Türkiye Televizyonu Çok Seviyor

İnternetin hayatımıza kattığı  Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal paylaşım siteleri televizyonun iktidarını sarstı ama televizyon hala dimdik ayakta.

Türkiye’de dizi izlemeyen yok, neredeyse herkes en az bir TV dizisini sürekli izliyor; izlemekle de kalmıyor kendini dizilerle öylesine kaptırıyor ki günlük konuşmalarını bile diziler belirliyor. Dizi karakterleri küçük büyük herkesin gündelik hayatına yansıyor. İnsanlar bir yere söz verirken bile o günkü TV’de izledikleri diziye göre davranıyorlar.  Haberlerden filmlere, tartışma programlarından yarışmalara, magazin programlarından maçlara kadar son derece geniş bir yelpazeyi, yirmi dört saat hiç durmadan yayın yapan televizyondan başka bir mecra yok.

İnternet ve sosyal mecralar bugün çok gelişti ve TV yayıncılığına kıyasla birçok üstünlük de barındırıyorlar; ama bunların hiçbiri henüz geniş kitleleri televizyondan vazgeçirebilmiş değil. Dünya  hala TV izliyor. Türkiye, günde ortalama 4 saat ile dünyanın en çok TV izleyen ülkelerinden birisi.

Televizyonda izlediğimiz diziler, yemek ve sağlık programları, spor karşılaşmaları, müzik programları ve yarışmalar, popüler kültürün içeriğini oluşturur. Popüler kültür, eğitimli-eğitimsiz herkesin ilgi alanıdır, halkın kültürüdür; zamanının ruhunu yansıtır. İstesek de istemesek de hepimiz popüler kültürün içinde yaşar, popüler kültürden etkileniriz. Tercihimizi bazen daha seçkin olandan yana kullansak da, popüler kültürü görmezden gelmemiz mümkün değildir. Hele yaptığımız iş siyaset, pazarlama gibi kitlesel işlerse popüler kültür, bizim temel ilgi alanımız haline dönüşür. Eğer bir siyasetçi ya da bir marka yöneticisi popüler olanı ıskalarsa, kendi hedef kitlesine  yabancılaşır.

0001-53853435

İnternetin hayatımızda kapladığı yer artsa da TV, hala hepimiz için çok önemli bir alışkanlık. Bir arkadaş gibi neredeyse bütün faaliyetlerimizin bir parçası olmuş durumda. Yemek yerken, sohbet ederken, her türlü ev işini yaparken televizyon hep açık. Zaten ortalama bir evde 2 TV cihazının olması da televizyonun hayatımızdaki öneminin bir göstergesi. İlkel insanın ateşin etrafında toplanarak öykü  dinlemesi gibi bizler de TV’nin etrafında toplanıyoruz.

Çoğu ülkede televizyon izlemek, uyuma ve çalışmanın ardından toplumun üçüncü en önemli etkinliğidir. TV, insanların hayatlarının merkezindedir.  Ünsal Oskay , eski toplumlarda insanların duyduğu endişe ve merakın masal ya da öykü anlatılarak giderildiğini; bunun yerini bugün TV programlarının  aldığını söyler.

Bir markanın geniş kitlelere ulaşmasında TV hala büyük önem taşıyor. Gerek reklamlar gerekse programlarının içine ürün yerleştirme uygulamaları markalar için hala vazgeçilmez iletişim araçları. Marka bilinirliği ve marka algısı yaratmak için televizyonun önemi, bütün marka yöneticileri tarafından kabul edilen bir gerçek.

Hala televizyon, kitleleri bilinçlendirmede kullanılacak en etkili araç. Doğru ve ahlaki amaçlar için televizyonun gücünü kullanmak, televizyon programlarının içeriğini bu anlayışla hazırlamak son derece etkili. Bugün Türkiye’deki televizyon kanallarında izlenen ilk beş dizisinin sahipleneceği herhangi bir sosyal amaç, bütün topluma tanıtılabilir hatta toplumun bu konuda davranışları bile değiştirilebilir. Trafik, ırkçılık, kadına şiddet gibi konular TV dizilerinde bilinçli bir şekilde işlenerek toplumu doğru şekilde yönlendirmek ve bu konularda bir bilinç oluşturmak mümkündür.

