Öyküler Nasıl İkna Eder?

Bir siyasetçinin ya da bir iş insanının kendi fikirlerini öykülerle anlatmasını çoğu insan yadırgar, garipser, doğru bulmaz. Çünkü onlar  öykülerin sadece çocuklar için olduğuna inanırlar. Eğer konu ciddiyse  insanların mantığına hitap etmek gerektiğini düşünürler. Öykü anlatmanın hem konuyu  “sulandıracağı” hem de öyküyü anlatanı “hafifleteceği” endişesini duyarlar.

Oysa bunun tam tersi doğrudur. Mesela bir insana “ayrıcalıklı” olmayı anlatmanın en iyi yolu,  soyut kavramlar yerine Nasreddin Hoca’nın “Ye Kürküm Ye” öyküsünü anlatmaktır.

Sevgi, adalet, hoşgörü, onur, bilgelik, sadakat, vefa, iyilik, fedakârlık, mücadele gibi kavramları öykülerden daha etkili anlatacak başka hiçbir araç yoktur. Sadece bunlar gibi soyut kavramları anlatırken değil, hayatın pek çok alanında bir insanın dinleyenleri etkilemek için kullancağı en güçlü  yöntem öykü anlatmaktır.

Öykülerin neden ve nasıl etkili olduklarının sağlam nedenleri vardır:

1-Öyküler insanların mantıklarına seslenmez. Öyküler insanların duygularına hitap ederek mantığın duvarlarını aşarlar. İyi bir öykü, kullandığı benzetmeler (metaforlar) ve simgelerle insanların hayal güçlerine hitap eder. Bazı öyküler insanın içindeki kahramanı harekete geçirir. Bazı öyküler insanların “haksızlıklara” karşı koymalarını tetikler. Hangi konuyu işlerse işlesin öyküler, insanın söz konusu durumu sembolik olarak “yaşamasını” sağlar. İyi anlatılan bir öykü güçlü bir mıknatıs gibi dinleyeni kendisine çeker. Öyküyü dinleyen, öykü anlatanın dünyasına girer. İkna olmaya yakınlaşır.

2- Bir fikri mantık yürüterek kabul ettirmek, bir tarafın kazanacağı ve diğer tarafın kaybedeceği bir durum yaratır. Aslında birbirleriyle işbirliği yapması gereken insanlar bile çoğu zaman sırf yenilmemek için kendi fikirlerinde ısrar ederler. Mantık mücadelesi her zaman bir kazanan-kaybeden dengesizliği yaratır ve insanları birbirlerinden uzaklaştırır, kutuplaştırır. Öyküler bu olumsuz etkiyi olumlu kılmada çok önemli bir rol oynarlar; çünkü her öyküde herkes için “kıssadan hisse” vardır. Öyküler “iğneyi kendimize, çuvaldızını başkasına” batırmayı anlatırlar. Bu anlamda öyküler eşitleyicidir. Öykü anlatarak en sert durumları bile yumuşatmak mümkündür. Öykü direnç yaratmaz. Öyküler, taşıdıkları bilgelikle uzlaşamaz görünen insanların bile aynı yöne bakmalarını sağlarlar.

3-Öyküler, her birimizin içindeki güçlü yönleri ortaya çıkardığı kadar, zayıflıklarımıza da işaret eder. Öyküler içimizdeki “insana” dokunduğu için etkileyicidir. Zalim bir diktatörün ölen kedisinin arkasından ağladığını öğrenmek, o diktatörün içindeki insanı gösterir. Öyküler “acımasız” bir kadının içindeki “masum küçük kızı”, soğuk bir adamın içindeki “şefkati”, suçlu bir insanın içindeki “kurbanı” görmemizi sağlar. Öyküler insanın hem iyi hem de kötü yanlarını bir potada eritip kalplere seslenirler. Bu nedenle çok karmaşık insani gerçekleri anlatma gücüne sahiptirler.

4- Öyküler bağ kurar. Durumlara, konulara, sorunlara, kişilere bir “anlam” ve “bağlam” kazandırır. Veriler, istatistikler, bilimsel önermeler son derece kurudur, sıkıcıdır, merak uyandırmazlar. Ne kadar gerçek ve doğru olursa olsun bilgi kendi başına birçok zaman kafa karışıklığına sebep olur. Ama öyküler bilgileri hayatla ilişkilendirir; bilgilere anlam kazandırır. Öyküler gerçekleri ete-kemiğe büründürür.

5-Hangi ülkeye ya da kültüre ait olursa olsun, öykülerin evrensel bir etkiye sahip olması, aslında bütün insanlığın ortak bir bilinçaltını paylaşmasından kaynaklanır. Öyküler yoluyla hiç tanımadığımız insanlarla bağ kurabiliriz. İyi bir öyküyü dinlediğimizde onların da bizim gibi, bizim de  onlar gibi olduğunu anlarız. Bir kere güven sağlayıp bağ kurduklarında insanlar birbirlerini dinlemeye başlarlar; uzlaşmaya açık hale gelirler.

