Öyküler Evrenseldir

Dünyanın en önemli öykücülerinden Gabriel Garcia Marquez, milyonlarca insanın hayatına dokunmuş, onları derinden etkilemiş bir yazardı. Ölümünün ardından Obama, küçük yaştan itibaren onun eserlerini okuduğunu, yazarın büyük hayranı olduğunu söyledi. Beşiktaş Kulübü Gabriel Garcia Marquez’in, “Beşiktaşlılık duruşu kavramının oluşmasına evrensel değerlerle katkıda bulunduğunu ve sadece kelimelerle bile dünyanın daha güzel, daha yaşanılır bir yer olabileceğini tüm insanlığa kanıtladığını” duyurdu. Dünyanın farklı yerlerinde ünlü sanatçılardan iş insanlarına kadar toplumsal, siyasal, kültürel liderler Marquez’in kitaplarından ne kadar etkilendiklerini anlattılar.

Marquez, ninesinden esinlendiği anlatım tekniğiyle tarihin en önemli yazarlarından birisi oldu. Dünya Kolombiya’yı ve Latin ruhunu Gabriel Garcia Marquez sayesinde tanıdı. Kitapları, İncil’den sonra İspanyolca yayınlanan eserler arasında  dünyanın en çok okunan kitapları oldu. “Yüzyıllık Yalnızlık” romanı, bütün dünyada 25 ‘ten fazla dile çevrilerek, 50 milyondan fazla sattı.

Peki, Marquez’in bu kadar çok okunmasının nedeni neydi? Nasıl oldu da Marquez dünyanın her yerinden bu kadar farklı insanı bu kadar derinden etkilemeyi başardı? Marquez’in  sırrı, sadece öykülerinde, Latin Amerika’nın büyüleyici dünyasını ve akıl almaz çelişkilerini mi anlatması mıydı? Evet, Marquez bütün eserlerinde Latin Amerika’nın yerel geleneklerini anlatıyordu ama dünyada insanlar hakikaten Latin Amerika’yı bu kadar mı merak ediyorlardı?

Marquez’i okuyan insanlar, sadece edebiyat merakı ve roman sevgisinden dolayı Marquez’e hayranlık duymuyor, bence Marquez’in insanları etkilemesinin ardında bundan daha derin nedenler var. Bill ClintonArkadaşı olmaktan, 20 yıldan uzun bir süredir o güzel yüreğini ve muhteşem zekâsını tanımaktan gurur duyuyorum.” demişti. Clinton’a göre Marquez, eserleriyle insanoğlunun en temel acılarını ve sevinçlerini yansıtmayı başarmış bir edebiyatçıydı.

Marquez’in bizi etkilemesinin sırrı, bizden çok uzakta, bizden çok farklı hayatları olan insanların yaşadığı çelişkileri, tarihsel gerçeklikler içinde anlatırken aslında bu insanlarla ve onların yaşadıklarıyla ne kadar çok ortak noktamızın olduğunu bize fark ettirmesinden kaynaklanır.

Kids practice reading and story telling

Marquez, Latin Amerika’daki insanların, İskandinavya’dan Güney Afrika’ya, Çin’den Avrupa’ya kadar bütün ülkelerdeki insanlarla aynı acıları, aynı sevinçleri yaşadığını anlatır. Marquez’i okuyan herkes insanı insan yapan ortak özelliklerin  neler olduğunu anlar.

Marquez’in dünyanın dört bir köşesinde yaşayan milyonlarca insanın kalbine girebilmesi, iyi bir öykü anlatıcısı olmasıdır. Sadece edebiyat değil, efsaneler ve destanlar da bize öykü anlatır. Şarkılar en güzel öykü biçimlerinden biridir. Sinema kendi dilinde öykü anlatır. En kısa öyküleri ise markalar reklamlarıyla anlatır. Siyasi liderlerin yürüttükleri etkili kampanyaların hepsi birer öyküdür.

Öyküler zihinden kalbe giden en kısa yoldur. İnsanların dikkatini çekmenin, onları gönülden ikna etmenin ve harekete geçirmenin en etkili yoludur.

Bir insanı mantık yoluyla ikna etmek neredeyse imkansızdır. İnsan, ikna edilmek üzere bir çabayla karşı karşıya kaldığında, içgüdüsel olarak bunu bir dayatma ve zorlama olarak algılar ve savunmaya geçer. İkna olmamakta direnir.

Buna karşılık insanlarla duygusal bir bağ kurup onlara kendilerinden bir parça bulacakları öyküler anlattığımızda ise onların kalplerini kazanmanın ve onları gönülden ikna etmenin yollarını açarız. İnsanlar, duygularına hitap eden öykülere içten cevap verirler.

Öykü anlatma, en etkili iletişim dili, en keskin ikna aracıdır. Ancak her anlatılan hikâye bu etkiyi yaratma gücüne sahip değildir. Her sezon başlayan ve büyük çoğunluğu kısa bir süre sonra yok olan TV dizileri, öykü anlatmanın temel ilkelerini yerine getirmedikleri için başarısız olurlar. Milyonlarca lira harcanan yapımlar fiyaskoyla sonuçlanırken bazen amatör bir kamerayla çekilen filmler gişe rekoru kılabilir. Başarıyla başarısızlık arasındaki fark öykülerin ne olduğu kadar nasıl anlatıldıklarıyla ilgili farktır. Öykü ne kadar tanıdık olursa olsun iyi anlatılırsa kendini dinletir.

Peki, Marquez öykülerinin gücü nereden gelir?

Tek bir insanın  korkusunu, sevincini, hayallerini, başarısı ya da başarısızlığını anlatan bir öyküde bütün insanlık kendinden bir parça bulup, öykünün büyüsüne kapılabilir. Marquez  tam da bunu yapar. Mesela hayali bir kasaba kurup önce orayı herkese son derece tanıdık bir yer haline getirir sonra kuşak kuşak kendi ailesini, fantastik komşularını anlatırken bütün karakterlerini insanlığın ortak yazgısıyla şekillendirir. Herkesin mutlu mesut yaşadığı, mezarlığı dahi olmayan bir yeri, öyle bir kurgular ki orası, bir modernleşme sürecinde hem çevrenin hem insanlar arasındaki ilişkilerin yıkımına sahne olur. Kendine has “büyülü gerçekçilik” denen anlatım tekniğiyle yoktan var ettiği mekanlarda tüm insanlığın yazgısını gözler önüne serer.  (New York Times gazetesinin tüm insanlık için “Eski Ahit’ten bu yana okunması gereken ilk edebiyat ürünü” olarak tanımladığı Yüzyıllık Yalnızlık’ta olduğu gibi)

Marquez’in dili baştan çıkarıcı, olağanüstü bir düşsel zenginliğe sahiptir. Anlatımındaki estetik zarafet en az öykülerinin içeriği kadar değerlidir.

Sadece Marquez değil, dünya çapında milyonlarca okuru yakalamış kitapların, filmlerin ya da verdikleri mücadeleyle insanları harekete geçiren Gandhi, Martin Luther King, Mandela gibi liderlerin; Steve Jobs, Anita Roddick  gibi girişimcilerin anlattıkları öykülerin ortak noktası, kendilerine ait bir konuyu, bir dil ustalığıyla öyküleştirerek evrensel değerlere dönüştürmeleridir. Bütün büyük liderler son derece kişisel konulardan insanlık adına büyük dersler, mesajlar çıkarmayı başarmış insanlardır.

Dünyaca meşhur film yönetmeni Kieslowski dünyanın her yerinde büyük beğeni toplayan filmleri için “En ilkel duygulardan söz ediyorum,  bizleri ayıran değil, birleştiren duygulardan söz ediyorum.” der.

Destanlardan antik dönem efsanelerine,  Hollywood filmlerinden ağıtlara kadar konu olan iyi öykülerin hepsinin evrensel bir içeriği vardır. Kültür, tarih, gelenek ve dil farklılıklarına rağmen dünyanın her yerindeki her çeşit insanın ruhuna işleyen öykülerin hepsi insanların temel duygularına hitap eder. Kızılderili reisi de Kars’taki bir öğrenci de Paris’teki bohemler de en derinde aynı duyguları taşırlar. Aynı duygulara sahip oldukları için iyi anlatılan bir öykü onlarda karşılık bulur. Hangi milletten, hangi dinden olursak olalım öyküler ortak yanımıza hitap eder. Sevgi, aşk, şefkat, merhamet, hoşgörü, çaresizlik, nefret, bencillik, kin,  intikam,  cesaret, görev bilinci, onur, şehvet, dayanışma, gizem… gibi evrensel konular öykülerin ana temalarıdır.

Öyküler, insanların hayattaki anlam arayışlarını dile getirir. Öykülerin gücü buradan gelir. Evrensel ve ölümsüz olmaları bu nedenledir. Christopher Booker insanları ortak bir anlamda buluşturma gücüne sahip evrensel 7 temel tema olduğunu söyler:

1.Büyük engeli aşmak. Öykünün baş rolündeki insanın yenmesi gereken kötü bir insan, aşması gereken bir engel, terk etmesi gereken kötü bir alışkanlık vardır. Öykünün başında biz onu önce tuzağa düşmüş bir insan veya bir mazlum olarak görürüz ama o, bütün düşmanları yener, bütün engelleri aşar ve kahraman olur.

2.Fakirlikten kurtulup zengin olmak. Başrollerde Hülya Koçyiğit, İzzet Günay ve Hulusi Kentmen’in oynadığı, besleme bir kızla, zengin bir delikanlının aşk öyküsünü anlatan “Kezban Paris’te” isimli filmde de olduğu gibi fakirlikten zenginliğe dönüşme öyküleri, farklı formatlarda da olsa, bütün insanların kendilerinden bir parça buldukları öykülerdir. Fakirlikten  kurtulup zengin olmak herkese hitap eden evrensel bir mesaj içerir.

3.Yeniden doğuş. Tıpkı fakirlikten zenginliğe geçiş öykülerinde olduğu gibi, başarısızlıktan, yenilgiden kurtulup, kendini yeniden yaratma üzerine kurulu temalar son derece çekicidirler. Ölümcül bir hastalığı yenmek, bir sakatlığı atlatarak olimpiyat rekoru kırmak, alkolik bir insanın bu alışkanlığının pençesinden kurtulması ya da batmış bir şirketin ayağa kalkıp tekrar başarılı olması gibi konuları işleyen öyküler herkesin dinlemek isteyeceği öykülerdir. Bu hikayelerden herkes ilham alır.

4.Görev bilinci. İnsanları etkileyen, öykülerdeki başarının bir mücadele sonunda gelmesidir. Tüm sıkıntılara rağmen mücadele etmek, kendisi ve sevdikleri hatta tanımadıkları kişiler için sorumluluk üstlenip fedakarlık yapan insanlar hepimizin kalbine dokunur. Bu nedenle “kurtarıcı” hikayeleri evrenseldir. İster küçük bir topluluğun ister bir ülkenin geleceğini kurtarsın bu insanlar bizim için gerçek kahraman olurlar. Onların kahramanlık öyküleri nesilden nesile anlatılır.

25

5.Yolculuk ve eve dönüş. Bir insanın kendini araması ve olgunlaşıp “eve dönmesi”. İlyada ve Odiseus, Gılgamış hatta Leyla ile Mecnun gibi destanlar, insanların kendilerini arama ve olgunlaşma (eve dönme) destanlarıdır. Son derece sembolik olan bu yolculuk ve sonunda “eve dönmek” aslında insanın kendinden daha iyi bir insan yaratma “yolculuğudur”.

6.Trajedi. İnsanlara hayatın zorlu ve acı yönlerini göstererek hayatta esas olanın sevgi, gurur, ahlak ve erdem olduğunu  anlatmak üzerine kurulu trajediler dünyanın her yerinde bütün insanlara hitap eden evrensel öykülerdir. Yaşamın kötü yanlarını ortaya koyan, insanların çektikleri acıları anlatan, hüzün ve korku dolu bu öyküler bir tür vicdan muhasebesi yaptırıp insanlarda bir arınma etkisi yarattıkları için güçlüdürler.

7.Mizah. Hayatın ve insanların gülünç yanlarının sergilenmesine dayanan, güldürürken düşündüren eserlerdir. Her gün başımıza gelen sıradan olayların ardındaki “bilgeliği” şakacı bir dille anlatan bu öykü tekniği Moliere’den Nasreddin Hoca’ya, Meddah hikayelerinden günümüz komedi filmlerine kadar uzanır. Keskin bir zekayla örülmüş, sürprizlerle dolu mizah teknikleri insanların “akıllarına takla atlatır”,  onların bütün kontrol mekanizmalarını boşaltarak güldürür, kahkaha attırır.

Öyküler insanlığın varoluş çabasına tercüman olur, onların kalplerine dokunur. Öyküler insanların kendilerini bulacağı bir anlam  dünyası yaratır. Öyküler insanların anlam arayışlarına karşılık verdikleri için ölümsüzdürler. Belirli bir tarihte, belirle bir coğrafyada, bizim hiç bilmediğimiz bir toplumda geçen bir öykü, içinde taşıdığı evrensel değerlerden ötürü bizim duygularımıza dokunur, kalbimize ulaşır ve bizim için bir anlam ifade eder.