Televizyonun bir reklam mecrası olarak, eskisi kadar etkili olmadığı ve bu nedenle de değerinin düştüğü çok sık gündeme gelen bir konu. Kanal sayısının fazla olduğu ve reklam kuşağı sırasında insanların başka kanallara geçtikleri ya televizyon başından kalktıkları bilinen bir gerçek. Ancak yine de TV reklamları, pek çok ürün kategorisi için hala en etkili araç. Televizyonun geniş kitlelere hızlı ve etkileyici bir şekilde ulaşabilme yeteneği, bugün itibariyle markalar için vazgeçilmez.

0001-53853902

Her markanın bu gerçeği kabul etmesi ve bütçesi elverdiği taktirde TV kullanması gerekir. Mühim olan televizyonun  modern bir “öykü anlatma platformu olduğunu unutmamak ve evrensel öykü dilinden yararlanmaktır.  Bunu başaran markalar rekabet avantajı sağlar. Yaratıcılık, prodüksiyon kalitesi ve etkili öykü anlatıcılığı birleştiği zaman televizyonun etkisi çok artar.

Reklamcının yaratıcı zekasıyla ortaya çıkmış bir marka öyküsü, sahip olduğu prodüksiyon kalitesiyle televizyon gibi büyük bir mecrada boy gösterdiği zaman bir gecede geniş kitlelerin dikkatini çekme, onların hayatına değme, onların zihnine girme gücüne sahip.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Konuyla İlgili Makale ve Linkler

  1. Paul Rutherford, "The New Icons: The Art of Television Advertising"

    http://pi.library.yorku.ca/ojs/index.php/lh/article/viewFile/6997/6181
  2. Jonathan Goldstein, “Neil Postman's Criticisms of the Television Medium”

    http://www.aber.ac.uk/media/Students/jog9901.html
  3. Uğur Aktekin & Başak Gürbüz, “Türkiye’de Örtülü Reklamlar Ve Uygulamadaki Durum”

    http://www.gun.av.tr/assets/file/turkiye%E2%80%99de-ortulu-reklamlar-ve-uygulamadaki-durum.pdf
  4. “Dizilere 'Ürün Yerleştirme' Trendi KOBİ'lere Şimdilik Uzak Görünüyor”, Dünya, Haber

    http://www.dunya.com/dizilere-urun-yerlestirme-trendi-kobilere-simdilik-uzak-gorunuyor-149921h.htm
  5. Wikipedia, Product Placement

    http://en.wikipedia.org/wiki/Product_placement
  6. Kenneth C. Wilbur, Michelle S. Goeree, Geert Ridder,“Effects of Advertising and Product Placement on Television Audiences”

    http://peitz.vwl.uni-mannheim.de/fileadmin/user_upload/peitz/lehre/Wilbur_Advertising_forMannheim.pdf
  7. “Sivil Toplum Örgütleri ve Medya İlişkisi Konferans Raporu”

    http://www.google.com.tr/url?sa=t&rct=j&q=&esrc=s&source=web&cd=1&ved=0CCgQFjAA&url=http%3A%2F%2Fwww.medyamerkezi.org%2Farticlefiles%2F23061-IMC-A5Report-Tr(Final).doc&ei=5xEKU_W3KeGZ0AXe-4CgDw&usg=AFQjCNFQsuucR9rM4eLHo3IkXYQTcc4Blg&bvm=bv.61725948,d.d2k
  8. Horace Newcomb, “Television as a Cultural Forum “, MIT

    http://web.mit.edu/21l.432/www/readings/tv%20as%20a%20cultural%20forum.pdf
  9. Douglas Kellner, “Critical Perspectives on Television from the Frankfurt School to Postmodernism”

    http://pages.gseis.ucla.edu/faculty/kellner/essays/criticalperspectivestv.pdf
  10. Monica Brasted,”Through the Looking Glass: Class and Reality in Television”

    http://www.sociology.org/content/2004/tier2/brasted.html
  11. “Toplumun Kültür Politikaları ve Medyanın Kültürel Süreçlere Etki Algısı Araştırması”

    http://www.sinema.gov.tr/kaynaklar/file/Toplmn_Kultur_Politikalari_ve_Medyanin_Kltrel_Sureclere_Etki_Algisi_Arastirmasi.pdf
  12. Bilgen Aydın Sevim, “Walter Benjamin’in Kavramlarıyla Kültür Endüstrisi: “Aura”, “Öykü Anlatıcısı” ve “Flâneur”

    http://www.sosyalarastirmalar.com/cilt3/sayi11pdf/sevim_bilgen.pdf
  13. Babette Moeller, “Learning from Television: A Research Review”

    http://www.dcmp.org/caai/nadh175.pdf