Otoriter Değil, Alçak Gönüllü Liderlere İhtiyacımız Var

“Otoriter liderler”,  şirketleri yönetirken “birlikte başarmaya” değil, sadece kendi bildiklerini yapmaya odaklandıkları için, çalışanlar kendilerini şirkete yabancı hissederler, kendi görevleri dışındaki konulara ilgi göstermezler.

Hiçbir şirket, sadece tek bir insanın emir komutasıyla başarılı olamaz. Bütün kararları liderinin aldığı, başarının da başarısızlığın da bütün sorumluluğunu tek bir insanın üstlendiği bir şirketin çalışanları doğal olarak kendilerini şirkete ait hissetmez, şirketi benimsemez ve şirketi sahiplenmezler. Şirketleri başarıya götüren otoriter liderler değil; kuvvetli bağlarla birbirine bağlı, topluluk bilincine sahip, kendilerini bir bütünün değerli bir parçası hisseden çalışanlardır.

Tevazu yani alçakgönüllülük kibirli olmanın zıttıdır. Tevazu insanın her şeyi bilemeyeceğini peşinen kabul etmesidir. Bu bakış açısı son derece önemlidir çünkü Epictetus’un dediği gibi her şeyi bildiğini zanneden bir insanın yeni bir şey öğrenmesi mümkün değildir. Her şeyi bildiğini zanneden insan başkalarının sesine kulaklarını kapatır.

Tevazu insanın kendisine güveninin eksik olduğunu göstermez aksine insanın özgüveninin bir göstergesidir. Etrafınıza bir bakın; çok bilgili ve özgüvenli insanların neredeyse hepsi alçakgönüllü insanlardır. Bu insanlar bir konunun ayrıntılarını öğrenmenin ne kadar zor bir iş olduğunu bildikleri ve bu zorlu yolu kat ederek bilgi sahibi oldukları için kendileri gibi zorlukları aşarak bilgi edinmiş olan insanların varlığını bilirler. Bu insanların sesini duymak ve onların bilgisinden öğrenmek isterler. Bu anlayışa sahip olan alçakgönüllü liderler birlikte çalıştıkları insanların katkısını almak isterler. Bu davranış liderin ve çalışanların ortak bir hedef uğruna çalışmalarının temelini oluşturur.

Liderlik elbette önemlidir ama tek başına hiçbir lider başarılı olamaz. Bir şirketin başarılı olabilmesi için, o şirketin çalışanlarının kolektif bir bilince sahip olmaları gerekir. Henry Mintzberg, şirketlerin başarısının ortak bir amacın olmasına ve birlikte başarma kültürünün geliştirilmesine bağlı olduğunu söyler.

Aslında ait olmak ve birlikte başarmak her insanın doğasında var olan bir motivasyondur. Her insanın, bir gruba ait olma, birlikte başarma, takım olma duyguları; yardımlaşma, birbirine destek olma güdüleri çok güçlüdür. Şirketlerin insanın içindeki bu gücün farkında olmaları ve bu gücü ortaya çıkarmaları gerekir.

Bir şirkette çalışanlar kendilerini ait oldukları bütünün değerli bir parçası olarak hissederlerse, şirketi ve işlerini sahiplenerek yaparlar. Kolektif bilinç, bir şirketin çalışanlarının birbirini düşünmesinin, desteklemesinin, koruyup kollamasının, birbiri için sorumluluk üstlenmesinin yolunu açar. 

Dayanışma, yardımlaşma, birlikte başarma bilinci güçlü olan şirketlerde liderler “yukarıda” değil “ortada” durur; kendi pozisyonlarını değil kolektif ruhu güçlendirirler.

Bir şirkette topluluk ruhunu oluşturmak için, liderin yapması gerekenler şunlardır:

  • İşin sahibinin kendisi değil çalışanlar olduğunu, her tavır ve davranışında somut olarak göstermesi,
  • Kendini çalışanlardan soyutlayacak tavır ve davranışlardan kaçınması,
  • Farklı duruş ve fikirlere saygı göstermesi; her çalışanı bir birey olarak kabul etmesi ancak yine de bunu yaparken insanların birlikteliğini, takım ruhunu beslemesi,
  • Herkesin üstün taraflarını fark edip, şirketin bu üstünlüklerden yararlanmasını sağlaması,
  • Başarıyı ve başarısızlığı paylaşması. Yanılışlardan herkesin ders almasını sağlaması,
  • Ortak bir dil oluşturması, paylaşılan kavramlar, simgeler yaratması,
  • Her çalışanın kendisini “ev sahibi” olarak göreceği bir aidiyet duygusu yaratması.

Bu anlayış, her şeyin tek sahibinin otoriter bir liderin olduğu anlayıştan çok farklı bir anlayıştır. Mintzberg’in dediği gibi, daha az “otoriter liderliğe”, daha çok birlikte başarma duygusu oluşturacak “alçak gönüllü liderlere” ihtiyacımız var.

Not: Bu yazıyı ilk kez 19 Eylül 2017 tarihinde yayınladım.

Yorumlar

  1. Otoriter Değil, Alçak Gönüllü Liderlere İhtiyacımız Var . 100 PUAN 🙂

  2. Liderlik tespitleriniz güzel ve ufuk açıcı, ancak SWOT analizi konusunda bu düşüncelere taban tabana zıt görüşleri ifade etmenizi tam çözemedim… Hangisi sizce daha doğru?

  3. Çağdaş ve modern liderliğin gereğine vurgu yapmışsınız çok doğru bir şekilde…
    Teşekkürler

  4. Senol GUNES….
    Bence yazilanlari futbol dunyasinda uygulayabiliyor. Eger bir sirket yonetse idi yine ayni basariyi elde edecekti. İs dunyasinin senol guneslere ihtiyaci vardir.

  5. Önemli bir noktaya değinmişsiniz.Liderler başarı da en az pay sahibi başarısızlıkta ise en büyük pay sahibi oldukları bilinci ve tutumuyla hareket ederlerse zaten şirket onu doğal lider olarak kabullenecektir. eğer bu alçakgönüllü liderler karizmatik de olurlarsa ne ala…..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.