İşte Marquez bunu yapmayı başardığı için büyük bir öykücüdür. Marquez’i büyük yapan, yerel bir toplumun öykülerini anlatması değil, dünyanın her yerindeki milyonlarca insanın kalbine dokunabilme başarısıdır.

Yorumlar

  1. Değerli Dostum Temel,
    Öyküler konusunu gerçekten çok ayrıntılı incelemişsin.
    Hedefi tam onikiden vurdun. Yürekten teşekkür ederim.
    Zira daha dün Pazarlama Yönetimi dersimde, reklamcılık ve satış tekniklerinde öykü anlatmanın öneminden söz ettim ve öğrencilerime Temel Aksoy hocanın web sitesini okuma ödevi verdim. Bakalım kaç kişi bu yazdıklarını okuyup derse gelecek.
    İçten selamlar. Sağlıcakla kal.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Konuyla İlgili Makale ve Linkler

  1. Wikipedia, Gabriel Garcia Marquez

    http://en.wikipedia.org/wiki/Gabriel_Garc%C3%ADa_M%C3%A1rquez
  2. Çınar Oskay, “Marquez’e Veda: Dünyada Yazmaktan Daha İyi Hiçbir Şey Yoktur.”

    http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay/81749/2/1/dunyada-yazmaktan-daha-iyi-hicbir-sey-yoktur
  3. Beş Yüz Günlük Fakirlik, Gabriel Garcia Marquez, Edebiyat Haber, Website

    http://www.edebiyathaber.net/besyuz-gunluk-fakirlik-gabriel-garcia-marquez/
  4. “Remembering Gabriel Garcia Marquez, Storyteller Who Resonated with Readers Around the World”

    http://www.pbs.org/newshour/bb/remembering-gabriel-garcia-marquez-storyteller-resonated-readers-around-world/
  5. Amy Sickels, “Gabriel García Márquez: Cultural and Historical Contexts”

    http://salempress.com/store/pdfs/marquez_critical_insights.pdf
  6. Allen B. Ruch, “The Uncertain Old Man whose Real Existence was the Simplest of his Enigmas”

    http://www.themodernword.com/gabo/gabo_biography.html
  7. Christopher Booker, \"The Seven Basic Plots: Why We Tell Stories\"

    http://en.wikipedia.org/wiki/The_Seven_Basic_Plots
  8. “The 7 Story Archetypes, and How They Can Dramatically Improve Your Marketing.”

    http://socialmediatoday.com/tommyismyname/383348/7-story-archetypes-and-how-they-can-dramatically-improve-your-marketing
  9. Tim Nudd, “7 Basic Types of Stories: Which One Is Your Brand Telling? Creatives Explore Humans\' Archetypal Plots”

    http://www.adweek.com/news/advertising-branding/7-basic-types-stories-which-one-your-brand-telling-144164
  10. The Writers Journey, Website

    http://www.thewritersjourney.com/
  11. Adem Can, “Homeros Destanları İle Dede Korkut Hikâyeleri Arasındaki Kurgu, Yapı, Tip Ve Tema Benzerlikleri”

    http://turkishstudies.net/Makaleler/435959781_19Can%20Adem.pdf
  12. Mehmet Arslantepe, “Popüler Sinema Filmlerinde Hikâye Anlatımı“

    http://www.aku.edu.tr/AKU/DosyaYonetimi/SOSYALBILENS/dergi/X1/M.Arslantepe.pdf
  13. PJ Manney, “Empathy in the Time of Technology: How Storytelling is the Key to Empathy”

    http://jetpress.org/v19/manney.pdf
  14. Guilermo Franco,“Journalists as Storytellers”

    http://www.nieman.harvard.edu/reports/article/100180/Journalists-as-Storytellers.aspx
  15. Sander Faas, Anton Nijholt, and Dirk Heylen, “The Virtual Storyteller: Story Creation by Intelligent Agents”

    http://eprints.eemcs.utwente.nl/6729/01/VirtualStoryteller_TIDSE2003.pdf
  16. Dr.Stanislav.Semerdjiev, “Catharsis: The Common Goal of Storytelling and Life”

    http://www.elia-artschools.org/images/products/51/Semerdjiev%20-%20Catharsis.pdf