişik bir dünya.

Sanal alemde ilişkiler daha sıcak ve samimi. İnsanlar da markalar da daha içten bir sesle konuşuyorlar. Mesajlar kısa, ayrıntıya girmek yok; çünkü ilgilenenler zaten ayrıntıları nereden öğreneceklerini biliyorlar.  Sanal alemin herkese öğrettiği en önemli şey, insanın karşısındakinin en az kendisi kadar zeki ve akıllı olduğunu bilerek davranması gerektiği. Sanal alemin en önemli kuralı tutarlı ve sahici olmak. Sahici olmayana bu dünyada yer yok.

Bazı markalar sosyal mecrada şeklen bir varlık gösteriyor. Bu tarz, sadece görüntüyü kurtarmak için sosyal mecraya giren markalar hemen fark ediliyor. Beceriksizlikleri, acemilikleri ve daha da önemlisi samimiyetsizlikleri hemen anlaşılıyor. Markalar, sanal alemin kurallarını öğrenmek ve kendilerini bu yeni dünyaya uydurmak zorundalar. Bunu yapamayan markalar bu alemde çok fazla sırıtıyor.

Sanal alem, göz boyamayı, samimiyetsizliği , “mış gibi” yapmayı,  hiç kaldırmıyor. Markalar eğer sosyal mecrada var olacaklarsa bu dünyanın ruhunu özümsemek zorundalar. Aksi takdirde kendilerine iyilik yerine kötülük yaparlar. Sosyal mecralarda başarılı olabilmek için markaların katılımcı, etkileşime, eleştiriye açık ve özellikle “kontrol” saplantısından kurtulmuş olmaları gerekir.

Jenerasyonlar üzerine araştırma yapan öğretim görevlisi Evrim Kuran, verdiği bir röportajda, Y Kuşağını “Saçmalık detektörü” olarak tanımlamış ve Y kuşağının, yapmacık veya saçma bir durum gördüğünde dayanamadığını, itiraz etmeye başladığını; Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a tepki vermekten çekinmediğini  söylemişti.

Gerçekten de bu zamanın ruhu şeffaflık, samimiyet, sahicilik üzerine kurulu bir ruhtur. Sosyal mecralar bu ruhun ortaya çıkmasında ve her geçen gün gelişmesinde hayati bir rol oynuyor. Sosyal paylaşım sitelerinin mantığını kavrayan markalar için büyük fırsatlar var.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Konuyla İlgili Makale ve Linkler

  1. Luxury Brands in Social Media : How to Maintain the Allure of Luxury Online

    http://www.brandchannel.com/images/papers/530_synthesio_wp_luxury_brands_social_media_0911.pdf
  2. Sheila Shayon, “Protecting Brands on Social Networks”, 2010

    http://www.brandchannel.com/home/post/2010/09/16/TMbiz-Social-Media-Brand-Protection.aspx
  3. Taking it Global

    http://www.tigweb.org/about/who/weare/founders.html
  4. Christian Felzensztein &Eli Gimmon, “Social Networks and Marketing Cooperation in Entrepreneurial Clusters: An International Comparative Study”

    http://www.clusterinnovation.com/doc/Felzensztein1.pdf
  5. Jason Hartline,Vahab S. Mirrokni, Mukund Sundararajan, “Optimal Marketing Strategies over Social Networks”

    http://www.wwwconference.org/www2008/papers/pdf/p189-hartline.pdf
  6. “Social Media Guide for Luxury Brands”, Abrams Research

    http://www.abramsresearch.com/static/guides-whitepapers/ARSM_Guide_Lux.pdf
  7. Thang N. Dinh, Dung T. Nguyen and My T. Thai, “Cheap, Easy, and Massively Effective Viral Marketing in Social Networks: Truth or Fiction?”

    http://www.cise.ufl.edu/~tdinh/papers/ht12_pids.pdf
  8. Tom Chapman, “Social Network Marketing, Engagement Marketing and Brands”

    http://www.socialnetworkmarketinguk.com/SNMreport2008.pdf
  9. Wikipedia, Social Media

    http://en.wikipedia.org/wiki/Social_media
  10. James L. Horton, “PR and Social Media”

    http://www.online-pr.com/Holding/PR_and_Social_media.pdf