6- Öyküler, düşüncelerimizi sadece etkili bir şekilde iletmekle kalmaz bunların aynı zamanda kalıcı olmasını sağlar. İçinde duygu olmayan bütün mesaj unutulmaya mahkûmdur. Ama insanlar duygu içeren mesajları hiç unutmazlar. Okulda ezberlediğimiz formülleri, kitaplar devirdiğimiz dersleri unuturken içinde yoğun duygu barındıran çocukluk ve gençlik anılarımızı daha dün gibi hatırlamamız bu nedenledir. Öykülerin çimentosu duygudur. Öyküler duygu yüklü oldukları için unutulmaz.

7-İyi başlayan bir öykü, daha ilk cümlesinde bir tür “trans” durumu yaratır. “Biliyor musun bugün ne başıma geldi…” diye söze başlayan bir arkadaşımıza kayıtsız kalamayışımız bundandır. İnsanlar ne kadar ilgisiz olurlarsa olsunlar, böyle bir “davete” kulak vermeden edemezler. İnsanlar öykülerin giriş cümlelerini duyar duymaz rahat bir pozisyona geçip dinlemeye başlarlar. Bu cümleler insanları o anda yaşadıkları gerçeklerden uzaklaştırıp masal dünyasına götürür. O dünyada insanlar kalplerini paylaşmaya, anlamaya açarlar. Gergin ve savunmada olan insanlar bile bir hikâye anlatıldığında gevşerler. Merakları uyanır ve kendilerini öyküye verirler. Kendilerini açarlar.

Öyküler nasıl ikna eder?

8-Öykülerin etkileyici olması, insanlarda “Ben de oradaydım” hissi yaratmasından kaynaklanır.  Duyguları harekete geçiren bir öykü, dinleyenlerin anlatılanları gerçek gibi algılamasına yol açar.  Şehir efsaneleri böyle oluşur. Öykünün her aktarımda güçlenen detayları sayesinde insanlar bu öyküleri kendilerini yaşamış hissine kapılırlar. Okul yıllarında bize anlatılan öykülerin, zamanla bizim “yaşadığımız”  öykülere dönüşmesi bu nedenledir. Bu psikolojik bir olgudur. Bir öykü ne kadar “gerçek bir deneyim hissi” yaratırsa o kadar “gerçek” algılanır.

Hangi işi yaparsak yapalım hayatımızda öykülere daha çok yer açmamız gerekiyor. Öykü anlatmada daha ustalaşmalı, daha çok öykü anlatmalıyız. Özellikle liderlerin öykülerden daha çok yararlanmaları lazım. Bence bir liderin en etkili silahı öyküleridir. Bir fikri benimsetmenin, bir vizyonu yaymanın, insanları motive etmenin, takım ruhu yaratmanın, kaygıları dindirmenin, zorlukları aşmanın, çatışmaları çözmenin en hızlı ve en etkili yolu öykülerden geçer. Bütün liderlerin bu hazinenin farkına varmaları gerekir. (Liderlik Dili, Öykü Dilidir.)

Yorumlar

  1. Merhaba Temel Bey, yazılarınız çok güzel. Zevkle okuyorum, okuyacağım. Öyküleri çok severim. Etkileri gerçekten de yazdığınız gibi. Gerçek yaşam öykülerini de çok severim, okurum. Vehbi Koç un okuyorum bu günlerde. Nejat Eczacıbaşının okudum. Romanlarda ve filmlerde de gerçek yaşam öyküleri çok severim. Sizinle henüz tanışamadım, ilk fırsatta tanışacağım. Eşinizi de uzun zamandır beğeni ile takip ediyorum. Şerife Hn ile de inşallah ilk fırsatta tanışmak kısmet olur. İyi günler, iyi çalışmalar. Selamlar, sevgiler

  2. Gün geçtikçe “hikaye anlatımı” konusu daha fazla ilgimi çekmekte ve Türkçe kaynakları araştırmaya başladım. Sizin önerdiklerinizi de inceliyorum. Ama yukarıdaki 1 kaynak maalesef piyasada yok. Başka kaynaklara başvuracağım. Örneklere ihtiyacım var ki kendi öyküleri çeşitleyebileyim. Çocuk yetiştirmede de etkili olacağını düşünüyorum.Paylaşım için teşekkürler.

  3. Faydalı bir yazı.Teşekkür ederiz Temel Bey.İlkokul çağlarında Kahramanların öykülerini
    okuyarak büyüdük.Onları rol model edindik,onlardan esinlendik.Aslında farkın da olmadan ikna olduk,Lider olduk ve onları hiç unutmadık.

  4. Hocam tüm yayınlarınız ilham veriyor. Bildiklerimizi güçlendiriyor. Bu yazınızın ekine gerçek bir öykü yazarak tamamladaydınız harika olacaktı. Saygılarımla

  5. Hocam merhabalar sizi ;
    Bir ferdi olmaktan her zaman gurur duyduğum işim sayesinde tanıma fırsatım oldu 09-12-2019 tarihindeki konuşma yaptığınız topluluğun içinde yer alıyordum ve yazılarınızı uzun bir zamandan bu yana beğeniyle okuyor ve takip ediyorum.
    Sadece şunu bilmenizi isterim İyiki tanımışım sizi teşekkür ediyorum, paylaşımlarınız için ayrıca teşekkür ederim
    Saygı ve sevgiyle kalın ışıltılı günler dilerim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir